İlk çağdan günümüze kurban ritüelinin temel gerekçesi, insanın görünmeyen güçlerle ilişki kurma ve hayatını güvence altına alma çabası değil mi? Bu ritüel tarih boyunca teşekkür etme, bereket isteme, günahı/kefareti giderme, felaketleri yatıştırma ve tanrısal ya da kutsal olanla bağ kurma amacıyla yapılageldi.
Erken dönem toplumlarda, çok tanrılı dinlerde kurban, doğa olaylarını ve kaderi etkileyen güçleri memnun etmenin bir yolu sayılıyordu. Antik Mezopotamya, Mısır, Yunan ve Roma’da kurban, düzeni koruma ve tanrıların desteğini kazanma aracıydı. İnsan kurbanından zamanla hayvan ve sunu kurbanına geçilmesi, ritüelin daha az yıkıcı biçimlere evrilmesinin bir sonucu olabilir.
Tek tanrılı dinlerde, Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam gibi, kurban, itaat, teslimiyet, tövbe ve arınma ile bağlantılı. Yahudilikte kurban, Tapınak merkezli çok eski bir ibadet biçimiyken Hristiyanlık bu geleneği Eski Ahit üzerinden devraldı, ama Hz. İsa’nın “nihai kurban” oluşu nedeniyle fiziksel kurbanı sürdürmedi. İslam’da ise kurban, Hz. İbrahim kıssası etrafında yeniden anlamlandırıldı.
Klasik dönemlerde kurban, hükümdarın otoritesini, kutsallığını ve halkla ilişkisini gösteren bir gösterge olarak kullanılırdı; törensel kurbanlar, devlet performansı ve iktidar meşruiyetiyle iç içe. Günümüzde ise kurban, dini içeriğinin ötesinde politik bir araca dönüşmüş; farklı siyasi bloklar, partiler ve ideolojiler tarafından “kamusal performans” olarak kullanılmakta. Bayramlaşma trafiği, kurban etinin dağıtımı ve “kurban kesme gösterisi” de görsel siyaset ve kamusal propaganda biçimleri arasında yer almakta.
İslam coğrafyası 4 günlük “Kurban Bayramı” tatilinde. Her ülke kendi kültürüne özgü ritüellerle bayramı benzersiz kutluyor. Aralarında dikkatimi en çok çeken Endonezya oldu. Dünyanın en kalabalık Müslüman nüfusuna sahip ülkesinde, cami avlularında toplu kurban kesimi yapılır, yardım listeleri haftalar önce hazırlanırmış.
Son olarak; Müslüm Gürses’in “Kurban Olduğum” şarkısı? Yoğun aşk, acı ve teslimiyet… Damardan!
(*) İsim anası Gülsevil’e teşekkürler.
Havalar değişkenlik gösterse de bu pazar güzel olacaktı. Ben de neresi olsun, orası mı burası mı derken Yakacık’ta karar kıldım. Sevdiğim bir rotadır. Uzun sayılmaz (önceki gezileri/rotayı altta okuyabilirsiniz). Dönüşü de 5 gün önce tamamlanan Üsküdar metrosunun son durağı olan Sultanbeyli’den yapmak istiyorum. Görelim bakalım : ))
Bugünü özetleyecek olursam:
- 09.40, evden ayrılışım.
- Ara sokakların birinde, yol üzerinde ölü bir güvercin martı tarafından gagalanıyor.
- 09.49, Ataşehir Kurban Satış çadırının yanından geçiyorum. Koyun kokusu etrafı kaplamış vaziyette.
- Hava 25,6 °C. Hafif de olsa rüzgarlı bir gün. Üzerinde kısa kolu gömlek ve şort var. Güneş kremi de sürdüm.
- Sol dizim birkaç gündür sıkıntı gösteriyor. Merdiven inerken çıkarken batıyor.
- 09.53, turun ilk rampası geliyor. Hatırı sayılır, kısa ama güzel. %13’ü görüyoruz.
- Yolun sağında 4 kişilik bir grup, kesilmiş büyük baş hayvanın postunu yüzmüşler, kaldırım üzerinde yıkıyorlar. Suyla beraber kanlar yolla akmakta.
- 09.59, YEDPA’nın yanından başlayan yokuşu tırmandım. Tepe noktası %14’i gösterdi.
- YEDPA karşısında gene bir Kurban Satış çadırı kurulu. Kesim yeri de var herhalde. Büyük başları getirmişler, gözleri bağlı hayvanların.
- Kayışdağı'nın eteklerinden giden yolun başında da satış alanları ve kesim yerleri bolca var. Ortalık kalabalık.
- 10.11, Kayışdağı boyunca devam ediyor, kaktüsçünün önünden geçiyorum.
- Bu kadar aracı hiç görmemiştim buralarda. Yolun sağına soluna park etmişler. Bir de bakıyorum aşağıda bir kalabalık; Bereket Çiftliği, Kurban, Hisse vs. durumları. Çok ilerilerde, uzaklarda da kurban pazarları kurulmuş görüyorum.
- 10.23, araç hurdacısının, hep geçerken gördüğümüz ve önünde foto çektirdiğimiz araçlar gitmiş, boşalmış park alanı.
- Karşı yönden gelen bir bisikletçi ile bayramlaşıyoruz.
- 10.25, Maltepe Cezaevi üstündeki yoldayım. Hava 28,2 °C.
- 10.28, Büyükbakkalköy İtfaiye İstasyonu ve İtfaiye Eğitim Merkezi (**) önündeyim.
(**) İBİTEM; hem İBB bünyesindeki profesyonel itfaiye erlerinin yetiştirilip formasyon kazanması hem de kamu kurumları, özel sektör çalışanları ve sivillere yönelik profesyonel yangın güvenliği, tahliye ve ilk yardım eğitimleri verilir.
- 10.29, geldiğim kavşakta sol Ferhatpaşa-OSB, düz Sancaktepe-Sultanbeyli, sağ Kartal-Çevreyolu diye ayrılıyorum.
- 10.33, karşı yönden gelen araba kornayla selamlıyor beni.
- Kaybolan kedisini arayan genç ile, adaşım olan, yapılan kısa sohbet. Üzüntüsü yüzünden okunuyor. Umarım bulur. Biraz aralara ben de bakınıyorum.
- 11.04, Aydos Ormanı’na giriş yapıyorum. Yol bozuk, her nedense?!
- Her taraf piknikçi-mangalcılarla dolu.
- 11.15, göl kenarındayım, 15,81 km / 30,5 °C. Sıra sıra dizili siyah küçük kubbeler. İçeride ne oluyor/kim var belli olmasın. Bazıları düğün havasında süslenmiş. Gel göl kenarına/doğaya, gir karanlık kafesin içine… Tersine mi Mersin’e mi?!
- 3 trafik polisi aracı ve 1 de polis motoru gelip park ettiler. Mesai saatinde resmi araçla, hem de hep beraber burada işiniz ne? Kaytarmaca mı?
- Kıyı boyunca dolanıyor, birkaç foto çekiyorum.
- 11.39, döndüm dolaştım ve gene geldim göl sapak noktasına, 17,52 km / 29,4 °C. Buradan düz devam edeceğim artık.
- Çevremizi Temiz Tutalım diye yazmışlar ama anlayana. Adam sofrasını, etrafını, çevresini, pisliğiyle her şeyi bırakıp gitmiş.
- Ateş Yakmak Yasak diye her yere uyarılar yazılmış, ama gel gör ki aldırış etmeden ateşini yakmış yelliyor. Bunlar herhalde tam olgunlaşmadan koparılmış hıyarlar olsa.
- Orman içinden sürüyor yolum. Karşı yönden bir kaç araç gelmekte.
- 11.56, güvenliğe ateş yakanı bildirdim. Telsizle ekiplere duyuracağız diyor. Umarım yakalarlar, plakasını da vermiştim.
- 11.58, Aydos Ormanı’ndan çıkıyorum, 19,65 km / 32,3 °C. Uğur Mumcu kapısı, soldan Yakacık olarak devam edeceğim.
- 12.10, Yakacık Çınaraltı'ndaki kahvedeyim, 22,60 km / 29,7 °C.
- Bir büyük bir küçük çay (40-) eşliğinde sandviçimi yiyorum. Gide gele tanıştığımız çaycı hanım gene burada. Her gelişimde Firuzan’ı sorar selam yollar. O neden artık bisiklete binmiyor diye üzülüyor.
- Çınarların altındaki meydana yem atmışlar, kalabalık bir güvercin topluluğu var. Bebeler de kuşların peşinde.
- 12.43, Çınaraltı'ndan ayrılıyorum. 33,9 °C / R 208 m / ort. 12,2 km/h. Şimdi Sultanbeyli’ye doğru gidece’m.
- Herhalde bizim gibi geri ülkelerde vardır, Yakacık’ın tepe noktasına 12-15 katlı binalar dikmişler.
- Buralarda da her yerde kurban satış-kurban kesim! İnsan ve araç kaynıyor. Ellerinde dolu poşetlerle dolananlar, sanki ganimet kapmışcasına…
- Aydos’un etrafını dönen yol yokuş aşağı inip geliyor bir ayırıma; sol Sultanbeyli, sağ M. Akif Mah. denmiş. Sağdan devam ediyorum. Yol yeni asfaltlanmış her halde, kaymak gibi.
- 13.25, Sultanbeyli PTT Kargo Dağıtım Merkezi’ne indi yol. Burası Suriyelilerin mekanı, etrafta Arap dükkanları, Arap kadınları ve bebeleri dolanmakta.
- 13.26, Sultançeşme yazıyordu otobüs durağında. Fatih Bulvarı üzerindeyim, ana caddesi burası. Bayram nedeniyle dükkanların çoğu kapalı, sadece gırtlağa hitap edenler açık.
- Belediyenin büfesinde içilen bir espresso (75-), pek matah değil, sıradan bir şeydi.
- 13.39, metronun asansörü önündeyim, 33,36 km. Bu noktadan sonra yer altından devam edeceğim, İmam Hatip durağına kadar.
- Sokak aralarından, önce gitmediğim bölgelerden geçerek, kapalı marangoz atölyeleri…, ve bildiğim bir yere ulaştım, Tavukçuyolu.
- 14.28, evin garaj kapısındayım. 31,4 °C, ort. 13 km/h, R 110 m. 33 km; kısa ama keyifli.
Bugün 27 Mayıs, tarihte ne çok olay olmuş. Merak ve ilgiyle hep okurum. Aralarından birini seçtim: Bir grup kadın, Cumartesi günü saat 12.00’de gözaltında kaybolanların bulunması ve sorumluların ortaya çıkarılarak yargılanması talebiyle, İstanbul Galatasaray Lisesi önünde oturdu. Daha sonra Cumartesi Anneleri olarak anılan insan hakları savunucuları, her Cumartesi saat 12:00'de aynı yerde buluştu. Yıl 1995 idi. O günden bugüne 1104. buluşmaları 23 Mayıs’ta gerçekleşti ve 1994’te gözaltında kaybedilen Piro Ay (***) dosyasını gündeme taşıdılar.
(***) Piro Ay, Mardin’in Derik ilçesine bağlı Kelektepe Mezrası’nda yaşayan bir köylüydü. 15 Mayıs 1994’te düzenlenen askerî operasyonda, PKK’ye yardım ettiği iddiasıyla askerler tarafından gözaltına alındığı ileri sürüldü. Tanıklara göre askerî araca bindirilerek götürüldü ve bir daha kendisinden haber alınamadı.
Can Almadan Bayram Mümkün: Dudullu-Yakacık-Sultanbeyli-(metro) İmam Hatip-Dudullu
Tur tarihi: 27 Mayıs 2026
Alınan yol: 36,33 km
Ortalama hız: 13,1 km/s
En yüksek hız: 43 km/s
Bisiklete biniş süresi 2 s 46 dk, dışarıda geçen süre 4 s 48 dk
En yüksek sıcaklık 35 ˚C, en düşük 24 ˚C, ortalama 30,2 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 593 m, kaybı (iniş) 548 m
En düşük yükselti 97 m, en yüksek 311 m
Garmin yol bilgileri Can Almadan Bayram Mümkün
Relive yol bilgileri Can Almadan Bayram Mümkün
Bölgeye yapılmış geziler bisikletle Yakacık-Sultanbeyli, Tembelliğe yer yok…, Aydos II
İlginizi çekebilir bisikletle Karlıtepe, bisikletle Tuzla/AA, Keşif Turları; Ballıkayalar













































