Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan Ersin Öztekin imzalı yazı bana fazla iyimser gözüktü. Keşke söylediği gibi olsa/olabilse. TUR’u geçtim, orada bile eleştirilen çok konu var. Organizasyon ihalelerinin yandaş şirketlere verilmesi, 2017-19 yılları arasında bisikletin en üst seviyesi olan "WorldTour" kategorisindeyken takım katılım sayısının yetersizliği gibi nedenlerle 2.Pro (bir alt kategori) seviyesine gerilemesi, parkurların sporun rekabetçi doğasından ziyade, turistik bölgelerin (Ege ve Akdeniz sahilleri) tanıtımı odaklı çizilmesi, etkinliğin halkla bütünleşmiş bir festival havasından ziyade, "geçip giden bir konvoy" gibi algılanması, sporcu güvenliği, teknik parkur zorluğu ve uluslararası statüsü konularında ciddi eleştiriler alıyor.
Gelelim daha çok benim içinde bulunduğum bölüme.
Bisiklet Turizmi: Evet, Türkiye buradan pay alabilir, ama nasıl? Bugünkü durumuyla mümkün değil! 200’ün üzerinde rota dediği acaba nerede? Parça parça birbirine bağlı olmayanlar mı? Uzun mesafe “güvenli rota” bulmak zor! Daha EuroVelo’yu getiremediler. Sadece İzmir’de Efes’e kadar kısacık bir mesafe.
58 otel, 19 bin oda, 41 bin yatak… Nerede bunlar, bir de kaç para? Bir tarihte araştırmıştım, bisikletçiyi aşan bir tutar idi! YHT bisiklet almıyor, anahat, bölgesel hatlar almıyor, yataklı trende yer bulamıyorsun, Marmaray’a saatine göre girebiliyorsun, bisiklet taşıma aparatları zorunlu değil, otobüsler nazlı, muavini görerek taşıtabiliyorsun. Bu şekilde turizm mi olur?
Yeni Ulaşım Modeli: Evet doğru; bisiklet, Türkiye’de sürdürülebilir şehircilik politikalarının önemli bir parçası haline gelebilir, ama bu halimizle nasıl olacak? Şehirlerarası yolların güvenliği, sürücülerin dikkatsizliği (tünelde ezilen bisikletçi haberleri), kamp çadırına saldıran/tecavüz edenler…
Dönüşen Şehirler: Bir tek Konya dikkat çekiyor bu konuda. Onun dışında İstanbul’daki yollar dar bölgelerde, birbirine bağlı değil. Hatta gidiyorsun bir de bakmışım yol bitivermiş. Böylesine çokça durum var. Bisiklet yolu üzerinde park etmiş araçlar, çöp bidonları, yolun evsafı, standartlara (genişlik, eğim, tabela) uygun olmaması…
Yüzde 35’lik Artış: Bu gerçek mi bilemiyorum, ama doğru dürüst bir bisiklet servet oldu. Bu parayı ancak küçük bir azınlık ödeyebilir.
Yazıyı okumak isterseniz > Cumhuriyet
16 sene önce değinmiştim bu konuya > [bisikletle]Türkiye. Pek bir değişiklik olmadı geçen süre içinde. Bu nedenle yazıdaki değerlerden çok çok uzağız halen, ne yazık ki! Ve kısa zamanda da pek yaklaşacağımızı sanmıyorum : ((
Türkiye’de doğal potansiyel çok yüksek, ama altyapı + güvenlik + planlama eksikleri bu potansiyeli sınırlıyor. Bakanlıklar, yerel idareler, belediyeler, dernekler ve federasyonlar bir araya gelip çözüm üretmeleri lazım. Şayet sözü edilen 52 milyar avrodan pay almak isteniliyorsa!
İlginizi çekebilir EuroVelo 8, German Cycling, yükselen bisiklet destinasyonu olarak Türkiye'nin Ege kıyılarını ziyaret etti, Bisikletle Demans Arasındaki Şaşırtıcı Bağlantı






