2 Haziran 2026

Mayıs’ın son günü bisikletle Reşadiye…


Bugün mayıs ayının son günü, 31’i. Tarihte neler olmuş diye baktığımda çok şeyin arasından bu da olur mu dedirten, 1996’da Erzurum Dadaşkent Belediye Başkanı Ensar Coşkun’un ettiği laf: "Öğrenciye ev verenin kanalizasyonunu tıkarım. Erkek ve kız öğrenciler kiraladıkları evlerde karı koca hayatı yaşıyor”.


Bak sen hele, ayrımcı, damgalayıcı ve görev sınırlarını aşan adamın pervasızlığına. Kamu gücüyle ahlaki yargılara kalkıp bireyin özel yaşamına müdahale etme hakkı görüyor kendinde. Ama şaşmamalı, şöyle kimdir nedir diye araştırdığımda karşıma çıkanlar zihniyetin kökünü belli ediyor: Siyasi kariyerine 1994 yılında Refah Partisi'nden seçilerek başlamış ve 1994-99 yılları arasında Dadaşkent Belediye Başkanı olarak görev yapmıştır. Daha sonra Adalet ve Kalkınma Partisi çatısı altında siyasete devam eden Coşkun, uzun yıllar boyunca AKP Aziziye İlçe Başkanlığı görevini üstlenmiş ve bu görevinden Temmuz 2024'te ayrılmıştır. 


Bu zihniyet, adil, şeffaf ve evrensel bir ahlak anlayışını değil, biçimsel ve siyasi çıkarlara göre bükülebilen bir ahlakçılığı temsil etmekte. Hukukun, liyakatin, ekonomik adaletin ve bireysel hakların önüne geçerek otoriter bir toplumsal mühendislik aracına dönüştürme çabası içinde.


Gençlik, Z ve Alfa kuşakları, yukarıdan aşağıya dikte edilen "ahlak ve düzen" zihniyetinden ziyade; özgürlüğü, bireysel başarıyı ve ekonomik güvenceyi önceliklendiriyor, bu zihniyeti asla. O nedenle yok hükmünde!



Güzel bir gün olacağa benziyor. ben de uzundur gitmediğim Reşadiye rotasını pedallamak istiyorum. Çok keyiflidir, Riva nehri kenarından sürer. 2 sağlam rampası da vardır. İlki Dereseki sonrası, ikincisi Reşadiye öncesi. Onun dışında laylaylom bir gezi (rotanın ayrıntılarını önceki gezilerimde anlatmıştım, yazı sonunda okuyabilirsiniz).


Bugünü özetleyecek olursam:


  • 08.49, evden ayrılışım.
  • 08.56, Finans Merkezi’nin altından geçiyorum. Burası çevresinden yalıtılmış bir ofis adası görünümünde. Bazı eleştirmenlere göre, kurumsal prestiji temsil eden bir vitrin kompleksi. Bir yanda köşeli ve rasyonel cam bloklar yükselirken, diğer yanda bükülen formlar veya Selçuklu-Osmanlı mimarisinden esinlenmeye çalışan anakronik (çağ dışı) taş detaylar bir arada. Bu da binaların birbiriyle yarış halinde olduğu bir mimari kakofoniye (ses karmaşasına) yol açmakta.
  • Delik-çukur-yama olmadan yol yok İstanbul’da. Vura vura gidiyorum, her yere çarpa çarpa. Lanet olsun!
  • Hava 21,9 °C. Bana karşı esen bir rüzgar var. Güneşin altıda olmayınca hafif kollara  serin geliyor. Daha saat erken ama, gün içinde ısınacaktır. Ancak ince yelek üstümde, yokuş inerken fermuarı kapatıyorum.
  • 09.24, Altunizade’deyim. 10 km tuttu. Hava 21,4 °C, ort. 17,3 km/s, R 107 m. Buradan Beylerbeyi’ne inece’m.
  • 09.32, Beylerbeyi’ne indim, 13 km. 22,6 °C. Rüzgar Marmara Denizi tarafından esiyor, lodos yani. 
  • 09.36, Çengelköy’deyim, 14,44 km. 22,9 °C, pus var, güneş arkasında.
  • Oltacılar Kuleli’nin önünü tutmuş vaziyetteler. Herkes pür dikkat denizi gözlemekte.
  • 09.45, Kandilli Kız Lisesi altından geçiyorum, 16,8 km. Hava 20,8 °C.
  • 09.52, Anadoluhisarı’ndayım, 19,39 km. Hava 21,5 °C, ort. 18.6 km/s.
  • 10.06, Çubuklu iskelesi üstünden sürüyor yolum, 23,5 km, 23,9 °C.
  • 10.16, Paşabahçe, 25,9 km, 24,1 °C, ort. 18,8 km/s.
  • 10.22, Beykoz’dayım, 28 km. Hava kapalı, 23,5 °C oldu. Yerli meteo yağmur da gösteriyordu, bakalım ne çıkacak?
  • Fıstık yeşili bir Audi (resmi katalog adıyla "Kyalami Green"), hem de Q serisinden. Böyle bir araba neden alınır? “Bu, araba sahibinin görünmez olmaktan nefret ettiğini gösterir.” : ))
  • 10.28, Ortaçeşme, 28,8 km.
  • 10.31, Çifteçınar, 30,6 km. İETT otobüs peronu burada.
  • 10.48,  Dereseki kahvesindeyim. Çay 15-, yanımdaki sandviçin tekini 2 çayla yiyorum.
  • Kahvedekilerin konuşmasından ilginç bir şey öğrendim; patates fidanlarını büyüdükçe kes diyordu, o zaman patates şişermiş. Ne ilginç.
  • 11.06, Dereseki’den ayrılıyorum, 33,71 km. Hava 23,9 °C, kapalı, arada güneş çıkıyor. Umarım yağmaz.
  • Dereseki tırmanış yolunun ortasında bir kedi öyle oturmuş bekliyor-bakınıyor. Kaçmadı arabalardan. Ben kovaladım, başına iş gelmesin diye.
  • 2 trafik polisi moturu solladı beni. Arkadaki kadındı. Çok görmeye başladım kadınları polis olarak. Hatta turbanlı olanlar da var. Pek yakışmıyorlar ama üniformaya. Kafalarının tepesinde konmuş gibi duran kepleriyle.
  • 11.25, Riva yoluna bağlandım, 38,5 km. Hava 25,1 °C, ort. 18,2 km/s, R 93 m.
  • Hiç pedal çevirmeden gidiyorum. Yolun iki yanı sarı çiçeklerle süslü, Katırtırnağı (1)
(1) Geçmişte Romalılar, Yunanlılar ve Kartacalılar tarafından halat, ağ, çanta, yelken imalatı, çatı örtüsü ve hatta kıyafetler için bir tekstil hammaddesi olarak kullanılıyorken zamanla bu geleneksel kullanımlar iki ülke dışında unutulmuş; İtalya ve Romanya. Oysa bir teksil ürünü olarak ketenden daha sağlam ve elastik oldukları belirtiliyor. 
  • Burada, yola çizilmiş bisiklet grafiği/işareti bile bir artı, hiç olmazsa hatırlatıyor. Bir de kenara dikilen “Şeridi Paylaş” yazısı.
  • 11.34, Alibahadır’a (2) geldim, 42,42 km. 25,3 °C.

(2) Köy, yüzyıllar boyunca Beykoz'un Karadeniz'e yakın tarımsal yerleşimlerinden biri olarak yaşamını sürdürdü. Özellikle üzüm bağlarıyla ün kazanmıştı. Köylüler uzun süre İstanbul'un farklı semtlerine üzüm satarak geçimlerini sağladı. 1936 yılında köy çevresindeki ormanların kamulaştırılmasıyla üzüm bağlarının önemli bir bölümü daraldı ve zamanla bağcılık büyük ölçüde sona erdi. Bunun ardından halk hayvancılık, bahçe tarımı ve seracılığa yöneldi. Sonraki yıllarda organik sebze-meyve üretimi ve çiçek yetiştiriciliği köy ekonomisinin temel unsurları hâline geldi. 

  • Paşamandıra ayırımına yaklaşıyorum. Havada 20 kadar kalabalık bir leylek sürüsü dönerek uçmakta.
  • 11.44, Bozhane-Paşamandıra sapağındayım, 45,35 km. Hava ısındı, 33,5 °C. Ort. 18,9 km/, R 21 m.
  • 11.55, ekmek fırınından ayrılıyorum, 46,60 km. 100 lira olmuş, 4 lirayla başlamıştık. Ne denli başarılı bir ekonomi yönetti. Verin yetkiyi göstereyim diyordu. Gördüler mi dersiniz?
  • Telefondan müzik açtım. Ohh ne âlâ Muallâ… Bu YZ ile üretilmiş müzik kafamdan çıkmıyor. Nakarat gibi bir bölümü dönmekte. Bazen adamı hasta ediyor, bozuk plak gibi tekrarladıkça.
  • 11.59, Değirmendere ayırımı, 47,80 km, 32,6 °C. Buradan da çok güzel bir bölge içinden M.Şevketpaşa’ya gidilir.
  • Yol boyunca karavan parkları bolca. Bir de kır düğün mekanları ve kahvaltı salonları. Tabi, mutlaka da mangal.
  • 12.13, 54,5 km, Cam Ocağı’ndan (3) geçiyorum.

(3) Cam Ocağı Vakfı, cam tutkunu ve koleksiyoner olan Yılmaz Yalçınkaya tarafından 2002 yılında Beykoz'un Öğümce Mahallesi'nde kuruldu. Vakfın kurulduğu alan, Riva Deresi kıyısında yer alır. Burası geçmişte Paşabahçe Cam Fabrikası'nın bazı üretim faaliyetleriyle ilişkilendirilen bir bölgeydi ve Beykoz'un tarihî camcılık mirasına yakınlığı nedeniyle seçildi. Kuruluşundan itibaren Cam Ocağı yalnızca bir atölye değil, uluslararası bir cam sanatları merkezi hâline geldi. Dünyanın birçok ülkesinden sanatçılar burada eğitim verdi, sergiler düzenledi ve üretim yaptı. Beykoz'un camla bağı aslında çok daha eskiye, Osmanlı dönemine kadar uzanır. Özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda Beykoz'da üretilen "Beykoz işi" veya "Çeşm-i Bülbül" olarak bilinen cam eserleri dünya çapında ün kazanmıştı.

  • 12.20, Öğümce köyü burası, 53 km, 31,8 C.
  • 12.25, Riva deresi üzerinden geçiyorum. Yol ayırımı; sağ Cumhuriyet-Polonezköy-Ömerli, sol Bozhane-Göllü, düz Kılıçlı. Ben sağdan devam edeceğim. Aslında Bozhane’ye de bakmak istiyordum, ama şimdi gir-cık, boş ver.
  • 12.40, Üçyol ağzındayım, 58,38 km, 28,2 °C, R 14 m. Düz Hüseyinli-Şile, sağ ise Cumhuriyet-Polonezköy. Ben sağdan Reşadiye olarak gidece’m.
  • 12,44, Cumhuriyetköy’de heykeltraş Mehmet Aksoy (4) atölyesi önünden geçmekteyim. Birazdan da Reşadiye olarak soldan sürecek yolum. 

(4) Erdoğan başbakan olduğu dönemde Sarıkamış şehitlerini anma törenleri için gittiği Kars’ta heykeltıraş Mehmet Aksoy’un yaptığı İnsanlık Anıtı’nı ucubeye benzeterek, anıtın belediye tarafından yıkılacağını ve yerine park yapılacağını söylemişti. İnsanlık Anıtı, 14 Haziran 2011 tarihinde yıkılmıştı.

  • Hep rüzgara karşı gidiyorum.
  • Çakırbey At Çiftliği ve Karavan Parkı sağımda.
  • 12.41, Reşadiye yokuşu hafif hafif başlıyor, 61. km.de. Bu bölümde asfalt iyi, kaymak. Güvenlik şeridi de var. Ancak sonraki bölümde bozulacak, daralacak.
  • Göle Girmek Tehlikeli ve Yasak. Sağımda, göremiyorum ama ağaçların arkasında bir baraj göleti olmalı (Cumhuriyet Göleti, sonradan fotolara baktığımda çok güzel bir mesire alanı).
  • 12.59, 62,55 km. Karşı yönden bayağı araç gelmekte. Midem biraz kendini hatırlatmakta. Yanımdaki barlardan biraz yemem lazım.
  • YZ Salsa sonrası Issac Delgado dinledim. Şimdi de Talk Talk. Eski albümlerinden biri çalıyor. 
  • 13.05, 64. km. Reşadiye’nin esas yokuşu geldi.
  • 13.10, 64,41 km. 2. bataryaya geçiyorum. Tek çentik kalmıştı. Hava 26,1 °C, R 117 m.
  • 13.13, 64,8 km. Yolun en dik bölümü, %14. Burada asfaltın durumu bom bok. Yol üzerinde sertleşmiş çimento kalıntısı gibi bozuk bir zemin ve çıkıntılar tırmanmayı da zorlaştırıyor.
  • Karşı yönde gelenler herhalde bayram trafiğinden kaçıp ara yollardan gitmek isteyenler olsa.
  • 13.20, Reşadiye sapağına geldim, 66,32 km. Köye girece’m, bir nefes almak istiyorum.
  • Hakmar’dan alınan naneli ayran (21,50). Ohh nefis geldi bu tat.
  • 13.57, Reşadiye kahveden ayrılıyorum. 1 soda+1 çay=35-. Sandviçimi de yedim. Hava kapadı ama herhalde yağmayacak.
  • Kadans yapan bir bisikletçiyi geçtim. 11 km gösteriyordu, Şehir Hastanesi metro durağnaı. Benim için 45 dk. herhalde.
  • Hafif çıktıktan sonra dimdik bir yokuştan indim. Burası Alemdağ olmalı
  • Geldim 3 yol ağzına. Sol Çatalmeşe-Şile denmiş. Sağ Taşdelen-Ümraniye. Ben sağdan gidece’m.
  • Karşı yönden kalabalık bir düğün alayı gelmekte/geçmekte. Yaygara yapa yapa…
  • Navigasyon açık. Beni soldan Ekşioğlu Mh. olarak ayırıyor (5). Sol sağ yapıp devam ediyorum. Daha önce de bir kere buradan geçmiştim. Eskiden düz devam ederdim. 

(5) Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi'nde belirtildiğine göre Çekmeköy, Fatih Sultan Mehmed döneminde yedi kardeş tarafından kurulmuştur. Bu yedi kardeşten altısı eşkıyalar tarafından öldürülürken yedincisi çekme tetiği diyerek kurtulmuş, köyün adı da Çekme köyü olmuştur. Bu isim zamanla Çekmeköy'e evrilmiştir.

  • 14.20, Çekmeköy, 74. km.
  • 14.34, Sancaktepe Şehir Hastanesi metro durağı. 77, 5 km, ort. 18,2 km/s, 25,9 °C.
  • 14.57, İmam Hatip durağında metrodan çıkıyorum.
  • 15.17, 6 saat sonra garajın kapısındayım. 80,84 km, ort. 17,9 km/s, 26,8 °C.























Mayıs’ın son günü bisikletle Reşadiye…: Dudullu-Beylerbeyi-Beykoz-Dereseki-Paşamandıra-Reşadiye-Sancaktepe Şehir Hastanesi-(metro) İmam Hatip-Dudullu


Tur tarihi: 31 Mayıs 2026

Alınan yol: 80,85 km
Ortalama hız: 18 km/s

En yüksek hız: 58,1 km/s
Bisiklete biniş süresi 4 s 29 dk, dışarıda geçen süre 6 s 28 dk

En yüksek sıcaklık 35 ˚C, en düşük 21 ˚C, ortalama  25,3 ˚C
Yükselti kazancı 
(çıkış) 863 m, kaybı (iniş) 862 m
En düşük yükselti 2 m, en yüksek 239 m

 

Garmin yol bilgileri Mayıs’ın son günü bisikletle Reşadiye…


Relive yol bilgileri Mayıs’ın son günü bisikletle Reşadiye…