22 Ekim 2011

Bisiklet Tamircisi Kızlar













Kütahya'da, 38 yaşındaki Gülom Çavdır ile 35 yaşındaki kız kardeşi Güner Akkaya, 2001 yılında vefat eden babaları Ali İhsan Kaya'dan kendilerine kalan bisiklet tamirci dükkanında baba mesleğini sürdürüyor.

Yenidoğan Mahallesi Ragıp Gümüş Pala Caddesi'ndeki "Çilem Bisiklet" adlı dükkanlarına müşterilerin getirdiği bisikletleri tamir eden Gülom Çavdır ile kardeşi Güner Akkaya, işlerini severek yaptıklarını söyledi. Kendisinin ve kardeşinin evli olduğunu belirten Gülom Çavdır, kadınların her alanda çalışabileceğini ifade ederek şöyle konuştu: "Yaklaşık 15 yıldır bu işle uğraşıyorum. İşimi severek yapıyorum. Kadınlar için hiç bir şey zor değildir. Mesleğime alıştım. Burada kız kardeşimle birlikte çalışıyoruz. İşyerimize ilk kez gelenler bizleri bisiklet tamir ederken görünce çok şaşırıyorlar. Devamlı müşterilerimiz ise bize alıştı."

Ablasıyla birlikte bisiklet tamir eden Güner Akkaya da, "Babam vefat ettikten sonra ablam yalnız kaldı. Ben de ablama yardım etmeye başladım. Kısa sürede bu mesleği öğrendim. 12 yıldır da ablamla birlikte bisiklet tamir ediyoruz" dedi.





Paylaşım için Yasin'e teşekkürler.


İlginizi çekebilir Türkiye'nin ısınmaya karşı formülü

21 Ekim 2011

Garmin Edge 200: hesabını bilenlere GPS'li bisiklet bilgisayarı

Garmin'in Edge 500 ve 800 modelleri oldukça iyi GPS bilgisayarları ama bayağı da pahalılar. Edge 500, fazla özelliklerinden arındırılarak Edge 200 yaratılmış. Bu yeni modelin fiyatı 500’den 100 $ daha düşük.
Navigasyon fonksiyonu, hatta sporcunun pedala bindirdiği güç, nabız ve kadans bilgileri yok. Yine de Edge 200 ile bisiklet gezilerinizin haritasını çıkartıp, USB üzerinden bilgisayarınıza aktarıp, bunları Garmin Connect üzerinden diğer kullanıcılarla paylaşabiliyorsunuz. Ek donanım ve karmaşık bir kurulum gerekmeksizin hız, uzaklık, harcanan kalori ve zaman gibi temel bilgileri alabilir, neredeyse 130 saatlik bellek ve 14 saatlik pil ömrü sayesinde oldukça uzun süre pedallayabilirsiniz.
Kalibrasyon gerektirmeyen, kolaylıkla bir bisikletten diğerine takılan ve her türlü hava şartında kullanılabilen 57 gr’lık Edge 200, yüksek hassasiyette bir GPS alıcısı.
Edge 200 kullanıcıları, uzaklık, zaman veya yakılan kalori için uyarı değerleri belirleyerek daha kolay ve eğlenceli bir yolla hedeflerine ulaşabilme olanağına sahip.
Garmin’in bu son modeli ABD’de 150 $’a satılıyor.

Kaynak: Engadget, Garmin



İlginizi çekebilir Garmin Edge 500, Bisiklet ve Müzik

18 Ekim 2011

İkiteker Tasarımcıları Akıma Kapıldı

Motor daha kuvvetli, akü güçlü, ama estetik olarak kaba.

E-Bisiklet’lerin çoğu konforlu olabilir, ancak görünümleri sadece aldırış etmeyenlere uygun. Üreticiler, Apple’dan uyarladıkları fikir ve yaptıkları yeni tasarımlarla şimdi bunu değiştirme gayretinde.

Bisiklet dalı elektriklendi: 2011 yılında tüm Avrupa için öngörülen 900 bin E-Bisiklet satışının üçte biri Almanya pazarında. Kalkhoff gibi üreticiler bu sayının bir yıl içinde ikiye katlanacağını düşünüyor. E-motorlu şeytan arabalarının 2000 avro ve üzerinde olması, pek çok üretici ve satıcının iştahını kabartmakta.

Pedallamayı kolaylaştıran zahmetsiz elektro bisikletlerden ekonomik güce sahip yaşlıca kullanıcılar oldukça hoşnut. Çoğu modelde halen pedal çevirmek zorundasınız. Satılan bisikletlerin % 95’i “Pedelec” sınıfına ait (Pedelec = Pedal Electric Cycle). Motor, 25 km/h hız üzerine çıkılmadığı ve pedal çevrilmediği sürece devrede. Bu özellikleri “Pedelec”leri normal bisiklet sınıfına sokuyor, kask ve sigorta zorunluluğunu ortadan kaldırıyor.

Peki, peynir ekmek gibi satılan bu tekerler neye benzer? Çoğunun görünümü sanki sadece mühendislerin elinden çıkmış, tasarımcılar el sürmemiş gibi. Gri aküler, cüsseli motorlar ve garip bir kadro geometrisi – tüm bunlar daha güzel olabilirdi. Bunu üreticilerin büyük bir kısmı alenen olmasa da kabul ediyor.

E-Bisiklet, tasarımıyla adeta meydan okuyor. Motorun yerleştirileceği bir yere gereksinim var, aynı şey akü için de geçerli. Arabadakine benzer yerleşik konstrüksiyon prensipleri geçerli olmadığından, bazen motor iri ön göbeğe, bazen de arka tekere monte edilmiş. Ama en sık pedal bölgesinde “orta motor” adıyla karşımıza çıkmakta.

Akünün yerleştirilmesinde ise şık çözümler peşinde koşulmuş: Çoğunlukla bagaja tutturulmuş veya alt borudan irice bir matara gibi sarkıyor. Aslında kadro içine de gizlenebilirdi. Ancak bu sadece kalın kadro borularında mümkün. Böylelikle aküye yeterli yer ve genellikle uzak mesafelere önem veren kullanıcılara da gerekli kapasite sağlanıyor.

Tasarımda patlama

E-Bisiklet-Tasarım’ında bir şeyler olmakta: Friedrichshafen Eurobike fuarında araba markası Smart ilk elektrikli bisikletini sergiledi. Henüz kullanıma hazır olmayan “pedelec” bu işin gelecekte hangi yöne gidebileceğini gösteriyordu.

Smart’ın bisikleti daha çok bir motorlu bisikleti (Mofa) andırıyor. Nispeten büyük olan aküyü kadroya monte edebilmek için ince borulardan vazgeçilmiş. Bu yine de göze hoş görünüyor. E-Bisiklet’in sıradan bisikletten farklı bir şey olduğunu göstermek için bir araba üreticisinin işe karışması gerekiyormuş galiba.

Elektro bisikletlerin işlevlerle aşırı yüklenme sorununu Smart-Bike da çözememiş. Pedelec 3 vitesli. Gidonundaki ekrandan motora ait 4 farklı devir seçme olanağı var. Anlaşılan pek çok düğme ve kol modern E-Teker’lerin vazgeçilmezleri.

İlk iPod’u hatırlayın. Apple’ın müzik çalarını başarıya iki özellik taşıdı: net bir tasarım ve sadece gerektiği kadar kumanda düğmesi. iPhone’da ise Apple daha ileriye gitti ve tek bir düğmeyle (Home Button) yetindi. Ancak bu durum gerçeği tam anlatmıyor, çünkü dokunmatik ekranda bir yığın kumanda düğmesi var.

İsviçreli firma MTB Cycletech’den Butch Gaudy de bu tek düğme hikayesini aklının bir köşesinde tutmuş olmalı ki, tasarladığı elektro bisiklet “e-Jalopy”de kullanmış. Elektro bisiklet olabildiğince basit ve kolay kullanılmalı diyor. İki vites yeter: birisi kalkış, diğeri yol için. Hareket ettiren elektrik gücü, kalkmadan önce kadro altındaki bir düğmeyle aktif hale getiriliyor. Tasarımda azla yetinen Gaudy gidonda düğme veya ekrana izin vermemiş.

Motor ve akü arka göbekte

e-Jalopy’nin hareket ettirme tekniği “Massachusetts Institute of Technologytarafından geliştirilmiş. Motor ve akü arka göbeğin içinde, böylece güçlü bir görünüm de elde edilmiş. “Greenwheel” olarak adlandırılan mekanizma aslında her bisikleti E-Bisiklet’e dönüştürebilecek bir destek ünitesi.

Tek kumanda düğme hikayesi e-Jalopy’de de tamamıyla gerçek değil. Çünkü kişisel kullanım ayarları için bir “iPhone-App” uygulaması gerekli. Sanırız bir Apple telefonu MTB-Cycletech tasarımcının güvendiği tek ekran. iPhone-App uygulaması aynı zamanda akünün doluluk değerlerini veriyor; bu, “pedelec” kullanıcısının gerçekten gereksinim duyduğu bir bilgi.

Alman Electrolyte firmasının E-Bisiklet’e ekledikleri çok daha radikal. Şirketin 3 ortağı tutkulu bisiklet yarışçıları, 20 kg ağırlığında bir bisiklete kesinlikle binmezler. Onlar için bisiklet hafif ve kıvrak olmalı.

E-Motor’un çabuk hızlanmasından Electrolyte kurucuları da etkilenmişler. Böylelikle yol bisikletini küçük bir akü ve hafif motorla donatma fikri ortaya çıkmış. Bataryanın gücü “Straßenfeger”modeline ancak 15 dk yetiyor. Bu nedenle yine de işe varabilmek için batarya gidondaki düğme basılı tutulduğu sürece devrede kalıyor.

Fikir dahiyane: kavşaklardaki ter döktüren hızlanmaya akü yardımcı. 25 km/h’ye ulaşıldığında ise akü desteği kalkmakta. Sadece 13 kilo ağırlığındaki bu bisikleti, kendi gücünüzle 30 basarak zaten bir sonraki kırmızı ışığa rahatlıkla ulaşabiliyorsunuz.

Mümkün olduğunca basit kullanım prensibinin kullanıldığı iki örnek daha Friedrichshafen Eurobike fuarında sergilendi. TranzX PST ve Nuvinci Harmony modellerinde tam otomatik vites değiştiren elektrikli güç aktarıcı mevcut. Kullanıcının artık hangi vitesle kavşakta kalkayım, hangisini rampa çıkarken kullanayım gibi konuları düşünmesine gerek kalmadan, vites otomatik değişmekte.

Üreticiler bir de gidondaki düğme ve ekranları asgariye indirebilseler, ne iyi olacak.

Electrolyte Straßenfeger

Straßenfeger modeli: küçük E-Bisiklet-Atölyesi Electrolyte hafif tekerler ve minimuma indirgenmiş bir tasarımı tercih etmekte. Tek bir düğme, o da E-Motor’u çalıştırmak için. Aslında sadece ilk hareket için gerekli. Akü bir matkaptan alınmış. Çok küçük, bu nedenle de sadece 15 dakikalık destek gücüne sahip.
Haibike eQ Race

Haibike’dan yol bisikleti: İş yaşlılar için şehir tekerleriyle başladı, şimdi sportif tekerler bile elektriklendi.
Haibike eQ Xduro 29

Elektrik akımıyla arazide: Haibike, Eurobike fuarında 29” dağ bisikletini Bosch motoruyla sundu. “Orta motor”lar ağırlık noktasını fazla değiştirmediklerinden bisikletin kullanımında avantaj oluşturuyorlar.
Twade E-Bike T-2021

Klasik E-Bisiklet tasarımı: Akü bagaja monte edilmiş, güç teker yuvasının birinden veya pedaldan aktarılmakta. Günümüzde satılan pek çok E-Bisiklet bu şekilde görünüyor.
Hercules Sport Street

Şehir bisikleti: Sport Street modelinde akü, Hercules tarafından güçlü kadro borusuna yerleştirilmiş. Motor ise arka göbekte.
MTB Cycletech e-Jalopy Greenwheel

Bir E-Bisiklet, bir düğme: MTB Cycletech firması e-Jalopy’nin elektrik gücü için sadece bir düğme (aç-kapa) ayırmış. Sadelik Apple’ın tasarım prensibini hatırlatıyor. E-Bisiklet için de başarı getirir mi bu acaba?

Bisikletin menzili üretici tarafından 30 km olarak açıklanıyor. Sürücü bunu pedal basarak arttırabilir. Tekere, 90 dakikada şarj olan 36V - 5Ah’lik bir lityum batarya takılmış. 30 Nm devirlik 250 W gücündeki motor, bisikleti 30 km/h sürate çıkartabiliyor. Ancak 25 km/h aşılınca motor gücü otomatik olarak kesiliyor.

Akıllı telefonlar yardımıyla “Bluetooth” üzerinden bisiklete ve çevreye ait pek çok bilgi sürücüsüne aktarılıyor.

Bugün için 3050 avroluk fiyatıyla pek de ucuz bir eğlence sayılmaz.
  

 

 

 

  

Tasarımcı Butch Gaudy (MTB Cycletech) ve bilim adamı Michael Lin (MIT)

10 Ekim 2011

Elektro Bisikletler

Bisiklet firmaları elektro piyasasındaki canlanmanın keyfini çıkarıyor.

Bisiklet üreticileri bir mega-trend umuyorlar: Yüzbinlerce Alman E-Bisiklet’e geçecek ve böylece satışlar iyice yükselecek. Bir otomobil markası bile bu uzmanlık alanına giriyor. Akıllı telefonların, cep telefonu endüstrisinde yaptığı devrimin benzerini, elektrikli şeytan arabalarının yapması bekleniyor.

Keyifler yerinde. Friedrichshafen’daki dünya çapındaki bisiklet fuarı Eurobike’da neredeyse sadece mutlu yüzler görülüyor. Şeytan arabası ticareti vızır vızır. Bunun başlıca nedeni ise mega-trend olan elektro bisikletler.

Giderek daha fazla Alman, yarı şeytan arabası, yarı elektro mopet olan bu ilginç hibrid araçları, arabaya cazip bir alternatif olarak görüyor. Haksız da değiller: Benzin fiyatları yükseliyor, trafik sıkışıklığından dert yanan şehirlerde park sorunu artıyor, yanı sıra çevre bilinci güçleniyor. Tüm bunlar E-Bisiklet’e geçişe bir neden.

Bisiklet, kısa mesafeler için en hızlı ve en rahat ulaşım aracı. Akü ve e-motor yardımıyla, 15 km’ye varan uzaklıklara gidebilir, terlemeden ofise varabilirsiniz.

Geçtiğimiz yıllara oranla bisiklet satışlarında düşüş yaşandı. Almanlar, 2009’da bir bisiklete ortalama 446 avro öderken, bu rakam 2010’da yükseldi ve 460 avro oldu. Ancak, elektro bisikletler hariç tutulduğunda ortalama fiyat sadece 370 avroya geliyor.

Kısacası, elektro velespitler sektör için bir nimet...

Pahalı ve kendine has gereçler, doymuş bir pazara yeni cirolar kazandırır. Bu olgu iyi bilinir. Son yıllarda cep telefonu sektörü akıllı telefonlar sayesinde benzer bir canlanma yaşadı. Üreticilerin bazısı çeyrek yılda %100’lük artışlar gördü.

Hızla yükselen ticari satışlar

E-Bisiklet satış rakamları hızla yükseliyor. 2011 için İkiteker Endüstri Birliği (ZIV), Almanya genelinde 300 bin adetlik bir satış öngörüyor; 2010’a göre bu %50’lik bir artış. Artışın bununla da kalmayacağı düşünülüyor. ZIV yöneticisi S. Neuberger, orta vadede %10 - 15’lik bir artışın gerçekçi olduğunu ifade ediyor. Bu da 400 - 600 bin adet elektro velespitin satışı demek.

Göstergeler iyiye işaret, pazardaki hareketlilik daha birkaç yıl süreceğe benzer. E-Bisiklet’lerle değişik hedef grupları ilgileniyor: Ortayaş üstü 15 ve daha uzun kilometreleri aşıp eşleriyle birlikte dağlık bölgelere bisiklet turları yapabiliyor. Çılgınca bayır aşağı gidenlerse, kendilerini akü yardımıyla yamaç başlarına taşıyabilmekte.

Şu sıralarda pazara tek bir model hakim: satılan E-Bisiklet’lerin %95’i “pedelec” denilen, sürücüsü pedalları çevirdiğinde destek veren elektro motorlu velespitler. Motor, yalnızca 25 km’ye kadar hızlarda devrede. Bu nedenle “pedelec”ler normal bisiklet gibi kabul ediliyor, kask ve sigorta zorunluluğu yok.

90’ların başındaki dağ bisikletleri gibi, E-Bisiklet’ler de sektöre yeni bir ivme kazandırmakta. Modern vitesler, disk frenler, rahat amortisörler, tüm bunları -endüstri başta olmak üzere- dağ bisikletlerine borçlular. Dağ bisikletlerine olan merak geçtiğinde, müşterileri harekete geçirmek için yeni fikirlere gereksinim duyulmuştu.


Bu ulaşım aracının artık yeni nesilleri geliştiriliyor. Önümüzdeki zamanda pek çok yeni model piyasaya çıkacak. İnternet bağlantılı, büyük şehir sürücülerine en uygun rotayı sunan bir bisiklet olan “e-Jolopy” buna güncel bir örnek.

Otomobil üreticisi Smart’ın da E-Bisiklet pazarına girmesine pek şaşmamalı. Eurobike’da, Smart ilk “pedelec” modelini sundu. 2012’de pazara çıkacak bu bisikleti almak için, meraklısı 2900 avroyu gözden çıkarmak zorunda. En ucuz Smart’ın 10 bin avro ettiğini düşünürsek bu “pedelec” pek ucuz sayılmaz.
Smart’ın E-Bisiklet’i: Almanlar bisiklet için gittikçe daha fazla para ödüyor. Bunun nedeni, E- Bisiklet’lerin yüksek fiyatlı olmaları. Smart canlanan bu pazarın bir parçası olmak istiyor şimdi.
Tayvan’dan yeni katlanır bisiklet: David Hon bir zamanlar Dahon-Bisikleti icat etmişti, şimdi ise oğlu Joshua Hon kendi markasıyla pazara girdi. Bu modelin adı Tern. Tasarımda Dahon mirasını fark etmemek mümkün değil. Tern’in anlamı kıyı kırlangıcı. Bu isim blinçli koyulmuş olmalı: Kırlangıçlar sadece 100 gr ağırlığında, yılda 10 binlerce kilometre yol alıyor ve 30 yıl yaşayabiliyorlar. En uygun Tern bisikleti 500 avro, resimdeki üst sınıf model Verge X20’yi ise 2500 avroya alabilirsiniz.

Pedalcılar için stop lambası: 2010 yılında Eurobike fuarında Busch&Müller firması velespitler için gündüz sürüş ışığını sunmuştu. Ona bu yıl fren ışığı eklendi. BrakeTec olarak adlandırılan bu arka far, hız düştükçe daha parlak yanıyor. Bu, arka fara yerleştirilmiş bir işlemcinin göbekteki dinamonun sinyallerini değerlendirmesiyle gerçekleşiyor. Ekimden itibaren Toplight Line Plus ismi altında satışa sunulacak.

Bavyera’da Hollanda patlaması: FC Bayern için Hollandalı önemli goller atarken, Frankonya’dan yeni bir Hollanda bisikleti geliyor. Eurobike Friedrichshafen fuarında Schweinfurt’lu Winora firması Flair adındaki modeli sundu. Klasik çelik kadro, 3 vites, pedaldan fren, kapalı zincir muhafazası ve gövdeye entegre kilit. Buna eski FC Bayern’in Hollandalı antrenörü Louis van Gaal, nam-ı diğer Lale Generali’in bile itirazı olamazdı. Flair 147’nin fiyatı 500 avro, kar beyazı, mayıs yeşili ve lav kırmızısı renklerinde.

Gayet renkli: Yeni bisiklet markası Urbike temmuzda Münih’teki Bikeexpo fuarında prömiyerini kutladı. Münihli üretici, müşterilerine kadro, çatal, jant, pedal ve aynakol rengini seçme şansı veriyor. Tek renk, çift renk veya tamamen renkli – tek vites bisikletinin nasıl görüneceğine, alıcı karar veriyor. Web sayfası urbike.de’de tercihler sayfasında bisikletin nasıl görüneceği gösterilmekte. Kadro 3 boy, fiyatı 400 avro.

Yeşil lütfen! Selle Royal yeni serisi Becoz ile farklı yollara giriyor. Üretimde daha az fosil yakıt, buna karşılık daha kalıcı hammadde kullanılmakta. Seleler patenti alınmış Korkgel: biyolojik poliüretanın mantarla karışımı. Selle Royal, Becoz modelini 8 farklı versiyonda sunuyor, kadın ve erkeklere 4’er model. Fiyat: 50 avro.

Hesaplı yatık bisiklet: HP Velotech fuarda Gekko modelini tanıttı: katlanır yatık bisiklet. İlk bakışta Gekko fx’e benzese de, Gekko, katlanma eklemine gerek duymayan yeni bir sökme-takma sistemine sahip.

Katlama işlemi fx’e göre daha uzun sürse de, acemiler bile tek hamlede bunu başarıyor. Eurobike ödülü alacak olan Gekko, 15 kg ağırlığında. Fiyat: 1900 avro. Elektro bisiklet seçeneği ise 3400 avro.

Tur bisikleti XXL: 29” tekerlere dağ bisikletlerinde daha sıkça rastlanıyor. Artık Tout Terrain ve Koga tarafından 29’luk tur bisikletleri üretiliyor. Bu modeller daha fazla sürüş sessizliği sunarken, bozuk yüzeylerin üzerinden daha iyi geçiyor, gevşek zeminde açıkça daha kolay sürülüyor. Jant çevresi 28 inç, ancak havaleli lastiklerle tekerler 29 inç gelmekte. Koga WorldTraveller, Magura HS 11 hidrolik frenler, Shimano SLX 27 vites ve arka tekerde 40 ad jant teliyle donatılmış. Fiyat: 2000 avro.

Lütfen binin: Carlos Labrana 2010 yılına kadar Alman bisiklet piyasası için Danimarka 3 teker aile bisikleti Nihola’yı Berlin’de üretti. Eurobike’da kendi tasarımı olan Carryo modelini tanıttı. En çok göze çarpan yenilik, rahat biniş sağlayan, kapağı tamamen yukarıya kalkan kabin. Bu üçtekerin Berlin’de üretileceği ve şubat 2012’den itibaren temin edilebileceği söyleniyor. Fiyat: 2300 avro. Pedelec versiyonu da planlanmış.

Yol bisikleti için süper hafif akülü lamba: Alman üretici Owleye, Highlux 40 modeli ile trafik çıkış izinli en küçük ve en hafif bisiklet farının müjdesini verdi. Far 7 cm uzunluğunda, 58 gr ağırlığında ve 40 lüks’lük aydınlatma gücüne sahip. Ancak yalnızca ağırlığı 11 kg’a kadar olan yol bisikletlerinde kullanılabilme izni var. Geliştirilmiş lityum-polimer-akü, yüksek enerji yoğunluğuna bağlı olarak uzun kullanım garantisi veriyor.

Kaynakça: SpiegelOnline