5 Ağustos 2021

[bisikletle]Türkiye: Friglerin İzinde (Dinar-Burdur)


3 Ağustos 2021, Salı / Dinar - Burdur, 60 km (24. gün)

 

Otelin kahvaltısı 7’de demişlerdi, saatinde iniyorum ama hazır değil. Fazla bir şey yok zaten, zayıf bir ikram. Çay doğru dürüst demlenmemiş, ekmek sonradan geldi. Zeytinleri güzeldi, bolca alıyorum.

 

Firu arıyor. Dün ulaşamamış, merak etmiş. Kısa özet geçiyorum iki gün önceki 94 km yolculuktan.

 

Dinar’dan ayrılışım 07.31. Hemen otelin yanından giden yoldan pedallamaya başlıyorum. Bugün Burdur, 60 km. Önemli tırmanışı yok. İyi bir tempoyla 3 saatte varırım. Sabah serinliğinde sürüyorum. Ana yola bağlandım. Kaymak asfalt, güvenlik şeridi var ama tırtıllı cinsinden, uyandırma özellikli. Aracın tekeri geçtiğinde ses çıkartıyor. Bolca TIR geçmekte. Bu yol hem Isparta hem Antalya yolu.

 

Benzinciden (BP) su almak için yanaşıyorum, küçük şişe kalmamış, kendi sularından veriyorlar. Çeşme suyu imiş. İçiyor musunuz siz? Evet diyor. Ver o zaman. Bir sonraki benzinci 25 km uzaktaymış. Saat 08.02, %1’le gidiyor yol. Rakım 952 m gösteriyor, sıcaklık 24°C, ortalamam 21,9 km/sa. 10 km geride kalmış.

 

[e] 18. km/08.25/%20 harcandı/R: 1064 m/24,5, °C/21,2 km/sa ort. %3’le çıkılıyor. İnce ince yükseliyorum. Bölünmüş yol, karşı tarafa geçemiyorsun, bariyer var. Karşı şeritte bir bisikletçi, yükü yok ama. El sallaşıyoruz. 

 

Isparta il sınırına girdim. [e] 21. km/08.35/%40 harcandı/R: 1159 m/26,3 °C/20,4 km/sa ort. %5-6-7 oldu tırmanış. Yolun tepe noktasını buluyor (1159 m) ve salıyorum velespiti. Hızla iniliyor. Rüzgar etkili olduğunda kapanıyorum üzerine. Sağdan Kuyucak Lavanta Köyü ayırımı geliyor. Hep anlatılır, çok güzelmiş diye. Türkiye’nin Provence’ı deniliyor. Temmuz gibi buraya gelin, mosmor lavanta tarlalarını görün, mis gibi kokusunu soluyun. Bir turumda bunu yapmak isterim. Saat 08.42. 956 m.ye indim. Fazla değil 100 m sadece. Burdur’a 35 km kaldı. Saman yüklü TIR’lar geçti. Birinde de herhalde odun var. Üstleri kapalı ama reçine kokusu geliyordu.

 

Bazı TIR’lar da sağ tekerini çizginin üzerinden götürüyor. Güvenlik şeridinde olmana rağmen gene de niye seni hesaba katmıyor diye düşündürüyor. TIR’lar yolların hakimi. Taşımacılık tamamen bunlarla yapılıyor. Ardı ardına geçmekteler. (...) Önümde uzanan yol, ovada sürüp gidiyor, incecik sonsuza dek. Taaa oralara kadar gitmek gerekecek-daha. 

 

Havada bir helikopter uçuyor -batıdan doğuya doğru- altında su kabı sallanıyor. Gene bir yer yanıyor mu yoksa? Uzakta sağda, Türkiye'nin 7'nci büyük gölü gözüktü bile. İncecik bir mavi çizgi. Dağlarla çevrili Burdur Gölü’nün acı bir durumu var: kurumakta! Binlerce yıldır çevresinde kurulan uygarlıklara kucak açmış̧; efsanelerin, destanların konusu olmuş̧; Burdur’da tarımın, doğanın, hayatın can damarı Burdur Golü son 35 yılda, sahip olduğu suyun yaklaşık üçte birini kaybetti. 

 

42,42’inci kilometrede Burdur İl Sınırına girdim. 944 m rakım, 23,3 km/sa ortalamam, 29,7 °C sıcaklık ve saat 09.26. Aynı zaman diliminde bataryanın %60’ı da tükendi. %2’yle iniyoruz şimdi. Yumuşak bir iniş.Burdur Isparta ayırımı geliyor. Ben düz devam ediyorum. (...) Bisiklet ve Yürüyüş Parkuru şeklinde solda bir yön işaretlenmiş. Polis kontrol noktası geçilip devam. Askeriye diye bir köy burası. 53’üncü kilometrede Burdur levhası geliyor. Saat 10.05, 949 m rakımdayım, 34,7 derece sıcaklık, 23,1 km ortalama hızım. %1’le gidiliyor. Levha önünde çekilen foto ve 5 km sonra gelen göbekte “Burdur, Teke Yöresine Hoş Geldiniz” yazısı. Şehir Merkezi diye sağdan, maviye boyalı bisiklet yoluna giriyorum. Önümde yol temizleme aracı gidiyor. Pis pis kokusu çıkıyor. Hızla solluyorum. [e] 58. km/10.17/%80 harcandı/R: 947 m/31,8 °C/23,1 km/sa ort. Navigasyon ve benzinciden alınan tarifle ÖE’yi bulmak zor olmuyor. Dört ışık sonra gelir demiştiler.

 

Erken vardım. bahçesinde biraz oturup resepsiyona çıkıyorum. Yerimi zaten ayırtmış ödemiştim internetten. Odanın temizlenmesi için öğlene kadar beklemem lazımmış. Bisikleti yandaki salona koyuyor, çantaları giriş katına bırakıyor, çay bahçesinde soda+ayran ile hararetimi dindirmeye çalışıyorum.

 

İlk soru: Burdur adı nereden geliyor? Bu konuda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Birinci görüş, Burdur adının “Polydorion” kelimesinin daha sonra “Polydor” şekline, oradan da Burdur şekline dönüştüğüdür. İkinci görüş ise Burdur yöresinin eski adı Limobrama “Göl Kenti” anlamına gelen Limobria kelimesinden türemiştir. Sonradan da değişerek Burdur olmuştur. Fakat Antik Çağlarda Burdur’un yerinde herhangi bir şehir bulunup bulunmadığı bilinmemektedir. Bunun için bu iki adın kesin olarak ne zaman kullanıldığı bilinmemektedir. Üçüncü görüş ve en akla yatkın olanı da; Burdur şehrini kuran Türkmen boylarından Kınalı Oymağı mensupları, konaklama yeri ararken, burayı buluyorlar ve bölgenin güzelliği karşısında “Cennet Buradadır” demişler ve “Burada Dur” sözü zamanla hece düşmesine uğramış ve Burdur’a dönüşmüştür.

Kültürportalı


306 nolu oda tek yataklı küçük bir oda. İlçe ÖE’lerinde bile daha iyi odalara denk geldim. Burada her yerden karot alınmış, deprem etütleri yapılmış yani.

 

Odaya yerleşme, duş almaca, internetinden faydalanıp tablette gazete okumaca, az kestirmece ve 4 buçuk gibi yemeğe çıkmaca. Neresi var? Az ileride Meydan Lokantası. Buluyorum, az az bulgur+taze fasulye ve de ayran, ikramları çoban ve acılı ezme = 22 TL.

 

Çok sıcak hava. Lokantada kafamdan terler aktı. Dışarıda da oturamadım, önünde bir yıkım vardı, tozu ortalığı kapladı.

 

Arkeoloji Müzesi’ne yürüyorum. O da fazla uzak değil. 65’le giriş yapıp iki katlı müzeyi gezmekteyim. Anadolu’daki Neolitik dönemden günümüze kadar eşsiz örnekler sergilenmekte. Üç bölümden oluşmakta. Üst katta Neolitik ile Erken Kalkolitik çağlara ait buluntularla Eski Tunç Çağı buluntuları yer alıyor. İkinci bölüm olan giriş katı ise üç kısım olarak düzenlenmiş. Birinci kısımda Sagalassos Antik Kenti’nde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan buluntular, Roma’nın en iyi imparatorlarından olan İmparator Hadriani ve Marcus Auralius’a ait dev heykeller bu kısımda. İkinci bölümde Kybyra Antik Kenti kazılarında çıkarılan, av sahnesinin canlandırıldığı frizler bulunmakta. Üçüncü bölümde ise Kremna Antik Kenti kazısında çıkarılan dokuz adet birinci sınıf mermer heykeller mevcut. Büyük ve Küçük Athena, Hygeis, Apollon, Herakles, Nemessis ve Aphrodite heykelleri en çok dikkat çeken buluntular. Çok keyifli, heyecan verici eserlerle dolu bir müze. 1 saatten fazla bir zamanı burada geçiriyor ve Ulucami’ye doğru yokuşu çıkıyorum. Pazar Mahallesindeki yüksek bir tepe üzerinde. Saat Kulesi de burada. Caminin tarihçesi için: ilk olarak, Hamitoğlu Dündar Bey tarafından 1300 yılında yaptırılmıştır. 1749 yılında Çelik Mehmet Paşa tarafından restore edilmiştir. Daha sonra depremlerde zarar gören cami 1919 yılında ahşap karkas olarak yeniden inşa edilmiştir… denilmekte. Kesme blok taşlardan yapılmış olan cami içten yarım kubbeli, ahşap tavanlı ve kiremit çatılı. Beden duvarlarında iki sıra halinde sivri kemerli pencereler yer almakta. Kuzey, doğu ve batısında üç girişi var. İki minaresi kare kaideli silindire yakın çokgen gövdeli. Hemen caminin kuzeyinde saat kulesi yer alıyor. 1936 tarihli, kesme taşlarla inşa edilmiş, kare plana sahip. Zeminden aleme kadar altı boğum halinde daralarak çıkan kulede dördüncü katta her biri şehrin dört yanına bakan dört büyük saat yerleştirilmiş. (...) Bolca fotoğraf alıyor, yakınındaki kahvede 2 çay içip ileri günlerde kalacağım ÖE’lerle telefonlaşıyor, sonra Uzun Çarşı denilen, Eski Burdur olan ve de koruma altında bulunan bölgede yürümekteyim. Yakın zamanda restorasyon görmüş, 700 metrelik bir hat üzerinde yer aldığı anlatıldı.

Kültürportalı, KTB


1930’dan beri dondurma yapan Kayımoğlu’ndan 5 liraya alınan 3 kaşık dondurmayı yalayarak dolaşırken gördüğüm antikacı dükkanına bir göz atmak, sahibiyle tanışmak, çay daveti almak, burada da 2 yıllık Mutfak Sanatları ve Yemek Kültürü bölümünün iki yıl önce açıldığını öğrenmek, dükkan sahibinin de personel olarak üniversitede çalışıyor olması, gezgin Mehmet Beyle tanışmak, keyifli sohbetler arasında gezilere ve edebiyata merakı, bisiklete olan ilgisi ve gastronom İrfan Bey ile iletişim kurmamı önermesi….


Park denilen yere yürümekteyim. Tarif alarak İstasyon Parkı buluyor bir soda eşliğinde etrafı seyrediyorum. Güzel bir alan. Eskiden askeri yazlık gazino olarak kullanılıyormuş. (...) Sonra kafelerin bolca olduğu geniş bir kaldırımdan, bir bulvarda yürümekteyim. Gloria Jeans bile var. Yarın bir gelir espresso içerim artık. Ceviz ezmesi tadıyor, Migros’tan nar suyu alıyor, gece fotoları çekmekteyim. Gastronom İrfan Beyi arıyor, ÖE’de buluşmak üzere sözleşiyoruz. Hafif hareketlilik gösteren midemi krikkrakla oyalıyorum.

 

İrfan Bey şiir, felsefe, sağlık gibi konulara önem veren, mutfağa meraklı, et lokantası olan, Şarköy’lü ve uzun yıllardır Burdur'da. Güzel bir sohbet oluyor -her yönüyle doyurucu- ÖE’den çıkıp yakındaki parka gidip –fotoğraf dahil- sohbetimizi sürdürüyoruz. 

 

Burdur Tarihçesi: Çeşitli kaynaklar ve arkeolojik bulgular, antik dönemde Pisidia olarak adlandırılan bölgede yer alan Burdur ilinde Paleolitik Çağdan bu yana yaşanıldığını göstermektedir. Yeşilova ilçesinin Başkuyu köyünde bulunan kaya resimlerinden anlaşıldığına göre Paleolitik Çağda bu bölgede ilk insanın varlığı kesinlikle anlaşılmıştır. İl merkezine bağlı Hacılar Köyünde yapılan kazılar sonucu MÖ 7 bin yıllarında, insanın yeryüzünde hayvanı ehlileştirip, köyler kurarak çanak çömlek yapmasını öğrendiği, toplayıcılıktan üretime geçerek belli bir yere bağlandığı merkezlerin en önemlilerinden biri olduğu anlaşılmıştır. Burada ortaya çıkarılan ana tanrıça figürleri ile boyalı insan yüzlü çanak çömlekleri dünya arkeolojisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bölge, Frig, Roma, Bergama Krallığı ve Bizans dönemlerini yaşamıştır. Daha sonra Selçuklular, Hamitoğulları ve Osmanlılar bölgede hâkim olmuşlardır. Osmanlı Devleti 1914’de 1. Dünya Savaşına katılınca bütün yurtta seferberlik ilan edilmiş ve aynı yıl Burdur’da şiddetli bir deprem olmuş, yaklaşık 4000 kişi ölmüş ve şehrin önemli dini yapıları bu depremde yıkılmıştır. 1920 yılında müstakil mutasarrıflık olan Burdur, doğrudan hükümet merkezi olan İstanbul’a bağlanmıştır. Burdur, düşmanın yurttan atılmasından sonra kurulan yeni Türkiye Cumhuriyetinde 1923 yılında il olarak yerini almıştır.

Burdurkentkonseyi



Burdur ÖE 0248-2333634

 




 












Dinar-Burdur

Tur tarihi: 3 Ağustos 2021

Alınan yol: 60,12 km
Ortalama hız: 22,8 km/sa

En yüksek hız: 65,8 km/sa
Bisiklete biniş süresi 2 sa 38 dk, dışarıda geçen süre 2 sa 57 dk
En yüksek sıcaklık 34˚C, en düşük 23 ˚C, ortalama 27 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 636,7 m, kaybı (iniş) 547,3 m
En düşük yükselti 841,2 m, en yüksek 1167,1 m

 

Garmin yol bilgileri Dinar-Burdur

 

Relive yol bilgileri Dinar-Burdur 

Dinar’dan ayrılışım 7.31. 

Sabah serinliğinde sürüyorum. 



Kaymak asfalt, güvenlik şeridi var ama tırtıllı cinsinden, 

uyandırma özellikli. Isparta İl Sınırı da gelmiş oluyor.




Kar direkleri buranın kışı hakkında fikir veriyor.




Bolca TIR geçmekte. Ne kadar yakın, çizgi 

üstünde gittiğini görüyorsunuz değil mi?


Korkuluk, içinde polis bile var. Kimin fikri acaba 

bu, yol kenarına bunları dikmek? 


Burdur-Isparta ayrımı geliyor.




Uzakta, Türkiye'nin 7'nci büyük gölü gözüktü 

bile. İncecik bir mavi çizgi.



Havada bir helikopter uçuyor altında su kabı 

sallanıyor. Gene bir yer yanıyor mu yoksa?


Burdur İl Sınırına giriyorum.



Devler geçiyor yanımdan.


İsim ilginç geldi bana.




Bir Patpat da burada.


Bisiklet ve Yürüyüş Parkuru şeklinde solda bir yön işaretlenmiş.

Saat 10.05, Burdur.



Şehir Merkezi diye sağdan...


... maviye boyalı bisiklet yoluna giriyorum.


Bisiklet yolu demek park yeri demektir!


Burdur ÖE Çay Bahçesi


Burdur ÖE





Meydan Lokantası. Burdur


Burdur Arkeoloji Müzesi



Kolosal Apollon Kitharodos Heykeli. MS 130-138. Geç Hadrian Dö. / 

Satyr Heykeli. MS 2. yy ilk yarısı. Hadrianus Çeşmesine ait.


Marcus Aurelius MS 121-180, büst ve heykeli /  

Dans Eden Kızlar Frizi. Kuzeybatı 

Heroon’a ait.


Hera Ephesia. MS 2. yy ilk yarısı / 

Nike (Zafer Tanrıçası). MS 3. yy ilk 

çeyreği / Bereket Boynuzu Taşıyan 

Tanrıca Gövdesi. MS 2. yy ilk yarısı


Dionysos ve Satyr. MS 160-180 / 

Nemesis (İlahi Adalet Tanrıçası). 

MS 2. yy sonları / Dionysos ve 

Satyr. MS 160-180 / Vazo Biçimli 

Ostotek (Kül Kabı). Erken 

İmparatorluk Dö.


Poseidon Kabartması. MS 1.-2. yy / 

Zeus Büstü. MS 1.-2. yy



Tanrıça Heykelcikleri




Herakles Heykeli. MS 2.-3. yy. Kremna / 

Athena Heykeli. MS 2.-3. yy. Kremna


Kadın Başı. MS 1. yy


Gladyatör Frizi. MS 2.-3. yy. 

Kibyra Nekropol / Av 

Sahnesi ve Akrobatlar Frizi. 

MS 2. yy. Kibyra Nekropol


Güneş Saat. MS 2. yy



Antoninler Çeşmesi


Ana Tanrıça Figürini. MÖ 5400-4750. Erken Kalkolitik Dö.





Gaga Ağızlı Testiler. Hacılar


Süzgeçli Kaplar. Hacılar


Kemik ve Mermer İdoller


Depas / Miken Kapları. MÖ 1400-1300


Kapak


Ldyion


Olpe 

Megara Kase ve Kalıpları


Kandiller



Aryballos



Ay Tanrısı



Kadın Figürini


Burdur Arkeoloji Müzesi Bahçesi


Alınlık. Roma Dö.


Burdur Arkeoloji Müzesi 

Ulucami’ye doğru yokuşu çıkıyorum. Pazar Mahallesindeki
yüksek bir tepe üzerinde. Saat Kulesi de burada. 

Ulucaminin kuzeyinde saat kulesi yer alıyor. 1936 

tarihli, kesme taşlarla inşa edilmiş, kare plana 

sahip.Zeminden aleme kadar altı boğum halinde 

daralarak çıkan kulede dördüncü katta her biri 

şehrin dört yanına bakan dört 

büyük saat yerleştirilmiş.



Ulucami



Ulucami1749 yılında Çelik Mehmet Paşa 

tarafından restore edilmiştir.


Daha sonra depremlerde zarar gören cami 1919 

yılında ahşap karkas olarak yeniden inşa edilmiştir.



Beden duvarlarında iki sıra halinde sivri
kemerli pencereler yer almakta. 

Kesme blok taşlardan yapılmış olan cami içten 

yarım kubbeli, ahşap tavanlı ve kiremit çatılı.


Ulucami

Uzun Çarşı denilen, Eski Burdur olan ve de koruma 

altında bulunan bölgede yürümekteyim. 



Yakın zamanda restorasyon görmüş, 700 m.lik 

bir hat üzerinde yer alıyor.


Bay-Bayan aynı zamanda mı girebiliyorlar? İnanılmaz!


(Eski) Şehir Kulübü. Burdur


Güzel olmuş bu sokak.


1930’dan beri dondurma yapan Kayımoğlu.





Bu da  iyi, Afgan Market.



İstasyon Park


Kafelerin bolca olduğu geniş bir kaldırım, bir bulvar.



Burdur by Night



İrfan Bey ile.























25. gün (devamı) Burdur II - 23. gün (öncesi) Dazkırı-Dinar

 



 



[bisikletle]Türkiye: Friglerin İzinde 

 

İstanbul-Mudanya-Görükle = 44 km

 

Görükle-Keles = 65 km

 

Keles-Tavşanlı = 65 km

 

Tavşanlı-Emet = 44 km

 

Emet-Simav = 44 km

 

Simav-Gediz = 50 km

 

Gediz-Çavdarhisar = 39 km

 

Çavdarhisar-Kütahya = 58 km

 

Kütahya-Bozüyük = 78 km

 

Bozüyük-İnhisar = 53 km

 

İnhisar-Eskişehir = 49 km

 

Eskişehir-Çukurca = 69 km

 

Çukurca-Afyonkarahisar = 77 km

 

Afyonkarahisar-Sandıklı = 62 km

 

Sandıklı-Banaz = 77 km

 

Banaz-Çivril = 62 km

 

Çivril-Bekilli = 36 km

 

Bekilli-Dazkırı = 92 km

 

Dazkırı-Dinar = 33 km

 

Dinar-Burdur = 60 km

 

Burdur-Ağlasun = 36 km

 

Ağlasun-Isparta = 0 km

 

Isparta-İstanbul = 0 km


 





İlginizi çekebilir [bisikletle]Türkiye: Çoruh Nehri Boyunca (Tokat–Almus–Görümlü)