28 Mayıs 2022, Cumartesi / Kızıltepe - Mardin, 23 km (33. gün)
Erkenden hazırlanıyorum. Kahvaltıyı pas geçiyor ve 07.18 bisikletin üzerindeyim. Yolum Mardin’e, 25-30 km gibi. 1050 m.ye çıkacağım, 450’lerden. İki gündür otobüsle gidip gelip yolu inceleyip durdum. Güvenlik şeridi dar, araçlar da dönerken kesiyorlar, içten alıyorlar. Bakalım göreceğiz. Merak ve heyecan bende. Hep de böyle oluyor nedense başta, nasıl olacak tedirginliği.
Hava sabah 7’de bile 28 derece. Artık uzun kolluyu çıkartma zamanı geldi. Bugün son olsun. Yolun durumu şimdilik iyi. Güvenlik şeridi geniş. Sıkıntı yok. Buranın insanları da vitessiz bisikletleriyle yollarda. Mardin Havaalanı geliyor, Kızıltepe’de. Mardin dağın tepesi, nasıl olurdu ki başka türlü : )) Şimdi güvenlik şeridi daraldı, yarım metre. Daralmakla kalmayıp bir de mazgallar gelmeye başladı. Üstelik de kanalları yola paralel. Yani girdin mi düşersin-uçarsın, kurtuluşun yok. O nedenle mecburen yoldan, çizgi üzerinden gitmekteyim. Genelde açıktan geçmekte araçlar. Bazı aymazlar buna uymasalar da. Bir de o yüksek sesli kornayı çalmazlar mı? Adamı seleden düşürecek! Karşı rüzgar var, esmekte, bu da hız kesiyor.
Hornit’in tetik düğmesinin lastiği kopmuş. Zaten daha önce kopmuştu da idareten bir lastik sarmıştım. Şimdi o da kopunca başka bir lastik doladım ama İstanbul’da kalıcı bir çözüm bulmam geriyor.
Mardin önümde. Kalesi tepede. Askeriye yerleşmiş, radar üssü yapmışlar. Ziyarete kapatılmış o nedenle. 17. km.de tırmanışın yokuşu başlıyor. Şimdilik hafif hafif. Önümde bir traktör, arkasında 4 tekerli ev gibi bir şeyi çekiyor. Geçsem önüne sürekli kaçmak için tempo yapmam gerekecek. Arkasında kalıyorum ama hızımı da düşürüyor. Arkamda da o gruba ait başka bir araç geliyor. Neyse sağdan saptı da kurtuldum. %6-7 ile tırmanıyorum. Tahminimden daha rahat geçiyor. Bir iki yerde High ile hızla uzaklaşıyorum sıkıntılı noktadan. Sabah erken gelmem de iyi oldu. Güneş sağımda. Dağların arkasında kaldığından yolun kenarı gölgelik. Süper durum.
Bu şekilde 850 m.ye geldim. Eski Mardin’e gitmek için devam etmek lazım. Herhalde o zaman 1000 m olacak rakım. Ama ÖE buralarda bir yerde olmalı. Kısa da bir bisiklet yolu yapmışlar. Oradan gidiyor ve Polisevi yakınlarına geliyorum. Sorduğum kişi karşıya geçin ve 3. sokaktan sağa sapın diyor. Aynen yapıyor, bir yokuştan iniyor tekrar bir teyit alıyor ve ÖE’ye ulaşıyorum. Erken geldim haliyle. Saat 9 buçuk bile değil. Bisiyi duvara dayayıp resepsiyona gidip kaydımı yaptırıyor, ama oda için beklemem gerek. Boşaltma saati 10’muş. Çay içebilir miyim? Buyrun, kahvaltı da edebilirsiniz diyorlar. Ohh ne ala diyor ve kendime bir tabak hazırlıyorum. Buranın ikramı Kızıltepe’den daha zengin, çeşitleriyle. Arada 70 lira da fiyat farkı var ama.
Kahvaltı salonunda gene bebeler koşturuyor, çocuk parkına çeviriyorlar ve anaları babaları oralı bile değiller. Başkaları rahatsız olur mu umurlarında değil! Biraz profillerini inceliyorum da. Adamlar batılı tarzda. At kuyruklu falan. Kadınlar kapalı. Müslüman tarzındalar.
Çayımı alıp gürültüden kaçıp lobiye yerleşiyor, odanın temizlenmesini beklemekteyim. Hafif uykum geliyor. Şöyle biraz uzun yayılıp gözlerimi kısıyor, bir müddet sonra “oda hazır” anonsuyla tekrar açıyorum. Bisiklet hiç dert olmadı. Önce arkaya denildi, sonra bodrum, daha sonra düğün olmadığından salon denildi. Süper durum. Eşyaları indirip asansörle 108’e çıkıyor, 3 yataklı bir oda beni karşılıyor. Banyosu düzgün. Açılıp yayılıp duş alıp internetten müzik dinlemek. Hasret kaldım müziğe. Kotamı bitirmemek için açamıyordum. Kızıltepe’de çekmiyordu doğru dürüst ÖE’nin neti.
Filiz’in tanıdığı Sivriye köyü okul müdürü Mikail Beyi aramaktayım. Midyat tarafında, uğramamı ve tanışmamı istemişti. Köy 5 km anayoldan içeride. Şimdi 5+5=10 km fazladan yapmamak için Midyat’tan dolmuşla giderim daha iyi olmaz mı? Mikail Beyin telefonu meşgul. Akşam üstü tekrar arayacağım.
Maraş’ta renkli bir bina vardı, yıkıyorlarmış haberini okudum ve şaştım. Çok keyifli görünüyordu. Adeta Maraş’ın simgesiydi. Gördüğümde hayret etmiş, böyle bir yapıyı onayladıkları için de hayranlık duymuştum.
Biraz da kestiriyorum. Güneşin altında dolaşmak istemiyorum. İki gündür yürü yürü durumlarıydı. 3’ü geçe giyinip ÖE’den çıkıp M12’ye binmek üzere anayola yürümekteyim. Artık iyi kötü buraya ilişkin bir şeyler öğrendim. Yani ilk gün keşif, 2’nci gün hatırlama, 3’üncü gün buralı olma durumları.
ÖE’den bir rampayla anayola ulaşıyorsun. Yarın da Nusaybin’e buradan gideceğim. Otogardan gelen yolda araç bekliyorum. Yarım saat geçti M12 yok. Amma da uzadı derken “acaba?” sorusu kafama takılıyor. Soruyorum ve öğreniyorum ki yanlış yerde beklemekte, ileride Migros’un köşesinde durmam lazımmış. Zaten oradan geçen tüm sarı dolmuşlar da çarşıdan geçmekteymiş. Yaaa...
Eski Mardin girişinde iniyor ve iç sokaklarda yürümekteyim. Kaç defa geçtim bu köşelerden bilseniz. Sokaklar o kadar dar ki, bir de araç sokmuyorlar mı? Olacak iş değil! Ticari araçların dışında özel araca kapalı olmalı bu bölge. Aşağıdan yeni yol yapıldığını duymuştum, onu devreye soksunlar. Böylesine güzel bir şehir trafik yoğunluğu ile boğulmasın!
Sırada midenin doyurulması var. Dünkü Tülay Lokantasına bugün de gideyim. Alt sokaklardan yürüyerek, geçtiğim labirent gibi bazı yerlerde eşekler ve atlarla çöp-eşya taşınıyor. Lokantayı kaçırmışım, fazla gitmişim geri dönüyor, az az kuru pilav ve de cacık ısmarlıyor, onlardan da maydanoz soğan biber geliyor. Dün de ağır gelmişti bugün de. Atladım bu konuyu. Cacığın yoğurdu koyun sütünden. Ağır bir tadı var, bitiremiyorum. Midemi kaldırıyor. Yediklerim bugün de 40 lira tutuyor.
Cumhuriyet Meydanında gösteriler yapılmakta. Müzik çalanlar, dans edenler, uzun tahta ayaklarla dolanan iki kişi. Ne deniliyor bilemiyorum bu işe. Ortalık bir şenlik havasında. Biraz kenara oturup takılıyor, izliyorum eğlenenleri. Ne güzel, Mardin yaşıyor...
“Süryani kiliseleriyle Artuklu camilerini aynı zamanda sevdim. Mardin’de çok eski bir mezhep olan Şemsiler gibi güneşe, ya da Ezidiler gibi Tavus-u Azam’a tapanların da olabileceğini, hatta olması gerektiğini orada öğrendim. Arapça ezanın en güzel örnekleriyle, Latince ilahileri eş zamanlarda dinledim. Kürtçe ağıtları ve türküleri yüreğimin uçurumlarında duydum. Uzun bacaklı, dal gövdeli yüzlerinde hüznün, sevdanın ve intikamın esmer gölgesi gezinen delikanlılar, ellerinde bir tüfekle atlara sıçrar, ufkun bittiği yere kadar bir toz bulutu içinde gider, gelirlerdi; çevikliğin zarafetini, tütün sarmanın şiirini onlarda gördüm.” Yazar Murathan Mungan’ın Paranın Cinleri isimli kitabında doğduğu şehir Mardin için yazdığı bu cümleler, ancak bu kadar güzel anlatabilir kentin kendine özgü dokusunu oluşturan çok kültürlülüğünü, mimari yapısını, geleneklerini…
Daha önce ki günlerde oturduğum esnaf kahvesinde dört çay içerken kuşları izliyorum. Güvercinler ve serçeler çiftleşme peşindeler. Dişi önde erkek peşinde. Kırlangıçlar deli gibi uçuyorlar. Manevraları çok ani, çevik ve hızlılar. Çaycı dedi ki, olmasalar sivriden geçilmez ortalık. Sivri sinekleri yiyorlarmış beslenmek için. Kısa bir araştırmayla bu kuşların günde ortalama bin 500 böcek, sinek ve sivrisinek yediklerini öğreniyorum. Ve bunu uçarken yapıyorlar.
Dünkü Sadık Künefe’ye gidip kadayıf yemek istiyorum ama dükkanda çalışan adamın ayakkabısını çıkartıp çorabını değiştirdiğini, ayaklarını sıvazladığını görmemle girdiğim gibi çıktığım bir oluyor. Yuh, bre adam olacak iş mi bu şimdi? Hava kararmaya başladı. Ortalık insan kaynıyor. Polis bekçi yunus zabıta dolu. Ne oluyor da bu kadar çok bunlardan? Arada iki zırhlı araç geçti ki savaş meydanından kopma. Şehir aracı değil. Dev bir şey. Bir de illa hızlı geçerler, ne gerekse şehir içinde bu hız?
Helvacıya ulaşıyor, 17 liraya irmik helvası -dondurmalı tayinli fındıklı- alıyorum. Muhteşem bir lezzet ama. Yiyerek dolanmaktayım. Bu kadar çok güvenlik mensubunun nedeni belli oluyor. Çakarlı bir grup araç, önde arkada polis motorları. Plakaya göre vali. Zaten aynı zamanda belediye başkanı da. Kayyumla değiştirdiler sanırım seçileni. Evet, 19 Ağustos 2019’da HDP’li Belediye Başkanı Ahmet Türk görevinden uzaklaştırılmıştı!
Dolmuşla çıktığım yokuşu iniyorum. Uzunca bir yol ama iniş olduğundan kolay yürünüyor. Susadım, büfenin teki sodaya 4 lira istiyor. Açma diyorum. Yanındaki 3 liraya satıyor. Gecenin serinliğinde kıvrılarak indiğim yoldan ana yolu geçip gene sokak içlerinden ÖE’ye ulaşıyorum. Eşyalarımı toplayarak müzik dinlemekteyim. Atom Heart Mother’e taktım şu sıralar. Yolda da kafa radyomda çalıp duruyor. Pink Floyd’un 1970 tarihli albümündeki şarkıların hepsi dikkat çekici ve türünün en iyi örneklerinden. Kısa bir bölümü dinleterek huzurlarınızdan ayrılayım... : ))
- Mardin ÖE 0553 9234707 > mardinogretmenevi.com.tr
- Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü 0482 2121199-1506 Misafirhane
- Polisevi 0482 2129872 / 0505 3184715
- Karayolları 93. Şb.0482 2122404
- Hekimevi Sağlık Misafirhane 0482 2127703
- Mardin Artuklu Üniversitesi 0482 2134002
Kızıltepe - Mardin
Tur tarihi: 28 Mayıs 2022
Alınan yol: 23,38 km
Ortalama hız: 18,1 km/s
En yüksek hız: 26,8 km/s
Bisiklete biniş süresi 1 s 17 dk, dışarıda geçen süre 1 s 28 dk
En yüksek sıcaklık 30 ˚C, en düşük 26 ˚C, ortalama 28,6 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 475,1 m, kaybı (iniş) 28,9 m
En düşük yükselti 476,9 m, en yüksek 939,8 m
Garmin yol bilgileri Kızıltepe-Mardin
Relive yol bilgileri Kızıltepe-Mardin
![]() |
Kızıltepe’den ayrılışım 07.16. |
![]() |
Hava sabah 7’de bile 28 derece. |
![]() |
Güvenlik şeridi geniş. Sıkıntı yok. Buranın insanları da vitessiz bisikletleriyle yollarda. |
![]() |
Güvenlik şeridi daraldı, yarım metre. Daralmakla kalmayıp bir de mazgallar gelmeye başladı. |
![]() |
Mardin, kısa da bir bisiklet yolu yapmışlar. |
![]() |
Mardin ÖE |
![]() |
At/eşek halen kullanılmakta. |
![]() |
Cumhuriyet Meydanında gösteriler yapılmakta. Müzik çalanlar, dans edenler, uzun tahta ayaklarla dolanan iki kişi. |
![]() |
Alt sokaklardan yürüyerek, geçtiğim labirent gibi bazı yerlerde eşekler ve atlarla çöp-eşya taşınıyor. |
![]() |
Mardin’in daracık sokaklarında bu aracı görmek çok şaşırtıcı. Bir de öyle gürültülü ki. Rahatsız ediyor! |
![]() |
Tülay Lokantası |
![]() |
Yaşayan çok kültürlü mirası, bütüncül taş kent dokusu ve modernleşmeyi inkâr etmeden tarihini koruyabilmiş ender şehirlerden biri. |
![]() |
Helvacı Ali |
34. gün (devamı) Mardin-Nusaybin / 32. gün (öncesi) Kızıltepe III
[bisikletle]Türkiye: Göbeklitepe, Tarihin Sıfır Noktası
Tarsus-Karataş, 96 km
Karataş-Yumurtalık, 55 km
Yumurtalık-Payas, 77 km
Payas-Arsuz, 60 km
Arsuz-Çevlik, 50 km
Çevlik-Antakya, 37 km
Antakya-Reyhanlı, 63 km
Reyhanlı-Kırıkhan, 46 km
Kırıkhan-İslâhiye, 67 km
İslâhiye-Kilis, 81 km
Kilis-Gaziantep, 55 km
Gaziantep-Nizip, 59 km
Nizip-Birecik, 37 km
Birecik-Suruç, 51 km
Suruç-Harran, 71 km
Harran-Şanlıurfa, 46 km
Şanlıurfa-Viranşehir, 90 km
Viranşehir-Ceylanpınar, 53 km
Ceylanpınar-Kızıltepe, 75 km
Kızıltepe-Mardin, 23 km
Mardin-Nusaybin, 62 km
Nusaybin-Midyat, 51 km
Midyat-Dargeçit, 43 km
Dargeçit-İdil, 42 km
İdil-Cizre, 32 km
Cizre-Şırnak, 48 km
Şırnak-Eruh, 50 km
Eruh-Siirt, 56 km




































