29 Mayıs 2026

Can Almadan Bayram Mümkün (*)


İlk çağdan günümüze kurban ritüelinin temel gerekçesi, insanın görünmeyen güçlerle ilişki kurma ve hayatını güvence altına alma çabası değil mi? Bu ritüel tarih boyunca teşekkür etme, bereket isteme, günahı/kefareti giderme, felaketleri yatıştırma ve tanrısal ya da kutsal olanla bağ kurma amacıyla yapılageldi.


Erken dönem toplumlarda, çok tanrılı dinlerde kurban, doğa olaylarını ve kaderi etkileyen güçleri memnun etmenin bir yolu sayılıyordu. Antik Mezopotamya, Mısır, Yunan ve Roma’da kurban, düzeni koruma ve tanrıların desteğini kazanma aracıydı. İnsan kurbanından zamanla hayvan ve sunu kurbanına geçilmesi, ritüelin daha az yıkıcı biçimlere evrilmesinin bir sonucu olabilir.


Tek tanrılı dinlerde, Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam gibi, kurban, itaat, teslimiyet, tövbe ve arınma ile bağlantılı. Yahudilikte kurban, Tapınak merkezli çok eski bir ibadet biçimiyken Hristiyanlık bu geleneği Eski Ahit üzerinden devraldı, ama Hz. İsa’nın “nihai kurban” oluşu nedeniyle fiziksel kurbanı sürdürmedi. İslam’da ise kurban, Hz. İbrahim kıssası etrafında yeniden anlamlandırıldı.


Klasik dönemlerde kurban, hükümdarın otoritesini, kutsallığını ve halkla ilişkisini gösteren bir gösterge olarak kullanılırdı; törensel kurbanlar, devlet performansı ve iktidar meşruiyetiyle iç içe. Günümüzde ise kurban, dini içeriğinin ötesinde politik bir araca dönüşmüş; farklı siyasi bloklar, partiler ve ideolojiler tarafından “kamusal performans” olarak kullanılmakta. Bayramlaşma trafiği, kurban etinin dağıtımı ve “kurban kesme gösterisi” de görsel siyaset ve kamusal propaganda biçimleri arasında yer almakta.


İslam coğrafyası 4 günlük “Kurban Bayramı” tatilinde. Her ülke kendi kültürüne özgü ritüellerle bayramı benzersiz kutluyor. Aralarında dikkatimi en çok çeken Endonezya oldu. Dünyanın en kalabalık Müslüman nüfusuna sahip ülkesinde, cami avlularında toplu kurban kesimi yapılır, yardım listeleri haftalar önce hazırlanırmış.


Son olarak; Müslüm Gürses’in “Kurban Olduğum” şarkısı? Yoğun aşk, acı ve teslimiyet… Damardan!


(*) İsim anası Gülsevil’e teşekkürler.



Havalar değişkenlik gösterse de bu pazar güzel olacaktı. Ben de neresi olsun, orası mı burası mı derken Yakacık’ta karar kıldım. Sevdiğim bir rotadır. Uzun sayılmaz (önceki gezileri/rotayı altta okuyabilirsiniz). Dönüşü de 5 gün önce tamamlanan Üsküdar metrosunun son durağı olan Sultanbeyli’den yapmak istiyorum. Görelim bakalım : ))



Bugünü özetleyecek olursam:


  • 09.40, evden ayrılışım.
  • Ara sokakların birinde, yol üzerinde ölü bir güvercin martı tarafından gagalanıyor.
  • 09.49, Ataşehir Kurban Satış çadırının yanından geçiyorum. Koyun kokusu etrafı kaplamış vaziyette.
  • Hava 25,6 °C. Hafif de olsa rüzgarlı bir gün. Üzerinde kısa kolu gömlek ve şort var. Güneş kremi de sürdüm.
  • Sol dizim birkaç gündür sıkıntı gösteriyor. Merdiven inerken çıkarken batıyor. 
  • 09.53, turun ilk rampası geliyor. Hatırı sayılır, kısa ama güzel. %13’ü görüyoruz.
  • Yolun sağında 4 kişilik bir grup, kesilmiş büyük baş hayvanın postunu yüzmüşler, kaldırım üzerinde yıkıyorlar. Suyla beraber kanlar yolla akmakta.
  • 09.59, YEDPA’nın yanından başlayan yokuşu tırmandım. Tepe noktası %14’i gösterdi.
  • YEDPA karşısında gene bir Kurban Satış çadırı kurulu. Kesim yeri de var herhalde. Büyük başları getirmişler, gözleri bağlı hayvanların.
  • Kayışdağı'nın eteklerinden giden yolun başında da satış alanları ve kesim yerleri bolca var. Ortalık kalabalık.
  • 10.11, Kayışdağı boyunca devam ediyor, kaktüsçünün önünden geçiyorum.
  • Bu kadar aracı hiç görmemiştim buralarda. Yolun sağına soluna park etmişler. Bir de bakıyorum aşağıda bir kalabalık; Bereket Çiftliği, Kurban, Hisse vs. durumları. Çok ilerilerde, uzaklarda da kurban pazarları kurulmuş görüyorum.
  • 10.23, araç hurdacısının, hep geçerken gördüğümüz ve önünde foto çektirdiğimiz araçlar gitmiş, boşalmış park alanı.
  • Karşı yönden gelen bir bisikletçi ile bayramlaşıyoruz.
  • 10.25, Maltepe Cezaevi üstündeki yoldayım. Hava 28,2 °C.
  • 10.28, Büyükbakkalköy İtfaiye İstasyonu ve İtfaiye Eğitim Merkezi (**) önündeyim.

(**) İBİTEM; hem İBB bünyesindeki profesyonel itfaiye erlerinin yetiştirilip formasyon kazanması hem de kamu kurumları, özel sektör çalışanları ve sivillere yönelik profesyonel yangın güvenliği, tahliye ve ilk yardım eğitimleri verilir.

  • 10.29, geldiğim kavşakta sol Ferhatpaşa-OSB, düz Sancaktepe-Sultanbeyli, sağ Kartal-Çevreyolu diye ayrılıyorum.
  • 10.33, karşı yönden gelen araba kornayla selamlıyor beni.

  • Kaybolan kedisini arayan genç ile, adaşım olan, yapılan kısa sohbet. Üzüntüsü yüzünden okunuyor. Umarım bulur. Biraz aralara ben de bakınıyorum.
  • 11.04, Aydos Ormanı’na giriş yapıyorum. Yol bozuk, her nedense?!
  • Her taraf piknikçi-mangalcılarla dolu.
  • 11.15, göl kenarındayım, 15,81 km / 30,5 °C. Sıra sıra dizili siyah küçük kubbeler. İçeride ne oluyor/kim var belli olmasın. Bazıları düğün havasında süslenmiş. Gel göl kenarına/doğaya, gir karanlık kafesin içine… Tersine mi Mersin’e mi?!
  • 3 trafik polisi aracı ve 1 de polis motoru gelip park ettiler. Mesai saatinde resmi araçla, hem de hep beraber burada işiniz ne? Kaytarmaca mı?
  • Kıyı boyunca dolanıyor, birkaç foto çekiyorum.
  • 11.39, döndüm dolaştım ve gene geldim göl sapak noktasına, 17,52 km / 29,4 °C. Buradan düz devam edeceğim artık.
  • Çevremizi Temiz Tutalım diye yazmışlar ama anlayana. Adam sofrasını, etrafını, çevresini, pisliğiyle her şeyi bırakıp gitmiş.
  • Ateş Yakmak Yasak diye her yere uyarılar yazılmış, ama gel gör ki aldırış etmeden ateşini yakmış yelliyor. Bunlar herhalde tam olgunlaşmadan koparılmış hıyarlar olsa.
  • Orman içinden sürüyor yolum. Karşı yönden bir kaç araç gelmekte.
  • 11.56, güvenliğe ateş yakanı bildirdim. Telsizle ekiplere duyuracağız diyor. Umarım yakalarlar, plakasını da vermiştim.
  • 11.58,  Aydos Ormanı’ndan çıkıyorum, 19,65 km / 32,3 °C. Uğur Mumcu kapısı, soldan Yakacık olarak devam edeceğim.
  • 12.10, Yakacık Çınaraltı'ndaki kahvedeyim, 22,60 km / 29,7 °C.
  • Bir büyük bir küçük çay (40-) eşliğinde sandviçimi yiyorum. Gide gele tanıştığımız çaycı hanım gene burada. Her gelişimde Firuzan’ı sorar selam yollar. O neden artık bisiklete binmiyor diye üzülüyor.
  • Çınarların altındaki meydana yem atmışlar, kalabalık bir güvercin topluluğu var. Bebeler de kuşların peşinde.
  • 12.43, Çınaraltı'ndan ayrılıyorum. 33,9 °C / R 208 m / ort. 12,2 km/h. Şimdi Sultanbeyli’ye doğru gidece’m.
  • Herhalde bizim gibi geri ülkelerde vardır, Yakacık’ın tepe noktasına 12-15 katlı binalar dikmişler.
  • Buralarda da her yerde kurban satış-kurban kesim! İnsan ve araç kaynıyor. Ellerinde dolu poşetlerle dolananlar, sanki ganimet kapmışcasına…
  • Aydos’un etrafını dönen yol yokuş aşağı inip geliyor bir ayırıma; sol Sultanbeyli, sağ M. Akif Mah. denmiş. Sağdan devam ediyorum. Yol yeni asfaltlanmış her halde, kaymak gibi.
  • 13.25, Sultanbeyli PTT Kargo Dağıtım Merkezi’ne indi yol. Burası Suriyelilerin mekanı, etrafta Arap dükkanları, Arap kadınları ve bebeleri dolanmakta.
  • 13.26, Sultançeşme yazıyordu otobüs durağında. Fatih Bulvarı üzerindeyim, ana caddesi burası. Bayram nedeniyle dükkanların çoğu kapalı, sadece gırtlağa hitap edenler açık.
  • Belediyenin büfesinde içilen bir espresso (75-), pek matah değil, sıradan bir şeydi.
  • 13.39, metronun asansörü önündeyim, 33,36 km. Bu noktadan sonra yer altından devam edeceğim, İmam Hatip durağına kadar. 
  • Sokak aralarından, önce gitmediğim bölgelerden geçerek, kapalı marangoz atölyeleri…, ve bildiğim bir yere ulaştım, Tavukçuyolu.
  • 14.28, evin garaj kapısındayım. 31,4 °C, ort. 13 km/h, R 110 m. 33 km; kısa ama keyifli.



Bugün 27 Mayıs, tarihte ne çok olay olmuş. Merak ve ilgiyle hep okurum. Aralarından birini seçtim: Bir grup kadın, Cumartesi günü saat 12.00’de gözaltında kaybolanların bulunması ve sorumluların ortaya çıkarılarak yargılanması talebiyle, İstanbul Galatasaray Lisesi önünde oturdu. Daha sonra Cumartesi Anneleri olarak anılan insan hakları savunucuları, her Cumartesi saat 12:00'de aynı yerde buluştu. Yıl 1995 idi. O günden bugüne 1104. buluşmaları 23 Mayıs’ta gerçekleşti ve 1994’te gözaltında kaybedilen Piro Ay (***) dosyasını gündeme taşıdılar.


(***) Piro Ay, Mardin’in Derik ilçesine bağlı Kelektepe Mezrası’nda yaşayan bir köylüydü. 15 Mayıs 1994’te düzenlenen askerî operasyonda, PKK’ye yardım ettiği iddiasıyla askerler tarafından gözaltına alındığı ileri sürüldü. Tanıklara göre askerî araca bindirilerek götürüldü ve bir daha kendisinden haber alınamadı. 




















Can Almadan Bayram Mümkün: Dudullu-Yakacık-Sultanbeyli-(metro) İmam Hatip-Dudullu


Tur tarihi: 27 Mayıs 2026

Alınan yol: 36,33 km
Ortalama hız: 13,1 km/s

En yüksek hız: 43 km/s
Bisiklete biniş süresi 2 s 46 dk, dışarıda geçen süre 4 s 48 dk

En yüksek sıcaklık 35 ˚C, en düşük 24 ˚C, ortalama  30,2 ˚C
Yükselti kazancı 
(çıkış) 593 m, kaybı (iniş) 548 m
En düşük yükselti 97 m, en yüksek 311 m

 

Garmin yol bilgileri Can Almadan Bayram Mümkün


Relive yol bilgileri Can Almadan Bayram Mümkün










































































27 Mayıs 2026

bisikletle.tr


 



bisikletle.tr    üzerinden de blog’a ulaşabilirsiniz.

JES’e Karşı Pedal Çevirdiler


Muş’un Varto ilçesinde IGNIS H2 Enerji tarafından yapılması planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı başlatılan halk direnişine destek büyüyor. Amed Ekoloji Meclisi Eş Sözcüsü Çilem Akkaya ile aktivist Leyla Çite, Diyarbakır’dan bisikletleriyle yola çıkarak Varto’daki direniş nöbetine katılmak üzere pedal çevirmeye başladı.


16 köyü ve geniş tarım arazilerini etkileyeceği belirtilen JES projesine karşı Xwarik ve Çalıdere meralarında günlerdir çadır nöbetleri tutulurken, bölgedeki doğa savunucularına Türkiye’nin farklı kentlerinden de destek geliyor. Amed’den yola çıkan iki ekoloji aktivisti, üçüncü günlerinde direniş alanına ulaşmayı hedefliyor.


Bisikletleriyle yola çıkış anında açıklama yapan Akkaya ve Çite, ekolojik yıkıma karşı mücadelelerini yine “en ekolojik ulaşım aracı" olarak tanımladıkları bisikletle sürdürdüklerini söyledi.


Çilem Akkaya yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Amed’den bisikletlerle yola çıkıp üçüncü  günümüzde Varto’daki JES direnişine dahil olacağız. Doğanın talanına karşı çadır nöbetinde bulunan yoldaşlarımızla bir arada olmak, eko kırıma karşı direnişi büyütmek için pedal çeviriyoruz. Ekolojik yıkıma karşı ekolojik bir araçla cevap vermek istedik.”


Ekoloji aktivistleri, nerede olursa olsun doğayı tahrip eden projelere karşı dayanışmayı büyütmeye devam edeceklerini vurgulayarak, “Eko kırıma karşı direnmeye devam edeceğiz" mesajı verdi.

GüneydoğuEkspres










11 Mayıs 2026

Anneler Günü’nde bisikletle Gebze’nin Köylerine


Hafta başı Beykoz tarafına Reşadiye’ye gideyim diyordum. Riva kenarındaki yol çok keyiflidir. Epeydir de gitmedim. Ancak hava tahmini bir sağanak ihtimalini gösterince Gebze öne çıktı. Köyleri öyle güzeldir ki. Bu sefer uzundur geçmediğim Kadıllı üzerinden gittiğim rotayı tercih ettim. Bölgeye ilişkin daha önce çokça ayrıntılı bilgi verdiğimden (yazının sonunda okuyabilirsiniz) tekrar etmeyeceğim.


Anneler Günü, nasıl ortaya çıktığını anlatmıştım (bkz. Anneler Günü’nde bisikletle Anadolufeneri). Ama bugünün Türkiye’sinde ister anne olsun, kadınların üzerine ücretsiz biçimde yüklenen bakım emeğinin (çocuk, yaşlı, engelli ve ev içi bakım işleri) -hâlâ “doğal” bir kadın görevi olarak görülmesi- toplumsal eşitsizlik yarattığı sıkça dile getiriliyor. 


Bu konuda öne çıkan temel noktalar:


- Kadınlar, ücretsiz bakım işlerinin büyük bölümünü üstleniyor ve bu durum kadınların çalışma hayatına katılımını ciddi biçimde sınırlandırıyor.

- Kreş, yaşlı bakım merkezi ve kamusal bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması durumunda hem kadınların üzerindeki yük azalacak hem de milyonlarca yeni istihdam yaratılabilecek.

- Bakım ekonomisinin, inşaat sektörüne göre çok daha yüksek istihdam kapasitesi taşıdığı; aynı yatırım miktarıyla yaklaşık 3 kat daha fazla iş yaratabileceği vurgulanıyor.

-Özellikle kadın istihdamının artırılması için bakım hizmetlerinin bir “sosyal hak” ve kamusal hizmet olarak görülmesi gerektiği belirtiliyor.

-Uzmanlara göre bakım hizmetlerine yapılacak yatırımlar sadece kadınlara değil, genel ekonomiye de doğrudan katkı sağlayacak.



Bugünü özetleyecek olursam:


  • 08.41, evden çıkışım.

  • 10.37, Gebze’den başladım pedallamaya. Bugün istasyondaki hep kullandığım asansör çalışmıyordu. Diğerini kullanınca lokomotif geride kaldı, fotosunu çekemedim.
  • Hava İstanbul’da 21 derece idi, burada 25,1 oldu. Trene binmeden kolluk ve bacaklıkları çıkartmış, üzerimdeki windstopper yeleği ince yelekle değiştirmiştim.
  • Pelitli’ye çıkan yokuşun tepesinde Jandarma trafik kontrolu yapıyor. Daha önce de bu noktada görmüştüm.
  • Pelitli’de, sapak köşesinde yeni bir inşaat görüyorum.
  • Pelitli mezarlığı sonrası yolda damperliler çalışmaya başlamış. Kurtulamıyoruz bu araçlardan : ((
  • İlk defa bu yolda köpek çıktı kovaladı. İyi koşturdu.
  • 11.19 / 26,5 °C,  22’nci kilometredeyim, ortalamam 18,3 km/s. Rakım 192 m.
  • 37 m.ye indim. Çok keyifli bir iniştir burası (Pelitli-Tavşanlı). Böyle yeşilliklerin içinden kıvrılarak giden bir yol.
  • Araç geçmeyince çevredeki kuşların sesleri öyle güzel geliyor ki.
  • 2 trafik polisi kontrol yapıyor. Ama araçları nerede bunların?
  • Uzun bir rampa. 203 m.ye çıktım ve de “Eco” ile. Bravo bana.
  • 12.33, 34. km, Demirciler köyünden ayrılıyorum. 2 çay ısmarladı bana Tuncer Bey (1. sandviç mideye indi). Kahvede tanıştık, sohbet ettik. Çiftliği var. Büyük baş hayvanlarını satmış, şimdi kurbanlık ticareti yapıyor.
  • Demirciler sonrası gelen sanayinin giriş yolu üzerinde sağda ‘besleme alanı’ gibi yerler vardı eskiden, kalkmış hepsi. 2 tane hatırlıyorum, ikisi de yok. 
  • Sokak hayvanlarına, özellikle köpeklere son dönemde yapılanları anlamak mümkün değil. Onları, sokak sorunu “yaratıcısı” veya “suçlu” olarak değil, insan kaynaklı bir sorunun, ihmal ve sahipsizliğin bir sonucu olarak görmek gerek. Barınaklarda kötü şartlarda ölüme terk etmek İslâm’daki “merhamet” ve “yakın bir canlı” anlayışına da uymuyor (namazı niyazı eksik etmezler ama)!
  • O'live Garden diye bitişik nizam bir villa sitesi. 11,5 – 12 milyon TL bandındaymış fiyatı. Türkiye’de yeni konut projelerine yönelik yaygın eleştirilerden biri, projelerin birbirine benzemesi ve “pazarlama odaklı estetik” anlayışı. Bazı kullanıcı yorumlarında modern projelerde tasarım dilinin fazla gösterişli ama bütünlükten uzak olduğu eleştirileri görülüyor.

  • Denizli Göleti’ne (*) gidecektim ama bir müddet sonra yol bozuldu, stabilize oldu. Devamı da mı böyle, dönüşte buradan tırmanmak gerekecek. Bir de kalabalık görünüyordu, devamlı da yeni gelen vardı. Vaz geçtim. (*) İçme suyu ihtiyacını karşılayan bir baraj gölü.
  • Yörükler Obası’na da buradan gidildiği gösterilmiş, herhalde göletin devamında. Şöyle tanıtılmış: Sığırlık Merası çevresinde yaşayan Yörük toplulukları, Gebze’nin hızla sanayileşen yapısı içinde geleneksel yaşam biçimini sürdürmeye çalışan son göçer-konar kültürel yapılardan biri olarak görülüyor. Bölgedeki Yörüklerin kökeninin Osmanlı’nın ilk dönemlerine, hatta Orhan Gazi döneminde bölgeye yerleştirilen Türkmen/Yörük topluluklarına kadar uzandığı anlatılıyor. Birçok haberde, geçmişte bölgede onlarca Yörük çadırı bulunduğu; bugün ise yaşamın giderek azaldığı belirtiliyor. Sanayileşme, imar baskısı ve mera sorunları nedeniyle geleneksel yaşam biçiminin zorlaştığı sıkça dile getiriliyor. Buna rağmen bazı aileler hâlâ hayvancılık yapıyor, Yörük kültürünü yaşatmaya çalışıyor, çocuklarına geleneksel yaşamı aktarmayı sürdürüyor.
  • Cumaköy Mesire Alanı; araç park yeri yeterli sayıda olmayınca yolun her yanına park edilmiş, karşı karşıya gelen araçlar trafiği tıkamakta. Ücretsiz olan bu yere aşırı talep var. Makul bir ücret biraz sayıyı düşürebilir, yoksa ne park yeri ve de masa bulunur. Çok merak ediyorum, akşam kapanış saatinde temizliğin durumunu. Çöpünü toplama alışkanlığı olmayan bir millet olduğumuzdan. “İnsan sayısı yüksek olunca, aynı gün içinde tekrar tekrar kirlenme oluyor” denilmiş.
  • Kadıllı’ya girmeden Firuzan’ın annesini arıyor Anneler Günü’nü kutluyorum.

  • 14.10; Göçbeyli’den geçiyorum, 57,8 km / 17,3 km/s / 104 m R / 32,5 °C. 2. bataryaya geçtim.
  • İstanbul Park denilen F1 pistinden gürültülü motor sesleri gelmekte. Şöyle biraz durup dinliyor bakıyorum. Yarış var, peş peşe renkli otomobiller geçmekte.
  • 2026 AVIS Türkiye Pist Şampiyonası 1. Ayak, 9–10 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul Park pistinde gerçekleştirilecek sezon açılış organizasyonudur. 9 Mayıs Cumartesi: Antrenman seansları. Sıralama turları. 10 Mayıs Pazar: Resmi antrenmanlar. 1. yarış, 2. yarış.
  • Petrol Ofis benzinci kafesinde biraz dinleniyor, yanımdaki 2. sandviçi yiyorum.

  • Damperliler deli gibi gitmekte. Bana da korna çalarak yoldan çekilmemi söylemekteler. Biri durdu: “Bisiklet yolundan gitsene, ezileceksin” dedi. Var da mı gitmiyorum?!
  • 17.17, eve varışım. Metro’ya uğrayıp alış-verişimi de yaptım.

   

Geçen gün bir Alman dergisinde okuduğum bir yazıda (Mükemmel Erkek Vücuduna Dair Tehlikeli Rüya) bigoreksiya’dan söz ediyordu. Kişinin kendi vücudunu “yeterince kaslı değil” diye algılamasıyla ortaya çıkan bir beden algısı bozukluğundan. Terim, "bigger" (İngilizce: daha büyük) ve "anoreksiya" (oreksis: Yunanca iştah) kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir. 1990'larda Amerikan psikiyatrist Murray R. Pope ve David Phillips tarafından ilk kez tanımlanmış, kaslı görünmeme takıntısını ifade etmek için "ters anoreksiya" olarak adlandırılmıştır. Bu köken, anoreksiyanın aşırı zayıflık korkusuna zıt olarak kas yetersizliği saplantısını vurgular.


Kişi sürekli “daha kaslı olmalıyım” düşüncesine takılır, aynada kendini olduğundan küçük/zayıf algılar. Bu algı, aşırı spor, diyet ve bazen steroid kullanımı gibi davranışlara yol açabilir. Hormonal etkenler (endorfin salgısı), sosyal medya baskısı ve düşük özgüven rol oynar. Erkeklerde daha sık görülse de kadınları da etkiler; vücut geliştirme sporcularında yaygındır.






















Anneler Günü’nde bisikletle Gebze’nin Köylerine: Dudullu-Bostancı-(tren) Gebze-Pelitli-Tavşanlı-Demirciler-Denizli-Cumaköy-Kadıllı-Göçbeyli-Sabiha Gökçen Havaalanı-(metro) Kozyatağı-(metro) İMES-Dudullu


Tur tarihi: 10 Mayıs 2026

Alınan yol: 76,77 km
Ortalama hız: 18,2 km/s

En yüksek hız: 55,9 km/s
Bisiklete biniş süresi 4 s 12 dk, dışarıda geçen süre 8 s 21 dk

En yüksek sıcaklık 33 ˚C, en düşük 20 ˚C, ortalama  27,7 ˚C
Yükselti kazancı 
(çıkış) 1058 m, kaybı (iniş) 1161 m
En düşük yükselti 0 m, en yüksek 264 m

 

Garmin yol bilgileri Anneler Günü’nde bisikletle Gebze’nin Köylerine


Relive yol bilgileri Anneler Günü’nde bisikletle Gebze’nin Köylerine