23 Mayıs 2022

[bisikletle]Türkiye: Göbeklitepe, Tarihin Sıfır Noktası (Şanlıurfa II)

 

21 Mayıs 2022, Cumartesi / Şanlıurfa II (26. gün)

 

Her zamanki saatte uyandım, erkendi, biraz daha uyuyayım istedim. Gözümü açtığımda 7 buçuğu geçmişti bile. Kahvaltı öncesi çamaşırları yıkayıp perdeye asıyorum (odada balkon yok), güneş ve rüzgar kurutsun diye. O nedenle yanımda 10 ad. mandal da taşıyorum. Öylesine işime yarıyor ki. Tavsiye ederim.


Kahvaltıya inişim 8 buçuk gibi. Burası için zayıf bir ikram. 9’da odadayım, İhsan arıyor ve 5 dk. sonra kapıda olacağını söylüyor. 9 buçukta ayrılıyoruz GAP-TAEM’den. İlkin kargo şirketi aramaktayız. Kredi kartını Firu’ya yollayacağım. Sürat Kargo 50 liraya götürüyor. Ne kadar pahalılaşmış kargo ücreti? 20 liraya çok derdik. Alt tarafı bir zarf. Kutu olsa demek 100-150 isteyecekler. Nasıl bir pahalılık aldı ortalığı? Bir de sanki başkaları iktidarmış gibi konuşmasın mı? Adamı iyicene delirtiyor!

 

İhsan beni Arkeoloji Müzesi önünde bırakıyor, ama öncesinde akşamki organizasyonun olacağı Sakıp’ın Köşkü parkına gidiyoruz. Belediye başkanı da birini karşılamak üzere orada. Etrafında başkaları, iki fotografçı vs. Anlaşılan önem verdiği birisi gelecek. İhsan başkanla yarınki kültür gezisinin kumanyasını soruyor. Başkan yok kumanya diyor, ceplerinden alsınlar. Olurdu olmazdı..., belediye bütçesi yerine cebinden karşılamak istiyor nihayetinde. Bunu da İhsan kabul etmiyor. Niye cebinden versin ki diyor?

 

Birazdan beklenen kişi, önde motosikletli polis eskortu eşliğinde, arkada valinin arabası, çakarlar makarlar, inenler koşturanlar vs... Bir havalar, amaniiim... Hele de arabayı görseniz, Mercedes’in üst modeli. Özel yaşamında ulaşamayacağı bir lüks. Ama devletin malı yemeyen keriz derler ya. Ne güzel keyif, cepten çıkmayan harcamalarla yaşamak. Ye kulum ye durumları...


Müzeye uzunca bir yoldan giriliyor. Görkemli bir yapı. 65’le giriş yapıyorum. Ne var ki barsaklar aniden hızlı bir şekilde çalışmaya başlıyor. Müzenin tuvaletine yetişmekte geç kalıyorum ve olan oluyor. Durum içler acısı, rezil oldum. Toparlanıp taksiyle GAP-TAEM’e dönüp üstü başı değiştiriyor, tekrar taksiyle müzeye geri geliyorum. Gidiş 40-, geliş 45- tutuyor. Yandı gülüm keten helva...!


Tekrar aynı film oynuyor, uzunca girişten yürüyor, ikidir su satmaya çalışan çocuktan bir su alıyor ve elimdeki giriş kartıyla duhul oluyorum. Ne kelime ama? Arapça; girme, giriş. Türkiye Türkçesi'nde 6463 sözcük ile Arapça ilk sırada yer aldığı, onu sırasıyla Fransızca (5253), Farsça (1359), İngilizce (485), Rumca (400), Almanca (98), İtalyanca (89), Latince (78), Yunanca (48), Rusça (44) izlediği belirtilmekte.

 

Şanlıurfa’da bir müze açılması fikri 1948 yılına geri gider. 1956’da bir ilkokulda eserlerin depolanmaya başlanması, 1969 ilk müze binası ve 2015’de bugünkü, 14 adet ana sergi salonu ve 33 adet canlandırma alanı ile üç katlı dev yapı. Müze zengin eserlerle dolu. Paleolitik Döneme ait yüzey buluntuları ve canlandırmalar, Neolitik Döneme tarihlenen insan boyutlarında yapılmış kuşkusuz uygarlık tarihinin bilinen en eski gerçek heykeli “Balıklıgöl Adamı”, Göbeklitepe kazı buluntuları ve canlandırmaları, Nevali Çori Tapınağı, Kalkolitik, Tunç, Demir, Helenistik, Roma, Bizans ve İslami dönemlere ait çok önemli eserler var görülmesi gereken. Çakmak taşından kesici aletler, deliciler, taş idoller, kaplar, pişmiş topraktan boyalı ve boyasız geometrik desenli seramikler, mühürler, ölü gömme küpleri (pithos), fayanstan yapılmış kolye taneleri; pişmiş topraktan mühür baskılı küp parçaları, silindir ve damga mühürler, figürinli kap parçaları, hayvan figürinleri, madeni eşyalar, takılar, heykeller ve çok daha fazlası... Mekanlar iyi düzenlenmiş. Ancak bebesiyle müzeye gelmiş insanlar müze ile çocuk parkı ayırdını öğrenememişler. Viyak viyak bağıran-koşturan bebesini uyarmıyor, sanki normalmiş gibi davranıyor. Bu da konsantrasyonu bozuyor, son derece rahatsız edici bir ortam oluşturuyor. Kabahat koşan ağlayan bebede değil, ebeveyninde. Uyarması, öğretmesi lazım. Ama diyeceksiniz ki, kendi de öyle büyümüş olmalı. Bebesi de büyünce çocuğuna aynen davranacak. Böyle zincirleme sürecek...

 

Arkeolojiden çıkıp Haleplibahçe Mozaik Müzesine doğru yürüyorum. Güneş yakıyor. Hafta sonu buralara gelmemek lazım. Çok kalabalık. Turlar, okul gezileri vs., ortaya bir karışık alalım : )) Girişe yakın tezgah açmış, buz kazıyan, bardağa koyup üzerine vişne rengi bir şerbet döküp servis edenden 2,5 liralık bir bardak alıp tadıyorum. Karsambaç’ın Buzsambaç şekli. Bir kere denenir ama daha fazlasına gerek yok.


Aynı biletle Mozaik’e de giriliyor. Kocaman kolonsuz bir daire, 82 metreymiş çapı. Cam yürüme yollarıyla yüksekten mozaik zeminleri görerek dolaşmaktasın. Burada, 2005 yılında yapılan altyapı çalışmalarında taban mozaiklerine rastlanılması üzerine 2007-2009 yıllarında arkeolojik kazılar sonucu ortaya çıkan, MS 5.- 6. yüzyıllara ait “Haleplibahçe Mozaikleri” ile Şanlıurfa ve çevresinde bulunan mozaikler sergilenmekte. Son derece etkileyici ve iyi korunmuş örnekler var. Troya Savaşının ünlü kahramanı Akhilleus’un hayatı, savaşçı Amazon kadınları... Eminim yapıldığı dönemde de ilgi çekmiştir.

 

Elinde süpürge faraşla dolanan bir görevliye yerdeki sigara folyosunu da alması için gösteriyorum. Bu da alınganlık yaratıyor adamda, geriliyor. Ona müdahale etmeme kızıyor. Celallenmeye gerek yok, işini tam yap, göstermelik olmasın! Ses yükseltiyor, yavaş ol sessiz ol diyerek frenlemeye çalışıyorum. 


Müze sonrası Google ile ve de sorarak (Google bazen anlaşılmaz oluyor) bakırcıların olduğu bölgeye doğru yürüyor ve yol üzerinde Selahaddin Eyyubi Camii ziyaret ediyorum. 457 yılında piskopos Nona tarafından yaptırılan Vaftizci Yahya Kilisesi'nin üzerine 19'uncu yüzyıl başlarında inşa edildiği tahmin edilmekte. Uzun yıllar harap durumda kaldıktan sonra 1993’te onarımı yapılıp cami olarak ibadete açılmış.

KültürPortalı


Ayn Zeliha Parkı’ndayım, (Balıklıgöl’ün de içinde bulunduğu yeşil alan) yürüyorum; burada insanlar öbek öbek gölgelerde çimlerde oturmuş çekirdek çıtlıyorlar, çekirdeklerin kabuklarını oturdukları yere atıyorlar. Böylece hem oturuyorlar-hem çıtlatıyorlar-hem pisletiyorlar. Ne iyi değil mi? Ve devam ediyorum, sokak aralarına giriyor, butik otellerden fiyat alıyor (300-600 TL, O.K.), Hanlar Bölgesinde yer alan çarşılara geliyorum. Mimari olarak; kuzey güney yönünde birbirine paralel uzanan ve her biri 15'er çapraz tonozla örtülü iki kapalı çarşı. Buraları 1887 yılında Hartavizâde Hüseyin Ferideddin tarafından yaptırılmış. Sağlı sollu dükkan kapılarının üzerinde karşılıklı olarak aydınlatma pencereleri bulunmakta. İnşa edildiği yıllarda halı, kilim, keçe ve benzeri yaygıların satıldığı yer olarak kullanılmış. Bir ara Yemenici Pazarı ve son olarak biri bakırcılar diğeri ise kuyumcular tarafından kullanılmakta olduğunu görüyorum.


Yürü yürü açıktım. Dünkü lokantayı buluyor (Altın Tabak), az az bulgur+nohut+yoğurt = 26 liraya doyuruyorum karnımı. Gezmeye devam; 2001 yılında restore edilmiş Gümrük Hanı: Kanuni Sultan Süleyman zamanında, 1563 yılında Urfa Sancakbeyi Halhallı Behram Pasa tarafından yaptırılmış. Dış cepheleri kaplayan iki renkli kesme taşlardan dolayı “Alaca Han” adıyla da anılıyor. Avlusundan Halil-ür Rahman Gölü'nün (Balıklıgöl’den biri) suyu geçmekte. İki katlı bu hanın avlusunda çayhaneler bulunmakta olup giriş eyvanının üzeri mescit olarak değerlendirilmiş.


Çarşılar oldukça zengin; kunduracılar, güvercinciler, terziler, ütücüler, kumaş, halı, kozmetik… Ne ararsan var. Renkli ve hareketli mekanları geride bırakıp Urfa Kalesi’nin kuzeyinde bulunan parkın içinde yürümece, Balıklıgöl etrafında dolaşmaca. İbrahim peygamberin ateşe atıldığına inanılan bu iki göl (Ayn-i Zeliha ve Halil-Ür Rahman Gölleri), mitolojik olarak İslam alemi için kutsal sayılan balıkları (sazangiller) ve çevrelerindeki tarihi eserleriyle en çok ziyaret edilen mekanlar olduğunu anlatmıştı dün İhsan. Tarihsel ve bilimsel verilere göre Balıklıgöl havuzları, yarı kadın yarı balık olan tanrıça Atargatis için yapılmış birer antik pagan tapınakları. MÖ 1000-300 yılları arasında, net olmayan bir tarihte yapıldığı tahmin edilmekte. 1970'lere kadar göllerde yüzülüp yüzme yarışmaları düzenlenirken, 1970'lerden sonra göle kutsal aidiyet verilip göllerde yüzmek ve balıklarını yemek yasaklanmış. Günümüzde birçok İslam araştırmacısı Balıklıgöl'e ait İslami mitolojisinin hurafe ve uydurma olup, havuzların antik pagan tapınaklarına ait olduğunu kesin bir dille kabul etmekteler-miş.

Vikipedi


Biraz nefeslenmek, iki bardak çay içmek, ayakkabı bağı almak şeklinde, dondurmalı kadayıf (30-), tespihlere bakmak (uyduruğu 50-100, gerçeği 250-400 lira), Balıklıgöl parkında biraz daha oyalanıp 8’e doğru İhsan’ın Urfa Liseliler buluşmasına katılmak üzere Sakıp’ın Köşkü mekanına doğru yürüyorum. 

 

Çoktan gelmişler, park alanı kalabalık. Bazı kişilerle tanıştırılıyorum. Aralarında motosikletle dünya turuna çıkmış bir arkadaşları da var. 2teker dostluğu oluşuyor. Konuşmacılar sahne alıyor. Belediye başkanı ve İhsan’ın konuşmaları. Herkes ya sınıf ya okul arkadaşı. Güzel bir topluluk. Bilirim bu duyguları. Ben de taşırım. Sıra ikramlara geliyor. Demişti İhsan, hepsi sana göre: börülce dürüm; maydanoz, taze soğan, pul biber. İki tane götürüyorum. Ve yan tezgahta hazırlanan şekerli tatlı; yağda kızaran, tulumbanın değişiği. Süper. Geleneksel usulde (otantik) meşrubat dağıtan, bele asılan bardaklık ve sırtındaki güğümden eğilip eğilip sunulan meyan kökü şerbeti. Bu da iyi düşünülmüş. Renk katıyor geceye.

 

Akarsu kenarlarında yetişen meyan bitkisi yaz ayları yetiştikten sonra toplanıp kurutulup yıl boyu tüketilir. Meyan bitkisinin yetiştiği toprağa göre tadı da değişmektedir. Kimisi tatlı kimisi acı olan meyan kökü glikoz, sakaroz, nişasta, tanen, asparagin, yağ, zamk, reçine, çok tatlı olan glycyrhizik asidi ve glychrizin gibi bileşenler içermektedir. 

KumluKaymakamlığı


10’u az geçe Urfa Liseliler buluşması sonlanıyor, İhsan beni GAP-TAEM’e bırakıyor. Yarınki Kültür Turunda buluşmak üzere iyi geceler diliyoruz.

 

Ben gene odamda müzik keyfine varıyorum. Helen Folasade Adu, veya bilinen adı ile Sade, Nijeryalı/İngiliz söz yazarı, şarkıcı ve besteci. 80’lerin ortasında parladı yıldızı. Kadife yumuşaklığındaki sesi ve sakin görünüşüyle hepimizi mest etmişti. Müziği bugün bile aynı tadı veriyor. 1993 tarihli konserinden: The Sweetest Taboo




Arkeoloji Müzesi, Balıklıgöl Heykeli


İnsan Figürini (Kireç Taşı) Neolitik Çağ

Kadın Figürlü Parça (Kireç T.) Neolitik Ç.



İnsan Heykeli Parçası (Kireç T.) Neolitik Ç.


Hayvan Heykeli (Kireç T.) Neolitik Ç.


Heykel (Kireç T.) Neolitik Ç.


Taş Obje (Nefrit) Neolitik Ç. / İdol (Bazalt) Neolitik Ç. / 

Taş Obje (Taş) Neolitik Ç.


Sırtında Leopar Taşıyan

 İnsan Heykeli (Kireç T.)

 Neolitik Ç.

Totem Direği (Taş) Neolitik Ç.



İnsan Başı (Taş) Neolitik Ç.


Totem (Kireç T.) Neolitik Ç.


Nevalı Çori, Şanlıurfa'nın Hilvan ilçesine bağlı 

Güluşağı köyü yakınlarında Fırat Nehri kıyısında 

yer alan Neolitik Çağ yerleşim alanıdır.



MÖ 8500-7500 yıllarına tarihlenen (yaklaşık 10 

bin yıllık) höyük, avcı-toplayıcıların tarım ve 

evcilleştirmeye geçtiği döneme aittir; 

1983-1991 kazılarıyla açığa çıkarıldı, 

Atatürk Barajı sular altında bıraktı.



T-biçimli dikilitaşlar (Göbeklitepe benzeri), kült merkezi,

 konutlar ve yabani/evcil hayvan kalıntıları içerir.



Totem (Kireç T.) Neolitik Ç.


Totem (Kireç T.) Neolitik Ç.


Çömlekçik (Pişmiş Toprak) Neolitik Ç.


Yuvarlak Karınlı Kap (Pişmiş T.) /

Kalkolitik Ç. / Çömlek Pişmiş T.) 

Kalkolitik Ç.



Göz İdolü (Kireç T.) Kalkolitik Ç.


Vazo (Pişmiş T.) Kalkolitik Ç.


Testi (Pişmiş T.) Tunç Ç. /

Üç Ayaklı Çanak (Pişmiş T.) 

Tunç Ç.


Meyvelik (Pişmiş T.) Tunç Ç.


Hayvan Figürini (Pişmiş T.) Tunç Ç.


Kandil (Pişmiş T.) Tunç Ç.


Boğa Figürini (Bronz) Tunç Dönemi


Kaideli Çömlek (Pişmiş T.) Tunç Ç.


Çömlek (Pişmiş T.) Tunç Ç. /

Şişe (Pişmiş T.) Tunç Ç.

Oyuncak Araba (Pişmiş T.) Tunç Ç.


Pithos (Pişmiş T.) Tunç Ç.



Üç Ayaklı Çömlek (Pişmiş T.) Tunç Ç.


Sin Tapınağı Adak Steli 

(Bazalt) Demir Ç.


Lamassu (İnsan Başlı, Kanatlı ve Beş Ayaklı Boğa) (Bazalt) Demir Ç.


Kral Nabonid Kabartmalı Kitabe 

(Bazalt) Demir Ç.


Boğa Kabartmalı Yazıtlı Kaide (Bazalt) Demir Ç.


Sfenks (Bazalt) Demir Ç.


Kabartmalı İnsan Başı Steli (Bazalt) Demir Ç.


İnsan Kabartmalı Stel (Bazalt) Demir Ç.


Standart (Tunç) Hellenistik Ç.



Tabak (Pişmiş T.) Hellenistik Ç. /

Lekythos (Pişmiş T.) Hellenistik Ç.


Koku Kabı (Cam) Roma D.



Askeri Komutan Heykeli (Kireç T.) Roma D.


Zafer Tanrıçası (Bazalt) Roma D.


Büst (Kireç T.) Roma D.


Kardeşler Steli (Bazalt) Roma D.


Aslan ve İnsan Kabartması (Kireç T.) İslami D.


Karsambaç’ın Buzsambaç şekli. Bir kere 

denenir ama daha fazlasına gerek yok.



Haleplibahçe Mozaik Müzesi; arkeolojik kazılar sırasında bulunan 

mozaiklerin üzerinden taşınmadan, tam bulundukları 

noktada sergilenmesi için inşa edilmiştir.


Akhilleus’un Mozaiği 


Akhilleus’un Mozaiği / 

Hizmetkar ve Zebra Mozaiği

Ktisis Mozaiği



Avlanan Amazonlar Mozaiği


Avlanan Amazonlar Mozaiği






Selahaddin Eyyubi Camii; Bizans döneminden kalma Aziz Johannes 

Prodromos Addai Kilisesi'nin (Vaftizci Yahya Kilisesi) 

camiye dönüştürülmesiyle oluşmuştur.


Yerel kesme taştan yapılmış, geniş pencereli aydınlık iç 

mekânı ve süslü ornamentlerle dikkat çeker.


Hanlar Bölgesinde yer alan çarşılara geliyorum. 









Altın Tabak


Altın Tabak "esnaf lokantası" ruhunu modern bir

 düzenle birleştiren bir atmosfere...


... sahiptir. Geleneksel ev yemekleri ve yöresel tatlar sunar.


Hem de bujicilerin odası! Yeme de 

yanında yat durumları : ))








Bakırcılar Çarşısı; Balıklıgöl ve Gümrük Han yakınında yer

 alan geleneksel bir zanaat merkezidir.


Bakır işlemeciliğiyle ünlü; tepsi, semaver,

 sahan, sini gibi el yapımı ürünler dövülerek

 üretilir, çekiç sesleri çarşıya özgü müziktir.






Çarşılar oldukça zengin; kunduracılar, güvercinciler, terziler,

 ütücüler, kumaş, halı, kozmetik… Ne ararsan var. 









Dondurmalı kadayıf.



Renkli ve hareketli mekanları geride bırakıp…


… Urfa Kalesi’nin kuzeyinde bulunan parkın içinde yürümece,…


… Balıklıgöl etrafında dolaşmaca.


Urfa Kalesi


Aynzeliha Gölü




Ve sonunda İhsan’ın Urfa Liseliler buluşmasına katılmak

 üzere Sakıp’ın Köşkü mekanına geiyorum.








































27. gün (devamı) Şanlıurfa III / 25. gün (öncesi) Harran-Şanlıurfa






[bisikletle]Türkiye: Göbeklitepe, Tarihin Sıfır Noktası


İstanbul-Tarsus


Tarsus II


Tarsus-Karataş, 96 km


Karataş-Yumurtalık, 55 km


Yumurtalık-Payas, 77 km


Payas-Arsuz, 60 km


Arsuz-Çevlik, 50 km


Arsuz II


Çevlik-Antakya, 37 km


Antakya II


Antakya III


Antakya-Reyhanlı, 63 km


Reyhanlı-Kırıkhan, 46 km


Kırıkhan-İslâhiye, 67 km


İslâhiye-Kilis, 81 km


Kilis II


Kilis-Gaziantep, 55 km


Gaziantep II


Gaziantep III


Gaziantep-Nizip, 59 km


Nizip-Birecik, 37 km


Birecik II


Birecik-Suruç, 51 km


Suruç-Harran, 71 km


Harran-Şanlıurfa, 46 km


Şanlıurfa II


Şanlıurfa III


Şanlıurfa-Viranşehir, 90 km


Viranşehir-Ceylanpınar, 53 km


Ceylanpınar-Kızıltepe, 75 km


Kızıltepe II


Kızıltepe III


Kızıltepe-Mardin, 23 km


Mardin-Nusaybin, 62 km


Nusaybin-Midyat, 51 km


Midyat II


Midyat III


Midyat-Dargeçit, 43 km


Dargeçit-İdil, 42 km


İdil-Cizre, 32 km


Cizre II


Cizre-Şırnak, 48 km


Şırnak-Eruh, 50 km


Eruh-Siirt, 56 km


Siirt II


Siirt III


Siirt-İstanbul