14 Mayıs 2022

[bisikletle]Türkiye: Göbeklitepe, Tarihin Sıfır Noktası (Kilis-Gaziantep)


12 Mayıs 2022, Perşembe / Kilis - Gaziantep, 55 km (17. gün)

 

Erken uyanıp biraz oylanıp harekete geçtim. Az tabletten gazeteye göz atıp toparlanmak, çantaları iki postada indirip bisiklete yüklemek ve kahvaltıyı da hızlı bir şekilde edip bisikletin üzerine çıkmadan çekilen bir foto ve 07.49 hareket saatim. Öff, amma da iş yaptım... Antep yol bilgisini edinip ÖE’nin önünden dümdüz inerek sola -yollar tek yönlü- dün dolaştığım bölgedeki Yaren Restoran önünden devamla gidiyorum. Sabahın serinliği var, hava 18,5 °C. Önceki gelişimizde buralarda bir otelde kalmıştık ama göremedim. Ancak bu yol Halep yolu olarak gösterilmiş. Buradan gitmiş olmalıyız, ne var ki hiç bir şey kalmamış kafamda.


Kilis’in bu bölgesi (Ticaret ve Sanayi Odası tarafı) modern. Apartmanlar 5-6 katlı ve daha yüksek. Buraları bilmiyordum, görmemiştim. Bir bulvar uzanıyor, sağlı sollu binalar. Sabah trafiği var. Özellikle buradaki motosiklet ordusu. Görmelisiniz, her yerden çıkıyorlar, sivrisinek gibi uçuyorlar.

 

Akdeniz Bölgesinden çıkıyor Güneydoğu Anadolu’ya geçiyorum. Antep 63 km gibi bir uzaklıkta. 644 m rakımdan 850’ye çıkaca’m. Yolun öyle sert tırmanışı yok. Kaymak asfalt, güvenlik şeridi geniş. Rahat gidiliyor. Bölünmüş yol ve eğimsiz, +1 ile -1 arası değişerek sürmekte. Doğu-kuzeydoğu yönündeyim. Küplüce geçiliyor, sağımda bir baraj göleti. Her iki tarafım ekili. Bağlar, zeytinlikler... Yeşilin içinde kırmızı gelincikler ters ışıkta öylesine güzel parlıyorlar ki. Aralarında sarı ve mor çiçekler, beyaz papatyalar. Çok güzel etrafım. Doğanın en güzel zamanı. Ortalık pırıl pırıl, rengarenk.

 

Saat 08.45, hava 19,8 °C. 651 m rakımda 22,9 km/s ortalama ile güvenlik şeridinden rahatlıkla pedallıyorum. Yoğun trafik azaldı. Kuzeydoğu yönündeyim şimdi. Kuzeye döndüğümden rüzgar da karşıdan geliyor. Geride 20 km bırakmışım. 1 km kadar ilerde bir rampa görüyorum derken Gaziantep İl Sınırına da girmiş bulundum. Şimdi %4-5-6 ile tırmanılıyor. Az önce Firuzan aradı ama fazla uzun konuşamadık. Durmak istemedim, mola verdiğimde ararım. Önümde bir kontrol noktası var ancak kimse yok galiba kontrol eden. Kuzeye doğru gittiğimden, rüzgar böyle kuzeybatı yönünden, sol çaprazımdan esiyor. Yol düzeldi şimdi, rampa bitti. Güvenlik şeridi geniş, rahat gidiliyor. Saatler ilerledikçe hava da ısınıyor: 09.06, 23,2 °C. 705 m rakımda 22,2 km/s ortalamayla 27,30 km.yi geçmişim. Sağımda, yonca olsa bunlar, ekili kocaman bir alan. Gerisinde başaklar, rüzgarın etkisiyle bir o yana bir bu yana yatıyorlar, sanki denizde bir dalga gibi. Bir kertenkele yolun ortasına kadar geldi, sonra beni fark edip vın diye geri döndü. Kuşlar vik vik sesleniyorlar. Araç geçmediğinde ortalığı kaplıyor cıvıltıları. Asfaltın kenarı, ağaçlandırma çalışması yapılmış. Genelde çam dikili. Yol bisikletli mini bir grup geçiyor karşı şeritte, 3 kişiler. Tempoları iyi.

 

38 km.de Zeytinli geliyor. Buradan, soldan Şehir Merkezi diye sapmadan sağdaki bakkalda bir soda içip dinleniyor, sağa sola Tahtaköprü baraj videosunu yolluyorum. Bakkal da konuşkan, ara sıra kelimeleri yuttuğundan bazı bölümler anlaşılmasa da genel olarak şikayetini, yaşadıklarını algılayabiliyorum. Fiyatlar her alışında yükseliyormuş. Kaça satmak lazım, takip edemiyorum diyor. Öyle ya, eski günlere döndürdü 20 yıllık iktidar. Aldığının fiyatı yarın değişiyor. Anlatıyor da anlatıyor, dopdolu. Başından çokça da olaylar geçmiş. Haksız yere yatmış... 

 

Bir 20 dakika kadar bakkalın yanında kalıyor ve Şehir Merkezi (yani Antep) diye sapmamla yol duble oluyor ama güvenlik şeridinde iş yok, asfaltın kalitesi de az düşüyor. Bir 20-25 km kadar daha yolum olsa. (...) Ve geldim nihayetinde Antep yazısı önüne, saat 11.21. kilometre 51,4. Burada batarya değişiyor, foto çekiliyor ve devam. Hava oldu 28,9 derece, rakım ise 840 m. Bir de ortalamayı rica etsek: 21,5 km/s.


 

Google yardımıyla oteli buluyorum. Yerim ayrılmış, ödemesi yapılmıştı (3x250-). Turizm Lisesi Uygulama Oteli. 213 nolu oda 3 gün için benim. Bisiklet önce kazan dairesine deniliyor sonra boş duran alttaki mekan oluyor. Çay eşliğinde ilkin bisikletin özellikleri, sonra Okan Üniversitesi-Bekir Okan ve ailesinin işleri anlatılıyor. Besler Makarna, Nizip... bir yığın şey.


Odada yayılmaca. Dizi plastik torbayla sarıp duş almaca, uzanmaca, kestirmece. 4 gibi merkeze inmek üzere otelden ayrılırken bastıran yağmur-şemsiyenin alınması ve otobüs durağında araç beklemekteyim. El ettiğim kimse durmuyor. Bir öğrenci geliyor durağa. Onunla sohbet ederken bir araba yanaşıp götürme teklifi ediyor. Hanım ve küçük çocuğu önde. Sohbet arasında çocuğunun Maslak Acıbadem Hastanesi’nde ameliyat olduğunu, konuşma terapisinden geldiklerini, hemen Uygulama Oteli yakınında böyle bir birimin varlığını öğreniyorum. Bu uygar davranışına hayran kaldığımı belirtmek isterim. Yolda bekleyen insanları almak. (...) Beni tramvay durağında indiriyor, onlar, öğrenci ile başka bir yöne devam ediyorlar.

 

Tramvaya binmeden, daha doğrusu girmeden, güvenlikçiye durumumu açıklayıp, binme izni alıp bir durak sonra, Üniversite durağında inip 20 TL’ye 65+ kartı alarak, beleş kullanma imkanını elde ediyorum : )) Ve devamında tramvaylar arası aktarma yaparak Demokrasi durağına kadar gidip-inip Bakırcılar Çarşısı’na doğru yürümekteyim. Yolda karnımı bir çiğ köfte dürüm ile yatıştırmak zorunda kalarak.


Mutfak Müzesini 65’le beleş gezmekteyim. 1904 tarihli yapı iki katlı. 2008’de restore edilip Gaziantep mutfağında kullanılan araç-gereçlerin teşhir edildiği ve unutulmaya yüz tutmuş yöresel yemeklerin görseller halinde sergilendiği Emine Göğüş Mutfak Müzesi olmuş. Giriş katında; Gaziantep yemekleri, saklama-depolama adetleri, Gaziantep mutfağı bileşenleri (tahıl, bakliyat, et, yeşillik, baharatlar, meyve ve sebzeler) ve içecek kültürü, panolar ve balmumu mankenler eşliğinde anlatılmakta. Üst katta, yine mutfak araç gereçlerinin sergilendiği vitrinler ve Gaziantep Kent Rehberi’nin bulunduğu bir kiosk yer alıyor. Gaziantep’in tarihçesi, doğal güzellikleri, tarihi eserleri, gelenekleri, tarımı, hayvancılığı ve tüm kültürel zenginliği, bu kiosk yardımıyla ziyaretçilere tanıtılmakta. Ayrıca Türkiye’nin ilk Turizm Bakanı olan Ali İhsan Göğüş’e ait bir oda da bulunuyor. Bu odada, çocukluğunu geçirdiği konağı sadece annesinin adını taşıması şartıyla müze olması için Gaziantep Belediyesi’ne bağışlayan Göğüş’ün hayatı ile ilgili belgeler ve aileye ait mutfak eşyaları sergilenmekte. 

 

Benzer bir müzeyi Maraş’ta da görmüştüm. Konsept olarak benzeşiyorlar. Mutfak denilince akla ilk kap-kaçak ve yemekler geliyor. Bir de adetler, sofra düzeni vb.

GaziantepBüyükşehirBelediyesi


Çıkışta karşıma gelen dükkanda Osmanlı Şırası’nı tatmaktayım, yani içmekteyim (5-). Tadı güzel, soğuk soğuk iyi geldi. Mutfak Müzesindeki beyden İmam Çağdaş’ın orada Yesemek adında, Antep Mutfağı yapan yeri öğrenmemle arayışına geçiyorum. Bulup bana uygun yemeklerden az ısmarlayarak, 6 çeşit yemeği tadarak, 86- lira ile bu mekandan ayrılıyorum. Lezzetliydi, değdi diyebilirim. Çiğ köfteye gerek yokmuş, ama bilemezdim.


Lokantanın karşısında Zincirli Bedesten (*) bulunuyor. Dükkanlarında ağırlıklı olarak baharat çeşitleri ve yöreye özgü turistik eşyalarla el emeği objeler satılmakta. Ardıç ağacı meyvesi çekirdeğinden 3 tespih alıyorum (topl. 35-); bana, Aydın ve Kaan’a. Bedesten, biri kuzeyden güneye, diğeri de doğudan batıya uzanan ve birbiri ile kesişen iki bölümden oluşmakta. Üstü kapalı ve tek katlı bu yapı 18. yüzyılın ilk çeyreğinde Darendeli Hüseyin Paşa tarafından yaptırılmış. Halk arasındaki adı “Kara Basamak Bedesteni” olup, uzun yıllar kasaplara ev sahipliği yaptığı için “Et hali” olarak da bilinmekte. İlerleyen yıllarda bir kat daha yapılmış ve burası Adliye Binası olarak kullanılmış, ancak 1957 yılında çıkan yangında bu bölüm tamamen yok olmuş.

KültürPortalı


(*) Bedesten, geçmiş yıllarda alışveriş hayatının nabzının attığı, alışveriş amacıyla yapılan, çeşitli dükkanların sıralandığı, ince uzun üstü kapalı çarşılardır. Bir anlamda eski dönemin AVM’leri diyebiliriz. Osmanlı’da kumaş, mücevher ve çeşitli kıymetli eşyaların alım satımının yapıldığı, eşit büyüklükte kubbelerle örtülü, bir çeşit kapalı çarşı olan bu yapılar, aynı zamanda çok önemli bir iktisadi kuruluştu. O dönemler bugünün banka-borsa işlevini görürdü. Bedestenler her sabah “duacı başı” denilen bölükbaşlarından biri tarafından açılır, akşamları da yine törenle kapanırdı. Çok değerli mallar perşembe günleri öğle namazından önce satılır, bu sırada önemli kişiler de gelir ve halk bedestene toplanırdı. Bedesten esnafına da tacir anlamına gelen “hacegan” denirdi.


Bedestenden çıkıp Bakırcılar Çarşısı’nı gezmek şeklinde ilk gün turumu sürdürmekteyim. Birçok el sanatı esnafının üretim yaptığı, tek katlı dükkanlardan oluşan çarşı, Hanlar Bölgesi içinde yer almakta. Kemerli girişlerle sokağa açılan dükkanlar, düzgün kesilmiş sert kalker (keymıh) taştan yapıldığını okumuştum. Karşılıklı olarak sıralanmış bakırcıların bazıları çalışma halinde. Çekiçlerinden gelen “tık tık” sesleri çarşı içinde yankılanıyor. Biraz da ilgi çektiği için yapılıyormuş gibime geldi. Bakır işçiliğinin buradaki geçmişinin 400 yıla uzandığı söylenmekte.

KültürPortalı


Alınan 4 portakalla, taksiciye dönüş için fiyat sormak, yaklaşık 80- olacağını öğrenmemle yürümeye devam ediyorum. Antep hareketli, kalabalık, güzel. Çok da yerli ve yabancı gezgin dolanıyor. Bugün sadece biraz yön belirlemek üzere dolaşıyorum. Bazı yerler fazla turistik olmuş. Bir mağaradır gidiyor ortalık. Geleni kapmak için hoş hanımlar size “buraya doğru” şeklinde el kolla davet ediyorlar. Ama oturma niyetim yok, icabet etmiyorum.

 

Merkezde yer bulamadığımdan kaldığım otel az dışarda. Yürünecek gibi değil. Tramvayla geldim, tramvayla dönmem lazım. Oteli arayıp son seferin saatini ve kalkış noktalarını öğrenmem gerek. Meydan Büfe, 19.40 deniliyor. Yani Üniversite durağının oradan kalkıyor.


Kalenin altından, tramvayın son durağına yürümekteyim. Bekleyen tramvaya binip Üniversite durağına kadar gelip, biraz şaşırıp, bir sonraki durağa gidip, ters yöndekine binip, Üniversite durağına geri gelip otobüsün kalkacağı durağı aramaktayım. Pek kimse de net bir şey bilmediğinden, bir oraya bir buraya koşmak, ama sonunda otelin saatleri yanlış vermesinden, otobüsün motobüsün kalmadığı, işin taksiye kaldığı ortaya çıkıyor. Sonuçta 40 lira ödeyip otele geliyorum. Hani nedir durum derseniz, oteldekilerin kafasız olduğunu söyleyebilirim. Çocuklara teslim etmişler!

 

Servis edilen çaydan alıp, internet şifresini öğrenerek odaya çıkıp, müziğimi dinlemekteyim... Off, bunu nasıl seviyorum bilemezsiniz... İnsanın bağlarıyla olan ilişkisi çok önemli. Müzik, mekan, çevre, dil, aile ve arkadaş... Doğamız gereği ait olma ihtiyacı içindeyiz. Bu yüzden sosyal bağlar kurup, bu bağları devam ettirmek için çaba harcarız. Birçok bilim insanı bu çabanın, evrimin bir parçası olduğunu belirtir.

 

İranlı şair Füruğ Ferruhzad (**), birlikteliğin önemini 7 satırlarla ne de güzel anlatmış:

 

Suyun yaradılışına hayranım;

Eğer ağaca eşlik ederse, onu tomurcuklandırır.

Eğer ateşe temas ederse, onu söndürür.

Eğer kirlilikler ile karşılaşırsa, onu temizler.

Eğer un ile kucaklaşırsa, onu pişirime hazır hale getirir.

Eğer güneşle birleşirse, gökkuşağı oluşur.

Ancak yalnız kalırsa eğer, gitgide kokuşur.

 

Gönlümüz de suya benzemiyor mu? Başkalarıyla olduğunda yaşayan ve etkileşebilen, yalnızlıkta ise ölü ve tutuk.


(**) Füruğ Ferruhzad (1934-1967), İranlı bir şair, yazar, oyuncu, yönetmen ve ressam… Bir imkansızlık ülkesinde, kimse tarafından kabul görmeyen imkansız şiirler yazdı yaşamı boyunca. Gencecik yaşında acının her haline dokundu ama hiçbir zaman vazgeçmedi aşktan. 1967 Şubat’ında, kendi kullandığı araç ile giderken, başka bir araçla kaza yapmamak için duvara çarpınca, araçtan dışarı fırladı ve başını kaldırıma vurdu. Sadece otuz iki yaşındaydı. Son kitabı “İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına” yarım kaldı. Onun cenaze namazını kıldırmak istemedi mollalar. Çünkü o “ahlaksız” şiirler yazıyordu. Bir yazar kıldırdı bu yüzden bu genç kadının cenazesini.

ListeList


- Gaziantep ÖE 0342 2313110 > gaziantepsahinbeyogretmenevi.com.tr

- Gaziantep DSİ 0342 3213601

- Gaziantep Üniversitesi Uyg. Oteli 0342 3609045

- Gaziantep Şht. Karayılan Uyg. Oteli 0342 4250402

- Gaziantep Polisevi 0342 3600400 > 0505 / 0342 3182740

 


















 

Kilis - Gaziantep 

Tur tarihi: 12 Mayıs 2022

Alınan yol: 54,90 km
Ortalama hız: 21 km/s

En yüksek hız: 43,9 km/s
Bisiklete biniş süresi 2 s 37 dk, dışarıda geçen süre 3 s 57 dk

En yüksek sıcaklık 31 ˚C, en düşük 18 ˚C, ortalama 22,4 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 577,7 m, kaybı (iniş) 284,6 m
En düşük yükselti 580,9 m, en yüksek 967 m

 

Garmin yol bilgileri Kilis-Gaziantep

 

Relive yol bilgileri Kilis-Gaziantep


Kilis’ten ayrılışım 07.45.



Kilis’in bu bölgesi (Ticaret ve Sanayi Odası tarafı) modern. 

Apartmanlar 5-6 katlı ve daha yüksek. Buraları bilmiyordum, 

görmemiştim. Bir bulvar uzanıyor, sağlı sollu binalar.


Akdeniz Bölgesinden çıkıyor Güneydoğu Anadolu’ya geçiyorum. 



Yolun öyle sert tırmanışı yok. Kaymak asfalt, 

güvenlik şeridi geniş. Rahat gidiliyor.


Küplüce geçiliyor, sağımda bir baraj göleti. 



Küplüce Save Barajı, Kilis civarında Küplüce Köyü yakınlarında 

Sinnep Deresi üzerinde kuruludur. Piknik ve doğa gezileri için 

uygundur ancak su ürünleri yetiştiriciliği yasaktır.




Yeşilin içinde kırmızı gelincikler ters ışıkta öylesine güzel 

parlıyorlar ki. Aralarında sarı ve mor çiçekler, beyaz papatyalar. 


Çok güzel etrafım. Doğanın en güzel 

zamanı. Ortalık pırıl pırıl, rengarenk.


Yoğun trafik azaldı. Kuzeydoğu yönündeyim şimdi. Kuzeye 

döndüğümden rüzgar da karşıdan geliyor. 



Zeytinli geliyor.


Burada, soldan Şehir Merkezi diye sapmadan 

sağdaki bakkalda bir soda içip dinleniyorum.


Şehir Merkezi diye sapmamla yol duble oluyor ama güvenlik 

şeridinde iş yok, asfaltın kalitesi de az düşüyor.


11.18, Gaziantep’e giriş yapıyorum.






Turizm Lisesi Uygulama Oteli göründü bile.



Turizm Lisesi Uygulama Oteli




Tramvaya binmeden, daha doğrusu girmeden, güvenlikçiye 

durumumu açıklayıp, binme izni alıp bir durak sonra, Üniversite 

durağında inip 65+ kartı alarak, beleş kullanma 

imkanını elde ediyorum.



Demokrasi Meydanı


Taşhan Hotel


Emine Göğüş Mutfak Müzesi


Türkiye'nin ilk mutfak müzesidir. 15 bölümden oluşur: ocaklık…


… içecek kültürü, Gaziantep mutfağı 

bileşenleri, saklama-depolama…


… özel gün yemekleri ve sahre-piknik geleneği gibi…


… alanlarda bakır sahanlar, küpler, kahve 

değirmenleri, mırra cezveleri sergilenir. 


Emine Göğüş'e ithaf edilen müze, unutulmaya yüz tutmuş 

adetleri yaşatır; kap kacaklar, sefer tasları ve 

dibek taşları bağışlarla toplanmıştır. 



Şerbetçi Gara Memed



Antep’te Kilis kapağına rastlıyorum. İlginç!


Yesemek 


Dev bakır ibrikler…


Tarihi Zincirli Bedesten


Metanet Katmer


Bakırcılar Çarşısı’nı gezmek şeklinde 

ilk gün turumu sürdürmekteyim.


Birçok el sanatı esnafının üretim yaptığı, tek katlı…


… dükkanlardan oluşan çarşı, Hanlar Bölgesi içinde yer almakta. 






Tahmis Kahvesi


Gaziantep Kalesi


Kalenin altından, tramvayın son durağına yürümekteyim.























































18. gün (devamı) Gaziantep II / 16. gün (öncesi) Kilis II






[bisikletle]Türkiye: Göbeklitepe, Tarihin Sıfır Noktası


İstanbul-Tarsus


Tarsus II


Tarsus-Karataş, 96 km


Karataş-Yumurtalık, 55 km


Yumurtalık-Payas, 77 km


Payas-Arsuz, 60 km


Arsuz-Çevlik, 50 km


Arsuz II


Çevlik-Antakya, 37 km


Antakya II


Antakya III


Antakya-Reyhanlı, 63 km


Reyhanlı-Kırıkhan, 46 km


Kırıkhan-İslâhiye, 67 km


İslâhiye-Kilis, 81 km


Kilis II


Kilis-Gaziantep, 55 km


Gaziantep II


Gaziantep III


Gaziantep-Nizip, 59 km


Nizip-Birecik, 37 km


Birecik II


Birecik-Suruç, 51 km


Suruç-Harran, 71 km


Harran-Şanlıurfa, 46 km


Şanlıurfa II


Şanlıurfa III


Şanlıurfa-Viranşehir, 90 km


Viranşehir-Ceylanpınar, 53 km


Ceylanpınar-Kızıltepe, 75 km


Kızıltepe II


Kızıltepe III


Kızıltepe-Mardin, 23 km


Mardin-Nusaybin, 62 km


Nusaybin-Midyat, 51 km


Midyat II


Midyat III


Midyat-Dargeçit, 43 km


Dargeçit-İdil, 42 km


İdil-Cizre, 32 km


Cizre II


Cizre-Şırnak, 48 km


Şırnak-Eruh, 50 km


Eruh-Siirt, 56 km


Siirt II


Siirt III


Siirt-İstanbul