11 Mayıs 2022, Çarşamba / Kilis II (16. gün)
Bugün 2’nci günüm olacak Kilis’te, o nedenle acele etmiyorum. Uyanış saatim 6. Tabletten gazete okumaca. Dün fotoları falan yüklememiştim. O işi hal edip 8 buçuk kahvaltıya inişim. Sıradan şeyler, her zamanki malzemeler. Ardından ÖE’de 15 TL’ye çamaşırları kısa programda yıkıyor-asıyor ve dün akşam yakında gördüğüm berbere uğruyor, tıraş olmak istiyorum. Dolu içerisi, 1 saat sonra diyor. O zaman ben de yakındaki Kilis Müzesi’ne gidiyor, 65’le giriyorum. Çok büyük olmayan ama değerli eserleri olan müzeyi zevkle gezmekteyim. Güvenlikçi de benimle beraber geziyor, daha doğrusu peşimden geliyor. Sohbet ediyoruz. Kız kardeşinin bilek güreşinde şampiyon olduğunu anlatıyor. Ne güzel değil mi? Kutluyorum kendisini.
Yapı, 1880’li yıllarda inşa edildiğinde Kilis’in en büyük zeytinyağı ve sabun imalathanesiymiş ve 1960’a kadar da bu hizmeti sürdürmüş. 2021’den beri müze olarak kullanılmakta. Kesme taştan L şeklinde iki katlı yapı Kilis mimarisinin en iyi örneklerinden olduğu anlatılmış. Giriş katındaki arkeoloji salonunda Kalkolitik Çağ, Tunç Çağı, Demir Çağı, Roma ve Bizans dönemlerine ait çok sayıda çanak çömlek, koku şişeleri, mataralar, kaseler ve birçok pişmiş toprak eser; öğütme taşları, heykel başları, mezar taşı ve pres taşları gibi taş eserler, camdan yapılmış gözyaşı ve koku şişeleri ile metal yüzükler, bilezikler ve haçlar ile birlikte Grek, Helenistik, Roma, Bizans ve İslami dönem sikkeleri, sabun üretiminde kullanılan kazan ve yapımını gösteren maketler ve canlandırmalar var.
İkinci katta ise etnografik eserler görüyoruz. Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemine ait cepken, fes, bindallı vb. giysiler; mutfak kültürünü yansıtan gaz ocakları, siniler, sahanlar, tabaklar ve havanlar; günlük kullanım eşyası olan peşkirler, bohçalar, takunyalar, kolyeler, bilezikler, kemer ve tokaları; ilaveten Milli Mücadele dönemine ait tabancalar, tüfekler, süngüler ve tören kılıçlarının yanında Kilis’in dini, askeri ve sivil mimari örneklerini yansıtan camiler, konaklar, hanlar, kervansaray, bedesten ve kasteller ile Mercidâbık Savaşını gösteren maketler. Bunun dışında müzenin bahçe ve avlusunda öğütme taşları, soku taşları, kurnalar, Osmanlı ve Roma Dönemine ait mezar taşları, mezar stelleri, heykeller, sütun kaideleri ve lahitler de teşhir edilmekte.
Geldiğim Mevlevihane Camii (15. yy) kapalı. Yanındaki durakta bekleyen taksici gençle sohbet ediyorum. Çay ısmarlıyor. Babası hapisteymiş, kaçakçılıktan. Sınıra yakın illerimizde bu gibi işler halen yapılıyor ve yapılmaya da devam eder, ekonomik durum böyle sürdükçe. Nedir kaçırılan? Başta şeker. Buradan oraya gidiyor oradan buraya geri geliyor. Bizim şekerimiz bu yolculuğu yaptığında daha ucuza geliyormuş. Duydunuz mu sayın seyirciler? Vergiyi arttırmak sadece kayıt dışına iter lafını boşuna demiyorlar. Bu içkide, sigarada, akar yakıtta da böyle, elektrikte de.
Gencimiz 18 yaşında, pazar direksiyon sınavım var diyor. Yani ehliyetsiz kullanıyor taksiyi. Eee diyorum, kaza maza olursa? Hallediyoruz abi. Memnun mu işinden? Değil. Servis minibüsçülüğü yapmak istiyor.
Dün gece karanlıkta gittiğim Kulaksız Binbaşı Konağını gündüz gözüyle görmek için tekrar gidiyor fotoğraflıyorum. 12 sene önce de çekmiştim. O zamanlar metruk haldeydi, bugün restore ediliyor. Konağın, üzerinde yazılı kitabeye göre, Mehmet Hilmi Efendi tarafından 1890 yılında yaptırıldığı tahmin ediliyor. Mehmet Hilmi Efendi, Redif Subayı olarak Osmanlı ordusunda görev almış ve bir savaşta kulağının biri tüfek mermisi ile kopmuş olduğu için ”Kulaksız Binbaşı” lakabını almış.
Yolumun üzerindeki camileri geziyorum. Kimine giriyor kimini sadece dıştan ziyaret ediyorum: Çalık Camii (1682), Mehmet Paşa Camii (1719), Hacı Derviş Camii (1551), Karakadı Camii (1611), Ulucami (13. yy), Tekke Camii (1553) bunlardan bazıları. Kilis’in Kasteller’i de meşhur. Yerel ağızda “çeşme” anlamında kullanılan bu sözcük Arapça kökenli olmasına karşın, Karacaoğlan’ın dizelerinde de yer almış. İlde bulunan 16 kastelden (çeşme) bir kısmının özgünlüğünü yitirdiğini, bir kısmının da susuz olduğunu okumuştum. Önüme Küçük Çarşı Kasteli (1844) çıkıyor. Bunun suyu akmakta. Yöredeki kastel, sebil ve şadırvanların suyu kent dışında (ilezi) açılan kuyulardan ve kaynak suları çevresinde yapılan kaptaşlardan sağlanıp; yerleşim birimlerine kanallar, su depoları, maskemler (savak, maslak) ile getirilirmiş.
Kilis'in merkezinde bulunan, bölgedeki sivil konut mimarisinin en iyi örneklerinden olan Neşet Efendi Konağı bir zamanlar müze binası olarak kullanılmış, bugün Türkiye Gençlik Vakfı’nın kullanımında. 1925’te Neşet Topaloğlu tarafından, Mimar'tus Sultan lakaplı Halepli Mimar Hacı Ahmet Usta’nın eseri. Aynı usta Kilis Hükümet Konağı’nın da mimarı. İçini gezemediğim konağın bodrum ve üzerindeki iki kattan oluştuğu, birinci katta 6 oda, salon, banyo, mutfak ve tuvalet bulunduğu, ikinci katta ise 7 oda, mutfak, tuvalet ve banyo olduğu anlatılıyor.
Buraya kadar gelmişken saatini kaçırmayayım, Suriyeliler lokantası ElTayeb’de ful (18-), Suriye usulü yiyorum. Bayılıyorum bu lezzete. Ful, yani bakla; Arap, Orta Doğu, Kuzey Afrika mutfağının en önemli besini, eski Mısır’ın piramitlerinde çalışan kölelerin temel gıdaları. Tüm gün tok tuttuğu söylenir. Bunu Antakya’daki arkadaşlar da belirtmişlerdi.
Berberin yolunu tutarken rastladığım tatlıcıda, hiç yemediğimden tatmak istediğim Cennet Çamuru’ndan yarım porsiyonu (15-) afiyetle mideye indiriyorum. Kadayıf ve Antepfıstığı ile hazırlanmış. Görünümü ile künefeyi andırıyor, kaymak eşliğinde servis edildi. Ama öyle böyle değil, muhteşem bir tatlı.
Berberde tıraş oluyorum (40-). Yüz maskesi uyguluyorlar. Hayatımda ilk defa karşılaşıyorum. Benim berberin haberi yok herhalde. 40 yıldır gidiyorum hiç görmedim, sormadı da. Tıraş sırasında sohbetteyiz. Berber Ahmet Bey İstanbul Etiler MOS’da çalışmış. Askerliğini de İstanbul’da yapmış. Eli hızlı ve yatkın. (...) Bu sırada sıkı bir yağmur bastırıyor. Sağanak şeklinde. Her yer birden sırılsıklam oldu.
Yağmurun dinmesiyle turlamaya devam. Eczaneden alınan pomat, otelden alınan fiyat, içilen espresso (2,5) ile sürmekte. Dikkatimi çeken, burada yeterli çöp kutusu yok. Ondan sonra niye yere attın durumları. Gerçi kutu olsa oraya atar mı insanımız?! Bir başka dikkat çeken husus ise her yerde motosiklet.
Uygarlık sadece bir ırkın oluşturabileceği bir durum mudur? Tek ırkın birleşmesi ile kültür oluşur. Farklı ırk ve insanların birleşmesi ile uygarlık oluşur. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözünde insan derken ‘ırkdaş’ demiyor, yeryüzündeki tüm insanları amaçlıyor. Osmanlı, imparatorluk olması nedeniyle oldukça farklı etkin kimliği içerisinde barındırıyordu. Bunlardan birisi de Yahudilerdi. Tüm imparatorluk toprağında, eskiden Halep vilayetine bağlı Kilis’te Yahudi tebaa yaşamaktaymış. Onların da kültürleri, onların da ibadet ettikleri havraları vardı, aynen camiler-kiliseler gibi. Yahudilerin Kilis’ten ayrılmalarıyla kapanan, ancak 2018’de onarım ve restorasyon işleri başlatılan Havra artık açık. Ne var ki saatini kaçırdığımdan kapalı-göremiyorum.
Meyvesi, yağı, çekirdeği, dalı ve yaprağıyla çok eski çağlardan beri insan yaşamında önemli bir yeri olan zeytin, Kilislinin de baş tacı olmuş. İnce kabuğu, küçük çekirdeği ve oldukça yüksek yağ oranıyla (%35) tanınan “Kilis Zeytini” bu niteliğiyle sofralık olmadığı söyleniyor. Yanı sıra üzüm bağlarıyla da biliniyor Kilis. O nedenle buraya has Gün Pekmezi de yörenin önemli gıdalarından.
Bir açık hava müzesi konumundaki Kilis’in dar sokaklarında dolaşmaktayım. Taştan yapılmış evleri, hamamları, kastelleri, cami, tekke, kilise ve havra gibi birçok dini yapıları ile halen geçmişten gelen bir Osmanlı şehri görünümünde. Kilis’teki eski taş yapıların en önemli özelliği, özgün mimari karakterinin olması. Özenli ve meşakkatli birer emek ürünü olan ve malzeme olarak yerel kireçtaşının kullanıldığı, geçmişin usta ellerinden çıkmış evler; eyvanlı, avlulu, iki kata yayılmış mekanlar dizisi ile içe dönük ve de bölgenin iklimine uygun; kışın sıcak, yazın serin yaşama olanakları sunmakta.
Kilis'in coğrafi işaretli katmeri, tatlıların imparatoru olarak biliniyor. Bir tadayım bakim doğru mu diye sabahki tatlıcıya tekrar dalıyorum. Çıtır çıtır hamuru, içindeki mis gibi kaymağı ve yemyeşil Antepfıstığı ile önüme geliyor. Yani bu da ayrı bir lezzet. Yarım porsiyonuna 25 lira ödeyip ayrılıyorum dükkandan.
Yağmur tekrar bastırıyor. ÖE’nin damı altına sığınıp etrafı izliyor, yanda oturanları dinliyorum. Gümrük polisi olsalar, bellerinde tabancaları var. Dün akşam Turkcell tarife paketleri ile Vodafone paketlerini araştırdım. Geçiş yapacağım herhalde. Turkcell 100 liraya çıkıyor, Vodafone 77. Fazladan ödemeye ne gerek. Üstelik Vodafone’da kullanmadığın gelecek aya devrediyor derken telefonum çalıyor ve berberden çay daveti alıyorum. Uğruyor bir kahve içiyor ve soruyorum: Kilis’in üç ünlüsünü say. Alâeddin Yavaşça, Nejat Uygur ve Aydan Şener diyor.
Yağmurun dinmesiyle gene ortalığa çıkıyorum. Yürü yürü, karnım acıkıyor. Bu sefer ElTayeb’de falafel yiyorum. Ama ağır geldi. Ayranla birlikte 7,5 TL tutuyor. Masalarda bolca Suriyeliler var. Bu savaş ne zaman bitecek, bu insanlar döner mi? Burada daha mı rahatlar? He türlü sıkıntıya rağmen. Hava kararmakta ve serinledi de. Yarın tekrar yola çıkacağım, Antep’e. Eşyaları toplamam lazım. Dönüyorum ÖE’ye.
![]() |
Kilis Müzesi Stel (Kireç Taşı) Tunç Çağı |
![]() |
Cürüf Testi (Pişmiş Toprak) Tunç Ç. |
![]() |
Heykelcik (Bronz) Tunç Ç. |
![]() |
Yonca Ağızlı Testicik (Pişmiş T.) Demir Ç. |
![]() |
Yapı, 1880’li yıllarda inşa edildiğinde Kilis’in en büyük zeytinyağı ve sabun imalathanesiymiş ve 1960’a kadar da bu hizmeti... |
![]() |
Çalık Camii, 1682 |
![]() |
Mehmet Paşa Camii, 1719 |
![]() |
Hacı Derviş Camii, 1551 |
![]() |
Dikdörtgen planlı, tek sahınlı yapısı ve çapraz tonozlu son cemaat yeri ile karakterizedir. |
![]() |
Karakadı Camii, 1611 |
![]() |
Başlangıçta kare planlı olarak inşa edilen cami, genişletme sonucu doğu‑batı yönünde uzayan dikdörtgen form kazanmıştır. |
![]() |
Halil Bey düşünceli oturmakta. |
![]() |
Kilis Ulu Cami, Anadolu'daki "Enine Gelişen Camiler" grubuna girer. |
![]() |
Dikdörtgen planlı cami, kıbleye paralel tek sahınlı harimi ve üç kemerli son cemaat yeriyle dikkat çeker; çapraz tonozlar ve üç eyvanlı genişletme özgün niteliktedir. |
![]() |
Kesme taş kullanımı Kilis taş sanatını yansıtır. |
![]() |
İç mekandaki geniş kemerler, çatıyı taşıyan devasa taş sütunlar üzerine oturur. Bu yapı camiye büyük bir ferahlık ve anıtsallık katar. |
![]() |
Ulucami girişi, 13.yy |
![]() |
Kilis sokaklarının en ikonik özelliği "Kabaltı" adı verilen yapılardır. Evlerin bir odasının sokağın üzerinden geçmesiyle oluşan tünel benzeri geçitlerdir. |
![]() |
Sokağın altı kamusal alanken, üstü özel mülkiyettir. Bu yapılar hem yayalar için gölgelik alanlar oluşturur hem de dar alanlarda evlerin genişlemesini sağlar. |
![]() |
Küçük Çarşı Kasteli, 1844 |
![]() |
Kilis'e özgü "kastel" kültürü, suyu halkın kullanımına sunan hem dini hem de sosyal amaçlı yapılar olarak bilinir. |
![]() |
Kulaksız Binbaşı Konağı |
![]() |
Neşet Efendi Konağı |
![]() |
ElTayeb Lokantası (Ful) |
![]() |
Bekân Pastanesi (Cennet Çamuru) |
![]() |
Kilis Müzesi girişi. |
![]() |
Yağmurun dinmesiyle turlamaya devam. Eczaneden alınan pomat… |
![]() |
… otelden alınan fiyat, içilen espresso ile sürmekte. |
![]() |
Mevlevihane Camii, 15.yy |
![]() |
Tekke Camii, 1553 |
![]() |
Bir açık hava müzesi konumundaki Kilis’in dar sokaklarında dolaşmaktayım. Taştan yapılmış evleri, hamamları, kastelleri, cami, tekke… |
![]() |
… kilise ve havra gibi birçok dini yapıları ile halen geçmişten gelen bir Osmanlı şehri görünümünde. |
![]() |
Havra |
![]() |
Cüneyne Camii girişi. |
![]() |
Bekân Pastanesi (Katmer) |
![]() |
Yağmur tekrar bastırıyor. |
[bisikletle]Türkiye: Göbeklitepe, Tarihin Sıfır Noktası
Tarsus-Karataş, 96 km
Karataş-Yumurtalık, 55 km
Yumurtalık-Payas, 77 km
Payas-Arsuz, 60 km
Arsuz-Çevlik, 50 km
Çevlik-Antakya, 37 km
Antakya-Reyhanlı, 63 km
Reyhanlı-Kırıkhan, 46 km
Kırıkhan-İslâhiye, 67 km
İslâhiye-Kilis, 81 km
Kilis-Gaziantep, 55 km
Gaziantep-Nizip, 59 km
Nizip-Birecik, 37 km
Birecik-Suruç, 51 km
Suruç-Harran, 71 km
Harran-Şanlıurfa, 46 km
Şanlıurfa-Viranşehir, 90 km
Viranşehir-Ceylanpınar, 53 km
Ceylanpınar-Kızıltepe, 75 km
Kızıltepe-Mardin, 23 km
Mardin-Nusaybin, 62 km
Nusaybin-Midyat, 51 km
Midyat-Dargeçit, 43 km
Dargeçit-İdil, 42 km
İdil-Cizre, 32 km
Cizre-Şırnak, 48 km
Şırnak-Eruh, 50 km
Eruh-Siirt, 56 km
































































