26 Eylül 2022

“Bisiklet Sergisi”, Büyükada


Adalar Müzesi “Bisiklet Sergisi”, “Bisiklet üzerinde 137 Yıl” temasıyla Adalar Müzesi’nin Büyükada Aya Nikola ana binasında.

 

“Bisiklet Sergisi”, Adalar’ın yıllar içinde alamet-i farikasına dönüşmüş bisikletin tarihine, İstanbul’a ve özellikle de Adalar’a gelerek yaygınlaşmasına ışık tutuyor. Ünlü yazarlardan sporculara, tarihi kişiliklerden yerel halka, bisikletle büyüyen, ada yollarını bisikletle arşınlayan pek çok Adalının, yolu Adalar’dan geçmişlerin bisikletleri, aksesuarları, sözlü tarih anlatıları ve hatıraları serginin belkemiğini oluşturuyor.

 

Aydan Çelik’in küratörlüğünde eylül başı açılmış olan sergiyi gezmemek ol(a)mazdı. O nedenle pazar gezimizi bu anlamlı sergiye ayırdık. İhsan ile Kadıköy’den bindiğimiz vapur bizi 10.15’de adaya ulaştırdı. Nejat ise daha önce gelmiş bizi bekliyordu. Bir parantez açayım burada: “BabaDinozor” Nejat’la ilk gezimiz olacak bugün. Malumunuz “Dinozorlar” şöyle tanımlanıyor: 60 yaşını dolduran “BanDino”lar “YavruDinozor” olarak abilerinin-ablalarının aralarına katılıp büyümek için 5 yıl bekledikten sonra 65’inde “Dinozor” olurlar. 10 yıl daha olgunlaşıp 75’inde “BabaDinozor/AnneDinozor”, 85’inde ise “BüyükbabaDinozor/ BüyükanneDinozor” olarak devam ederler ve 95’lerinden sonra “EnbüyükbabaDinozor/EnbüyükanneDinozor” olarak yaşamlarını sürdürürler... 

 

İnci’nin de 10.40’da gelmesiyle 5’li olarak bastık pedallara, İhsan önde biz arkasında. Sabahki soğuk hava yerini güneşli bir güne bıraktı. Ada da bu güzelim havada çok insanı çağırmış. Ortalık kaynıyor, kiralık bisikletlerle dolaşan insanlarla dolu. Şöyle yılan gibi kıvrılarak dönüp dolanıp serginin olduğu Aya Nikola Hangar binasına ulaşıyoruz. Buranın adı Adalar Müzesi olarak geçiyor. Bisikletleri park edip giriş ücretini ödedikten sonra, eskiden helikopter hangarı olduğunu öğrendiğimiz sergi mekanına giriş yapıyoruz. “Bisiklet Sergisi”nden önce “Adalar’ın Dünü Bugünü” olarak özetleyebileceğimiz, tarihi, coğrafi, jeolojik, etnik ve siyasi geçmişinin de anlatıldığı, iyi hazırlanmış bir bölüm de var. Ne var ki dikkatlice bakıp aramamıza karşın bu bölümde, 1929-33 yıllarında Büyükada’da yaşamış olan Troçki’den söz edilmemiş. Gözümüzden mi kaçtı yoksa sergi düzenleyiciler mi unuttu bilemedik. (*) Malumunuz, Troçki otobiyografisini ve Rus Devrim Tarihi adlı kitabını burada yazmıştır. Ne yazık ki bugün evi de bakımsızlıktan harabeye dönmek üzere.


(*) Müze direktörüne Troçki’yi sorduk, bizim gözümüzden kaçtığını öğrendik. Girişteki Zaman Çizelgesi’nde adı geçiyormuş. Tek satır Troçki için yeterli midir?! Neyse ki kapsamlı bir Troçki sergisi hazırlığı içinde olduklarını da bu fırsatla öğreniyoruz.

 

Bisiklet Sergisi hepimizi heyecanlandırıyor. Bazıları çocukluk anılarımıza geri götürüyor. Defalarca tek tek önünden geçip inceliyoruz. Bu konuda Aydan’a teşekkür ederiz. Güzel bir çalışma olmuş.

 

Sergide yer alan yaklaşık 40 bisiklet arasında; İnönü Ailesi‘nin, Mehmet Ali Aybar‘ın, şair Zahrad‘ın, ünlü bisiklet yarışçısı Garbis Bora’nın bisikletleri de vardı. Serginin tanıtımında: Adalıların anılarındaki bisiklet hikâyelerinin geçmişten bugüne nasıl geldiğini mercek altına alan sergi, aynı zamanda bisikletin işlevselliğin ötesinde günümüze damgasını vuran

“sürdürülebilirlik” özelliğine de vurgu yapıyor; karbon ayak izi olmaksızın nasıl araçtan amaca dönüştüğünün altını çiziyor. Sergi ziyaretçileri, bisikletin tarihini kendi bisiklet anılarıyla harmanlarken, dünyayı etkileyen iklim krizini aşmak için pedallara nasıl asılabileceğini de bir kez daha hatırlatmayı amaçlıyor... denilmekte. Altı ay açık kalacak sergiyi ziyaret etmenizi öneririm.                            

 

Sergi sonrası, bahçesindeki kafede soğuk-sıcak bir şeyler içiyor (ucuz bir yer değil ama burası, kahve 25-), sohbetimizi CHP’li belediyenin Adalar’da ver(e)mediği hizmet üzerine yoğunlaştırıyoruz. Keza Kadıköy Belediyesi de aynı şikayetleri işitiyor.

 

Pedallamaya devam. Adada 8 çiziyoruz. Bir yükseliyor bir alçalıyor yolumuz. Bu arada kiralık bisikletler de ciddi tehlike oluşturuyor. Kullananların tek amacı yokuş aşağı son hızda inmek olunca!

 

Gemimiz 16.20'de Bostancı’ya hareket edecek. Zamanımız bol. Tüm yolları pedalladıktan sonra Varujan’ın tavsiyesi üzerine Sedef adasına bakan Beltur tesislerinde bir mola veriyoruz. Güzel bir mekan. Plajı da var. Çaylar da 4,5 lira burada.

 

4 gibi ayaklanıyor ve iyicene kalabalıklaşmış iskele meydanında birer dondurma ile kendimizi ödüllendiriyor ve 35 dakikalık deniz yolculuğu sonrası arkadaşlardan ayrılıp evin yolunu tutuyoruz.

 

Günü sonlandırmadan önce David Sylvian’dan I Surrender parçasını dinleyelim. Vikipedi’de hakkında yazılanlar kısaca şöyle: David Sylvian (doğum adı David Alan Batt, 23.02.1958), 1970'lerin sonlarında Japan grubunun solisti ve söz yazarı olarak öne çıkan bir İngiliz müzisyen, şarkıcı ve söz yazarıdır. Grubun androjen görünümü ve giderek artan elektronik sesi, onları İngiltere’nin 80'lerin başındaki New Romantic sahnesinde önemli bir etki haline getirir. Ayrılmalarının ardından Sylvian ilk albümü Brilliant Trees (1984) ile solo kariyerine başlar. Solo çalışması AllMusic tarafından "geniş kapsamlı ve ezoterik" olarak tanımlanır ve Ryuichi Sakamoto, Robert Fripp, Holger Czukay, Jon Hassell, Bill Nelson ve Fennesz gibi sanatçılarla ortak çalışmalar yapar. 1980'ler ve 1990'lardaki kayıtları pop, caz füzyonu ve ortamla karıştırılmış avangart deneyselliğin bir karışımı iken, daha yeni besteleri giderek daha fazla müzikal minimalizm ve serbest doğaçlama üzerine çekilir.

Wikipedia 




















“Bisiklet Sergisi”, Büyükada: Dudullu-Kadıköy-(gemi) Büyükada-(gemi) Bostancı-Dudullu

 

Tur tarihi: 25 Eylül 2022

Alınan yol: 42,85 km
Ortalama hız: 15,8 km/sa

En yüksek hız: 48,8 km/sa
Bisiklete biniş süresi 2 sa 43 dk, dışarıda geçen süre 9 sa 34 dk

En yüksek sıcaklık 45 ˚C, en düşük 15 ˚C, ortalama 22,6 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 632 m, kaybı (iniş) 589 m
En düşük yükselti 15,4 m, en yüksek 180,6 m

 

Garmin yol bilgileri “Bisiklet Sergisi”, Büyükada

 

Relive yol bilgileri “Bisiklet Sergisi”, Büyükada