10 Mayıs 2021

Türkiye'nin Uzun Vadeli Hedefi: Her 4 Yolculuktan 1'i Bisikletle Yapılacak


Türkiye'de orta vadede her 10 yolculuktan 1'inin, uzun vadede ise her 4 yolculuktan 1'inin bisikletle yapılması hedefleniyor.

 

Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele kapsamında uygulanan kısıtlamalar nedeniyle geçen yıl küresel karbon emisyonlarında yüzde 6 ile rekor düşüş yaşandı, kara ulaşım sektörü emisyonların azalmasına en büyük katkıyı sunan sektörlerden oldu.

 

Küresel emisyonların yaklaşık yüzde 25'inden sorumlu olan ulaşım sektöründe bu oranın azaltılması iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerinin yakalanmasında kritik rol oynarken, ekonomilerin salgının yaralarını sarmaya çalıştıkları bu dönemi fırsata dönüştürerek bisiklet, elektrikli araç ve entegre ulaşım sistemlerinin daha fazla yaygınlaştırılmasına ihtiyaç duyuluyor.

 

Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI) Türkiye Sürdürülebilir Şehirler Direktörü Güneş Cansız, salgınının başlangıcından beri dünya genelinde şehir içi hareketliliğin yüzde 50-90 azaldığını söyledi.


Türkiye'de bisikletin ulaşımdaki payı sadece yüzde 2

 

Sürdürülebilirlik için bisikletli ulaşıma odaklanılmasının önemine işaret eden Cansız, "Türkiye'de bisikletin ulaşımdaki payı sadece yüzde 2. Bisikletin en çok kullanıldığı şehirlerde bile bu oran yüzde 5. Avrupa ülkelerinde ise bu oran yüzde 45 civarında" dedi.

 

Cansız, Türkiye'nin bisikletli ulaşım için çok hızlı adımlar atması gerektiğini belirterek, bisikletli ulaşımla ilgili eylem planları hazırlanması, bu kapsamda toplanan verilerin analiz edilmesi gerektiğini söyledi.

 

Türkiye için orta vadede her 10 yolculuktan 1'inin bisikletle yapılmasını hedefliyoruz

 

Bu kapsamda bazı şehirlerde çalışmalar yapıldığını aktaran Cansız, "Türkiye için orta vadede her 10 yolculuktan 1'inin, uzun vadede ise her 4 yolculuktan 1'inin bisikletle yapılmasını hedefliyoruz. Ayrıca kısa mesafelerde yani 5 kilometre altı her 3 yolculuktan 1'inin bisikletle yapılmasını, kişi başına en az 1 bisiklet sahipliği, okullarda bisiklet sürüş eğitiminin verilmesi ve toplumda farkındalık oluşturmak için de çalışıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Sputnik













İlginizi çekebilir Mavi Boyalı Bisiklet Yollarında Büyük Tehlike, Türkiye'nin 12’nci büyük gölü Eber, son bir ayda 1,5 kilometre daha çekildi, Bikes vs Cars/Arabalara karşı Bisikletler–2

9 Mayıs 2021

Salcano’yla tanışmam


Yıl 2007, aylardan Haziran. Annem Çapa Hastanesinde yatıyor, tedavide. Ben de refakatçı olarak her gün gidip geliyorum. Gazetede bisiklet ilanları var, karne zamanı olduğundan. 150-200 gibi bir fiyattan satılmakta, Migros’ta. Hevesleniyorum. 80’lerin ortasında bırakmıştım bu tutkuyu. Neden yeniden başlamasın? Yolumun üzerindeki Migros’a uğruyor ama bisikletlerin dandik olduğunu görmemle soluğu Unkapanı Yeraltı Çarşısında alıyorum. Bildiğim bisikletçiler orada. Ama hiç bir bilgim yok. Kafamda tek Shimano lafı var. Merdivenden çarşıya inip alıcısını bekleyen bisikletlere göz gezdiriyorum. Satıcının biri hemen kapıyor beni. “Nasıl bir şey istersiniz?” – Shimano vitesi olsun diyorum. Bana tepede asılı duran bir bisikleti indiriyor. Güzel gözüküyor. Vitesi de Shimano. “Kaç vites bu?” – “27” – “Kaça?” Pazarlıkla 550 gibi bir fiyata iniyor. 6 da taksit yapıyor. 100-100 öderim diye kafamda hesaplayıp alıyorum velespiti. Gidonunu düzeltiyor, selesini ayarlıyor ve elime tutuşturuyor. Ne de çabuk oldu bu iş? Bisiklet sahibi oluverdim birden. Nasıl götüreceğim bunu eve şimdi? Binmekten başka çarem yok. Uzun da bir zaman geçti binmeyeli. Çıkartıyorum merdivenlerden Fatih Parkına. Şöyle biraz parkta turlayıp, vitesi mitesi denedikten sonra salıyorum kendimi Unkapanı Köprüsüne doğru, Tarlabaşı-Taksim-Harbiye derken Nişantaşı. Kolay oldu. Sırtlayıp 2'nci kata, eve çıkartmam da hiç zor gelmedi. Şöyle doya doya, sevinç içinde temaşa ediyorum bisikletimi. Ne mutluyum bilemezsiniz. Çocuklar gibi seviniyorum. Tekrar bir bisikletim var. 


Ve bisikletli günler başlıyor. İlkin vapurla Kadıköy’e geçip Bostancı’ya kadar gitmek. Vay be! Dönüş trenle ama. Git gel günleri sonrası artık dönüş de bisikletle, ve artık Pendik, daha sonra Tuzla diye uzatıyorum mesafeleri. Yakın bir arkadaşım da benimle aynı maceraya başladı. İki kafadar takılıyoruz. (...) Bir gün adaya gidelim dedik. Dik rampaları var. Vitesleri de tam kavramamışım. Yani ne zaman değiştirmeli, çapraz kullanmalı mı, yüklenmek doğru mu gibisinden. Ne oluyorsa burada oluyor ve ben orta aktarıcıyı yamultuyor, arkayı eğiyor, vitesleri dağıtıyorum. Öyle tek vitesle Ortaköy’deki tamirciye kadar gidip düzelttirmek niyetindeyim. Düzeliyor da, ama bu vitesin Shimano’nun giriş seviyesi olduğunu, iyisinin Deore’den başladığını öğrenmemle neşem kaçıyor. Demek iyisini alamamışım. Öfkeliyim! (...) Araştırmalarım sonucu Salcano’ya ulaşıyor, pazarlama müdürüne derdimi anlatıyor, bisikleti iade edeceğimi, istemediğimi söylüyorum... Yakınıyorum adama. Anlayışlı çıkıyor. Getirin, çaresine bakarız diyor. (...) Arkadaşımın arabasıyla, ilk defa gittiğim, benim Boğazda bildiğim, ama ilçe olarak da var olan, İstanbul’un bir ucundaki Arnavutköy’deki Salcano’nun atölyesine varıyoruz. (...) Uzatmayayım. Salcano benden, 180 küsur gibi bir fark alarak vitesi Deore’nin bir üstü LX yapıyor, üstüne de bagajı hediye ediyor. Sevinçten uçuyorum, tahmin edersiniz.

 

İşte Salcano’yla tanışmam bu şekilde oldu. Yıllarca bisikletimi severek kullandım. Uzun turlara çıktım, sayesinde yeni dostlar edindim, hayatıma bir renk kattım.


Salcano, Salko Bisiklet adıyla 1975 yılında İstanbul’da bir aile şirketi olarak kurulmuş. Bugün 16 bin metrekare kapalı alanda günlük 600 adet, yıllık 150 bin adeti aşan üretim kapasitesine ulaşmış. Üretiminin 100 bin adedini başta İngiltere olmak üzere Hollanda, Almanya, Afrika ve Balkan ülkelerine ihraç ettiğini internet sitesinden öğreniyorum. Bu övünülecek bir başarı. Alttaki videoda Salih Akgül, Salcano’yu nasıl kurduğunu ayrıntısıyla anlatmış. Kutlarım kendisini.






7 Mayıs 2021

Milli Sporcuya Maske Takmama Cezası


2021 Tokyo Olimpiyat Oyunları’na hazırlanan bisikletçi Semra Yetiş’e bisiklete bindiği sırada maske takmadığı için ceza kesildi.

 

Geçtiğimiz yıl Sakarya’da düzenlenen 2020 Dünya Dağ Bisikleti Maraton Şampiyonası’nda elde ettiği dereceyle bu yaz düzenlenecek olimpiyatlara katılma şansı elde eden Semra Yetiş maskesiz bisiklete bindiği için ceza aldı.

 

Milli sporcu aldığı cezaya sosyal medya üzerinden tepki gösterirken şu ifadeleri kullandı: “Maskesiz bisiklete bindiğim için ceza yazan, beni yazma diye yalvarttıran polisler görevlerini yapıyorlar, olimpiyatlara hazırlanan milli sporcuya ceza yazarak…”

 

 

Semra Yetiş kimdir?

 

Yol ve dağ bisikletçisi Semra Yetiş (33), Gazi Üniversitesi’nden mezun oldu. Profesyonel sporculuğa voleybolla başladı. Voleybol Milli takımında görev aldı. Sakatlanınca kariyerini noktaladı. Ardından bisiklet tutkusuyla tanıştı. 2006 Bozcaada Türkiye Maraton Şampiyonası’nda şampiyonluk kürsüsüne çıktı. Almanya, Hollanda, Belçika, İsviçre’de girdiği her yarışta ilk 10’a girmeye hak kazandı. Azmi, Dünya Şampiyonası’nın kapısını açtı. 2009 UCI Yol Dünya Şampiyonası Kadınlar Yol Yarışı’na kendi puanı ile katılmaya hak kazanan ilk Türk kadın sporcu olarak tarihe geçti.


Geçen yılın ekim ayında Sakarya’da düzenlenen 2020 Dünya Dağ Bisikleti Maraton Şampiyonası’nda aldığı derece ona 2021 yılına ertelenen Tokyo Olimpiyatları’na katılmanın yolunu açtı. Olimpiyatlara Aydın’da hazırlanan Yetiş: “2021 Tokyo Olimpiyatları’nın pandemi yüzünden ertelenmesi moral oldu. Daha fazla çalışmam için zaman kazanmamı sağladı. Aralıksız hazırlanıyorum.” dedi.

Cumhuriyet



Not: Halbuki CİMER üzerinden yaptığımız sorgulamada zorunlu olmadığı İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından bildirilmişti. (Bkz. Bisiklete binenler maske takmak zorunda mı?) Her ilin uygulaması farklı olabilir mi?!








İlginizi çekebilir Maydanoz Tarlasından Olimpiyatlara; Cavit Cav, Gran Fondo haracı!, Bisiklet ve Diz Sağlığı

1 Mayıs 2021

Köpek severler ve iz sürücüleri: Shimano’nun videosu e-bisikletçilere ve köpek sahiplerine esin oluyor


Shimano, tüyleri diken diken etme garantisiyle köpeklerin soluk kesici görüntülerini sunuyor.

 

Eğlenceli patikalar, heyecan verici ağır çekimler ve uzunca bir yayın. Elbette konu köpekler! Bunu doğru okudunuz. Shimano, yeni bir videoda biraz farklı bir bisikletçi öyküsü anlatıyor. Ön planda bisikletçilerin en iyi arkadaşı. 

 

Hızlı, tempolu, aksiyon dolu hüzünlü bir öykü

 

Video, öyküyü yaşlanan bir köpeğin bakış açısından anlatıyor ve aksiyon dolu sahneler arasında tüylerinizi diken diken ediyor. Yaşlı bir dişi köpek, iz süren yaşamından söz eder. Dört ayaklı dostlarımızın enerjisi, neşesi ve bağlılığı ile ilgili. İlk başta kulağa biraz tuhaf gelse de, öykü durgun ve hüzünle anlatıldığı gibi, ara sahneler çok hızlı ve çılgınca başlıyor.

 

Altı köpek, kendilerinin ve sahiplerinin neler yapabileceğini gösteriyor. Bazen sahibi izin peşinde, bazense köpek iki boy öndedir. Az rastlanır çekimler. Köpeklerin uzayan gövdeleri ve sürtünen tüylerinin uçurduğu küçük taşlar, genelde tekerlerin neden olduğu sıçratmalar.

 

Patikadaki en iyi yaşam

 

"Patikadaki yaşam, var olan en iyi yaşamdır." - Bu ilkeyi videodan hemen sonra Shimano'dan edinirsiniz. Özellikle güzel olan, hiçbir ürünün ön planda olmaması; insanlar, köpekler ve bisikletler arasındaki ilişki. Bu video herhangi bir tanıtıma gereksinim duymuyor, ancak daha da fazla tanıtım yapıyor.











20 Nisan 2021

Kanal İstanbul: Ne Pahasına? Elveda Sazlıbosna...

 

İstanbul’un yaşam damarları tek tek kesiliyor. Her yıl daha fazla doğal alan betonlaşıyor ve yapılaşan alanlar her geçen gün İstanbul'u ele geçiriyor. Bir damla su, bir avuç toprak, bir tek ağaç ve her bir canlı paha biçilemez bir değer taşırken, Kanal İstanbul ödeyeceğimiz ağır bedellere değer mi? 

 

Kanal projesi hayata geçerse; Uzaklık kısalmıyor, hatta uzuyor – İstanbul, Boğaz’dan daha güvenli olmuyor - Paramız boşa gidiyor - Deprem tehlikesi artıyor - Hafriyat çilesi yaşamı zindana çeviriyor - Adaya hapsoluyoruz...

 

Peki Kanal İstanbul’un doğaya etkisi yok mu? Su kaynakları daha da kıtlaşacak – Marmara ölü bir denize dönüşecek – Balıkçılığa büyük darbe vuracak – İstanbul’un doğal alanları önemli bir kayba uğrayacak (Botanik değerler, Yaban hayatı, Doğal kıyı kumulları, Denizsel canlı türleri, Orman, tarım ve mera alanları)...

 

Bütün bunlara karşın “İnadına yapacağız” denilir mi?

 

Gidelim görelim diye Osman ve Emre ile Sazlıbosna/Sazlıdere Barajı’na pedal bastık. Daha önce Firu’yla bir teftiş turu düzenlemiştik, aynı yolu izleyerek (bkz. Teftiş Turları; Sazlıbosna-2).


Sabah 9’da Bostancı Marmaray istasyonunda buluştuk. İlk gelen trenle Zeytinburnu’na 30 dakika sonra ulaşmak kolay oldu. Aslında Kazlıçeşme’de inmek gerekiyormuş, bir durak fazla gitmişiz. Velespitlere atladığımız gibi  Merkezefendi, 1453 Panorama ve hafta içi olduğundan şehir trafiğine çok fazla takılmamak için Topkapı’dan tramvaya binip Mescid-i Selam’a 45 dakika sonra vardık. 

 

Saatler 11’i gösteriyor; hava güzel, ısınmış bile. Garip bir mevsim yaşıyoruz. Sebebi de küresel ısınma deniliyor. Bir gün sıcaklık düşüyor ertesi gün çıkıyor. Bu da başka bir sıkıntı konusu. Güneş gibi herkesin kolay erişim sağlayabileceği bir enerji kaynağı varken fosil yakıtlar; artık insanların dünyayı bu kadar hor kullanmasına son vermeli, sınırlı kaynakların tüketiminden kaçınmalıyız. 

 

Dönelim turumuza; Arnavutköy’e doğru pedal basıyoruz. Bir Osman önde bir Emre, arada ben peş peşe gidiyoruz. Trafik fazlaca, hele de damperliler, ardı arkası kesilmiyor. Bereket artık yakın geçmemeye özen gösteriyorlar.

 

Arada sert esen karşı rüzgar dışında rahatça Sazlıbosna’ya yaklaşıyoruz. Köye inmeden tepe noktasından görülen Sazlıdere Barajı Su Havzası; kanal yapılırsa ortadan kalkıp bölge 2 milyonluk bir nüfusa ulaşacağı söyleniyor. Bu yerleşime de Yenişehir diyeceklermiş. Mevcut durumu kaldıramayan İstanbul o zaman artık içinden çıkılmaz bir halde olacak... Akıl tutulması bu olsa!

 

Ramazanın ilk günü. Köy kahvesi kapalı. Önünde köy halkından 4-5 kişi ile selamlaşıp yanımızdakilerle mideyi rahatlatmak için uzaklarındaki banka yerleşiyoruz. Güneş içimizi ısıtıyor. Öğle sıcağı, herhalde 17-18 derece vardır, belki de fazla.

 

40 dakika kadar Sazlıbosna’da oyalanıp baraj kenarına inmek için saat 1 gibi ayrılıyoruz. Suyun üzerinden geçen köprü sonrası soldan, toprak bir yoldan içeri dalıp devam etmekteyiz. Yol başta geçilir gibi görünse de az sonra ilk çamurlu kısım geliyor. Az iterek, az ha gayret diye diye ilerlemekteyiz. Ama  çamur, bataklık bitmiyor, tam tersi artıyor. Kendimize kuru yerler arayarak-bularak devam etme çabasındayız. Ancak üst baş çamurlanmaya, tekerler dolmaya, itmenin binmenin zorlaştığı bölümlere gelip, inatla sürdürüyoruz ilerlemeyi. Tam bir macera. Herhalde evde uzun zamandır oturmanın verdiği sıkıntıyı atmak için hiçbirimiz dönelim fikrinde değil. İleriye daha ileriye gidebilmek için altlardan, üstlerden, kimi zaman bisikleti sırtlayarak (onlar, benimkisi çok ağır) azimle çalışmaktayız. Artık belden aşağısında çamurlanmamış yer kalmadı. Bisikleti anlatmama gerek yok, bata çıka durumları onu tam bir çamur bisikletine çevirdiğini tahmin etmişinizdir.

 

Ama daha yolun yarısına bile gelemedik. Bir buçuk saattir burada cebelleşiyoruz. Olacak gibi görünmüyor. Tren de saat 16’dan sonra bisiklet almıyor. Kaçırırsak eve kadar pedal basmak, iyicene zorlayacak! Tüm gücümüzü burada harcadık. Dönelim diye tepelere doğru giden bir toprak yola vuruyoruz. Üst tarafların daha kuru olabileceğini umarak. Ama iki gün önce yağmış olan yağmurun etkisi geçmemiş. Kuru yer neredeyse yok gibi. Traktörlerin bile kaydığı bölgede biz velespitlerle dans ediyoruz, bir sağa bir sola... Uzatmayayım, sıkı bir gayret ile, arada tekerlerdeki, ayakkabı altlarındaki (kilitli pedala bile takamıyoruz) çamurları kazıyarak başladığımız noktaya dönmüş olduk, koca bir yay çizerek. Saatler de bu arada 3’e gelmiş.

 

Asfaltta olmanın rahatlığı, ancak rampanın dikliği ile (%12 gösterdi tepe noktasında) geldiğimiz Çilingir ayrımından sola, baraja yukarılardan bakan bir yoldan, bulabildiğimiz insanlardan yön sorarak, onaylatarak, arada gene çamurlu-bozuk bölümleri aşarak Halkalı tren istasyonuna doğru dönüyoruz. Ama çamurda verilen mücadele yormuş. Kaidem sızlıyor, bacaklarım gevşedi. Uzundur binmemenin de hamlığı var. Ancak artık asfalttayız. En azından velespitler kayıyor. Gerçi benim arka çamurlukta çok az pay olduğundan kalan çamurun sürtünme sesi geliyor. Onu da ilk gördüğümüz benzincide bulduğum bir tornavida ile kazıyorum. Osman ve Emre ise basınçlı suyla bisikletlerini pırıl pırıl yapıyorlar.

 

Hafta içi trafiği her yerde. Gürültü, egzoz kokusu, deli sürücüler, yol tadilatları arasından istasyona varmamız 16.50. Tabii güvenlik durun diyor: “Bisiklet saatini kaçırdınız!” Anlat derdini şimdi Marko Paşa’ya (*). Neyse gelen güvenlik amiri anlayışlı çıkıyor ve biniş izni veriyor. Bir ohhh çekiyorum. Yırttık... En ön vagonda yerimizi alıp; sohbet ederek, yolda yavaş yavaş dolan trenin Bakırköy’de fullemesi, Sirkeci’de taşacak hale gelmesi, Korona morana ile Bostancı’ya vasıl olduk. Emre daha Tuzla’ya kadar devam edecek. Osman’la iniyor ve evlerin yolunu tutuyoruz.

 

79 km gösteriyordu bisikletin sayacı. Ama yorulmuşum. Ayaklarım gülle gibi, kaidem sızlıyor. Ne var ki bisiklete binme keyfinin tadı her şeyi unutturuyor.

 

Günü sonlandırmadan önce Norveçli bir grubu tanıtmak istiyorum; Helge Lien Trio. Ülkemizde de konser veren bu üçlüyü Akbank Sanat sayfasındaki yorumdan tanıyalım: Bir caz piyanisti olarak kendini farklılaştırmayı başarırken değişik müzik türleri arasındaki sınırları genişletmekten hiçbir zaman çekinmeyen Helge Lien, arkadaşları Frode Berg ve Knut Aalefjær ile beraber kurduğu Helge Lien Trio ile 1999’dan beri bu alışkanlığını sürdürüyor. Bill Evans’ın lirik tarzından esinlenerek zengin repertuarını kusursuz tekniği ile harmanlayan Norveçli sanatçı, piyano, bas ve davul üçlemesinin dışına çıkmaktan da oldukça zevk alıyor. Üçlü, 2008’de yayımladıkları Hello Troll albümüyle Norveç Grammy ödüllerinin sahibi oldu ve uluslararası alanda da oldukça ses getirdi. Caz gelenekleri ve avangard doğaçlama arasında dengede kalabilen Helge Ligen Trio, yenilikçi ses uzamlarıyla yeni bir oluşumun habercisi.

AkbankSanat



(*) Marko Paşa; 1824-1888 yılları arası yaşamış Rum Osmanlı hekim. 


1861’de Sultan Abdülaziz tahta geçmesiyle Marko Paşa hekimbaşı olur. 1871’de Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Nazırlığı’na atanır. Kırımlı Aziz Bey’le birlikte Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin kurulmasında katkıda bulunur. (Adı 1935’de “Türkiye Kızılay Cemiyeti”, 1947 yılında da “Türkiye Kızılay Derneği” olarak değiştirilmiştir.)

 

Marko Paşa çok sabırlı bir hekimdi. Hastalarını uzun uzun sabırla dinler, dertlerine tıbbi yönden yardımcı olmakla birlikte, onlara manevi huzur ve rahatlık vermeye de özen gösterirdi. Ayan Meclisi’nde görevli iken halkın şikayetlerini o dinlerdi. Bu kimliği ona “Derdini Marko Paşa’ya anlat” deyiminin yerleşmesine yol açacak denli yaygın bir ün kazandırmıştır.

Vikipedi















Kanal İstanbul: Ne Pahasına? Elveda Sazlıbosna...: Dudullu-Bostancı-(tren) Zeytinburnu-Topkapı-(tramvay) Mescid-i Selam-Arnavutköy-Sazlıbosna-Bahçeşehir-Halkalı-(tren) Bostancı-Dudullu


Tur tarihi: 13 Nisan 2021

Alınan yol: 75,99 km
Ortalama hız: 16,8 km/sa
Bisiklete biniş süresi 4 sa 31 dk, dışarıda geçen süre 10 sa. 19 dk 
En yüksek sıcaklık 27 ˚C, en düşük 11 ˚C, ortalama 18,1 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 1237 m, kaybı (iniş) 1239 m
En düşük yükselti 2 m, en yüksek 237 m

 

Garmin yol bilgileri Kanal İstanbul: Ne Pahasına? Elveda Sazlıbosna...

 

Relive yol bilgileri Kanal İstanbul: Ne Pahasına? Elveda Sazlıbosna...



































Foto katkıları için Osman’a teşekkürler.

 






25.04.21 - Osman geziye ilşkin keyifli bir video hazırlamış.



 


Bölgeye yapılmış geziler Teftiş Turları; Sazlıbosna








İlginizi çekebilir bisikletle Bahşayiş, bi:taraf Kemerburgaz, Keşif gezisi: Olimpiyat Stadı

17 Nisan 2021

Bisiklet İçin Motorlu Römork


Biomega tarafından tasarlanan Ein, yükün sürücü yerine kendi motoru tarafından çekilmesini sağlayan elektrikli bir bisiklet römorku.

 

Mikro mobilite pandeminin de etkisiyle hızla yükseliyor. Hatta bu mikro araçlara duyulan ilgi nedeniyle ülkemizde de e-scooter yönetmeliği de tekrar düzenlendi. Bu süreçte, taşıma/kargo ve kamp için de ideal bisiklet ve scooter tasarımlarıyla sıkça karşılaşmaya başladık. Römork bisiklet karavanı, elektrikli kargo bisikleti, sürücünün insan taşımasını sağlayan bisiklet ve scooter’lar ve römorkla yük taşıyabilen arazi scooter’ı aklımıza kazınan örneklerdendi. Ein de bisikleti yük taşıma amaçlı kullananlar için oldukça etkileyici bir tasarım olarak bu gruptaki yerini alıyor.


Danimarkalı elektrikli bisiklet üreticisi Biomega tarafından üretilen Ein; monokok polipropilen bir gövde, alüminyum iskelet ile kol ve 250 vatlık bir göbek motoru ile donatılmış tek bir arka tekerden oluşuyor. Motor, römork gövdesinde bulunan ve yeniden şarj etmek için çıkarılabilen bir lityum iyon pilden güç alıyor.

 

Kargo veya çocuk taşıma amaçlı kullanılabiliyor


Biomega’nın açıklamalarına göre, bisikletçi durduğunda veya hızlandığında römork tekerleğinin artan dönme hareketi algılanıyor. Motor, bu hareketle orantılı olarak anında tepki veriyor ve bisiklette bir yavaşlama algılayana kadar tekerleğini aynı hızda hareket ettiriyor. Bu sayede de römorkun yarattığı ağırlık sürücüye yük olmuyor.

 

Ein, su geçirmeyen plastik kapağı sayesinde güvenli bir kargo aracı olarak işlev görebiliyor. Öte yandan içine 2 ayrı çocuk koltuğu eklenerek çocuk taşımayı da mümkün kılıyor. 5 saatlik şarjla 85 ila 150 km yol alabiliyor. Taşınan yükün ağırlığına göre bu menzil değişkenlik gösterebiliyor.



 

BigumiguIndiegogo







 

İlginizi çekebilir SmartSaddle, bisiklet sürme rahatsızlığının sonunu getirmek için yola çıkıyor, Liv 2020–Kadın markası yeni Thrive E+ Pro ve Thrive E+ EX Pro e-Bisiklet modellerini tanıtıyor, Cam Bisiklet

1 Nisan 2021

Türkiye’nin İlk Yerli Bikepacking Çanta Markasıyla Tanışın: Pack2Ride


Yurt dışında büyük bir pazar haline gelen Bikepacking turculuğu ve donanımları, Pack2Ride ile artık bir Türk marka tarafından da meraklılarının karşısına çıkıyor.

 

Bisiklet dünyasının yakın dönemine kısa bir bakış attığımızda son yıllarda bazı temel parçaların yükselenler arasında olduğunu net bir şekilde görebiliriz. Model bazında bakıldığında Gravel ve Cyclocross sınıflarının, yol bisikleti çizgilerini araziye yaklaştırması kullanıcılar tarafındaki ilginin temeli olduğu görülebilir. Yine yol bisikletlerinde disk freni de bu noktada üst sıralara yazabiliriz. Madalyonun diğer yüzünde ise “Turculuk” kavramında yeni bir kulvar açan ‘Bikepacking’ akımı listenin en başında kendisine yer açtı.


Temel ihtiyaç odaklı, daha az ve öz eşya ile uzaklara gidebilme felsefesinden doğan Bikepacking, beraberinde kendine has belli başlı donanım zorunluluklarını getirdi. Tur bisikletlerinden alıştığımız heybe çantalar bu yeni yolculuk felsefesiyle tamamen rafa kaldırıldı ve aerodinamik prensipler düşünülerek gidon ve kadroya entegre edilen yeni çanta tasarımları ön plana çıktı. Yurt dışında artık kendine has bir pazar haline gelen bu rekabette artık bir Türk markanın varlığından da söz etmek mümkün; Pack2Ride.

 

Pack2Ride Bikepacking çanta modelleri hakkında öne çıkanlar


Endüstriyel Tasarımcı Bülent Tekin tarafından hayata geçirilen Pack2Ride, bisikleti ve onun ihtiyaçlarını bilen bir zihnin somut bir şekle bürünmüş hali olarak da nitelendirilebilir. Henüz çok yeni olan marka, Türkiye’de gördüğü ilginin de vesilesiyle kısa sürede ürün gamında önemli çeşitliliğe gitmeyi ihmal etmedi. Kadro, sele altı ve gidon çantası çeşitleriyle meraklılarına opsiyonlar sunan markadan istenilirse set şeklinde de çantaları satın almak mümkün.


Pack2Ride’ın ürün gamına göz gezdirdiğimizde; Inova, Toprock, Inna, AskMe, Bongo, Hodo ve Joyride gibi farklı amaçlara hizmet eden çantaların olduğunu görüyoruz. Yağmur ve dış etmenlerin çoğuna yüksek mukavemet gösteren kumaş yapılarıyla öne çıkan çantaların, sürüş sırasında oluşan kötü senaryolar düşünülerek özenle tasarlandığını görüyoruz. Örneğin sele altı çantası olarak görev yapan 18 litre hacimli Inova‘nın bozuk yollarda bile sallanmaması adına özel önlemler barındırması bu noktada dikkatimizden kaçmıyor. Eğer siz de gerek şehir içi gerekse uzun sürüşlerde bir bisiklet çantasına ihtiyaç duyuyorsanız, Pack2Ride’ın ürünlerini buradan inceleyebilirsiniz.

Ters
















İlginizi çekebilir bisikletle Türkiye: Kazdağları, Günübirlik Mudanya-Sudüşen-Yalova... Zafere Doğru, bisikletle ilgili her şey... (3)

19 Mart 2021

Kent ve Bisiklet


Kocaeli Haber - İzmit Rotary Kulübü'nün katkılarıyla 17 Ağustos depreminde yaşamını kaybeden Sabri Yalım anısına F. Yavuz Ulugün'ün hazırladığı "Kent ve Bisiklet" adlı kitap yayınlandı. Pandemi döneminde evlerinizde keyifle okuyacağınız kitap İzmit hatıraları ile dolu olacak. 
Kentimizin yakından tanıdığı tarihçi ve araştırmacı F. Yavuz Ulugün, bugüne kadar İzmit ve Kocaeli hakkında kentimizin tarihine katkı sağlayacak kalıcı eserler bıraktı. 
Ulugün, pandemide keyifle okuyacağınız "Kent ve Bisiklet" adıyla çıkardığı kitabının tanıtımını yapmaya hazırlanıyor.

 

İzmit Rotary Kulübü’nün Desteğiyle

 

İzmit Rotary Kulübü 2020-2021 Dönem Başkanı Mehmet Özel yaptığı açıklamada: “Varlığımızın Nedeni; Kendinden Önce Hizmet” sloganını kendine amaç edinmiş olan İzmit Rotary Kulübü’nün çok değerli üyesi F. Yavuz Ulugün’ün rahmetli üyemiz Sabri Yalım’dan almış olduğu bayrağı daha ileri taşıyarak topluma kazandırmış olduğu bir çok esere ilaveten, içinde bulunduğumuz pandemi döneminde boş durmayıp bir çalışmaya daha imza atmıştır. Bir solukta okuyup, geçmişle günümüzün yollarında bisiklete bineceğiniz, kendinizi İzmit tarihinin çeşitli sayfalarında bulacağınız, çok güzel kısa hikâyelerle beraber keyif alacağınız “Kent ve Bisiklet” kitabının hayata geçirilmesinde İzmit Rotary Kulübü olarak bir tuğla da biz koyup İzmit Rotary Kulübü'nün 36. eserin yayınlanmasına vesile olmaktan büyük gurur ve onur duymaktayız dedi. Özel; Değerli üyemiz ve sevgili dostumuz F. Yavuz Ulugün’ü, bu değerli eseri topluma kazandırdığından dolayı yürekten kutlarken hemşerilerimiz ve bu spora gönül verenlerin hoşuna gideceğini umar, emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimizi sunarız." dedi.

 

BugünKocaeli







Katkıları için Filiz’e teşekkürler.
















İlginizi çekebilir bisikletle Türkiye: Kazdağları, Tarihin ve Doğanın Beşiği Ağrı Dağı, İstanbul Bisiklet Rehberi: Sana Dün Bir Seleden Baktım Aziz İstanbul

16 Mart 2021

Bisiklet Dostu Konaklama Tesisleri Misafirlerini Bekliyor


“Bisiklet Dostu Konaklama Tesisi” sertifikası, turizm branşlarındaki alternatifleri artırmak ve Türkiye’nin outdoor spor turizminde potansiyeline ulaşmasını sağlamak amacıyla, 2023 Turizm Stratejisi kapsamında oluşturulmuştu. Gerekli kriterleri yerine getiren ve “Bisiklet Dostu Konaklama Tesisi” sertifikası almaya hak kazanan tesisler Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA)’nın internet sitesi (www.tga.gov.tr)’de yayımlanmaya başladı. Sertifika, tatillerinde pedallamayı tercih eden konuklara bisikletlerinin bakımından özel menülere pek çok farklı kolaylığın sağlandığını tescil ediyor. 


Bisikletçilere konaklamalarında daha fazla konfor sunmayı hedefleyen “Bisiklet Dostu Konaklama Tesisi” sertifikasına başvuru Türkiye’nin e-devlet sistemi üzerinden yapılabiliyor. Kriterleri karşılayarak sertifika almaya hak kazanan otellere, Türkiye’nin resmi turizm tanıtım platformu 

www.GoTurkiye.com üzerinden etkin tanıtım desteği veriliyor ve bisiklet turizmi rotaları ile eşleşmeleri sağlanıyor. 

 

Bisiklet Dostu Konaklama Tesisleri’ne dair kriterler 25 Ağustos 2020’de Resmî Gazete’de yayımlanmış ve sertifika uygulaması yürürlüğe girmişti. Bu kriterler arasında otellerin bisiklet dostu faaliyetlerini internet sitelerinden duyurmalarından bisiklet rotaları hakkında bilgi sahibi personel istihdam etmelerine, bisikletçilere özel menüler çıkarmalarından park ve tamirat altyapısına ve hızlı çamaşır yıkama-kurutma sistemlerine sahip olmalarına kadar bisikletçilerin konaklamalarında hayatlarını kolaylaştıracak birçok uygulama yer alıyor. 


“Bisiklet Dostu Konaklama Tesisi” sertifikası, turizm branşlarındaki alternatifleri artırmak ve Türkiye’nin outdoor spor turizminde potansiyeline ulaşmasını sağlamak amacıyla, 2023 Turizm Stratejisi kapsamında oluşturuldu. Sertifikayı almak için gerekli tüm koşullar, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA)’nın internet sitesindeki (www.tga.gov.tr ) “Faaliyetlerimiz” sayfasında yayımlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından çok önemsenen uygulama için söz konusu kurumlar otellerin sayısının artması için de aktif bir şekilde çalışmalarını sürdürüyor. Avrupa’da bisiklet turizminin ekonomik değeri yıllık 44 milyar avro ve sektör yaklaşık 700.000 kişiye istihdam sağlıyor. Uluslararası turizm acenteleri, CycleSummit 2020 ve ITB gibi önemli etkinliklerde bu rotalar hakkında bilgilendirildi. 

 

“Bisiklet Dostu Konaklama Tesisi” sertifikası ile bisikletçiler, Türkiye’ye gelmeden önce bisikletiyle konaklayabileceği otellere ulaşabiliyor ve verilen hizmetleri önceden öğrenerek rezervasyonunu yaptırabiliyor. Türkiye’ye geldiklerinde bisikletleri ile bu otellerde konaklarken, park, temizlik, tamirat hizmetleri, en yakın bisiklet rotaları bilgisi ile ihtiyaç duyabileceği tüm pratik çözümlere de kavuşmuş oluyorlar. 


Ayrıca bisiklet tutkunları, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından geliştirilen, Türkiye’nin dört bir yanından rotaların yer aldığı https:/gocyclingturkiye.com internet sitesinde bölgesel rota seçeneklerinin yanı sıra yol bisikleti ve dağ bisikleti rotalarının detaylı teknik bilgileri ile güzergâh ve rotalara ulaşım, konaklama ve yeme-içme imkanlarına dair bilgi edinebiliyorlar. Bunların yanı sıra, rotaların geçtiği bölgelerdeki doğal ve tarihi zenginlikler hakkında da çeşitli bilgiler yer alıyor. 

 

Dünyada önemli bir kitleye hitap eden bisiklet turizmi, bisiklet rotalarında bulunan bölgelerin tarihi ve doğal güzelliklerini tanıtmakla kalmıyor, aynı zamanda ülke turizmi ve ekonomisine de büyük ölçüde katkı sağlıyor.

TurkInternet













İlginizi çekebilir [bisikletle]Türkiye, Aydın Çağırıyor, Global Cycling Network