26 Eylül 2022

Selle Royal ON


Yeni ürün, ödüllü eZone selesinin evrimi.

 

Ödüllü “eZone” selenin devamı olan yeni “Selle Royal ON” selesi farklı bir ölçüt belirlemek ve kullanıcılara sürüş sırasında daha da iyi destek sağlamak amacıyla üç model olarak sunuldu.

  

Ayrıntılarıyla Royal ON 

 

Yeni ON selesi için Selle Royal, BMW Grup'un tasarım yan kuruluşu olan ve aynı zamanda eZone selesine önemli ölçüde katılan Designworks ile bir kez daha birlikte çalıştı. E-bisiklet kullanımına ilişkin yeni bilgiler ve çeşitli araştırmalar İtalyanları yeni ürünü geliştirmeye yöneltti.


Bu ürün, e-bisiklet kullanıcılarının özel gereksinimlerini karşılamalı ve sürüş sırasında çeşitli zorluklara karşı koymalı. Selle Royal marka müdürü Roberto Bucci en son gelişmeleri şöyle aktarıyor:

 

“Tipik bir e-bisiklet diye bir şey yoktur ve kesinlikle tipik bir e-bisiklet sürücüsü de yoktur. E-bisikletlerin çeşitliliği artık elektrikli olmayan bisikletlerin ki kadar geniş oldu. Kentsel, kargo ve hibrit bisikletlerden trekking ve dağ bisikletlerine kadar uzanıyor bu çeşitlilik. eZone sadece şehirli e-bisiklet sürücüleri tarafından yeğlenen ılımlı sürüş konumunu destekler iken, ON'un geliştirilmesi Selle Royal'in e-bisiklet ortamındaki secim patlamasına olan tepkisidir. Oturma konumu ne olursa olsun, herkesin e-bisikletini rahatça kullanabilmesi gerektiğine inanıyoruz.”

 

Roberto Bucci

 

Yeni “Selle Royal ON” ile kullanıcının -nasıl olursa olsun- her şekilde sürüş konumundaki rahatlık ve çevikliğe büyük önem verildi. Yalın ve çağdaş tasarımıyla yeni ON selesi, her e-bisiklete de uyum sağlamakta. Bu nedenle yeni selenin farklı oturma konumları için üç modeli bulunuyor:

 

  • Athletic (Atletik), 45°'lik oturma açısı
  • Moderate (Ilımlı), 60°'lik oturma açısı 
  • Relaxed (Rahat), 90°'lik oturma açısı

 

Tüm modeller, sürücünün uzun biniş sürelerinden yararlanması, kendini güvende hissetmesi ve e-bisikletinin kontrolünü elinde tutması gereken özellikler sunmakta:

 

  • E-Fit Design (E-Fit Tasarım): Selle Royal ON, e-Bisi'ye özeldir ve e- Bisi'de doğru konumu bulmayı kolaylaştırmayı amaçlayan yenilikçi, kıvrımlı bir tasarımı bulunmaktadır.  eZone'da olduğu gibi selenin arka kısmı geriye kayılmaması için yükseltilmiş. Bu da kullanıcının sırtı için daha rahatlatıcı bir özellik. Esnek sele kenarları bir yandan denge sağlarken aynı zamanda pedal çevirirken sürücüyü desteklemekte.


  • E-Grip: Yumuşak dokunuşlu yüzeyi bulunan yenilikçi tutamak, e-bisikletin zor yerlerde elle itilmesine yardımcı olmakta.


  • Royalgel: Selle Royal, Royalgel olmadan ne olurdu? Markanın diğer selelerinde olduğu gibi malzeme, basıncı sele yüzeyine eşit olarak dağıttığı, dayanıklı ve başında olduğu gibi uzun sürüşlerden sonra hala destek sağlamakta.


  • Royal Vaccuum (Royal Vakum): Bu patentli teknoloji ile Selle Royal, selenin bütün olarak su geçirmez olmasını, yağmurda ve yağışlı havalarda uzun süre kullanımdan sonra bile öyle kalmasını sağlamakta.


  • Integrated Clip System (Entegre Klips Sistemi): Sele çantaları gibi çeşitli Selle Royal aksesuarları buraya kolayca takılıp sele kişiselleştirilmekte.


Sonuç

 

Uzun süredir e-bisiklete özel bileşen, aksesuarları geliştirmenin çağdaş araçları ve onların gereksinimlerini en iyi şekilde karşılamanın doğru yolu olduğu, Selle Royal selelerini öncü, şimdiki başarılı modelini daha geniş bir uygulama yelpazesi için yeniden konumlandırdığını görmekteyiz.



“Bisiklet Sergisi”, Büyükada


Adalar Müzesi “Bisiklet Sergisi”, “Bisiklet üzerinde 137 Yıl” temasıyla Adalar Müzesi’nin Büyükada Aya Nikola ana binasında.

 

“Bisiklet Sergisi”, Adalar’ın yıllar içinde alamet-i farikasına dönüşmüş bisikletin tarihine, İstanbul’a ve özellikle de Adalar’a gelerek yaygınlaşmasına ışık tutuyor. Ünlü yazarlardan sporculara, tarihi kişiliklerden yerel halka, bisikletle büyüyen, ada yollarını bisikletle arşınlayan pek çok Adalının, yolu Adalar’dan geçmişlerin bisikletleri, aksesuarları, sözlü tarih anlatıları ve hatıraları serginin belkemiğini oluşturuyor.

 

Aydan Çelik’in küratörlüğünde eylül başı açılmış olan sergiyi gezmemek ol(a)mazdı. O nedenle pazar gezimizi bu anlamlı sergiye ayırdık. İhsan ile Kadıköy’den bindiğimiz vapur bizi 10.15’de adaya ulaştırdı. Nejat ise daha önce gelmiş bizi bekliyordu. Bir parantez açayım burada: “BabaDinozor” Nejat’la ilk gezimiz olacak bugün. Malumunuz “Dinozorlar” şöyle tanımlanıyor: 60 yaşını dolduran “BanDino”lar “YavruDinozor” olarak abilerinin-ablalarının aralarına katılıp büyümek için 5 yıl bekledikten sonra 65’inde “Dinozor” olurlar. 10 yıl daha olgunlaşıp 75’inde “BabaDinozor/AnneDinozor”, 85’inde ise “BüyükbabaDinozor/ BüyükanneDinozor” olarak devam ederler ve 95’lerinden sonra “EnbüyükbabaDinozor/EnbüyükanneDinozor” olarak yaşamlarını sürdürürler... 

 

İnci’nin de 10.40’da gelmesiyle 5’li olarak bastık pedallara, İhsan önde biz arkasında. Sabahki soğuk hava yerini güneşli bir güne bıraktı. Ada da bu güzelim havada çok insanı çağırmış. Ortalık kaynıyor, kiralık bisikletlerle dolaşan insanlarla dolu. Şöyle yılan gibi kıvrılarak dönüp dolanıp serginin olduğu Aya Nikola Hangar binasına ulaşıyoruz. Buranın adı Adalar Müzesi olarak geçiyor. Bisikletleri park edip giriş ücretini ödedikten sonra, eskiden helikopter hangarı olduğunu öğrendiğimiz sergi mekanına giriş yapıyoruz. “Bisiklet Sergisi”nden önce “Adalar’ın Dünü Bugünü” olarak özetleyebileceğimiz, tarihi, coğrafi, jeolojik, etnik ve siyasi geçmişinin de anlatıldığı, iyi hazırlanmış bir bölüm de var. Ne var ki dikkatlice bakıp aramamıza karşın bu bölümde, 1929-33 yıllarında Büyükada’da yaşamış olan Troçki’den söz edilmemiş. Gözümüzden mi kaçtı yoksa sergi düzenleyiciler mi unuttu bilemedik. (*) Malumunuz, Troçki otobiyografisini ve Rus Devrim Tarihi adlı kitabını burada yazmıştır. Ne yazık ki bugün evi de bakımsızlıktan harabeye dönmek üzere.


(*) Müze direktörüne Troçki’yi sorduk, bizim gözümüzden kaçtığını öğrendik. Girişteki Zaman Çizelgesi’nde adı geçiyormuş. Tek satır Troçki için yeterli midir?! Neyse ki kapsamlı bir Troçki sergisi hazırlığı içinde olduklarını da bu fırsatla öğreniyoruz.

 

Bisiklet Sergisi hepimizi heyecanlandırıyor. Bazıları çocukluk anılarımıza geri götürüyor. Defalarca tek tek önünden geçip inceliyoruz. Bu konuda Aydan’a teşekkür ederiz. Güzel bir çalışma olmuş.

 

Sergide yer alan yaklaşık 40 bisiklet arasında; İnönü Ailesi‘nin, Mehmet Ali Aybar‘ın, şair Zahrad‘ın, ünlü bisiklet yarışçısı Garbis Bora’nın bisikletleri de vardı. Serginin tanıtımında: Adalıların anılarındaki bisiklet hikâyelerinin geçmişten bugüne nasıl geldiğini mercek altına alan sergi, aynı zamanda bisikletin işlevselliğin ötesinde günümüze damgasını vuran

“sürdürülebilirlik” özelliğine de vurgu yapıyor; karbon ayak izi olmaksızın nasıl araçtan amaca dönüştüğünün altını çiziyor. Sergi ziyaretçileri, bisikletin tarihini kendi bisiklet anılarıyla harmanlarken, dünyayı etkileyen iklim krizini aşmak için pedallara nasıl asılabileceğini de bir kez daha hatırlatmayı amaçlıyor... denilmekte. Altı ay açık kalacak sergiyi ziyaret etmenizi öneririm.                            

 

Sergi sonrası, bahçesindeki kafede soğuk-sıcak bir şeyler içiyor (ucuz bir yer değil ama burası, kahve 25-), sohbetimizi CHP’li belediyenin Adalar’da ver(e)mediği hizmet üzerine yoğunlaştırıyoruz. Keza Kadıköy Belediyesi de aynı şikayetleri işitiyor.

 

Pedallamaya devam. Adada 8 çiziyoruz. Bir yükseliyor bir alçalıyor yolumuz. Bu arada kiralık bisikletler de ciddi tehlike oluşturuyor. Kullananların tek amacı yokuş aşağı son hızda inmek olunca!

 

Gemimiz 16.20'de Bostancı’ya hareket edecek. Zamanımız bol. Tüm yolları pedalladıktan sonra Varujan’ın tavsiyesi üzerine Sedef adasına bakan Beltur tesislerinde bir mola veriyoruz. Güzel bir mekan. Plajı da var. Çaylar da 4,5 lira burada.

 

4 gibi ayaklanıyor ve iyicene kalabalıklaşmış iskele meydanında birer dondurma ile kendimizi ödüllendiriyor ve 35 dakikalık deniz yolculuğu sonrası arkadaşlardan ayrılıp evin yolunu tutuyoruz.

 

Günü sonlandırmadan önce David Sylvian’dan I Surrender parçasını dinleyelim. Vikipedi’de hakkında yazılanlar kısaca şöyle: David Sylvian (doğum adı David Alan Batt, 23.02.1958), 1970'lerin sonlarında Japan grubunun solisti ve söz yazarı olarak öne çıkan bir İngiliz müzisyen, şarkıcı ve söz yazarıdır. Grubun androjen görünümü ve giderek artan elektronik sesi, onları İngiltere’nin 80'lerin başındaki New Romantic sahnesinde önemli bir etki haline getirir. Ayrılmalarının ardından Sylvian ilk albümü Brilliant Trees (1984) ile solo kariyerine başlar. Solo çalışması AllMusic tarafından "geniş kapsamlı ve ezoterik" olarak tanımlanır ve Ryuichi Sakamoto, Robert Fripp, Holger Czukay, Jon Hassell, Bill Nelson ve Fennesz gibi sanatçılarla ortak çalışmalar yapar. 1980'ler ve 1990'lardaki kayıtları pop, caz füzyonu ve ortamla karıştırılmış avangart deneyselliğin bir karışımı iken, daha yeni besteleri giderek daha fazla müzikal minimalizm ve serbest doğaçlama üzerine çekilir.

Wikipedia 




















“Bisiklet Sergisi”, Büyükada: Dudullu-Kadıköy-(gemi) Büyükada-(gemi) Bostancı-Dudullu

 

Tur tarihi: 25 Eylül 2022

Alınan yol: 42,85 km
Ortalama hız: 15,8 km/sa

En yüksek hız: 48,8 km/sa
Bisiklete biniş süresi 2 sa 43 dk, dışarıda geçen süre 9 sa 34 dk

En yüksek sıcaklık 45 ˚C, en düşük 15 ˚C, ortalama 22,6 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 632 m, kaybı (iniş) 589 m
En düşük yükselti 15,4 m, en yüksek 180,6 m

 

Garmin yol bilgileri “Bisiklet Sergisi”, Büyükada

 

Relive yol bilgileri “Bisiklet Sergisi”, Büyükada