5 Haziran 2022, Pazar / Cizre II (41. gün)
İkinci günüm burada. O nedenle telaşta değilim. Rahat bir uyku çektim bu akşam. Geç saate kadar tablette bir şeyler okudum. Kahvaltıya inişim 9’a doğru. Açık büfe. Çok çok zengin olmasa da gene de iyiydi. Özellikle karpuz olması hoşuma gitti. Nasıl oldu anlamadım, tablette bisikletle ilgili bir şeyler arıyordum o zaman mı çıktı karşıma? İnternette Cizre Yeşil Bisiklet diye bir şey gördüm. Tıkladım ve haritada yeri açıldı. Çok da uzakta değil, hatta dün o bölgeden geçmişim. Fazla ısınmadan hava, hem dolaşır hem de görürüm düşüncesiyle 10 gibi yola koyuldum. İkinci günde artık yön bulma ve yer tanımaya başlıyorum. Oradan git buraya çıkarsın, şuradan dön buraya gelirsin...
Bisikletçiyi buluyor, kapalı sanıyorum pazar diye ama açık olduğunu söylüyor karşı dükkan ve dalıyorum içeriye. Girişi küçük, merdivenle üste çıkılıyor. Üst kat kocaman, derinlemesine gidiyor. Ortalık komple bisiklet. Genelde Mtb ağırlıklı modeller Mosso, Ümit, Salcano, Bisan... Teknik servisten sorumlu Barış Bey beni karşılıyor ve başlıyoruz bisiklet üzerine sohbete. Dükkan iki amcasına ait. Fuat ve Ramazan beyler. Önceleri karşı kaldırımdalarmış. Beş altı ay önce buraya taşınmışlar. Çok büyük bir alan. Tepeleme bisikletle dolu. Böylesini İstanbul’da bile az bulursun. Shimano yedek parçaları, dış iç lastikler, kasklar asılı... Süper bir durum.
Bir saattir Barış Beyle beraberim, daha sonra Fuat Bey geliyor. Yüksek Okulda öğretim görevlisi. Bilgisayar programcılığı alanında. Kendisinden dinlediklerimden bir de dernekleri olduğunu öğreniyorum. Cizre’de bisikleti tanıtmaya, farkındalık yaratmaya çalışıyorlar. Haliyle bazı bürokratik yavaşlatmalar veya ilgisizlikler olmuş-olmakta. Bunları aşmaya uğraşıyorlar işin içine siyaseti sokmadan. Malumunuz günümüzde iktidar her şeyi siyasileştirdi ve sürdürmekte. Kutuplaştırma hat safhada ve bu her alanda görülüyor. Küçük toplantımıza daha sonra büyük abi, babaları Ahmet Bey de dahil olunca sohbet 2016 olaylarına, yaşananlara, sonrasında gösterilen düzeltme çabalarına ve bir yığın hoş olmayan, engel teşkil eden durumlara geliyor. Bölge insanı bu olaylardan çok çekmiş ve yılmış. İstanbul’dan göründüğü gibi değil buraları. Son dakika küçük kardeş Ramazan Bey de yetişiyor ve bitmeyen bisiklet konuları ile sıcak sohbet, saatlerin öğleyi geçmesi üzerine, onlar yemeğe, ben de otele dönerek sonlanıyor. Odada dinleniyor, tablette haberleri okuyor, biraz kestiriyor ve 6 gibi tekrar turlamaya çıkıyorum. Hava halen serinlememiş, rüzgar var ama sanki fırından eser gibi sıcak. Yarın gideceğim yönü öğreniyor ve Dicle nehrinin kenarına yürüyorum. Kalabalık var kıyıda. Kafelerde oturanlar, cimlere yayılanlar, kamelyalarda takılanlar… Pazar olduğunda çokça insan, özellikle çocuklar dolaşmakta. Ne var ki çok pis ortalık. Cizre bir açık hava çöplüğü sanki, her şey yerlere atılmış, saçılmış, çimler olsun, yol kenarları olsun çöp içinde. Geri dönüşüm adına da bir şey görmedim. Her şey çöpe gidiyor anlaşılan. Ortalıkta fazlasıyla polis ve zırhlı araçlar dolaşmakta. Küçüğü büyüğü sürekli önümden geçiyorlar. Silahlı siviller, ağır silahlarla donatılmış bekçiler. Demek bu denli güvenlik önlemi gerekiyor.
Cizre’nin sonundan tekrar Ulucami diye dönüşe geçiyorum. Oldukça fakir bir kesim olmalı buraları. Tenekeden barakada yaşayan iki aile, maalesef içler acısı durumdalar. Böyle bırakılmaları anlaşılır gibi değil. Nasıl bir devletiz, sosyal devlet değil miyiz, bırakılır mı insanlar bu durumda? Sokak aralarından yürüyerek geldiğim taş köprünün (Pradeşte Köprüsü / "pîra deşt") altından bir zamanlar Cizre’yi saran Dicle’nin kolları akar-mış (öyle okudum). Malumunuz Cizre Arapça ada demekti, el cezire. Ama bugün köprü öylesine ortada kalmış duruyor. Nehirden eser yok.
Kendime oturup dinleneceğim, çay içebileceğim bir yer ararken davet ediliyorum ve üç beyin yanına ilişiyorum. Buralılar. Birinin Mersin’de oto galerisi var, diğeri burada emlakçı. Hem benden hem Cizre’nin sıcağından konuşuyoruz. Bu arada iki çay içiyor az da olsun ferahlıyorum. Kaçak çaya bayılıyorum buralarda içilen. Ve yürüye yürüye tekrar geldiğim yer, kaymakamlığın olduğu, aslında bisikletçinin ve dünkü Süleyman Beyin de dükkanı bu bölgede. Aynı zamanda trafiğe kapalı yolun da bulunduğu, ÖE’ye de gidildiği, Diçle’ye de inilen bölge. Havanın kararmasıyla az çok hafifliyor ısı. Marketlere girip çıkıyor, Burgerking de salata varmış yemek istiyorum ama mevcut değil. Migros’tan meyveli quark alıp otele dönüyorum. Klimayı da çalıştırıp, internetten müzik dinleyerek keyfini çıkartmaktayım odanın. Böyle Youtube’da gezinirken karşına Forest Swords çıkıyor. İlgi çekici. Kimdir nedir diye araştırırken; grafik tasarımcısı olan İngiliz elektronik müzik prodüktörü Matthew Barnes, yani Forest Swords, her zaman işin görsel boyutuyla da ilgiliydi. Vaktinin çoğunu yeni müzikler dinlemekle değil de müzelerde ve sanat galerilerinde geçirdiğini söylemekten geri durmuyor. Müziğinin karanlık, organik ve deneysel olduğunu düşünüyor... Böyle tanıtılmış. Dinleyelim; Yunanistan'ın Atina kentinde, yüksek yoğunluklu bir polykatoikia (çoklu konut) apartman bloğunun kurgusal yeniden canlandırılmasıyla ortaya çıkmış olan Crow.
![]() |
İnternette Cizre Yeşil Bisiklet diye bir şey gördüm. Tıkladım ve haritada yeri açıldı. Çok da uzakta değil. |
![]() |
Tepeleme bisikletle dolu. Böylesini İstanbul’da bile az bulursun. Shimano yedek parçaları, dış iç lastikler, kasklar asılı... Süper bir durum. |
![]() |
Benzin motorlu bisiklet, bir nevi Zihni Sinir durumları : )) |
![]() |
Yalnız Cizreliler pis insanlar, nereye baksan çöp görüyorsun : (( |
![]() |
Dicle, diğer adı Tigris. Elazığ yakınlarında doğup, Irak üzerinden Basra Körfezine dökülüyor. Yaklaşık 1.900 km uzunlukta. |
![]() |
Mezopotamya uygarlıklarının (Sümerler, Babiller vb.) gelişmesinde büyük rol oynamıştır. |
![]() |
Ne desek ki?! |
![]() |
Kesme taştan yapılmıştır. Sivri kemerli gözlere sahiptir. |
42. gün (devamı) Cizre-Şırnak / 40. gün (öncesi) İdil-Cizre
[bisikletle]Türkiye: Göbeklitepe, Tarihin Sıfır Noktası
Tarsus-Karataş, 96 km
Karataş-Yumurtalık, 55 km
Yumurtalık-Payas, 77 km
Payas-Arsuz, 60 km
Arsuz-Çevlik, 50 km
Çevlik-Antakya, 37 km
Antakya-Reyhanlı, 63 km
Reyhanlı-Kırıkhan, 46 km
Kırıkhan-İslâhiye, 67 km
İslâhiye-Kilis, 81 km
Kilis-Gaziantep, 55 km
Gaziantep-Nizip, 59 km
Nizip-Birecik, 37 km
Birecik-Suruç, 51 km
Suruç-Harran, 71 km
Harran-Şanlıurfa, 46 km
Şanlıurfa-Viranşehir, 90 km
Viranşehir-Ceylanpınar, 53 km
Ceylanpınar-Kızıltepe, 75 km
Kızıltepe-Mardin, 23 km
Mardin-Nusaybin, 62 km
Nusaybin-Midyat, 51 km
Midyat-Dargeçit, 43 km
Dargeçit-İdil, 42 km
İdil-Cizre, 32 km
Cizre-Şırnak, 48 km
Şırnak-Eruh, 50 km
Eruh-Siirt, 56 km














