9 Mayıs 2022, Pazartesi / Kırıkhan - İslâhiye, 67 km (14. gün)
Çok rahat uyuyamadım. Sanki, tilki uykusu derler ya, yarı uyanık yarı uyku şeklinde. 5 buçuk gibi uyandım. Biraz oyalanıp tabletten az gazete okumaca ve toparlanıp kahvaltıya inmece. Açık büfe yapmışlar ki bu iyi. Ama malzemeler hep aynı. Neyse ki ben sıkı bir kahvaltı yapmak istemiyorum zaten, zeytin peynir domates hıyar ve yumurta ile geçiştiriyorum. Bisiklet kazan dairesinde. Bereket ÖE’de asansör var ve taşımadan indirdim çantaları. Dün bu durumu bilmiyordum ve sokaktan asansöre kadar taşımıştım çantaları.
08.10, pedallar dönmeye başladı. Hemen yakındaki Tekel bayiden alınan soğuk su ile matarayı doldurup pazartesi sabahı trafiği içinde, arabaların arasındayım. Tek yönden aşağıya inip göbekten Ziraatbank’tan sola demişti humusçu Ahmet Usta. Aynen yapıyor, ama gene de duran araçtan teyit alıyorum. Hava 20,4 °C, rakım 118 m. Bugün yolum 70 km. Hassa ve sonra İslâhiye gelecek. Güzel bir serinlik, hafif de bulutlar var, güneşin önünden geçerken puslanıyor hava. Kurulmakta olan bir pazar geçiliyor. Keşke dün olsaydı da gezseydim. Ne çok severim pazarları bilirsiniz. (...) Kara yoluna çıktım. Kaymak asfalt, dünkü yol. Daha doğrusu Reyhanlı’dan gelen yol. Güvenlik şeridi geniş. Eğim sıfır gidiyoruz. Araçlar sıkça geçmekte, özellikle TIR’lar. Yol kenarında açılmamış tezgahlar görüyorum. Amik Ovası bereketiyle karşımda (Gerçi bu çelişik bir durum. Tersi de söyleniyor. Yaşayana sormak lazım.). Ekilmiş her iki yanım. Mısır, pamuk, zeytin ve asma… Çilekler yeşillerin üzerinde kırmızı kırmızı parlamakta. Bölgede pamuk olduğundan çırçır fabrikaları geçiliyor. Bazı yerlerde güvenlik şeridi yok oluyor veya üzeri kurumuş çamurla dolu, yoldan çizgi üzerinden gitmek sorunda kalıyorum. Solda dağlar dimdik, eteklerinde köyler. Amanoslar (*), bana bu isim Nur Dağları demekten daha hoş geliyor. Bilirsiniz, bir Nur Dağı da Mekke’de vardır. Müslümanların kutsal kabul ettikleri, ilk vahinin indirildiğine inanılan Hira mağarası da buradadır.
(*) Çivi yazılı kitabelerde adı Khamanu olarak geçen Nur Dağları eski çağlardan beri Anadolu yarımadası ile Suriye arasında geçit vermeyen 180 kilometrelik bir duvar oluşturduğu, kuzeyde 30, güneyde ise sadece 15 kilometrelik bir genişliğe sahip, 2000 metreye varan yüksekliği ile, kuzeyindeki demir yolu ve güney ucundaki Belen Geçidi (tarihi adıyla Pylae Syriae, yani Suriye geçidi) dışında ortada kalan 80 kilometrelik sahada sadece bir iki patikadan geçilebilen, güney batı ucunda Hınzır Burnu (Promontorium Rhodosicum) ile bitmekte olduğunu okumaktayım.
Oyulmuş dağlar var-görüyorum solumda. Bir yara gibi insanın gözüne batmakta. Zeytinyağı fabrikaları peş peşe geçilmekte. Yağın mis gibi kokusu tüm bölgeyi kaplamış. Dün adaşım anlatıyordu; deve dikeni, bilirsiniz, mor bir çiçeği vardır tepesinde. Bilimsel adı Silybum Marianum. Bu bitki, Kutsal Meryem, Meryem Ana Dikeni ve Kutsal Diken olarak da adlandırılır. Eski bir efsaneye göre Meryem’in sütünden bir damla bu bitkinin yapraklarına düşer. Süt yapraklara değdiğinde beyaz renkli benekleri ortaya çıkar... Böyle de anlatıldığı gibi 9 faydasından da söz ediliyor. Ama konu; ilk çıktığında soyulup yenildiği ve lezzetinin çok güzel olduğu, çayı, yağı, sütü, tohumu ve balının da olduğu. Yani burun kıvırıp baktığımız bir diken meğer Roma döneminden beri şifa niyetine yetiştiriliyormuş.
Karşı şeritte trafik kontrolü yapılıyor, yolum da inceden yükseliyor. Şimdi Aktepe’de bir dere üzerinden geçiyorum. Suyu kurumuş ama. Ne zaman akıyor acaba, ocak-şubat? Saatler 09.54’i gösteriyor, hava 25,2 °C ve 20,8 km/s ortalama ile 28 km.yi geride bırakmışım. Rakım da 291 m oldu. Urfa DSİ ile görüşebiliyorum nihayetinde. Geçen hafta sürekli aradım, açan olmadı. Bunu da anlamak mümkün değil! Ama gördüm ki personel yerinde durmuyor. Hatta bazen uzaklaşırken telefonunu açık bırakıyor, sanki meşgulmüş gibi. Ne desek? Uyanık! 20-21-22 Haziran için yer soruyorum. Sadece 22 boş. Ayırtıyorum belki diğer günler boşalır diye. Telefonu açanla uzunca konuşuyor, gezi nedenimi anlatıp empati yapmaya çalışıyorum ki belki açılırsa beni kayıt eder veya haber verir. Urfa'daki arkadaşım İhsan’ı arayıp durumu bildiriyor yardımını isitiyorum. Ben bir dolaşırım misafirhaneleri, bakarım senin için diyor. Biraz içime su serpiliyor. Nedir bu yer durumu yaa..., sıkıntı verdi!
Aktepe çıkışında gelen mevsimlik işçilerin çadırlarına baktığınızda içiniz erir. Bunların hakikaten durumları içler acısı. Su yok, tuvalet için çukur kazmışlar. Temizlik sıfır. Temel insani haklardan ve yaşam biçimlerden uzak. Buralara mecbur geliyorlar, böyle çadırlarda kalıp, para kazanıp hayatlarını sürdürebilmek için. Ancak çalışma ve yaşam koşulları, çocukların eğitim sorunları, sağlık hizmetleri gibi konularda henüz bir ilerleme görülmüyor.
Ardıçlı geldi. Bu bölgede demek zeytin bol ki çokça sıkımhane görmekteyim. Sağ tarafım, kimi yerler yemyeşil üzerleri gelincik ve sarı papatyayla kaplı. Kırmızı sarı GS olmuş buraları. Güzel bir renk cümbüşü. Şu an 322 metre rakımdayım. 550’ye çıkmam lazım İslâhiye için. 32 km gelmişim. Hava 29,1 °C, ortalamam 20,6 km/s. Yol +1 ile, bazen +2 ile ince ince çıkıyor. Kırıkhan 118 m.deydi.
Saat 10.34. Hassa’da verilen bir çay molası (2,5 TL), 15 Kasım Gürhan Ergüneş Parkı’nda. Çam ağaçlarının altında güzel bir bahçe, biraz nefeslenmek, kaideyi rahatlatmak iyi geliyor. Firu’yla da konuşuyorum bu fırsatla. Ve 11 gibi ayrılıyorum ilçeden. Çıkışta ÖE geliyor. Güzele benziyor, otel gibi bir bina. Bakayım rakım ne oldu? 419 metre. Daha var yani. Hava da 25,3 derece, ortalamam 20 km/s. 39’uncu km.deyim. Yarıyı geçmişim yani. Buralarda bağ ve zeytinlik bir arada ekili. Karışık yani. Çilek bahçeleri de var, kırmızı kırmızı dikkat çekmekte.
52. km.de 2’nci bataryaya geçiyorum. Kaldı önümde 20 km. Hava kapadı. Güneş bulutların arkasına girdi. Kara bulutlar da göründü. Saat 11.57. Sıcaklık 24,6 °C. Rakım 481 m, ortalamam ise 20,4 km/s. Kuzey yönünde devam pedallamaya. Bataryayı değiştirirken Adidas’ı çıkartıp yeleği giydim. Yol aynı evsafta devam ediyor. Kaymak asfalt şeklinde. Güvenlik şeridi de var. No problema durumları. Bu arada İhsan aradı, yer bulmuş bana, sağ olsun. 150 lira, GAP Misafirhanesi. Nasıl sevindim bilemezsiniz. Demin onunla telefonda konuşurken yanıma bir adam yanaştı, yukarı köydenmiş. Deli biri, çılgın. Cinselliğe takmış. Sanırım manik depresif. Necmettin mi, Necati mi, neydi ismi? Belden aşağı bir şeyler anlatıp durdu.
60’ıncı km.de yol çalışması geliyor. Karşı tarafa geçtik, tek şeride düştük. Bu tabii kabus durumları. Ortaya da yolu ayırmak için -uzak aralıklarla olsa da- kırmızı plastik uyarı direklerinden dikmişler. Neyse ki TIR’lar çok güzel geçtiler. Bayağı açılıp karşı yön şeridine girerek. Hepsini selamladım ve onayladım baş parmak işaretiyle. Bravo doğrusu. Ancak midibüsler böyle geçmiyorlar. Çok yakından geçmekteler, keza kamyonetler de. Arabalar sorun değil. Daha dar olduklarından sıkıntı olmuyor. Acaba aracın içinde otururken önlerinde giden bir bisikletçi nasıl görünüyordur/veya düşünülüyordur? Acıma duygusu mu yoksa bunların burada işi ne? (...) 3 km sürüyor bu durum. Çabuk geçmek için High konuma aldım, hızlanayım diye. Bitişinde Jandarma çevirme yapmış. Durmadan geçmeme izin veriyorlar. Geldiğim kavşakta soldan Şehir Merkezi (İslâhiye) diye giriyor, hemen sağdaki benzinci yanında çay ocağı görmemle yanaşıp masada yerimi alıyorum. Çay çok lezzetli. Kaçak diyor çaycı. Besbelli. 2 lira bardağı. İki tane içiyor, biraz dinleniyor, biraz yan masadaki okeyi seyrediyor ve Antakyalı adaşımla telefonlaşıyorum. Yoldayken konuşamamıştım.
Adını 1866 tarihinde Osmanlı Devleti tarafından bu bölgeye gönderilen Derviş Paşa komutasındaki Fırka-i İslâhiye (*) olarak bilinen ordudan alan İslâhiye’ye uzunca bir yoldan giriliyor. Bir kısım iniş. Sağ sol binalarla dolu, işyerleri dükkanlar vs. Google yardımıyla ÖE’in yakınına kadar geliyor, sonra vatandaşa soruyor-buluyorum. Bisiyi dışarıda cama dayayıp giriyorum. Yerim ayrılmıştı, 160- TL O.K. şeklinde. Md. Yrd. Özgür Bey ile tanışıp kayıt işlemleri yapılıyor. Bisiklet sorgusuz sualsiz içeri alınıp merdiven kenarına konuluyor. Oda üç yataklı, büyükçe. Bu turun en iyi odası (şimdilik). Özellikle banyosu. Her yer güzel olabiliyor ama banyo genelde dökülüyor. Açıl saçıl durumları. Dizimi naylon torbayla koruma altına alıp daha kapsamlı bir duş alıyorum. Gene de koruyarak bacağıma fazla su değmemesi için tedbirliyim.
(*) Fırkanın kuruluşu 1853'te yapılan Kırım Savaşı'na dayanır. Bu savaş sırasında çekilen asker sıkıntısı, Cebel-i Bereket (Gâvur dağları) ile Kozan dağları arasındaki bölgelerden de asker istenmesine yol açmıştı. Ancak bu istek, bu bölgelerdeki aşiretlerin devlete muhalefeti sebebiyle gerçekleşmemişti. Savaştan sonra Osmanlı hükümeti hem orduya yeni asker kaynakları temin etmek, hem de bölgeyi itaat altına alıp güvenliği sağlamak, eşkıyalığa son vermek, vergileri düzenli bir şekilde almak ve birçok karışıklığa yol açan konar göçer teşekkülleri yerleşik hayata geçirip ziraatı teşvik etmek için bir askerî güç oluşturma kararı almış ve bu güce de Fırka-i Islâhiye denmişti.
Biraz uzanıp hafif kestirip dışardan gelen bebelerin sesleriyle uyanıp mideyi rahatlatmak üzere hazırlanıyorum. Ahmet Bey (Md.) bana hemen yan binadaki hanımın mutfağını öneriyor. İslâhiye’de her şey etlidir yoksa diyerek. Orada menemen ısmarlıyorum. Bir de kendi yaptıkları ayran. Siparişin yanında gelen kötü sünger ekmek yerine çıkıp yandaki kebapçıdan tırnak pide alıyor, afiyetle menemeni mideye indiriyorum. Hepsi 30 lira tutuyor. Yemek sırasında hanımla sohbet ettik, kızıyla da. Kızı Şişli Y.O.lunda okumakta. Hiç duymamıştım adını. Oto Sanayi’nin içindeymiş, Maslak’ta. Anne biraz dertli okuması konusunda. Bir de oğlu var. İki kardeş Bakırköy’de oturuyorlar. Oğlan yurt dışına gitme isteğinde. Müracaat etmiş ama kabul olmamış.
İslâhiye’nin çarşı sokaklarında dolanmaktayım. Turun başından beri gördüğüm, üzerleri susamlı 9 cm çapındaki kurabiyelerden alıp (4 ad. 5-) tadıyorum. Lezzetliler. Tarçınlı gibi, ayriyeten yumuşaklar. Burada, dikkat çekici şekilde erkek kuaförleri –fazlasıyla- görülmekte. Bir de kaçak çay satılıyor her yerde, paketli veya dökme. Kilosu 140-180 TL arasında. Küçük bir yer olduğundan çarşı etrafındaki sokaklar dönüp dolaşıp beni gene parka getiriyor. Buradaki çay evinde bir sade+çay (8+2=10-) ile geleni geçeni kesmekteyim. Biri var ki hararetli şekilde, sanırım kız arkadaşıyla tartışıyor, yükleniyor da yükleniyor. Tam anlamıyla karakter yapıyor kıza.
Migros’tan iki portakal, Eti Lifalif ve kefir alıyor -üç gündür kefir içiyorum-, hava kararmaya yüz tutarken ÖE’ye dönüp resepsiyondaki beyle Yesemek yolu hakkında bilgi alıp ısmarladığı çay eşliğinde sohbet etmekteyiz. Bilirsiniz herhalde Yesemek’i. Milat öncesine geri giden taş ocağı ve heykel atölyesi. Buraya yakın, yarınki yolumun üzerinde.
Dönüşü Kurtalan’dan trenle yapmak istiyorum. Odada TCDD sayfasından Kurtalan Ekspresi’ne yer ayırtma derdindeyim, ama 12 Haziran’a daha şimdiden yapmıyor. Sağlıklı çalışıyor mu siteleri şüphe de etmiyor değilim. Ne zaman tren istesem hep karmaşık bir durum çıkıyor. Dönelim İslâhiye’ye, tarihini okuyacak olursak: XIX. yüzyılda Avrupa’daki milliyetçilik hareketleri ile baş gösteren dalgalanmalar en çok değişik milletleri içinde barındıran Osmanlı gibi devletlerin üzerinde etkili olmuştur. Özellikle Sanayi İnkılabının ortaya çıkmasıyla hız kazanan emperyalizm, iktisadi yönden dünya dengelerini altüst etmiş, birçok alanda değişikliğe neden olmuştur. Bu yüzyılın başlarından itibaren sosyal çalkantılar had safhaya ulaşmıştı. 1800’lü yılların ikinci yarısında Çukurova ve Gavurdağı bölgelerindeki Türkmen ve Kürt beyliklerinde isyanlar meydana gelmişti. Bu isyan ve başıbozuklukların giderilmesi için ciddi tedbirler alınması şart olmuştu. Osmanlı İmparatorluğu, bu bölgede hem iskanı sağlamak hem de verimi artırmak amacıyla göçebe aşiretleri yerleşime tabi tutma çalışmalarına başlamış, bu amaçla Hassa, Reyhanlı ve İslâhiye kasabalarını kurmuştur... denilmiş. İslâhiye, tarihin en eski dönemlerinden beri birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış, birçok topluluğu bünyesinde toplamış. Anadolu ve Ortadoğu (Mısır, Suriye, Irak) arasında tek geçiş güzergahı olması ise burayı önemli bir merkez durumuna getirmiş. Ayrıca tarihi ticaret yolları üzerinde olması da burayı önemli kılan özelliklerden. Bu topraklar uğruna tarihin her döneminde nice savaşlar yapılmış. Burada yaşayan uygarlıklardan günümüze ulaşan eserler, bu uygarlıklar hakkında bize doyurucu bilgi vermekte. Çevre araştırmaları İslâhiye’nin MÖ 9000 yılına kadar inen bir tarihinin olduğunu göstermekte. Sırasıyla Hitit, eski Yunan, Bizans, Dört Halife Devri (Hz. Ömer), eski Mısır, Selçuklu, Memluk, Osmanlı ve de TC dönemi.
- İslâhiye ÖE 0552 8063100
- Zerde Otel 0552 7966411
Kırıkhan - İslâhiye
Tur tarihi: 9 Mayıs 2022
Alınan yol: 67,38 km
Ortalama hız: 20,3 km/s
En yüksek hız: 35 km/s
Bisiklete biniş süresi 3 s 18 dk, dışarıda geçen süre 5 s
En yüksek sıcaklık 33 ˚C, en düşük 19 ˚C, ortalama 24,7 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 727,8 m, kaybı (iniş) 369 m
En düşük yükselti 103,1 m, en yüksek 554 m
Garmin yol bilgileri Kırıkhan-İslâhiye
Relive yol bilgileri Kırıkhan-İslâhiye
![]() |
Kırıkhan’dan ayrılışım 08.08. |
![]() |
Hemen yakındaki Tekel bayiden alınan soğuk su ile matarayı doldurup pazartesi sabahı trafiği içinde, arabaların arasındayım. |
![]() |
Güzel bir serinlik, hafif de bulutlar var, güneşin önünden geçerken puslanıyor hava. |
![]() |
Kara yolu, kaymak asfalt. Reyhanlı’dan gelen yol bu. Eğim sıfır gidiyoruz. |
![]() |
Karşıdan karşıya geçebilmek için merdiven koymuşlar. |
![]() |
Aktepe çıkışında gelen mevsimlik işçilerin çadırlarına baktığınızda içiniz erir. Su yok, tuvalet için çukur kazmışlar. Temizlik sıfır. Temel insani haklardan ve yaşam biçimlerden uzak. |
![]() |
10.24, Hassa geçiliyor. |
![]() |
Hatay’ın en kuzeyinde yer alan Hassa, Amanos Dağları (Nur Dağları) ile Suriye sınırı arasına sıkışmış, volkanik arazisi ve üzüm bağlarıyla meşhur, stratejik önemi yüksek bir ilçedir. |
![]() |
Hassa ÖE |
![]() |
11.15, Akbez geçiliyor. |
![]() |
11.55, Altınüzüm sonrası Boğaziçi geçiliyor. |
![]() |
Oyulmuş dağlar var-görüyorum solumda. Bir yara gibi insanın gözüne batmakta. |
![]() |
Geldiğim kavşakta soldan Şehir Merkezi (İslâhiye) diyor. |
![]() |
İslâhiye’ye uzunca bir yoldan giriliyor. |
![]() |
İslâhiye Kaymakamlığı |
![]() |
İslâhiye ÖE |
![]() |
Nehir Fast Food |
![]() |
İslâhiye’nin çarşı sokaklarında dolanmaktayım. |
![]() |
"Kısmetlerin bol, eline para geçecek." |
![]() |
İslâhiye ÖE |
![]() |
İslâhiye by Night (Demokrasi Meydanı) |
15. gün (devamı) İslâhiye-Kilis / 13. gün (öncesi) Reyhanlı-Kırıkhan
[bisikletle]Türkiye: Göbeklitepe, Tarihin Sıfır Noktası
Tarsus-Karataş, 96 km
Karataş-Yumurtalık, 55 km
Yumurtalık-Payas, 77 km
Payas-Arsuz, 60 km
Arsuz-Çevlik, 50 km
Çevlik-Antakya, 37 km
Antakya-Reyhanlı, 63 km
Reyhanlı-Kırıkhan, 46 km
Kırıkhan-İslâhiye, 67 km
İslâhiye-Kilis, 81 km
Kilis-Gaziantep, 55 km
Gaziantep-Nizip, 59 km
Nizip-Birecik, 37 km
Birecik-Suruç, 51 km
Suruç-Harran, 71 km
Harran-Şanlıurfa, 46 km
Şanlıurfa-Viranşehir, 90 km
Viranşehir-Ceylanpınar, 53 km
Ceylanpınar-Kızıltepe, 75 km
Kızıltepe-Mardin, 23 km
Mardin-Nusaybin, 62 km
Nusaybin-Midyat, 51 km
Midyat-Dargeçit, 43 km
Dargeçit-İdil, 42 km
İdil-Cizre, 32 km
Cizre-Şırnak, 48 km
Şırnak-Eruh, 50 km
Eruh-Siirt, 56 km












































