30 Mayıs 2022, Pazartesi / Nusaybin - Midyat, 51 km (35. gün)
Tek yataklı odalar dar oluyor. Pencere açık olmasına rağmen hava hiç girmiyordu. Nusaybin çok çok sıcak(tı). Akşam hava serinleyince çıkıp parkta banklarda oturup bir soda içerek rahatlamaya çalıştım. Sonra odaya dönüp uykumun gelmesiyle sızmışım. Sabah erkenciyim. Kahvaltı da olmadığından hızla hazırlanıp eşyaları lobiye indiriyorum. Resepsiyoncu Ahmet Bey kanepede uyuyor. Hışt pışt diyorum ama uyanmıyor. Bisikletin bırakıldı oda da kilitli, mecburum uyandırmaya. Yoksa sessizce çıkardım.
06.55’de ayrılıyorum otelden. GPS ile işaretleyip geldiğim yolu geri sürüyorum, köşedeki benzinciye kadar, yoldaki seyyar satıcıdan bir poğaça bir simit alarak. Belediye bisiklet yolu da boyamış ama işgal vaziyetinde, otopark durumları. Buradakilerin bisiklet yolunu anlamaları zor, İstanbul bile halen anlayamadı. Hava 26,3 °C. Şırnak yolu bu gittiğim. Ama fazla ilerlemeyip soldan Midyat-Batman olarak ayrılıyorum. Asfaltın durumu iyi, sıcak. Güvenlik şeridi zaman zaman daralsa ve bozulsa da var ve kullanılıyor. Ama kuvvetli karşı rüzgar esmekte. 50-55 km gibi bir uzaklık Midyat. 490’dan 1000 m.ye çıkılacak, tırmanış olacak. Yol üzerinde Kalecik Köyü, Beyazsu ve Mor Kuryakos Kilisesi de var.
8 km sonra gelen Kalecik Köyü çok ilginç bir görünümde. Antik Çağdan kalmış bir kale gibi tepelerde kurulu. Ama tırmanmıyorum, şimdi fazladan güç sarf etmeğe gerek yok. Ne var ki okuduklarımı paylaşayım: Mardin'de binlerce yıl Süryanilerin yaşadığı, ancak onların yurt dışına göç etmesinden sonra yaklaşık 60 yıl önce Müslümanların yerleştiği köyde geçim hayvancılıkla sağlanmaktadır. Mahallenin en tepesinde bulunan yere Kale denilir. Eskiden Kale Mahallesi daha büyük olduğundan ismi Kale idi. Sonra azalan köy nüfusu ve daralan yerleşim alanından dolayı ismini Kalecik olarak almıştır. Mahallenin asıl adı Kürtçede Kale anlamına gelen Keleh'dir. Sonradan Türkçe Kalecik ismi verilmiştir. Konumundan dolayı kale gibi olduğundan bu isimle isimlendirilmiştir. Bunisra vadisinde olduğu için Kürtçede "Bunisra Kalesi" anlamına gelen Keleha Bunisra da denmektedir. Ayrıca bir kaç film ve müzik klipleri bu köyde çekilmiştir (Bir Bulut Olsam, Sezen Aksu-Kardelen ve birkaç Kürtçe klip).
25’inci km.de de Beyazsu geliyor. Burası bir piknik alanı. Akan dere boyunca kurulu sayısız mekanlar, kimi balık kimi köfte sunmakta. Bazıları kamping de yazmış. Kiminde havuz var, kiminde suların üzerine kurulu platformlar. Mardin’in kurak, ağaçsız ve çorak coğrafyasında resmen bir mucize gibi kendini gösteriyor. Nusaybinlilerin serinleme yeri. Sadece onlar değil Midyatlılar da geliyorlar. Bir otel de görüyorum yol üzerinde, Biçen Sosyal Tesisleri. Beyazsu’yun kaynağı Midyat’ın güneyinde yer alan plato ve tepelerden sağlandığı, gelen suların vadi içerisinde birleşerek Nusaybin’e doğru aktığı anlatılmıştı. Burada mola veririm diye düşünmüştüm ama hangisinde diye karar veremiyor, biraz da fazla turistik geliyor gözüme, devam ediyorum pedallamaya. Geçtiğim küçük bir bölgede minik sinekler uçuşuyor. Öyle bir iki değil ama, bulut gibi bir durum. Başka bir turda da benzerini görmüştüm. Ne var acaba ki burayı seçmişler? Bir yerde okumuştum ki, erkek sineklerin dişilere kur yaptığı durum diyordu. Olabilir. Demek bu bölge flört etmek için ideal : )) Firu arıyor, hem konuşuyor hem pedallıyorum. Yolun durumu tırmanışı kolaylaştırıyor. Sıcak asfalt ve güvenlik şeridi var. Rüzgarın şiddeti düştü, hava 28,4 °C, rakım 649 m, ortalama 18,4 km/s. Saat 08.42, 26 km gelmişim, demek yolu yarıladım. Ağır ağır çıkmaktayım, %4’le. Ara sıra görünen sürüler, daha çok keçi. Hava 39,4 °C oldu, saat de 09.07 ve 31’inci km.de, 769 m rakımdayım. En dik bölüme geçmeden ikinci bataryayı takayım diye iniyor, bisikleti yan demirlere dayıyorum. Geri kaymaması için arka tekere bir taş koyup ön çantalardan bataryayı çıkartmaya çalışırken büyük bir gürültü kopuyor. Ama öyle böyle değil. Korkuyla başımı kaldırıp sesin geldiği yöne baktığımda bir aracın havada uçtuğunu, kayalara çarpıp taklalar atarak yamaçtan yuvarlandığını görüyorum. Sonra büyük bir taş kütlesine vurup duruyor. Hoppala, bu ne? Film mi çekiliyor? İlk defa böylesi bir sahne görüyorum. Yoksa kaza mı? İçimdeki korku büyüyor, heyecan, tuhaf bir duygu kaplıyor. Bir şey yapmam lazım. Şaşkınlık içinde Firu’yu arayıp gördüklerimi anlatıyorum. Polise haber vermek gerek diyor. Kapatıp arıyorum ama bulunduğum yerde bağlantı iyi değil, düşüremiyorum. Bir gözüm olayın olduğu yerde. Oldukça uzak, bir şeyler dönüyor ama ne? Teleobjektifle bakarak öğrenmeye çalışıyorum ancak araçtan çıkan olmuyor. Gelen bir aracı (kepçe) durdurup anlatıyorum ama görmemiş. Ondan sonra olmuş herhalde. Şoku atlatıp ağırdan tırmanmaya tekrar başlıyorum. Yol burada artık iyice dikleşti, %9’la kıvrılarak çıkmakta. Bir gözüm hep yukarılarda, bir değişiklik var mı olayla ilgili. Hâlâ meraktayım, çekim mi kaza mı? 15 dk sonra olay yerine vardığımda ambulans ve itfaiye görmemle kaza olduğu anlaşılıyor. Kurtarma çalışmaları başlamış bile. Bisikleti bir kenara bırakıp yanlarına varıp olanı öğrenme çabasındayım. İlk gören, hatta yanından geçen kişi anlatıyor: “Gölgede oturmuş dinleniyordum. Birden araba karşıdan üzerime doğru geldi ve kayalara çarparak uçurumdan uçtu. Bir metre sağımdan geçti. Ambulans çağırdım, hemen aşağıya indim, sağ olduğunu gördüm. Kemer takılı öyle baygın duruyordu.”
İtfaiye ekibi kazazedeyi sedye ile yamacın derinliklerinden çıkarmayı başarıyor. Türk değil. Yabancı dil bildiğim için benden kişiye sormamı istiyorlar; ağrı sızı baş dönmesi var mı gibisinden. Şikayeti yoktu. İngiliz’miş, araç Antalya plakalı, herhalde oraya gidiyordu. Alkollü olduğu söylendi. Belki uykusuzdu da. Anlaşılan dönemeci al(a)mayıp düz devam etmiş... ve uçmuş. Kemer takılı olduğundan arabanın içinde savrulmamış, asılı kalmış. Yani yani, çok ucuz atlattı kazayı. Ne kadarını hatırlıyor bilemiyorum ama anlatacağı çok şey olmalı evine döndüğünde : ))
Burası 918 m rakımda, saat 09.39 ve kaza yerinden ayrılıyorum. Hava 37,2 °C, 17,7 km/s ortalama ile 32 km.yi geride bırakmışım. Biraz daha tırmanıp sonra hafif çıkışlarla devam ediyorum, artık kolay sürülüyor. 983 metreye çıktım. İki yanım kırmızı gelincikler, mor ve lacivert çiçeklerle süslü. Bölge çok güzel çok keyifli, esinti de gayet iyi. Yol arık düz devam etmekte. Sivrice ayrımı geldi. Filiz’in tanıdığı okul müdürü, çarşamba ziyaret edeceğim. Sözleştik. Bugün girmiyor devam ediyorum. Sağdan bir pizzacıya gidiliyor. 10 km içeride, levhası var. Nedir merak ettim. Pizza, dağ başı ve duyurusu. Çok mu iddialılar? Ve bir müddet sonra Mor Kuryakos Kilisesi sapağı geliyor. Dalıyorum içeri ama kapısı kapalı. Dıştan fotoluyorum. Bölgenin kadim ahalisi Süryaniler, Anadolu'nun 5 bin yıllık yurttaşları, Mezopotamya kültürünün kalıntıları. Buralarda yaşamışlar, sonra olaylar neticesinde terk etmek durumunda kalmışlar. Dağdan gelen bağdakini kovar durumları.
Yol boyunca benzin istasyonu yok, çeşme yok(tu). Yolda gördüğüm kepçeci suyumu doldurmasaydı durum fena olabilirdi. Gerçi bir ikinci yarım şişe dolusu vardı ama ısınmıştır. Buralarda köylerde kahve de bulunmuyor. Öyle bir adetleri veya gerekleri yok herhalde.
Midyat geldi. Girişte bir büfede soda ve icetea içiyor, suyumu tazeliyor ve sahibi ve konuşamayan oğluyla 20 dk.mı geçiriyorum. Alınan tarifle ÖE aranıyor ve varışım 11.30’da oluyor. Yerim ayrılmış ve ödenmişti internet üzerinden. Oda daha temizlenmemiş. Beklerken içilen iki çay sonrası 102 No.ya eşyaların çıkarılması. Tek yataklı bir oda, haliyle küçük. Bisiklet sorun edilmiyor ve merdiven girişine konuluyor. Duş alıp uzanmaca-kestirmece. Saat 3 gibi çıkmaca. ÖE yakınındaki kunduracıya bisiklet ayakkabılarının, açılmış burunlarını yapıştırtmak üzere bırakılması ve Midyat keşif turunun başlaması...
Bulunduğum bölgedeki Midyat Evi, Kent Müzesi (Estel Hanı), Kültür Evi ve Ulucami’yi gezmeye yöneliyorum. Ama öncesinde karnımın açlığını, aldığım peynir, domates ve biberin (toplam 22-) fırına verilip pide yaptırılması ile çözüyorum. Fırıncılar pidenin parasını almıyorlar, bizden olsun deniliyor. Nefis pideyi yakındaki kahvede içilen çaylarla mideye indirmekteyim (çay 2-).
İlkin Kent Müzesi’ne giriyorum. Mimarisi ve de tarihi atmosferi ile Estel Hanı içerisinde geleneksel araç gereçler, yöresel kıyafetler, eski tablolar, Midyat ve Süryani kültürünün geleneksel simgeleri, Anadolu antika eserleri, yöresel motifler, gümüş takılar sergilenmekte. Alt katındaki mağara ise çok ilgi çekici, git git bitmiyor. Özellikle görülmeli. Avlu bölümünde bir kafe ve hediyelik eşya satan bir de dükkan bulunuyor. Ardından Kültür Evi geliyor. Burası hakkında; Midyat taşı ile 1925 senesinde inşa edilen yapı, Mete ailesi tarafından konak olarak kullanılıyorken, Midyat Belediyesi tarafından aslına uygun olarak restore edilip, yeniden düzenlenerek ziyarete açılmıştır. Midyat kültürüne ait onlarca eserin sergilendiği mekânda, Midyat evlerine özgü örnek odalar bulunmaktadır. Giriş, üst kat ve birbirleriyle bağlantılı mağara katlarıyla sit alanında yer alan tescilli tarihi yapı Midyat’ın geleneksel yaşantısıyla ilgili olarak ziyaretçilerine önemli bilgiler sunmaktadır... denilmiş. Keyifli bir mekan çıkmış ortaya. Burada da bina altındaki mağara çok ilginç. Buralar sanırım erzak deposu. Yiyecek içecekleri muhafaza etmek için olsa.
Ulucami’ye yöneliyorum. Fazla uzak değil, meydanın arkasında. 1710 tarihli bu cami Osmanlı ve Selçuklu mimari yapısına uygun, kalın duvarlar, sekizgen köşeli sütunlar ve tavanı kemerli bir yapıda. Okuduğuma göre 1934’de tavanın bir kısmının çökmesi üzerine cami genişletilip yeniden onarılmış. 2001 yılında da ahşap yapılı orta katı çökmüş. Sonra 2003'te cami komple restore edilip avlu, tuvaletler, arka cemaat yerleri, iç ve dış duvarlar Midyat taşından yeniden yapılıp bugünkü durumuna gelmiş. Minaresi 1905 tarihli, geniş tek şerefiyeli Selçuklu Mimarisine uygun Midyat taşındandır denilmekte.
Turu tamamlayıp dönüş yolumda, Midyat Evi’ndeki görevliyle sohbet etmekteyim. Akepe yanlısı gibi duruyor. O anlatıyor ben dinliyorum. Sonra ÖE’ye dönüp kunduracıya bir de yırtılan Ortlieb çantayı bırakıyor ve yamatıyorum + ayakkabılar = 40 liraya bu işler çok da güzel halloluyor. 6 buçuk gibi midibüsle (*) eski bölüme gidiyor, temeli 4’üncü yüzyıldan kalma, 1910’da yeniden inşa edilmiş olan, mucizeleri ve erdemleriyle ünlü, çilekeşlerin başı olarak bilinen azizin adını taşıyan Mor (**) Barsavmo Kilisesi’ni dıştan fotoluyor, tarihi taş konakların ve evlerin arasında bulunan Somut Olmayan Kültürel Mirası Koruma Müzesi’ni görüyor, Türkçe konuşamayan bir görevliden fazla bilgi alamadım, resim çekemedim ama sonradan okuduklarıma göre: Abdülmecit Akgül beyin kendi olanaklarıyla 25 yılda topladığı eşyalar ve yazdığı şiirler imiş gördüklerim. Bunlar; aynalardan resimlere; bir sayfa arasında unutulmuş gül yaprağından duvarda asılı eleğe; yoğurt bakracından Anadolu'da binlerce yıldır kullanılan gözyaşı damlalarının saklandığı kaba kadar yüzlerce eşya…
(*) Kızıltepe’de aldığım 65’lik Kartı burada da geçerli : ))
(**) ‘Mor’ kelimesi Süryanicede ‘efendim, büyüğüm’ anlamındadır. Bununla birlikte aziz isimlerinin önünde saygı ve hürmet sıfatı olarak kullanılmaktadır.
Mardin, Midyat ve çevresi, binlerce yıllık bir geleneğin ürünü olan telkâri ile ünlü olduğu bilinir. Bir sanat ve çok eski bir gelenek olan telkâri; ince altın veya gümüş takılarda, en yaygın kullanımı ise bileklik ve yüzüklerdedir. Bunların satıldığı Kuyumcular Çarşısını görüyor-geziyorum. Havanın hafif kararmaya başlaması, alınan portakal ve kiraz ile, 8 gibi gene midibüsle dönüyorum. Zaten son araç da 8.15 idi. Sonrası taksiye kalırdım.
- Midyat ÖE 0482 4622193 > midyatogretmenevi.com.tr
Nusaybin - Midyat
Tur tarihi: 30 Mayıs 2022
Alınan yol: 51,12 km
Ortalama hız: 17,7 km/s
En yüksek hız: 53,8 km/s
Bisiklete biniş süresi 2 s 52 dk, dışarıda geçen süre 4 s 47 dk
En yüksek sıcaklık 39 ˚C, en düşük 26 ˚C, ortalama 30,7 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 829,2 m, kaybı (iniş) 350,6 m
En düşük yükselti 472 m, en yüksek 991,6 m
Garmin yol bilgileri Nusaybin-Midyat
Relive yol bilgileri Nusaybin-Midyat
![]() |
Nusaybin’den ayrılışım 06.52. |
![]() |
Motosiklet! |
![]() |
Belediye bisiklet yolu da boyamış ama işgal vaziyetinde, otopark durumları. |
![]() |
GPS ile işaretleyip dün geldiğim yolu geri sürüyorum. |
![]() |
Şırnak yolu bu gittiğim. Ama fazla ilerlemeyip soldan Midyat-Batman olarak ayrılacağım. |
![]() |
Asfaltın durumu iyi, sıcak. Güvenlik şeridi zaman zaman daralsa ve bozulsa da var ve kullanılıyor. |
![]() |
Kalecik Köyü çok ilginç bir görünümde. Antik Çağdan kalmış bir kale gibi tepelerde kurulu. |
![]() |
Çok isterdim sokaklarını evlerini görmek, ama pas geçiyorum. |
![]() |
Mardin'in kurak coğrafyasında adeta bir vaha gibi yükselen Beyazsu, Nusaybin ve Midyat ilçeleri arasında yer alan, bölgenin en popüler doğa harikası ve mesire alanıdır. |
![]() |
Biçen Hotel |
![]() |
Beyazsu'nun klasik tarzı, derenin üzerine kurulu tahtlarda (sedirlerde) yemek yeme ve dinlenme imkanı. |
![]() |
Çevre sağlı sollu restoranlarla dolu. |
![]() |
Ağır ağır çıkmaktayım, %4’le. |
![]() |
Şoku atlatıp ağırdan tırmanmaya tekrar başlıyorum. Yol burada artık iyice dikleşti, %9’la kıvrılarak çıkmakta. |
![]() |
Olay yerine vardığımda ambulans ve itfaiye görmemle kaza olduğu anlaşılıyor. Kurtarma çalışmaları başlamış bile. |
![]() |
Kazayı geçiren Türk değil, İngiliz’miş. Şikayeti yoktu. Araç… |
![]() |
… Antalya plakalı, herhalde oraya gidiyordu. Alkollü olduğu söylendi. Belki uykusuzdu da. |
![]() |
Anlaşılan dönemeci al(a)mayıp düz devam etmiş... ve uçmuş. Kemer takılı olduğundan arabanın içinde savrulmamış, asılı kalmış. |
![]() |
Biraz daha tırmanıp sonra hafif çıkışlarla devam ediyorum, artık kolay sürülüyor. 983 metreye çıktım. |
![]() |
Bir pizza merakı başlamış buralarda : )) |
![]() |
Mor Kuryakos Kilisesi Mardin'in Midyat ilçesine bağlı Yemişli (Enhil) semtinde yer alan tarihi bir Süryani Ortodoks kilisesidir. |
![]() |
Yapım tarihi tam bilinmemekle birlikte bazı Süryani kaynaklarında 5.-6. yüzyıla dayandığı belirtilir; 8. yy.da Mor Şemun Zayte tarafından onarılmış,… |
![]() |
… 1900'lerde askeri karargâh ve okul olarak kullanılmış, 1957'de çan kulesi eklenmiş ve 2010'da ibadete yeniden açılmıştır. |
![]() |
Kompleks bir yapı grubundan oluşan kilise, yüksek çevre duvarlarıyla çevrili olup ahşap oyma ve kazıma süslemeli kduşkudşin (sunak örtüsü) ile dikkat çeker. |
![]() |
İki yanım kırmızı gelincikler, mor ve lacivert çiçeklerle süslü. Bölge çok güzel çok keyifli, esinti de gayet iyi. |
![]() |
10.42, Midyat’a giriş yapıyorum. |
![]() |
Yeni Midyat: Son yıllarda gelişen, modern yerleşim alanlarının bulunduğu bölümdür. Kamu… |
![]() |
… binaları, okullar, hastane, geniş caddeler ve yeni konutlar burada yer alır. |
![]() |
Midyat ÖE |
![]() |
Midyat Evi |
![]() |
Karnımın açlığını, aldığım peynir, domates ve biberin fırına verilip pide yaptırılması ile çözüyorum. |
![]() |
Kent Müzesi, aslında aslına uygun olarak restore edilmiş Estel Hanı’nda yer alan kültür ve tarih müzesi olarak… |
![]() |
… Sümerlerden Osmanlı'ya uzanan medeniye t izleri; geleneksel ev eşyaları,… |
![]() |
… el işlemeleri, mücevherat, yöresel kıyafetler, antika halılar,… |
![]() |
… telkâriler ve eski savaş aletleri sergilenmekte. |
![]() |
Altındaki doğal mağara yapısı içinde sergilenen antika eşyalar görülüyor. |
![]() |
Hacı Amar Özel Meydanı |
![]() |
Midyat Kültür Evi... |
![]() |
… 1925’te Midyat taşıyla inşa edilmiş tarihi bir konağın restore edilmiş halidir. |
![]() |
Şu güzelliğe bakın, 1966. Bir de bugüne bakın! |
![]() |
Üç katlı olan yapının en alt katı, bölgedeki birçok eski yapıda olduğu gibi kayaların... |
![]() |
… oyulmasıyla oluşturulmuş mağara katıdır. Üst... |
![]() |
... katlar ise geleneksel taş işçiliğinin zarif örneklerini sunar. |
![]() |
Ulucami |
![]() |
Minare, caminin en dikkat çekici kısmıdır. Silindirik yapısı ve üzerindeki geometrik motifler, bölgedeki diğer minarelerle benzerlik gösterse de kendine has bir heybeti vardır. |
![]() |
Geleneksel İslam mimarisine uygun olarak geniş bir avluya sahiptir ve bu avlu sosyal bir buluşma noktası işlevi görür. |
![]() |
Midyat Belediyesi Emek Durağı |
![]() |
Midyat Evi |
![]() |
Grand Estel Hotel ve Dört Yol Fıskiyesi |
![]() |
Eski Midyat’tayım. |
![]() |
Mor Barsavmo Kilisesi; sarı kalker taşından yapılmıştır. Cephesinde,… |
![]() |
… saçaklarında ve çan kulesinde zengin geometrik ve bitkisel oymalar bulunur. |
![]() |
Somut Olmayan Kültürel Mirası Koruma Müzesi; taşınabilir olmayan gelenekler, adetler, el sanatları, halk oyunları, müzik ve sözlü tarih gibi somut olmayan kültürel değerlerin korunmasına odaklanır. |
![]() |
Görkemli bir kaide üzerinde yükselen Atatürk heykeli, bölgenin karakteristik sarı kalker taşından yapılmış mimari unsurlarla (sütunlu kaide) çevrelenmiştir. Kaidenin üzerinde "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" ibaresi yer alır. |

[bisikletle]Türkiye: Göbeklitepe, Tarihin Sıfır Noktası
Tarsus-Karataş, 96 km
Karataş-Yumurtalık, 55 km
Yumurtalık-Payas, 77 km
Payas-Arsuz, 60 km
Arsuz-Çevlik, 50 km
Çevlik-Antakya, 37 km
Antakya-Reyhanlı, 63 km
Reyhanlı-Kırıkhan, 46 km
Kırıkhan-İslâhiye, 67 km
İslâhiye-Kilis, 81 km
Kilis-Gaziantep, 55 km
Gaziantep-Nizip, 59 km
Nizip-Birecik, 37 km
Birecik-Suruç, 51 km
Suruç-Harran, 71 km
Harran-Şanlıurfa, 46 km
Şanlıurfa-Viranşehir, 90 km
Viranşehir-Ceylanpınar, 53 km
Ceylanpınar-Kızıltepe, 75 km
Kızıltepe-Mardin, 23 km
Mardin-Nusaybin, 62 km
Nusaybin-Midyat, 51 km
Midyat-Dargeçit, 43 km
Dargeçit-İdil, 42 km
İdil-Cizre, 32 km
Cizre-Şırnak, 48 km
Şırnak-Eruh, 50 km
Eruh-Siirt, 56 km
















































































































