26 Temmuz 2022

bisikletle Sevgi ve Ömergillere...


Bu pazarı arkadaş ziyareti ve buluşmasına kullanacağız, Firuzan’ın çok sevdiği ve sıkça söz ettiği Sevgi ve Ömergillere (*). Pendik’te sahilde, içerlerde çok güzel bahçeli evleri olduğunu hep anlatır. Hatta acaba biz de mi oraya taşınsak diye zaman zaman da dile getirir.


(*) “gil”in kökeni ve işlevi üzerine (anlamı, kullanılışı ve yazılışı) farklı yaklaşımlar var. Kimisi ‘aile’, bir başkası ‘ait olan’ gibi ele almakta. Örn. Kemirgengiller / Amcamgile gittik. Yazılışı da farklıdır; kimi bitişik, kimi ayrı yazar: Ablam giller... 

 

Türkçede isimlere gelerek bunlardan akrabalık, aile ve yakınlık isimleri türeten “+gil” eki, kökeni itibariyle tartışmalı eklerden biridir. Ekin kullanım alanı ve işlevi konusunda genel olarak bir uzlaşma söz konusu olsa da ekin kökeni üzerinde bir görüş birliği sağlanamamıştır. Ekin kökeni ile ilgili olarak çeşitli araştırmacılar ekin ek birleşmeleri veya bağımsız bir sözcükten ya da edattan ekleşmiş olma durumu üzerinde görüşler öne sürmüşlerdir. Ancak bu çalışmalarda genellikle ekin dayandırıldığı sözcüğün veya edatın ne olduğu ile ilgili tespitler verilmezken; sadece ekin Çuvaşça ev anlamına gelen “kil” sözcüğüyle ilgili bağlantılı olma durumu ayrıntılı olarak dile getirilmiştir. Bu çalışmada +gil ekinin birçok araştırmacı tarafından da dile getirilmiş olan eski dönemlerde müstakil bir yapıdan ekleştiği görüşü savunulmakla birlikte; ekin işlev olarak benzerlik gösterdiği ve a-lar/an-lar (şahıs zamiri +çokluk eki) yapısından ekleştiği düşünülen +lAr eki ile aynı kökten ekleştiği ve kökeninde hem Türkçede hem de Altay dillerinde yer alan zamir temelli bir sözcük ile *l çokluk eki kaynaklı bir yapının olduğu ispat edilmeye çalışılacaktır... İlginç bir konu. İlginizi çektiyse iki farklı araştırmayı okumanızı öneririm: Türkçe “Gil”in Kökeni ve İşlevi Üzerine / +gil Eki Üzerine Etimolojik Bir Değerlendirme


Buluşmak gibi bir saatimiz olmadığından telaş etmeden sabah hazırlanıyoruz. 8 dedik ama selenin üzerine oturmamız 8 buçuk oluyor. Aydos üzerinden gidelim, Yakacık’ta da kahvaltı eder öyle gideriz diye yola koyuluyoruz. Evden Aydos’a gitmek hoşumuza gidiyor. Farklı bir yol, çok sık pedallamadığımız. (...) Sabahın serinliğinde ve sakinliğinde Ümraniye ile Ataşehir’i ayıran TEM yolunun üzerinden geçip YEDPA Ticaret Merkezi’ne doğru gidiyoruz, öncesinde fırından alınan simit ve poğaçalar ile. İlkin kısa ama dik olanı (%16) çıkıp, sonra da uzun ama ilkine göre daha hafif olan (%13) iki yokuşu geride bırakıp YEDPA önünden kıvrılıp, 438 m ile İstanbul’un 3’üncü yüksek noktası olan Kayışdağı eteklerinden geçmekteyiz. Sağımız dağ olup solumuzda uzakta İstanbul görünmekte. 16 milyon ile dev bir yerleşim. Büyük bir rant kapısı. O nedenle AKP seçimi kaybedince alelacele itiraz edip atılan 4 oydan 3’ünü sayıp 1’ini geçersiz kıldı. Ama cevabını misliyle aldı. Şimdi bakalım genel seçimde aynı cevabı aldığında nasıl hareket edecek, merakla bekleniyor.

 

Şaşırtıcı bir durum, sağda orman kenarında bir TOMA beklemekte. Bir bölüm alan da “olay yeri” diye bantla çevrilmiş. Yani tuhafımıza gidiyor. Çevik kuvvet olsa tamam da, TOMA’nın işi ne?

 

Ara sıra yanımızdan-karşıdan geçen araçlar dışında kimsecikler yok. Pazar sabahı, bir iki lokanta, kahvaltılık yerler için erken daha. Yolda, her geçişimizde önünde foto çektiğimiz araç hurdalığında bu sefer bir askeri otobüs arka fonumuzu oluşturuyor. Eskiden yakındaki Kangal ses ederdi ama bu defa sakin. Hatırladı/tanıdı herhalde :)) Çamlıbel Kaynak Suyu tesisinin önünden geçen yolumuz, Maltepe Cezaevi’ne doğru akıp artık büyükçe bir kavşak ve yolların yapıldığı bölgeyi geride bırakıp hurdacılar, dönüşümcüler, kamyon galerisi gibi yerleri geçip Yakacık’a yaklaşmakta. Gelinen bölgede yol kenarına park etmiş sonsuz sayıda TIR’lar var, Barsan Global Lojistik yazılı kasalarında. Yani bu araçların bu kadar yol kenarını kaplamasına nasıl izin veriliyor? Tek şerit iptal olmuş vaziyette!

 

Can Bartu (1936-2019); 1956'da Fenerbahçe'de profesyonel futbol kariyerine başladı. 1961'de İtalya'nın Fiorentina takımına transfer oldu. Daha sonra Venezia ve Lazio'da da oynadı. 1967'de Fenerbahçe'ye döndü. Sarı-lacivertli forma altında toplamda 162 lig maçı oynadı, 62 gol attı. 

Fenerbahçe Spor Kulübü’ne, basketbol ve futbolla beraber yazılan Bartu, millî Türk takımı formasını hem basketbol hem de futbol sporunda giyen ilk ve tek sporcudur. Bartu, aynı gün içinde, Galatasaray'la oynanan basketbol maçında 28 sayı kaydederken, Dolmabahçe'de de futbol maçına çıkmış ve bir gol atmış bir oyuncudur. 

Vikipedi


FB Can Bartu Tesisleri önünden sürerek, Aydos Ormanı ile Uğur Mumcu Mahallesi arasından geçerek geldiğimiz Yakacık’ta, asırlık Çınar ağaçları altındaki ahşap masalara yerleşiyoruz. Ismarlanan çaylarla (2,5) yanımızdaki kumanya ile kahvaltımızı etmekteyiz.

 

Hesapladığımız saatten 15 dk. erken vardık. Arkadaşlara da söylediğimiz saatten erken varacağız bu durumda. Yarım saate yakın Yakacık’ta oyalanıp sıraya Aydos tırmanışı giriyor. İlk kısım oldukça sert, %16. Sonra 14-12 şeklinde hafiflemekte. Tepelerde süzülürken Pendik ilçe sınırına girmemizle yolda hayret ettiren bir değişiklik çıkıyor karşımıza. Çift gidiş geliş olmuş burası. Asfalt kaymak. Gelmeyeli büyük bir yenilik. Dardı ve  sıkıntı verirdi. Yokuş çıkarken arkana arabalar dizilir, sinir olur, kaçacak yer bulamazdın. Sırf o nedenle geliş olarak kullanmak istemediğim bir yoldu. Ama yeni durumuyla bu sorun ortadan kalkmış. Anlaşılan orman tarafından tıraşlamışlar.

 

Burada da bir TOMA görmekteyiz. Sanırım bunlar yangınlara karşı önlem amacıyla ormanlık alanlara 31 Temmuz'a kadar yasaklanan girişlerle ilgili olsa. Türkiye’nin pek çok yerinde gene başlayan orman yangınları insanın yüreğini yakmakta.

 

Bundan sonra Pendik’e doğru sürecek yolumuz. Caddeler ve sokakların arasından geçerek, büyük kısmı iniş ama arada 1-2 tırmanışla sahile ulaştık.

 

Çok eski bir yerleşim yeri olan Pendik’in bilinen en eski adı Pantikapion’dur. Roma döneminde Panticio, Pantecio, Panticia deniyordu. Bizans döneminde kullanılan Pantecion (Pantiki) ismi "her tarafı surlarla çevrili" anlamına gelir. Bu da bizi, Pendik’in, egemen olan devletlerce bir savunma hattı olarak kullanıldığı bilgisine götürür.

 

Pendik'teki en eski yerleşim olarak Makedonlar bilinse de yapılan kazılarda 3-4 bin yıllık insan kalıntıları bulunmuştur. Roma ve Doğu Roma hakimiyetinin ardından 1080-83'te Selçuklularda kaldıysa da, tekrar Latin İmparatorluğu eline geçmiştir. 1306'da ise Osmanlı hakimiyetine girmiştir, ancak bu Bizans’ın geri kazanma çabalarını doğurmuş ve 1329-30 tarihlerinde Pelekanon savaşıyla bu çabalar sonuçsuz kalmıştır. 1400 yılında Yıldırım Bayezid döneminde Abdurrahman Gazi alana dek boş kalmış olan Pendik, bu tarihten itibaren tamamen Türk hâkimiyetindeki bir yerleşim yeri olmuştur.

Vikipedi


Sahile paralel iç yoldan devam ederek eski çimento fabrikası yerine dikili dev binalara (İstmarina) varmadan sağdan sapıp tren yolunun üzerinden geçip soldan içeriye girince, ağaçların arasında kalmış eski bir mahalle çıkıyor karşımıza. Tek katlı, bahçe içinde, belli ki unutulmuş bir bölge. Yoksa bugüne kadar defalarca el atılırdı. Sevgi ve Ömergillerin evleri de hemen solda. Zaten köpeklerin havlamalarıyla kendini kolay belli ediyor. Onların da kendilerine ait 2, bir de arkadaşlarının ki olmak üzere 3 köpekleri var. 

 

Bisikletler içeri alınıp, köpeklerin tezahüratları arasında verandada yerimizi aldık. Hâl hatır sormalar sonrası ufak ufak mutfaktan tabaklar, çatallar derken keşke kahvaltı etmeseydik dedirten mükellef bir sofra çıkıyor önümüze. Fazla da yer bırakmamıştık midede. Gelene kadar açılan boşlukları nefis ikramlarla dolduruyoruz. Ama arkasından gelen haşlanmış mısıra ancak yarısı kadar yer kalıyor. Vallahi bileydik aç gelir bu güzelim yemekleri kaçırmazdık. Yazık oldu. Alacağımız olabilir mi? :))

 

Su filtresi, sertlik derecesi, okside pil, Suriye turu, huysuz köpek, yan komşu, köpek ticareti, HAYDİ, mahallenin durumu-geleceği ve daha fazlasını konuştuğumuz arkadaşlarımızın yanlarında iki saatten fazla kalıyoruz. 14.30 gibi ayrılıp hızla evin yolunu tutmak zorundayız, çünkü seyahate çıkacak iki arkadaşı da eve davet ettik.

 

Maltepe’ye kadar sahil yolundan, sonra Başıbüyük diye ayrılıp rampayı tırmanıp bu sefer Kayışdağı’nın diğer yakasından devam ederek sabah başladığımız noktaya varıp, alınan su böreği ile eve girdiğimizde arkadaşlar da peşimizden geliverdiler. Yıkanacak, hazırlanacak zaman olmadan buluştuk. Rebii ve Beril ile güzel bir zamanı paylaşmaktayız... Mahalia Jackson, iPad, internet, müzik, martini, Bali...


Keyifli bir gün oldu. 2x2=4 arkadaşla...

 

Mahalia Jackson (26.10.1911 New Orleans – 27.01.1972 Chicago). Halie olarak da bilinen Amerikalı kadın gospel şarkıcıdır. "Gospel Kraliçesi" olarak adlandırılan Jackson, kalp yetmezliği ve şeker hastalığı komplikasyonları sonucu Chicago'da öldü. 2008 yılının Aralık ayında, Louisiana Music Hall of Fame'deki yerini aldı.

Vikipedi























bisikletle Sevgi ve Ömergillere...: Dudullu-Ataşehir-Kayışdağı-Yakacık-Aydos-Pendik-Maltepe-Başıbüyük-Kyışdağı-Dudullu

 

Tur tarihi: 24 Temmuz 2022
Alınan yol: 56,05 km
Ortalama hız: 17,9 km/sa
Bisiklete biniş süresi 3 sa. 7 dk, dışarıda geçen süre 7 sa. 12 dk 
En yüksek sıcaklık 38 ˚C, en düşük 25 ˚C, ortalama 30,9 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 942,8 m, kaybı (iniş) 943,5 m
En düşük yükselti 0 m, en yüksek 330,8 m

 

Garmin yol bilgiler bisikletle Sevgi ve Ömergillere... 

 

Relive yol bilgiler bisikletle Sevgi ve Ömergillere... 








Bu yol...


... Pendik sınırına girince böyle oldu.


Sevgi ve Ömer ile


Beril ve Rebii ile




Bölgeye yapılmış geziler Aydos, Aydos, hadi pikniğe gidiyos..., Bize Aydos Size Paydos