14 Haziran 2023, Çarşamba / Akbaş - Bigadiç, 74 km (11. gün)
Gülay’da iyi dinlendim. Çok da rahattı odası-yatağı, mis gibi uyudum. Akşam 12’ye doğru ışığı söndürüp uykuya geçtim. Sabah 5 buçuk uyanış saatim. Biraz oyalanıp 6’yı geçe ayaklanıyorum. Gülay daha uyanmamış. Fazla ses yapmadan hazırlığa başladım. Malum işler, toparlanıp çantaları doldurmak ve alt kata girişe taşımak ve bisikleti saklandığı yerden çıkartıp yüklemek. Bu arada Gülay da uyanıyor. Hava kapalı gibi, serin geldi. İnce yelek yerine ‘windstopper’ yeleği giyiyorum. Gülay bana nefis bir yolluk hazırlamış, mercimekli börek, peynir, domates ve ekmekten oluşan bir paket. Çekilen foto sonrası arkadaşıma veda edip Akbaş’tan ayrılıyorum, saat 07.38. Köy daha uyanmamış. Kahvede sadece 1 kişi görüyorum. Etnografya Müzesi önünden geçerek ana yola bağlandım. Yeleği giymem iyi oldu. Yokuş aşağı giden yolda rüzgar esiyor. Asfalt kaliteli olduğundan hızla iniyorum. Balıkesir diye sola sapmamla işlek, gürültülü bir şehirler arası yoldayım. Neyse ki güvenlik şeridi geniş, oradan gidiyorum. Duble yol, araçlar hızlı. Doğu yönündeyim.
Yol inişli çıkışlı, sürekli olmasa da dümdüz değil. Gerçi bu iyi, hareket katıyor. Bugün Bigadiç, 74 km gibi. Bigadiç öncesi bir tırmanışım olacak. Buraları etçilerle dolu. Sırayla sağda solda lokantalar falan görülüyor. Amma çok kirpi gördüm ezilmiş. Nasıl içim sızlıyor bunlara rastladıkça. Bir de kedi. Ne işi vardı bu yolda acaba?
Ses kayıt cihazı gene “low battery” diye uyarı vermeye başladı. Halbuki değil. Aç kapa yapınca düzeliyor. Kontak temizleyici sıkmış düzeldiğini sanmıştım. Gene İstanbul’da yapmalıyım.
Hava bir güneşli bir bulutlu oluyor. Tam ısındı ince yeleği giyim diyorum gene soğuyor. Tepeler var çıkılıyor %6-7 ile, ama asfalt düzgün olduğundan çok sıkıntı vermiyor. (...) Saat 9, hava 19,7 °C, 31 km.deyim. Balıkesir’e uzun bir yokuştan, 225 m rakımdan inilerek girildi. Hızlı olduğumdan levhasını çekemedim. Ortalamam 22,5 km/s ve doğu yönündeyim. Atatürk Evi’ni gör demişti Gülay. Solda olduğunun yazısı gelmesiyle sapıyor ve biraz dolanıp önüne çıkıyorum. Banklardan birine dayayıp Selanik’teki Atatürk Evinin kopyası olan binaya merdivenlerden çıkarak giriyorum. 3 katlı. Girişte doldurulan defter sonrası ücretsiz geziliyor. Bu katta Atatürk ve Milli Mücadele, Atatürk ve Devrimleri, Atatürk'ün Doğa Sevgisi, bir üst katta Şehitler Anı Alanı, Zübeyde Hanım Anı Alanı, Son Kurşun Koleksiyonu Sergisi, Balıkesir ve Kuvayi Milliye Odası ile Gösterim Odası bulunmakta. En alt katta ise Atatürk ve Çocuk, Atatürk'ün Balıkesir Ziyaretleri ve Kütüphane yer almış. Her katta bir açıklama yapan personel sizi karşılıyor. İnteraktif medya, fotolar, videolar, Atatürk’ün balmumu heykeli, gaziler şehitler… Çok etkileyici ve duygusal bir mekan. Gerçekten her seferinde gözlerim doluyor bu insanın başarısını izlediğimde. Nasıl yüce bir insan. Her türlü zorluğa karşın başarıları… Hiç kolay olmayan yaşamı haliyle onu yıprattı ve aramızdan ayrılışı erken oldu. Ardından TC yılların içinde inişe geçti ve bugün çakılmanın eşiğinde.
Personelin ikram ettiği çay sonrasında tekrar yoldayım, saat 10. Balıkesir’in içinden geçerek, yol sorarak üniversite-Bigadiç diye tren istasyonundan sağ yapıp il dışına çıkıyorum. Hava açtı, 27 °C, Ata evinde ince yeleğe geçtim. 38,5 km.deyim. 40 km kadar bir yolum kaldı. Ortalamam 22,7 km/s, rakım 151 m. Yol gene aynı, sıcak asfalt, geniş güvenlik şeridinden gidiyorum. Yolun bu kısmını fi tarihinde pedallamıştım, Manisa’ya kadar. Balıkesir Üniversitesi Çağış Kampüsü geçiliyor, Teknokent geliyor. 55,60 km.deyim. Bataryayı değiştirmek için Çağış köyü girişinde duruyor, durmuşken de karnımın açlığını Gülay’ın mercimekli böreğiyle bastırıyorum. Saat 10.59, hava 24,4 °C, ortalamam 22,4 km/s ve rakım 206 m.
2+2+2 nedir bilir misiniz? Futbol dizilişi mi sandınız? Hayır, bu bir vardiya sistemidir; 2+2+2 vardiya sisteminde işçi 2 gündüz 12/12 çalıştıktan sonra 2 gece 12/12 çalışıyor ve ardından 2 gün yani 48 saat istirahat ediyor. Arka arkaya iki gün izne sahip olmayı sağlayan sistem bazı işçiler için çok avantajlı olarak görülüyor : ))
Yolda, benim tarafımda tek bir benzinci gelmiyor. Tek tük gelenler karşıda. Yolun da ortası bariyerle kapalı olduğundan geçilemiyor. Bigadiç öncesi bir tepe aşılacak, yavaştan çıkıyorum. Anayollarda eğim %8’i geçmiyor genellikle. 464 m, zirvesine geldim. Saat 11.35, hava 30,1 °C, ort. 21,3 km/s. Geride 63,16 bırakmışım. 15 km falan kaldı. Şimdi güneşin önüne bulutlar geçti, hafif bir esinti oluyor.
Tepe sonrası keyifli bir inişle Bigadiç’e yaklaşmaktayım. Önceki gelişimde merkeze girmemiş, çevre yolundan devam etmiştim. Bu sefer burada kalacağımdan düz devam ediyor, levhası önünde çekilen foto sonrası Belediye Otelini arıyorum. Fazla merkeze girmeden sağda geliyor. Önü bir meydan, bir park, masalar falan var. Oturanlar da. Saat tam 12 ve 74 km tutmuş yolum. Bisikleti duvara dayayıp kapıda duran beyin de Hakan Bey olduğunu öğreniyorum. Telefonda konuşmuş yerimi ayırmıştı. Bir çay eşliğinde dinlenirken odanın da temizliği tamamlanıyor. Bisiklet hiç dert edilmiyor. Hemen içeride bir köşeye alınıyor. Mustafa ve Hakan Beyler bisikletle ilgileniyorlar, onlara özelliklerini anlatıyorum. Oda 202 1. katta. Eşyaları iki postada taşıyıp çift yataklı odaya yerleşiyorum. Geceleme 305- TL, karttan çekiliyor. Duş alınıp, aletlerin şarja takılması… İnternetin odada olması harika. Tabletten biraz gazete okumaca, hafif kestirmece ve 3 buçuğa doğru hazırlanıp belediyenin yolunu tutmaca.
Bigadiç, ekonomisinde hayvancılık ile ülke çapında bir üne sahiptir. Öyle ki, ilçe büyük tüketim merkezlerine önemli miktarlarda yumurta sağlamaktadır. Yine özellikle küçükbaş ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliği ile ünlü olan yerleşim, yurt çapında büyük restoranlarda marka haline gelmiştir. İklim civara göre daha az şiddetlidir. Oldukça verimli olan ovasında her türü tahıl ve bakliyat yetiştirilmekle birlikte pamuk, şekerpancarı, domates, kavun ve her türlü sebze üretimi de yapılabilmektedir. Bunun yanında en az 400-500 yıllık bor rezervi ile Bigadiç, Türkiye’nin en önemli madencilik merkezlerindendir.
Alınan bir Uludağ soda ile (5-, Çanakkale’deki bakkal 6 almıştı) gölgeden yürüyerek belediyenin yokuşunu çıkmaktayım. Pek gösterişli olmayan binaya girip 2. katta Yazı İşl. Md. Mustafa Beyi aramaca. Masasında değil, beklerken diğer personel ile sohbet ediyorum. Bigadiç’te termal olduğunu öğreniyorum. Özellikle Roma devrinde önemli bir kaplıca merkezi. Mustafa Bey, kalma konusunda aradığımda beni otele, Hakan Beye yönlendiren kişi. Amacım tanışmak ve teşekkür etmek. Bulunup gelmesiyle, haliyle bisiklet turumu anlatıyorum. İlgi çekiyor konu. Biraz da Bisiklet Turizminden söz ediyorum. Eurovelo yolları vs... Çay ikram ediliyor. Giren çıkan çoğalınca ben de meşgul etmemek üzere veda ediyorum. Ayrılırken Atatürk Evinde verilen kitabı hediye ediyorum. Taşıyacak yerim yok. Kartımı vermek isterken fark ediyorum ki cüzdanı odada unutmuşum. Hadi şimdi tüm yolu geri tep.
Odadan cüzdanın alınıp aynı bakkaldan tekrar bir soda daha alınıp Müze ve Kültür Evi olarak adlandırılmış yeri bulmaya yürümekteyim. Kapıda yazılı telefonu arayıp görevliyi çağırıyorum. Şöyle tanıtılmış müze: 1942 Bigadiç depremi sonrasında Tekel İdaresi için yapılan ve 1930-1940 yılları arasında yaşanan Akılcı-İşlevci Mimarlık Akımı örnekleri arasında sayılan özellikli bir yapıdır. Müzede: a) "Kuvâ-yi Milliye Hareketi" içinde özel yeri olan Balıkesir'in Bigadiç ayağına ilişkin "Kuvâ-yi Milliye Bölümü", b) Arkeoloji Bölümü; İlçe merkezine 18 km uzaklıkta bulunan Ancyra antik yerleşimine ait kalıntılar, c) Etnografya Bölümü; Son 200-300 yıllık zaman kesitinde günlük yaşama dair öğeler bulunmaktadır.
Balıkesir
Tipik etnografik eserler, silahlar, giysiler, alet edevatlar… Her etnografyada olan objeler sergilenmekte. Üst katı da geziyorum. Biraz daha düzenli olabilirmiş. Pek el atılmamış gibi duruyor. Işıklandırma zayıf, eserler ortaya çıkamıyor. Çalışana gözlemimi söylüyorum. O da şikayetçi, defalarca bildirdim, değişen bir şey yok diyor. Ben de anı defterine durumu yazıyorum, belki dışardan biri söylerse dikkatlerini çeker.
Çalışan bey de kapatmak üzere, birlikte çıkıyor, Evliya Çelebi Camii’ye doğru yürürken sohbet ediyor, sonra cami karşısındaki çay evinde içilen çay ile sohbete devam ederek alerjik durumundan, tadilat gören evinden, belediye kadro işinden, pek çok konuyu konuşuyoruz.
O evine ben Çelebi Camiye. Evliya Çelebi (Lonca) Cami, 1795 yılında Bigadiç Voyvodası Seyyid Hacı Hasar Ağa tarafından yaptırılmıştır. Temeli ve minare kaidesi orijinaldir. Kayıtlarda caminin vakfı olarak Balıkesir’de bir terzi dükkânı görülmektedir... denilmiş. İçten dıştan fotoluyorum. Bigadiç’in helvasını ye demişlerdi Ata Evinde. Belediyeden tavsiye edilen, yakındaki Baş Helvacı’dan yolluk biraz alıp (45-) devam, diğer iki camiyi görmeye.
Hâlen Bigadiç’in merkez cami olarak kullanılan Yeşilli Cami, 1715 tarihinde Bigadiçli Çavuşzâde İsmail Ağa tarafından yaptırılmıştır. Yangın, deprem gibi sebeplerle üç defa onarım görmüştür... Yeşil Camii sadece dıştan fotoluyor, yakınındaki köylü pazarını gezip kahvede içilen üç çay (3-), tadılan helva (nefis), sonra kaleyi görmeye yokuşu tırmanıyorum. Uzunca bir yol boyunca dut, ceviz, incir, kiraz ağaçları sıralı. Vatandaş genişçe bir naylon serip dutları silkelemekte-toplamakta.
İlçenin doğusunda bulunan tepe üzerinde MS XI. yüzyılda Bizanslılar tarafından yapılmış Achyraos Kalesi'nin harabesi bulunmaktadır. Yunan işgali döneminde karargah olarak kullanılan kalenin dış surları, yılların tahribatına rağmen günümüze kadar gelebilmiştir... Kalede bir şey kalmamış, çaycı da zaten söylemişti. Burası içki içilen yere dönüşmüş. Belirli aralıklarla 2’li 5’li gruplar demlenme durumundalar. Bir kaç foto alıp dönüşe geçiyorum. Mahalle aralarından yürüyerek gene belediyenin önüne çıktım. Bigadiç tepelik, tepelere doğru yayılmış-genişlemiş.
Kasımpaşa Cami, 1549’da Kanuni Sultan Süleyman’ın vezirlerinden Cezerizâde Kasım Paşa tarafından yaptırılmıştır. Tamamen kesme taşlarla yapılan cami birkaç defa tamir olmuşsa da minaresi orijinal hali ile günümüze gelmiştir. Yapıldığı dönemin tüm mimari özelliklerini yansıtan Kasımpaşa Camii’nin duvarlarında 1901 tarihli levhalarda hat sanatının değişik örnekleri mevcuttur... Buranın üçüncü camisi de dıştan fotolanıyor ve sokak aralarında yürümeye devam. Şok’dan alınan yeşil elma suyu, ayran ve soda ile karşısındaki parkta oturup soda ve ayranın içilmesi, bisikletli gence seleyi yükseltmesini önerme, gözlemeci kadınların olduğu üstü kapalı alanı gezme -yanımda Gülay’ın verdikleri olmasaydı bir tane yerdim ama bunları bitirmem lazım, taşımak istemiyorum-, farklı bir yoldan otele dönüş yapmış oldum. Odada biraz uzanıp tablette gezinme sonrası önündeki parkta bir bankta çay eşliğinde notların yazılması, helvanın kalanının mideye indirilmesi şeklinde Bigadiç’in sonuna yaklaşıyorum. Kapatmadan tarihçesine kısa bir göz atalım: Tarihi olarak Misya Bölgesi önemli askeri geçit noktalarından birini teşkil etmektedir. Kaynaklara göre beş bin yıllık bir geçmişe sahip; Frigyalılar, Lidyalılar, Persler, Romalılar, Selçuklular, Karesi Beyleri ve Osmanlı devrini yaşamış ve birçok değişikliklere uğramıştır. Bilhassa Karesi Beyliği ve Osmanlılar zamanında imar görmüş olup, önemli tarihi eserler meydana getirmiştir.
Bigadiç’in bilinen ilk adı “Didi Moti He”dir. Bunun hangi anlama geldiği, hangi medeniyet zamanında kullanıldığı tespit edilemedi. İkinci olarak “Akhyraous” ismi dikkat çekicidir. Akhyraous adı, eski Helen dilinde “Samanlar” anlamına gelen akhyra sözcüğüne, li/lı anlamındaki ous takısı eklenerek türemiştir. Samanlı (kent) anlamını belirtmektedir. Ancak kentin Mysia dilinden gelme Akhoura gibi bir adı varken bunun Hellenleşme döneminde Helen ağzına göre değiştirilip Akhyraous biçimine getirilmiş bulunabileceği gözden uzak tutulmamalıdır. Üçüncü olarak, Bigadiç’te bulunan Bizans yerleşiminin adı, Bizans metinlerinde geçen “Bigada”
olmalıdır denilmektedir. Son olarak Bigadiç ismi yine Bizans’ın son dönemlerinde “Bigados” adıyla karşımıza çıkmaktadır. Romalı bir generalden veya Bergama kralının oğlunun isminden geldiği rivayet edilen Bigados adının anlamı tespit edilememiştir.
Üçüncü bin yılda Anadolu’dan Yunanistan’a bir takım göçler olduğu artık filologlarca ispatlanmıştır. Yunanistan’da bulunan (ss), (tt) ya da (nt)’li yer adlarının Yunan diliyle açıklanamadığı, bunların Anadolu’nun batı ve güneybatı bölgelerindeki (s), (ss) ve (nd)’li yer adlarına karşılık olduğu ve bunların Anadolu’dan Yunanistan’a geçtiği anlaşılmıştır. Bu yer adlarına örnek olarak Korintos, Samintos ve Kostintos gibi adlar gösterilebilir. Bunlardan da anlaşılabileceği gibi Bigados ismi Yunan değil, Anadolu damgasını (Mysia, Frigya, Luvi, Hitit vs.) taşımaktadır.
Bigadiç Belediye Ot. 0553 3738983 Hakan b. Md.
Akbaş - Bigadiç
Tur tarihi: 14 Haziran 2023
Alınan yol: 74,27 km
Ortalama hız: 22,5 km/s
En yüksek hız: 66,4 km/s
Bisiklete biniş süresi 3 s 17 dk, dışarıda geçen süre 4 s 23 dk
En yüksek sıcaklık 31 ˚C, en düşük 16 ˚C, ortalama 22,9 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 863,4 m, kaybı (iniş) 1064,9 m
En düşük yükselti 98 m, en yüksek 470,8 m
Garmin yol bilgileri Akbaş-Bigadiç
Relive yol bilgileri Akbaş-Bigadiç
![]() |
Gülay’da iyi dinlendim. Çok da rahattı odası-yatağı, mis gibi uyudum. Sabah 5 buçuk uyanış saatim. Biraz oyalanıp 6’yı geçe ayaklanıyorum. |
![]() |
Hava kapalı gibi, serin geldi. İnce yelek yerine ‘windstopper’ yeleği giyiyorum. |
![]() |
Akbaş’tan ayrılışım 07.30. |
![]() |
Yeleği giymem iyi oldu. Yokuş aşağı giden yolda rüzgar esiyor. Asfalt kaliteli olduğundan hızla iniyorum. |
![]() |
Balıkesir diye sola sapmamla işlek, gürültülü bir şehirler arası yoldayım. Neyse ki güvenlik şeridi geniş, oradan gidiyorum. Duble yol, araçlar hızlı. Doğu yönündeyim. |
![]() |
Hava bir güneşli bir bulutlu oluyor. Tam ısındı ince yeleği giyim diyorum gene soğuyor. Tepeler var çıkılıyor %6-7 ile, ama asfalt düzgün olduğundan çok sıkıntı vermiyor. |
![]() |
Balıkesir’e uzun bir yokuştan, 225 m rakımdan inilerek giriliyor. |
![]() |
Atatürk Evi’ni gör demişti Gülay. Yazısı gelmesiyle sapıyor ve biraz dolanıp önüne çıkıyorum. |
![]() |
“Atatürk ve Çocuk”, “Atatürk’ün Balıkesir Ziyaretleri”, kütüphane gibi… |
![]() |
… “Atatürk ve Milli Mücadele & Devrimler”, “Atatürk’ün Doğa Sevgisi” gibi tematik bölümler. Burada ayrıca, Milli Mücadele yıllarından esinlenerek hazırlanmış bir heykel de yer alıyor. |
![]() |
“Şehitler Anı Alanı”, “Zübeyde Hanım Anı Alanı” (Atatürk’ün annesine adanmış), “Son Kurşun Koleksiyonu” sergisi, “Balıkesir & Kuva-yi Milliye Odası”, gösterim odas ı gibi bölümler bulunuyor. |
![]() |
Yapı, Mustafa Kemal Atatürk’ün (dünyaya geldiği şehir olan Selanik’teki) doğduğu evin “birebir benzeri” olarak planlanmış bir reprodüksiyonu. |
![]() |
Tekrar yoldayım. Balıkesir’in içinden geçerek... |
![]() |
… yol sorarak üniversite-Bigadiç diye tren istasyonundan sağ yapıp… |
![]() |
… il dışına çıkıyorum. |
![]() |
Hava açtı. Ata evinde ince yeleğe geçtim. |
![]() |
Balıkesir Üniversitesi Çağış Kampüsü geçiliyor, Teknokent geliyor. |
![]() |
Bigadiç Belediyesi Millet Bahçesi, Termal Köy Taş Evler... |
![]() |
... Spor Kompleksi, Olimpik Yüzme Havuzu… |
![]() |
Bigadiç'in tarih boyunca kullandığı isimler arasında "Begadia", "Bigados" ve halk arasında söylenen "Boğadiç" gibi isimler bulunmaktadır. |
![]() |
Geldim Bigadiç’e (11.46). |
![]() |
Belediye Oteli |
![]() |
Belediye Oteli karşısında 4 Eylül Parkı. |
![]() |
Bigadiç sokak içlerinden belediyeye doğru yürümekteyim. |
![]() |
Bigadiç Müze ve Kültür Evi, 1942 yılında yapılmış bir bina olup, ilçede yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen eserlerin sergilendiği önemli bir merkezdir. |
![]() |
Müze, İlçe merkezine 18 km uzaklıktaki Ancyra antik yerleşiminden çıkarılan eserleri de içermektedir. |
![]() |
Evliya Çelebi Camii (Lonca Camii) Voyvoda Seyyid Hacı Hasar Ağa tarafından 1795 yılında yaptırılmıştır. |
![]() |
Halk arasında Lonca Camii olarak da bilinir ve ilçenin önemli tarihi yapılarından biridir. |
![]() |
Osmanlı mimarisinin sade örneklerinden olan cami, temeli ve minare kaidesi orijinal haliyle günümüze ulaşmıştır. |
![]() |
Bigadiç'te helva üretimi 100 yılı aşkın süredir aile işletmeleri tarafından devam ettirilmekte. |
![]() |
Yeşil Camii, inşa tarihi olarak genellikle 1715 yılı verilir; bu dönemde Çavuşzade İsmail Ağa tarafından yaptırıldığı belirtiliyor. |
![]() |
Geleneksel Osmanlı mimarisinin sade özelliklerini taşır. Dikdörtgen planlı, kırma çatılı ve tek minareli bir yapıdır. |
![]() |
Yeşil Camii |
![]() |
Achyraos Kalesi’ni görmeye yokuşu tırmanıyorum. |
![]() |
Kalede bir şey kalmamış, içki içilen yere dönüşmüş. |
![]() |
Mahalle aralarından yürüyerek gene belediyenin önüne çıktım. |
![]() |
Bigadiç Belediyesi |
![]() |
Kasım Paşa Camii, 1549 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın vezirlerinden Cezerizade Kasım Paşa tarafından yaptırılmış, tamamen kesme taştan inşa edilmiş tarihi bir yapıdır. |
![]() |
Gözlemeci kadınların olduğu üstü kapalı alan. Yanımda Gülay’ın verdikleri olmasaydı bir tane yerdim ama… |
![]() |
Belediye Oteli |
12. gün (devamı) Bigadiç-Akhisar - 10. gün (öncesi) Akbaş II
İstanbul–Çerkezköy, 95 km
Çerkezköy-Tekirdağ, 61 km
Tekirdağ-Şarköy, 76 km
Şarköy-Gelibolu, 56 km
Gelibolu-Eceabat, 65 km
Eceabat-Çanakkale, 84 km
Çanakkale-Yenice, 88 km
Yenice-Akbaş, 68 km
Akbaş-Bigadiç, 74 km
Bigadiç-Akhisar, 41 km
Akhisar-Turgutlu, 69 km
Turgutlu-Ödemiş, 86 km
Ödemiş-Nazilli, 72 km
Nazilli–Yatağan, 89 km
Yatağan-Mazı, 94 km
Mazı-Muğla, 76 km
Muğla-İstanbul, 6 km
















































































































