15 Kasım 2022

Keşif Turları; Bolluca - İhsaniye


İlk 2008’de gitmiştim, sonraları bir kaç kez daha gittik, ama uzundur gitmemiştik... Neresi mi? Bolluca. Nerede mi? Burası Arnavutköy ilçesinin bir mahallesi (artık). Adını “Bolluca Çocuk Köyü” ile duymuşunuzdur. Kimsesiz çocukların (*) bakımı için, 1992’den bu yana SOS Çocuk Köyü modeline uygun olarak hizmet vermekte olan çocuk köyü. Tabii her konuda olduğu gibi bunda da eleştirilen yanlar okuyoruz; Çocuk Köylerinin diğer kuruluş, bakım türlerine göre çocukların gelişimi için ideal ortam olduğu yönündeki görüşlerin bilimsel gerçeklerle bağdaşmadığı yönünde. İlginizi çekerse bu konuda Sosyal Hizmet Uzmanı Dr. Fikret Yaman’ın yazısını okuyabilirsiniz > DergiPark


(*) Türkiye’de kimsesiz çocuk kavramı resmiyette “korunmaya muhtaç çocuk” olarak isimlendirilir. Sosyal Hizmetler Kanunu’na göre korunmaya muhtaç çocuk; beden, ruh ve ahlak gelişimleri veya şahsi güvenlikleri tehlikede olup; ana veya babasız, ana ve babasız, ana veya babası veya her ikisi de belli olmayan, ana ve babası veya her ikisi tarafından terk edilen, ana veya babası tarafından ihmal edilip; fuhuş, dilencilik, alkollü içki veya uyuşturucu madde kullanma gibi her türlü sosyal tehlikelere ve kötü alışkanlıklara karşı savunmasız bırakılan ve başıboşluğa sürüklenen çocuğu ifade etmektedir.

İnsanVeHayat 


Gelelim turumuza. Pazar sabahı Bostancı’dan 8.40 trenine binip Kazlıçeşme’ye kadar gittik, yoldan dahil olan İhsan ile. Ardından Topkapı’ya kadar pedallayıp tramvayla Mescid-i Selam’a. Böylece hem zaman kazandık hem de trafik içinde daha az pedallamış olduk. Sonrası daha önce bir kaç kere geçtiğimiz bölüm, Bolluca sapağına kadar. Sultangazi’nin devamında fazlasıyla akan bir trafik olur. Bazı yerlerde güvenlik şeridi dar veya bozuk, yoldan gitmen gerekir. Ama sapmamızla aşırı yoğunluktan kurtulduk. Hızla inilen bir yol. Sağda solda kalmış eski evler ve yeni yapılmış villalar. Eskiyle yeni iç içe bir bölge sonrası Bolluca geldi. Çok değişmiş tabii ki burası. Kocaman bir yerleşim olmuş. Sağda gördüğümüz, camına çay 3 lira diye yazmış kıraathaneye konuşlanıp, biraz nefeslenip çayla içimizi ısıtıyoruz. Gün serin sayılır, güneş de pusun arkasında, gözükmüyor. Buralı bir gençle tanışıp sohbet ediyor ve 20 dakika sonra tekrar yola koyuluyoruz.

 

Bolluca’dan 3 şeritli bir yoldan hafif hafif tırmanmaya başladık. Burada 3 şeride ne gerek var, pek bir anlam veremesek de ileriye dönük bir hazırlık olsa, akla gelen tek düşünce. Bölgeye dağılmış olan pek çok su birikintileri var, hafif de küçük bir göl görünümünde olan. Bunlar maden işletmecilerinin açtığı çukurlar. Yapay balıklandırma da yapılmış diye okudum. Kiminde sazan, kiminde turna ağırlıklı. Bir tanesi sağımızda beliriyor. Çok da şirin gözükmekte. Minik bir göl, bir piknik alanı. Etraftan soyutlarsan kendini bambaşka bir yerde hissedebilirsin.

 

İstanbul’da terk edilmiş köpeklerin olmadığı nokta yok herhalde. Burada da gene karşımıza çıkıyor. Cins köpekler bile ortalıkta. Kimi hayvan severler de gelip beslemekte, şu anki gibi. Bunlardan bir tanesinin, intihardan vazgeçip ‘Bolluca Hayvan Cenneti’ni kuran iş adamının anlamlı hikayesini okumaktayım. Haber 6 yıl geriye gidiyor. Çok ilginç, insanın yaşamındaki rastlantılar. Nereden nereye durumları... Okumak isterseniz > Listelist


Yokuşu çıkıp  tepe noktası sonrası yol tek şerit oluyor ve İhsani’ye doğru hızla iniyor. Işıklar diye sağa saptığımız köşeyi Jandarma Trafik tutmuş, kontrol yapmakta. Bu yolda damperliler fazlasıyla çalışıyor. Haliyle gürültü, toz, hız... eksik değil. Ama yol bundan sonra Kağıthane’ye kadar dümdüz. Ne var ki taş ocakları nedeniyle ve de dolanan damperlilerin çıkardığı toz çevredeki ağaçları kaplamış, yaprakların yeşili gözükmüyor. Sıkı bir yağmur yağmaz ise bunlar eski rengine zor gelir!

 

Göktürk çevresinde inşaatlar devam etmekte. Uzundur gelmediğimizden çokça yeni şeyler yapılmış/yapılmakta. Ne tuhaf, insanın bir zamanlar bomboş bildiği yerlerin dolması taşması. Işıklar mesela tam anlamıyla köydü, etrafta mandalar dolanırdı. Bugün sağda solda park etmiş siyah Vito’lar, buranın, havaalanı nedeniyle VİP müşterilerini bekleyenlerin mekanına dönüştüğünü gösteriyor.

 

Göktürk’e yaklaşıyoruz. Solumuzda, girişinde Göktürk Göleti Tabiat Park yazan bir mesire alanı dikkatimizi çekiyor. Gerçi bu bölgeden her geçişimizde görürdük ama hiç girmemiştik. Bugün keşfedelim diye gişedekine, acaba ücretsiz girmemize izin verirler mi sorumuza olumlu yanıt alınca dalıyoruz. İçerisi kalabalık. İlkin bir gazino çıkıyor önümüze. Yürüme yolundan devam ediyoruz pedallamaya. Piknik masaları geliyor. Kiminde oturanlar... Devam ilerlemeye. Solda gölet beliriyor. Yeşilliklerin içinde çok da güzel duruyor. Sanki Abant’tayız. İlerledikçe yürüyenlerin sayısı azalıyor ve sonunda yürüme yolu bitince kimsecikler kalmıyor. Haritadan baktığımızda yolu devam edersek bir yay çizip Göktürk’ün içine çıkacağı belli. Bunun üzerine artık toprak, yer yer dalgalanan, çakıllaşan, bozulan, yokuş inen-çıkan orman yolu içindeyiz. Sonbaharın renkleri, göl suyunun parıltısı ve göl kenarına inmiş -bunlar da buraya nasıl geldiler diye düşündüren- bir iki araç, dikkatlice yol almaktayız. Gerçekten şaşırtıcı bir yerdeyiz. Böylesine güzel olacağını beklemezdik. Yağmurlardan sonra buralara girmek oldukça zorlaşır ama. Batarsın! Derken gürültülü sesler gelmekte, ormanın içinden. Sanki dev bir araç bize yaklaşıyor. Ağaçların arasından farlar belirdi. Ve çıka çıka gelen üç ATV oluyor. Adamlar kasklı masklı-havadalar. Hemen kenardaki çamura dalıyor, atraktif hareketler yapıyorlar. Daha sonra Firu diyor ki, “herhalde arazözle su getirip çamur yapmışlardır yolları” : )) Anlaşılan bölge off-road’çuların favori mekanı. Nitekim 5-6 tanesini toplantı halinde buluyoruz çıkışta. Orasını buraya taktım, burasını şuraya geçirdim gibi konuşmalarla... : ))

 

Orman içinden süren yol sonunda Göktürk’ün içine çıkıyor, ana yola bağlanmamızla Kemerburgaz yönüne sapıp devam ediyoruz. Solumuzda kalabalık bir grup, ellerinde pankartlar. Çevrelerine Çevik Kuvvet konuşlanmış. Demirören Grubu’nun Ziraat Bankası’na olan kredi borçlarına karşılık imara açılan Kemer Country’nin golf sahalarında başlayan villa inşaatına karşı Göktürk Yeşil Kalsın Girişimi’nin eylemi bu. Basından okuduğumuza göre mahkemesi süren bir durum. Şöyle anlatılmış: Demirören Holding, Ziraat Bankası'ndan aldığı 300 milyon dolar ve 1 milyar 118 milyon lira krediye karşılık Göktürk Mahallesi Kemer Country’de, üzerinde golf sahalarının bulunduğu arazilerini ipotek ettirmişti. İpotekten kısa bir süre sonra 4 Eylül 2018’de, araziler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eliyle imara açılmıştı. Bakanlığın hazırladığı imar planlarıyla alana ortalama 200 m2 büyüklüğünde 306 konut yapılmıştı. Bu bölüm yaklaşık 26 futbol sahasına denk geliyordu. Bölgede yaşayanlar, bakanlığın kararına karşı çok sayıda dava açmıştı. 2019’da mahkeme, planın iptal edilmesine karar vermiş, bakanlık ise planda bazı düzenlemeler yaparak tekrar askıya çıkarmıştı. Bölge halkı, bu plana karşı da dava açmıştı. Bu sırada Demirören kredi borcunu ödemediği için söz konusu ipotekli araziler, Ziraat Bankası’na devredilmişti. Bakanlık, Göktürk’te Kemer Country yerleşkesi içindeki golf sahası olarak kullanılan arazileri İBB'nin mahkeme kararı doğrultusunda 'özel spor alanı' almasına karşın imara açmıştı. Bölgeyi deprem kanunu kapsamında belirlenen riskli alanlara karşılık yeni yerleşim alanları olarak kabul edilen "Rezerv Yapı Alanı" kapsamına almıştı. Böylelikle de alanda plan yapma yetkisi İBB’nin elinden alınarak bakanlığa aktarılmış olmuştu. Bölgede imar planı sürecinde yetkili kurum da bakanlık olarak belirlenmişti. Bölge halkı ise hem bakanlığa itirazda bulunmuş hem de bakanlık kararının iptali istemiyle dava açmıştı. Öte yandan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı geçen günlerde Emlak Konut’un “Emlak Konut Göktürk Toplu Konut Projesi” için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci başlattığını duyurmuştu. Hazırlanan proje tanıtım dosyasında Ziraat Bankası’na ait 224 bin 381 metrekarelik araziye lüks konut ve villa olmak üzere 650 adet bağımsız bölüm yapılmasının planlandığı görülüyor... Yeme de yanında yat durumları. Suyundan da ister misiniz? Olma mı?

GazeteGrafitti


Kemerburgaz çıkışı, su kemerine gelmeden sağda Kahve Dünyası Fabrika denilen mekana yerleşiyoruz. Acıkan mideleri ve kuruyan boğazlarımızı rahatlatıp yarım saat sonra tekrar sele üzerine çıkıp Cendere üzerinden Kağıthane’ye gitmekteyiz. Vadiİstanbul denilen bölge öylesine büyümüş ki, apayrı bir İstanbul olmuş. Çukurda bulunduğundan yanı başındaki binalar olduğundan da yüksek görünüyor. Hele 2 tane var ki (Skyland), kafanızı kaldırsanız tepesini görmek için (285 m yükseklik) geriye düşebilirsiniz.

 

Girişinde, bisiklete yasak olduğu belirtildiği halde aldırış etmiyor, kuralları hiçe sayarak Kağıthane tüneline girip Dolmabahçe’den çıkmaktayız. Bu tünel 4,7 km gibi bir uzunlukta olup 2 parçadan oluşmakta. Araçların, özellikle motosikletlerin gürültüsü adamın kulağını deler. Ne var ki yolu çok kısaltmakta... Ne desek ki?

 

Dolmabahçe’de yoğun trafiğin arasında kalıp Beşiktaş’tan 15.45 gemisiyle Kadıköy, İhsan’dan ayrılıp Dudullu’ya ulaşıyoruz. Yarabbi şükür diyebilir, (inanırsan) veya değerlerin nasılsa öyle olabilir!... 

 

Keşif turunun sonunda size Tunuslu bir müzisyeni, Cafer Yusuf’u tanıtmak isterim. Uluslararası adı Dhafer Youssef olan, doğum yeri Tabulbah’da müezzin dedesinin yanı başında ve annesinin mutfağında yaptığı şarkı söyleme deneyleriyle küçük yaşta başlayan müzikal yolculuğunu düğünlerde çalarak ve Tunus’taki konservatuvara kaydolarak sürdürür. Okulda aldığı eğitimden hoşnut kalmayan Cafer Yusuf, çözümü 80’lerin sonunda Viyana’ya taşınmakta bulur ve kendini yenilemekten asla geri durmayan, zenginliklerle dolu kariyerini başlatır. 

 

Sufi geleneğini, caz unsurlarını ve Arap lirizmini harmanladığı müziğini kendine özgün bir üslupla yorumlayan Tunuslu udi, şarkıcı ve besteci, bugüne kadar imza attığı sekiz albüm ve dünya çapında yüzlerce canlı performansla müzikal yükselişini hep bir üst seviyeye çıkardı. Bu parçada kendisine Marcus Miller, Rakesh Chaurasia, Nguyén Lé, Vinnie Colaiuta ve Adriano Dos Santos Tenorio eşlik etmekte: Ondes of Chakras
























Keşif Turları; Bolluca-İhsaniye: Dudullu-Bostancı-(tren) Kazlıçeşme-Topkapı-(tramvay) Mescid-i Selam-Sultangazi-Bolluca-İhsaniye-Işıklar-Göktürk-Kemerburgaz-Cendere-Kağıthane-Dolmabahçe-Beşiktaş-(gemi) Kadıköy-Dudullu

 

Tur tarihi: 13 Kasım 2022

Alınan yol: 92,23 km
Ortalama hız: 18,7 km/sa

En yüksek hız: 55,8 km/sa
Bisiklete biniş süresi 4 sa 59 dk, dışarıda geçen süre 9 sa 17 dk

En yüksek sıcaklık 23 ˚C, en düşük 13 ˚C, ortalama 15,9 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 1115,5 m, kaybı (iniş) 1141,1 m
En düşük yükselti 0 m, en yüksek 237,5 m

 

Garmin yol bilgileri Keşif Turları; Bolluca-İhsaniye

 

Relive yol bilgileri Keşif Turları; Bolluca-İhsaniye