20 Mayıs 2013

Ballıca - Kurna, Genç ve Sportif

Gençlik ve Spor Bayramı’nı pedalla kutlamak için sabah 8.20’de mantarları buluşma noktası olarak duyurduk (19.05.2013). Genç ve sportif olanlar için. Biz daha gelmeden Serhan hazırdı bile. Geceden kalma. S.Ahmet’teki ‘Velonotte’ buluşması veya turuna katılmış zabaha kadar dolaşmıştı. Şaka şaka, o kadar kalabalık varmış ki bisiklete binmek mümkün bile olamamış. İterek turlamışlar. Bisiklete dikkat çekmek adına herhalde faydası olmuştur bu organizasyonun, sanırım.

Pendik’e doğru pedallamaya 3 kişi başladık. Bostancı’da bize iki Emre katıldı. Bizim Emre dışında Genç Emre de ilk defa aramızdaydı. Böylecene 5’li olarak Dragos Belediye tesislerine oturmadan Cengiz de yetişti ve 6’lı olarak masaya yerleştik. Herkes malum yanındakilerini sofraya yayıp kahvaltısını etmeye çalışırken bir garsonun uyarısı iştahımızı kaçırdı “dışarıdan yiyecek getirmeniz ‘yassah’, yeni yönetim istemiyor”. Hoppala olduk. Kaç zamandır gelir gider burada yerdik, ne oldu da değişti? Anlaşılan 10 liraya verdikleri kuş doyurmayacak kahvaltı tepsisini satmak istiyorlar. Bu durumda artık bize burası kapanmıştır, bir daha gelmeyiz!

Yolumuzu Pendik’ten Sabiha Gökçen’e doğru, sonra sağdan İstanbul Park’a çevirdik. Tempomuz yerindeydi. Sırayla öne geçerek grubu çektik. Ballıca’ya dönmeden sağdaki benzincide (Shell) bir ihtiyaçlar molası verip Okan Üniversitesi’ni solda bırakarak köye vardık.

Bu sefer Okan tarafını seçtik. Daha az eğimli bu yol. F1 yolu da hem geniş hem de kaymak asfalt. Kolay inilip çıkılıyor. Tek sıkıntı burada kendini Niki Lauda sananların çok olması. Yanımızdan arabalar geçti, sanırsın yarıştalar (kendi kendileriyle yarışıyorlar herhalde). Egzoztu delmişler, patır kütür sesler.

Yeşillikler içinde inekler, dinlenen köpekler, çok keyifli bir yer bu bölge. Göz alabildiğince çayır-bayır gidiyor.

Ramazan Bey’in ‘Kraathanesi’nde yerimizi alıp halen 50 krş olan çayları, nefis demlenmişti, yudum yudum, bardak bardak tükettik. Yanımızdakileri de yiyerek. Burada kimse bize laf etmedi.

Bolca sohbet ederek öğleni bulduk. Buradan Kurtdoğmuş yapmak istiyoruz. Geçen sefer yanlış sapıp Göçbeyli’ye çıktığımız yolun doğrusunu gideceğiz. Yani soldan.




















Büyükşehir Belediyesi personeli haricinde Pendik Belediyesinden 5 veteriner hekim, 1 veteriner teknisyen ve 5 yardımcı personelin de yer aldığı Anadolu Yakası Sahipsiz Hayvan Bakım ve Yaşam Alanı’nda, hastalıklı bakımsız sokak hayvanları için 19 farklı hastalık bölgesine yönelik klinik tedavi uygulanabiliyor. Bakım ve yaşam alanında şuana kadar 5 bin 800’ü aşkın klinik tedavi uygulandı. Kısırlaştırma çalışmalarının da yapıldığı Sahipsiz Hayvan Bakım ve Yaşam Alanı’nda, toplamda bin 500’ü aşkın sokak hayvanına da kısırlaştırma uygulandı.

Bu çalışmaların yanında ilçedeki başıboş sokak hayvanları için besleme çalışmaları da yapan Pendik Belediyesi, çeşitli bölgelerde beslenme noktaları oluşturuyor ve özel bir ekiple işyerlerinden toplanan atık yemekleri bu noktalarda kullanarak sahipsiz hayvanların aç kalmasını önlüyor. Ekipler, ayrıca sahipsiz hayvan sahiplendirme çalışmalarının da sürdüğünü belirtti.
















Suları tazeleyip Ballıca’dan ayrıldık. Atlı Spor Kulübü’ne doğru gidip düz devam ederek toprak yola girdik. İlk sapaktan sola. Çakıl taşlı bir yokuşu inip geleni çıktık. Bu böyle devam etti, inip çıktık, inip çıktık... Biraz can sıkıcı. Taşlardan dolayı teker kayabiliyor. Yavaş gitmek daha tehlikeli-rahatsız edici. En iyisi bırakmak. O zaman da kanalların içinde dalgalanıyorsun. Yani kısacası, bir daha girer miyiz? Hiç sanmam.

Etrafı piknikçiler basmış. Bir de pazar gezintisine çıkmış, arabadan inmeyenler grubu. Toz duman içinde geçip durdular yanımızdan. Zaten yol kum-taş, bir de bunlar. Sıkıntı verdi. Belki hafta içi, kimseler olmasaydı çok daha güzel olabilirdi.

Neyse bu şekilde Kurtdoğmuş yoluna çıkmış olduk. Fakat köye girip tekrar aynı yoldan çıkmak istemedi kimse. O nedenle Kurna’ya doğru gidon çevirdik. Bu bölgenin her tarafı yokuş. Ama asfalt gene daha iyi. Hiç olmazsa pedal basabiliyorsun.

Genç Emre’yi rampaları zorlarken görüyorum. Azimle çıkmakta. Cengiz ise müzik yayınıyla bizleri ayın karanlık yüzünde dolaştırıyor. Serhan duble pillerine güvenerek tüm rotayı uydudan kayıt etmekte. Emre ise nefis kurabiyeleriyle ağzımızı tatlandırmakta.

Yolun trafiği vardı. Pazar pikniği için insanlar buraya gelmişler. O çayır benim bu çayır senin durumları, etrafa yayılmışlar. Kendi evlerinin bahçesi gibi açılıp saçılmışlar. Mangallar, semaverler, salıncaklar, müzikler... Ohh ne ala, hayat güzel. Bir de akşam görün buraları. Çöpünü alıp götürmüyor bizim insanımız. En akıllısı torbalayıp oracıkta bırakıyor. Sonra ne oluyor? Etraftaki aç köpekler torbaları parçalıyorlar. Ve içindekiler etrafa saçılıyor. Organik olanlar yeniliyor-ayrışıyor, gerisi 400 sene orada ikamet ediyor. Bu şekilde etraf kirlene kirlene çöplüğe dönüşüyor, zaten dönüşmüş vaziyette.

Kurna-F1 dörtyol ayırımına geldik. Burası Firuzan’ın köpeklerinin yeri. Yanımızda da onlara mama getirdik. Herkes 1’er kilo taşıdı (ama yeni beslendiklerinden diğer bölgeye sakladık). Zaten köpeklerden Firuzan’a bir karşılama töreni, görmeliydiniz. Etrafını sarmışlar, ellerini yalıyorlar, patileriyle üstüne çıkmaya çalışıyorlar. Hav hav sesinden ortalık inliyor. Bu arada Pendik gönüllülerinden Serhan Hanım da arabasıyla günlük kontrol ve besleme turu için çıka geldi. Tanışmalar, telefon  almacalar vs. Bu arada Serhan da adaşını tanımış oldu. Bir yarım saat, belki fazla burada durduk. Köpek korkusu maalesef Genç Emre’yi uzaklara kaçırdı. Neyse sonra, yavaş yavaş geri getirebildik onu.

Artık Kurna’ya gidelim. Zaten yön levhası gösteriyor. Bu yol, hatta bu bölge köpeklerin diyarı. Her yerdeler. 1200 tane dedi Serhan Hanım. Gelen bırakıyor. Bir de civar belediyeler getiriyorlarmış. Yolda aç olanlara yanımızdakileri dağıttık. Videolara bakın, nasıl sevindiklerini göreceksiniz.

Bir tane köpek Firuzan’ı bırakmıyor. Bastı gitti, peşinden nasıl koşuyor. Al beni götür dercesine. Kurna’ya, bıraksan eve kadar koşacak. Hayvan nasıl da iyiyle kötüyü ayırt edebiliyor.

Ön tekerimde bir gariplik var. Ara sıra tak tuk sesler geliyor. Nedir bu, çamurluk mu kasıyor? Kaldırıp boşa döndürdüm tekeri. Bir yalpalama var. Haydaaa... sürtme de var. Frene mi bir şey oldu? Boşalttım freni, öyle gideyim dedim. Ama olacak gibi değil. Ön göbekte sorun var. Teker boşta gibi. Böyle binemem. Ne olacağı belli değil. Kırılır falan, bir de üzerinden düşmeyeyim. İterek götürdüm. Millet de basmış gitmiş. Firuzan’ı telefonla arayıp durumu bildirdim. Anayolda buluştuk. Sökelim istedik, aletler yetersiz kaldı. Araba çevirdik, adamcağız sağ olsun yardım etti. Söktük, yağladık, taktık ama boşuna. Sarmış dedi, rulman. Bilyalar da dağılmış.

Kurna’ya kadar ittim. Bereket fazla uzak değil. Ama pazar nedeniyle son otobüs Pendik’e 3’de gitmiş. Eeee ?

Dursun Bey Hızır gibi yetişti. Hyundai’nin bagajına, ön tekeri söküp velespiti attığımız gibi Pendik’i bulduk.

Yolda yeni olmuş bir trafik kazası asabımızı çok bozdu. İnsanlar şaşkın vaziyette çömelmiş bakmaktalar, birileri gelmiş yardım etmeye çalışıyor. Herhalde ambulans beklenmekte. Kavşak çıkışı. Bir anlık dalgınlık ve felaket kapında.

Pendik sonrası kolay oldu, trenle Kızıltoprak. Oradan iterek otoparktaki arabaya ve eve.

Şimdi “yatmakta olan bir hasta için acilen 36 delik - siyah - V.fren - Deore ön göbek aranmakta”.



















video











video

video











video
video





















Otoparkta Firuzan’ı beklerken Erim’e rastlamak ve sohbet etmek güzel oldu. Hem zaman çabuk geçti hem de uzundur görmediğim bir arkadaşımla olmak keyif verdi. O da katlanır bisikletiyle akşam turuna çıkıyordu. Acaba bir katlanır da biz mi alsak? Çok kullanışlı. Paketle-torbala istediğin yere taşı.

Benim saat Kurna’da durdu, 67,37 km yazmıştı. Serhan 100 km’yi geçtik demiş Firuzan’a. Firuzan Garmin’i şarj etmediğinden orada kayıt yapamadık. Ama zaten yola çıkmadan 99 km üzeri olacağı belliydi. Bir günlük tur için iyi bir yol.
























Ballıca – Kurna

Kadıköy-Pendik-Ballıca-Kurtköy-Kurna-Pendik

Not: Foto katkılarından dolayı Cengiz’e teşekkür ederiz. 3. bir bakış açısı ayrı bir renk katıyor. Fotoroman çekimine devam. 

Bu bölgeye yapılmış turlar Kurt-DoğmuşBallıca Trio

İlginizi çekebilir Poyraz-Anadolu Feneri, Erim’le