18 Mayıs 2022, Çarşamba / Birecik - Suruç, 51 km (23. gün)
Güzel bir güne uyanıyorum. Saat erken. Pencereden Fırat’ın doğal güzelliğinin fotosunu tekrar çekiyorum. Bu saatte bir başka heyecan veriyor. Geceden çoğu şeyi hazırlamıştım. Toparlanıp çıkmak 7 buçuğa doğru oluyor. Asansörün kapısı tutulunca bisikleti dikine sokmak, tek başına yapmaktan daha kolay oldu. Alt katta da birileri binmek istiyordu. Onlar da tutunca zahmetsizce indirmiş oldum. Güne yapılan iyi bir start. Asansöre binen beylerden biri, Ali Bey dağcıymış, Antep’te. Çantaları görünce ayak üstü konuşmaya başladık. Kalenin oradaki sakat kayaları koparıyorlarmış. İlk gün oradan geçerken birilerini, bu işi yaparken görmüştüm. Bakımsız kalan kalenin taşları düşüyormuş.
Yola çıkmadan pastaneden bir büyük boy poğaça alıp attım çantaya. Dik bir başlangıçla, ardından gelen kısa tünel ve tırmanarak (R 465 m) Birecik’ten ayrılıyorum (07.55). Yolum Suruç, 50 km gibi bir uzaklık (buradakiler 30 diyor). Hava temiz, bulut yok, 20,5 °C, güvenlik şeridi var-duble yol, araçlar geçmekte, asfaltın durumu iyi, çevre güzel... Kısaca anlatmam gerekirse.
13 km sonra %10 yazan bir tırmanışın işareti geliyor. Saat 08.25. 623 m.den çıkıyorum, tırmanma şeridi var. Hava 23 derece, ortalamam 19,1 km/s. 4 km çıkıldı, %6-7, bazı yerlerde 8 oldu. Hava 24,7 °C, saat 08.45. Doğu yönündeyim. Ortalamam 17,2 km/s ve 16. km.de geldim Arat Geçidine, 810 m rakımda. Bilmiyordum bu geçidi. Harita göstermemiş. Foto alıyor ve üzerimdeki Adidas’ı çıkartıp ince yeleği giyiyorum, bir de poğaçadan ısırık aldım. Adidas dediğim yıllardır kullandığım, halen alternatif bulamadığım, kolları çıkan bir rüzgar korumalı ceket.
Geçit sonrası Suruç Ovası’na doğru inerek ilerleyen yolum Kocaali, Yanaloba, Ezgil, Bostancılar şeklinde geçilip, yer yer fıstık ağaçları, ekili alanlar, yol kenarına gelmiş inek ve tarlada bağlı at, içerlerde ufak tefek yerleşimlerin görüldüğü şeklinde sürmekte... 25 km geride bırakıldı. 660 m.ye indim. Hava 24,6 °C, ortalamam 19,6 km/s. Doğu yönüne devam ediyorum. Yol işlek, tek şerit, güvenlik şeridi var ama. Herkes hızlı burada. Ağır vasıtalar da bir şekilde hızlı geçtiklerinde bayağı bir vakum yapıyorlar. Benzincilerin hepsi sol tarafta, nedense? Sağda kimse benzinciye gerek görmemiş. Aşağıbostancılar’da gelen Türk Petrol, girip oturanların yanına ilişiyorum. Merak, nereden gelir nereye gidersin? Ayrıntılı bilgi veriyorum. Çay ısmarlıyorlar. Bayılıyorum bu insanlara. Bir de onların perspektifinden baksanıza. Adamın biri bisikletle geliyor. Hoppala durumları! Kafada 1001 soru. Bana hep sorarlar: Tayinin mi çıktı? Ajan mısın? Ne işin var buralarda? Biz oraya gitmek isterken sen buraya niye gelirsin? (...) 15 dk. dinlenip devam ediyorum. 20 km kaldı Suruç’a.
41. km.deyim. İleride bir kalabalık. Mavi kırmızı çakarlar da yanmakta. Yaklaştığımda bir trafik kazası olduğu anlaşılıyor. Minik minibüslerden biri takla atmış, yolun soluna düşmüş. İçindeki eşyalar ortalığa saçılmış. Bekleyen bir ambulans, inceleme yapan polisler, meraklı izleyicilerle dolu ortalık. Neydi, nasıl oldu, can kaybı var mı? Bir yığın soru. Şimdi içindekiler ne durumdalar? Yaşam gerçekten tuhaf rastlantılarla dolu. Bir sonraki adım nasıl olacak bilemiyorsun... Kısa bir video çekip ayrılıyorum. Saat 10.14, hava 29°C, ortalamam 20,4 km/s. Gerçi bu yolda herhalde sık kaza oluyor olmalı, gazetelerde Arat Geçidi yakınlarında diye haberlere rastlamak mümkün. 100 m sonra Bölge Trafik geliyor. Burnunun dibinde olmuş kaza. Çok methedilen Meşhur Aligör Sofrası’nın 2’nci şubesi var burada. Anlatmışlardı; malzemeyi önüne koyuyormuş, etiydi sebzesiydi, sen kendin hazırlıyormuşsun miktarları falan, sonra o pişiriyormuş. İyi mi demeliyim?
Ve nihayetinde Suruç ayırımı geldi. Sağa sap ve 6 km sonra Suruç’a gir. Öncesinde 11 Nisan Mahallesi’nden (*) geçmekteyim. Sağ sol ciğerci-kebapçıyla dolu. Bu kadar etobur ancak olunur? Bu insanların başka yiyeceği bir şey yok herhalde? ÖE için meydandan sol denildi ve az sonra da geliyor ÖE. Yerim ayrılmıştı. Süit oda 110 TL. Eski turların birinde Siirt’te ve Aşkale’de kalmıştım ÖE’nin süitlerinde. İki odalı oluyor süit olunca. Odanın temizlenmesini beklemekteyim. Ama iki kat yukarıda oda, asansör de bozuk. Bu kötü işte. İki postada taşı eşyaları : (( Açıl saçıl ve duş alıp uzanmaca. Bereket internet var ve tabletten bir şeyler okuyabiliyorum.
Seruç, bu ilçenin asıl adıdır. Bu yöre, eskiden beri cins at yetiştiriciliği ile meşhurdur. Atların eyeri ile uğraşan ve imal eden kişilere “Saraç” denilmektedir. Suruç bu kelimenin çoğulu olup, ilçenin isminin bu kelimeden geldiği tahmin edilmekte; Saraçlar anlamında, Suruç olarak söylene gelmektedir. MÖ Asya’dan göç eden Sümerler, Mezopotamya’da medeniyet kurmuşlardır. Sümerler ve Akad Türkleri, Saruğ Ova’sında Suruç ilçesini Batna ismi ile anmışlardır. Daha sonra İskit ve Asurlular, Sümerler ve Akadları ortadan kaldırarak, Suruç’u, “Tepartip” adıyla Birecik ilçesine bağlamışlardır. Sümerler Mezopotamya’da hakimiyetlerini sürdürürken, Mısır’a akın eden Kiksos Türkleri geçici bir zaman için buraya yerleşmişlerdir. Roma İmparatoru Büyük Konstantine MS 35 yılında öteki ilçelerle birlikte Suruç’u da Şanlıurfa (Rüha) iline bağlamıştır. Aradan hayli zaman geçtikten sonra Suruç, bu defa da Kudüs Krallığı’na bağlanmıştır. Tarihi eski çağlardan beri bilinen Suruç ilçesini, Romalılardan, İyat Bin Ganem, barış yoluyla almış ve Abbasilere bağlamıştır (MS 639). O zaman Suruç, Urfa’dan ayrı bir ilçe olduğu için, Urfa’daki Türk Kavimleri, Araplara karşı gelerek Suruç’u Abbasilerin elinden kurtarmışlardır.
(*) 11 Nisan 1923, Suruç’un düşman işgalinden kurtuluş tarihi.
Fazla oyalanmadan yiyecek bulmaya çıkıyorum. Ama bana göre sıfır yiyecek var bu memlekette. Kebaptan başka bir şey yok. Dumanı ortalığı kaplamış, mide bulandırıcı bir koku. Pideyi bile peynirle yapmazlarmış diyor sorduğum kişi. Eyvah durumları! Bakalım nasıl olacak yemek işi? Ahmed-i Bican Camii dıştan fotoluyor, peşime takılan vatandaş 3-5 istiyor. Kaymakamlığa yönlendiriyorum. Beni ne sandı ki? Gelirken bir pizza resmi görmüştüm, Nar Cafe diyordu. Oraya çıkıyor ve yapabileceklerini öğreniyorum. Ne mi? Pizza. Orta nedense gözüme az geliyor büyük ısmarlıyorum. Beklerken içilen bir soda sonrası pizzanın yanında kızarmış patates de getiriyorlar. Demek adet böyle. Bileydim orta ısmarlardım. Patates güzel-lezzetli, taze kızarmış. Yerken hep Firu aklıma gelir, çok sever bunu. Pizzanın ancak yarısını yiyebiliyor gerisini sardırıyorum. Akşam yerim acıkınca. 37,5 lira ödüyor ve az dolanıp havanın çok fazla sıcak olması nedeniyle odaya dönüyor, biraz uzanıyorum. Hafif de kestirmece. 5 gibi tekrar sahne alıyorum. Çıkmadan Firu ile konuşuyoruz. Sesini duymak iyi geliyor.
ÖE’nin çok yakınındaki, medrese hücreleriyle birlikte geniş bir avlu içinde yer alan Ulucami’yi ziyaret ediyorum. Büyük ölçüde yenilenmiş, genel görünümü oldukça iyi durumda. Suruç’un adını 2015’deki patlama ile öğrendim. Buradan geçme isteğimin bir nedeni oldu. Bombalan yer Amara Kültür Merkezi, su deposunun oradaymış. İlçe Emniyet Müdürlüğünün önünden geçerek yürümekteyim. Burası beton duvarla çevrilip önlem alınmış. Üzerine ay çiçekleri çizmişler. Biraz olsun betonu çirkinlikten soyutlamışlar.
Amara Kültür Merkezinin adı bugün Suruç Gençlik Merkezi olmuş. Giriş tabelasını çekip içeri girdiğimde yanıma yanaşan iki bey -biri güvenlikçi diğeri çalışan- burada resim çekilmesinin yazılı izinle olduğu, aksi durumda yasak olduğunu söylüyorlar. Hoppala oluyorum! Niye yasak? Onlar da bilmiyorlar, emniyetten böylesine bildirilmiş. Peki niye bir yere uyarı yazmazsınız o zaman? Nerden bileceğiz bu durumu?
Kültür Merkezinin sorumlusu Müslüm Bey ile tanışıyor, ikram edilen çay ile sohbet ediyoruz. 4 çocuklu, 37 yaşında. 10 kardeşlermiş. Bu sayılar bizde na:mümkün. Kim 4 çocuk yapar, hele de 10 kardeş olur. Bu neyi gösterir, sonunda azınlığa düşeceğimizi. Bunlar öyle bir çoğalıyorlar ki, geometrik! Eyvah durumları! (...) Patlama sırasında burada değilmiş. Ne var ki bahçede patlamayla ilgili ne bir kınama, ne bir baş sağlığı ve üzüntü belirten yazı, plaket, heykel yok. Yazıklar olsun. 33 kişinin öldüğü, 150’den fazla kişinin yaralandığı bu korkunç saldırı burada oldu. İnsanın kanı donuyor. O anı düşünmek bile ürpertici geliyor. Buradaki patlamayı gerçekleştirenin abisi de üç ay sonra olan Ankara Gar katliamının intihar bombacısı. Suruç katliamı davası 7 yıldır sürmekte. Saldırıyla bağlantısı olan iki kişi firari, bir kişi tutuklu.
Bu sırada bahçeye sivil polisler geliyor. Ben önce fotoğraf çektiğim için bana geldiklerini sanmıştım ama genel kimlik kontrolü yapılmakta. Öyle olsun. Kimlikler gösteriliyor, kontrol ediliyor. Sıkıntı yok. Ayrılıyorum ama polisler peşimde, benim cevap kontrolde eksik gelmiş. Bir bekleyelim sonucu diyorlar. Tamam öyle olsun. Bu arada tanışıyoruz. Seyahat nedenimi anlatıyorum. Aralarından biri de bisiklete biniyormuş. Aslında samimiler, nedense görevleri onları kasıntı yapmış!
Sokak aralarından diplere biraz giriş yapıyorum. Fakir kesimlerin durumu na:hoş. İnsanlar meraklı. Soru soruyorlar, neredensin en çok merak ettikleri. Küçükler turist sanıyor, bıçkınlar sesleniyor, 3-5 isteyen oluyor. Suruç’ta adetten herhalde istemek!
Buradakilerin mantıkları farklı. Bize pek uymuyor. Veya biz onlara uymuyoruz. Kürt ağırlıklı bir nüfus var. Konuşulan Kürtçe genelde. Atlı araba, önü motosiklet arkası kamyonet tipleri, plaka da gerekmediğinden bol elektrikli mopet, bir de bunun üç tekerlekli versiyonu dolanmakta. Üzerinde sebze satıyorlar. Şu sıra patlıcan ve marul görüyorum bolca. Sarımsak da. İki çay (1,5) içiyorum, Elazığ tipi taburelerde oturarak. Bunlar böyle semer şeklinde, iç bükey. Sonra da dolanıyor, Sanat Sokağını görmeye gidiyorum. Duvarları Göbeklitepe, buğday, pamuk, İsot ve Suruç’un simgeleri at ve nar resimleriyle bezenmiş. Burada mini konserler, sanat gösterileri, resim sergileri, halk konserleri ve birçok etkinlik yapıldığı anlatılıyor. Bolca kuyumcu olması dikkat çekici. Dükkanların önlerindeki yürüme yollarının (kaldırım) üstleri örtülü, yani güneşten korumak için gölgelikli. Bir soda alıyor (2-), bankta oturup etrafı kesiyorum. Bisiklet de var ortalıkta. Kiminde fren yok, çoğu da vitessiz. Allah’ına emanet durumları. A101’den alınan iki ayran ve meyveli yoğurt -sabah için kahvaltılık- ve çikolatalı fıstık draje ile odaya dönüyor, pizzanın kalanını götürüyorum iki ayranla. Yeşşeee... Başka ne var?
Tarihte Bugün. 18 Mayıs 1944 - Kırım Tatar Sürgünü: Josef Stalin, Kırım Tatarlarını Kırım Yarımadası'ndan sürgün etti. Sürgün edilen 193.865 Kırım Tatarının %45'i sürgünde hayatını kaybetti.
- Suruç ÖE 0414 6112195
Birecik - Suruç
Tur tarihi: 18 Mayıs 2022
Alınan yol: 50,80 km
Ortalama hız: 20 km/s
En yüksek hız: 39,4 km/s
Bisiklete biniş süresi 2 s 32 dk, dışarıda geçen süre 3 s 08 dk
En yüksek sıcaklık 33 ˚C, en düşük 20 ˚C, ortalama 25,3 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 622 m, kaybı (iniş) 481 m
En düşük yükselti 344,2 m, en yüksek 802 m
Garmin yol bilgileri Birecik-Suruç
Relive yol bilgileri Birecik-Suruç
![]() |
Güzel bir güne uyanıyorum. Pencereden Fırat’ın doğal güzelliğinin fotosunu tekrar çekiyorum. Bu saatte bir başka heyecan veriyor. |
![]() |
Birecik’ten ayrılışım 07.38. |
![]() |
Hava temiz, bulut yok, güvenlik şeridi var-duble yol, asfaltın durumu iyi, çevre güzel. |
![]() |
Fıstık, fıstık, fıstık… Her yer. |
![]() |
%10 yazan bir tırmanışın işareti geliyor. |
![]() |
Arat Geçidi, 810 m. |
![]() |
Arat’tan sonra Kocaali geliyor ve… |
![]() |
… ardından Yanaloba... |
![]() |
… Ezgil. |
![]() |
Sırayla köyle geçiliyor; Bostancılar’dan sonra Suruç olarak ayrılmam lazım. |
![]() |
İleride bir kalabalık. Mavi kırmızı çakarlar da yanmakta. |
![]() |
11 Nisan Mahallesi |
![]() |
10.33, Suruç'a giriş yapıyorum. |
![]() |
Suruç ÖE |
![]() |
Suruç ÖE |
![]() |
Hem yemek yiyeceğim yer arıyor… |
![]() |
… hem de Suruç’un içinde dolaşıyorum. |
![]() |
Ahmed-i Bican Camii |
![]() |
Hicri 1304 (1887) yılında Kürkçüzâde İzzetli Ahmed Bican Efendi (veya Bican Ağa) tarafından yaptırıldı; kitabesi bulunmasa da vakfiyesiyle doğrulanmıştır. |
![]() |
Kesme taştan yapılmış, sade ve klasik cami mimarisine sahiptir. |
![]() |
Nar Cafe |
![]() |
Nar Cafe'de pizza. |
![]() |
Ulu Cami |
![]() |
Klasik "Ulu Cami" mimari geleneğini yansıtan, geniş iç mekanı ve bölgeye özgü taş işçiliği ile dikkat çeken bir yapıdır. |
![]() |
Yıllar içerisinde çeşitli restorasyonlar görerek günümüze kadar ulaşmıştır. |
![]() |
Osmanlı dönemine ait olduğu kabul edilir. |
![]() |
2015’de bombalan yer Amara Kültür Merkezi, bugün Suruç Gençlik Merkezi olmuş. |
![]() |
Bu bina da araya girmiş : )) |
![]() |
Özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesindeki çay ocaklarında ve esnaf kahvehanelerinde yaygın olarak kullanılan, "kürsü" veya "tabure" olarak adlandırılan geleneksel oturma elemanı. |
![]() |
Sokak aralarından diplere biraz giriş yapıyorum. |
![]() |
Dükkanların önlerindeki yürüme yollarının (kaldırım) üstleri örtülü, yani güneşten korumak için gölgelikli. |
![]() |
Bu 3teker araçlar çokça. |
![]() |
Cumhuriyet Meydanı |
![]() |
Suruç by Night. |

24. gün (devamı) Suruç-Harran / 22. gün (öncesi) Birecik II
[bisikletle]Türkiye: Göbeklitepe, Tarihin Sıfır Noktası
Tarsus-Karataş, 96 km
Karataş-Yumurtalık, 55 km
Yumurtalık-Payas, 77 km
Payas-Arsuz, 60 km
Arsuz-Çevlik, 50 km
Çevlik-Antakya, 37 km
Antakya-Reyhanlı, 63 km
Reyhanlı-Kırıkhan, 46 km
Kırıkhan-İslâhiye, 67 km
İslâhiye-Kilis, 81 km
Kilis-Gaziantep, 55 km
Gaziantep-Nizip, 59 km
Nizip-Birecik, 37 km
Birecik-Suruç, 51 km
Suruç-Harran, 71 km
Harran-Şanlıurfa, 46 km
Şanlıurfa-Viranşehir, 90 km
Viranşehir-Ceylanpınar, 53 km
Ceylanpınar-Kızıltepe, 75 km
Kızıltepe-Mardin, 23 km
Mardin-Nusaybin, 62 km
Nusaybin-Midyat, 51 km
Midyat-Dargeçit, 43 km
Dargeçit-İdil, 42 km
İdil-Cizre, 32 km
Cizre-Şırnak, 48 km
Şırnak-Eruh, 50 km
Eruh-Siirt, 56 km












































































