5 Mayıs 2022, Çarşamba / Antakya II (10. gün)
Rahat bir uyku sonrası uyanıyor yatakta oyalanıyorum, tabletten gazete okuyarak. Bugün 2’nci günüm olacak Antakya’da. 9 gibi kahvaltıya iniyor, hazır bir tabakta ondan bundan birazcık konulmuş şeyleri bir bardak çayla temizliyorum. Odada, önümüzdeki günlerin yerlerini aramaktayım. Ama her yer dolu. Mardin’de yer yok. Tüm kamu misafirhanelerini tarıyorum, Polis Evi, Çevre Bakanlığı, Sağlık Evi, Karayolları… Antep’te de yer yok. DSİ dolu, ÖE dolu. Çaresizlik içinde kara kara düşünmekteyim. Arkadaşım Meltem turizmci bir arkadaşından Uygulama Otelinde zar zor yer buluyor Antep’te, gecesi 250’den. Yuh mu yuh durumları! Urfa halen muallakta. Yer var ama tek gün için. Bense üç gün kalacağım. Nasıl olacak bilemiyorum? Nedir bu rağbet böyle? Sıkıldım da bu durumdan! Hani dön evine bile geçiyor kafamdan.
Tüm bu aramalar taramalar saati 12 yapıyor. Bu arada beklenen yağmur da başladı. Şemsiye ile çıkıyor, tarif edilen yoldan Arkeoloji Müzesi’ne doğru yürümekteyim. Şemsiye kafamı koruyor ama ayaklar ıslanıyor. Google yürüyeceğim yolu 35 dakika göstermekte. Bu kadar uzak olmamalı(ydı) müze! Bir tuhaflık var ama bilemedim nedir?
Yağmurda arabalardan ıslanmamak için kaçarak ulaşıyorum müzeye. Ama bayağı yürüdüm bu tatsız havada. Keşke bir taksi tutsaydım. Ne kafa bende ki! 65’le duhul oluyorum : )) Kalabalık var. Ziyaretçisi çok. Neme lazım diye maskeyi geçiriyorum yüzüme. Fi tarihinde geldiğimde eski müzeyi ziyaret etmiştim. O dönemde dünyanın en büyük üçüncü mozaik müzesi deniliyordu. Bugünse dünyanın en büyüğü olmuş. Paleolitik, Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağı, Hitit, Helenistik, Roma, Doğu Roma, Selçuklu ve Osmanlı döneminden pek çok önemli eserin sergilendiği baş döndürücü bir mekan.
Merkezi Antakya olmak üzere İskenderun, Daphne (Harbiye), Tell Atçana, Tell Tayinat, Samandağ (Seleukeia Pieria), Erzin (Epiphaneia), Dörtyol, Altınözü, Kırıkhan, Hassa ilçelerinde yapılan kazılardan çıkan eserlerin çoğu Roma dönemine ait. Bu buluntular bölgenin tüm ihtişamını göstermekte. “Terkedilmiş Ariadne Mozaiği”, “Yakto” ve “Satyr ve Hermaphroditos Mozaği”, “Mevsimler Mozaiği”, “Venüsün Doğuşu Mozaiği”, “Artemis Mozaiği” ve “İskelet Mozaiği” müzenin en dikkat çeken mozaikleri arasında. Şuppiluliuma Heykeli, Arsuz Stelleri, Asur Ortastadı, Tyche Heykeli, Antakya Lahdi ve Çift Aslanlı Sütun Kaidesi... Saymakla bitmezi, hepsi benzersiz işler.
Detaylı işlenmiş ve benzersiz renkli taşlarla çalışılmış mozaik koleksiyonunun büyüklüğü, sayısı ve kalitesi muhteşem. Bir iki yeterli aydınlatılmamış seksiyon dışında, son derece etkileyici mekanlar ortaya çıkmış. Mozaikler ayrı bir keyif, bina ayrı, eserler ayrı. Türkiye’nin sayılı müzelerinden. Anlatmakla bitmez mutlaka görülmeli... Ancak her zaman aynı dert. Bizim insanımız müze nedir bilmiyor, nasıl gezilir bilmiyor. Sanki sokakta gibi yüksek sesle konuşuyor, bebesini uyarmıyor, çocuk bahçesine döndürüyor. İşte her şey eğitimle başlar lafına en güzel örnek. Şekline şemailine kılığına kıyafetine bakma, eğitim almamışsa, görgü yoksa bir şey bekleme. Kaba düşüncesiz bencil bir varlık olarak dolanıyor aramızda.
Dışarıda gök gürültüsü, çatıdaki yağmurun sesi -sanki tepede trampet çalan birileri var- içerilere kadar geliyor. Kıyamet kopuyor olmalı. Kaldık mı burada hapis. Karnım da açıktı, baş ağrısı başladı. Keşke yanıma atıştırmalık bir iki şey alsaydım. At oğlum çantana bir enerji bar. Yerin mi yok? Bu sana ders olsun!
Üç saatimi müzede geçiriyorum. Çıkışta dışarıya baktığımda sel götürüyor ortalığı. Kimse çık(a)mamış, girişte toplanmış millet. Yağmur müzenin içine kadar girmiş, küreklerle dışarı çekiyorlar. Hani bu da biraz yapının durumunu sorgulatmaz mı? Bu kadar övün sonra yağmur yağdı mı küreklemek zorunda kal! Bisikletçi arkadaşlardan Abdulhak Bey arıyor, iş çıkışı alırım diyor. Yani bundan daha iyi bir teklif olabilir mi? Çok çok teşekkürler.
Beklemedeyim...
Yağmur hızını kesince çıkıyor, karşısındaki fırında beklemeyi sürdürüyorum. Abdulhak Bey 6’ya doğru geliyor. Yollar tıkanmış, seller basmış. Ben de beklerken iki katıklı ekmek -ince pide üzerinde çökelek ve acı biber olan- götürüyorum. Çok lezzetli bir şey. Keşke İstanbul’da da olsa. Lahmacunu yaparlar da bunu neden yapmazlar ki?
Abdulhak Beyle humus yemek için gittiğimiz Mezem’de nefis bir ikram geliyor önümüze. Üzeri zeytinyağlı, bol pul biber, yanında sıcak pide..., yumul. Yani son zamanlara severek bayılarak yediğim en güzel yemekler. Bunu ben ödüyorum 44- TL. Devamlı misafir muamelesi görmek de istemiyorum doğrusu.
Diğer bisikletçi arkadaş arıyor, adaşım. Onunla da namazdan sonra buluşmak üzere sözleşiyoruz. Biz de aradaki bir saatte Abdulhak Beyin evine gidip -misafirhaneye çok yakın oturmakta- önce sürahide kahve (onların tabiri-çay bardağında yani), sonra bir de sallama çay ile televizyonda Fox haberlerine bakıyoruz. Portakal’ın yerine gelen yeni sunucu bence onun kadar akıcı değil gibi. Gerçi yerli kanalları seyretmeyeli yıllar oldu. Üç kanal dışında hepsi yandaş olunca.
Eve girmeden önce üstüme polar yeleği almıştım kaldığım odadan. Altta gene şort duruyor ama üstü korumaya almaktayım. Gerçekten soğudu hava. Misafirhanede kaloriferleri bile yakmışlar. Köprü başında eski belediye binasında Mustafa Beyle buluşup arabayla önce terasa çıkıyor, kuş bakışı Antakya’ya bakıyor, havanın soğuk olmasından dolayı kalmayıp Affan Kahveye yöneliyoruz. Yol boyunca Antakya’nın gezilecek görülecek yerlerine ilişkin bilgiler ediniyorum, iki rehberim sayesinde. Sağ olsunlar.
Affan Kahvesi, diğer adıyla İnci Kıraathanesi, 1911 yılında Fuat Sahilli tarafından yaptırılan ve 1913 yılında yapımı bitirilen iki katlı taş binanın alt katındadır. Yapımında Fransız mimarlar ve Halep'ten gelen taş ustaların emeği olan kahve, olduğu gibi taş yapı olarak tasarlanmış ve ortada iki ana sütunla ayakta tutulmuştur. Kahvenin inşa çalışmaları sırasında Roma Dönemi’nden kalma içi su dolu kuyular bulunmuştur. Kurtuluş Caddesi üzerinde Affan Mahallesi'nde olduğundan -Arapçada yiğit anlamına gelen Affan kelimesinden- Affan Kahvesi de denmektedir. Kahve, kuruluşundan bu yana Sahilli ailesi tarafından, dört kuşakta (Fuat Sahilli, Celal Sahilli, Züheyr ve Mahir Sahilli, Onur ve Numan Sahilli) işletilmektedir.
Kahvenin arka tarafında asma dallarıyla gölgelenen bir de bahçesi var. Avlunun ortasındaki süs havuzu, sarmaşıklar ve duvardaki eski Antakya fotoğrafları ile bezeli. Biz ise ön tarafa-girişe yerleşiyoruz. İki ada çayı içiyorum. İyi geliyor, içimi ısıtıyor. Yarım saat gibi kalıp ayrılıyor, Mustafa Beyi evininin yakınına bırakıyor, biz de bulvarlardan geçerek misafirhanenin önüne varıyoruz. Yarın görüşmek üzere ayrılıyorum Abdulhak Beyden.
Hatay yöresi, Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Yöredeki yerleşmelerin tarihi, yaşamı kolaylaştıran ılıman iklim koşulları ve verimli toprakların varlığı nedeniyle, MÖ 100 binle başlatılan Orta Paleolitik Dönem’e uzanmaktadır.
Hatay yöresini çekici kılan ve tarihin her döneminde göçlere açık olmasını sağlayan bir başka özellik de, Anadolu’yu Çukurova yoluyla Suriye-Filistin’e bağlayan yolların kavşak noktasında bulunmasıdır. Ayrıca Mezopotamya’dan Akdeniz’e çıkmak için kullanabilecek en uygun limanlar yine Hatay yöresindedir.
Hatay adının kaynağına ilişkin ilk bilgiler MÖ 1200’le başlayan Genç Hitit prenslikleri dönemine tarihlenmektedir. Bu dönemde, Amik Ovası’ndaki Hitit Prenslikleri’nin birleşerek Hattena Krallığı adını aldıkları bilinmekte, Hatay adının da buradan geldiği sanılmaktadır. Yöreye bu adı 1936’da Atatürk vermiştir. Hattena Krallığı’nın başkenti, bugünkü Kırıkhan yakınlarındaki Kanula (Çatalhöyük)’te kalıntıları bulunan yerleşim yeridir.
Hatay ilinin merkez ilçesi olan Antakya’nın ise MÖ 300 yılında, I. Seleukos Nikator’un babası Antiokhos’un ismi verilerek Antiokheia olmuştur.
![]() |
Arkeoloji Müzesi |
![]() |
Sivriltilmiş Kafatası, Tell Şeyh Höyük, Kalkolitik Çağ |
![]() |
Suppiluliuma Heykeli |
![]() |
Erkek Büstü (Taş) Ort Tunç Ç. / Heykel Başı (Kireçtaşı) Demir Ç. IIA |
![]() |
Arsuz Stelleri |
![]() |
Bağ Bozumu Mozaiği, Hassa-Mazmanlı, MS 5.-6.yy |
![]() |
Mezar Steli (Mermer) Roma D. / Stel (Bazalt) Geç Hitit D. MÖ 8.yy |
![]() |
Kanatlı Boğa ve Sfenks Kabartmalı Sütun Kaidesi (Bazalt) MÖ 9.yy |
![]() |
Pers Atlısı (Pişmiş T.) Akhameid D. |
![]() |
Buhurdanlık (Pişmiş T.) Kalkolitik Ç. |
![]() |
Kova (Bakır) Doğu Roma D. |
![]() |
Fırtına Tanrıçası Hera (Bazalt) Geç Helenistik D. / Fırtına Tanrıçası Zeus (Bazalt) Geç Helenistik D. |
![]() |
Tanrıça Heykeli (Bazalt) MÖ 4.yy |
![]() |
Aphrodite (Tunç) Roma D. |
![]() |
Çift Kulplu Vazo, Kâse, Testi, Testicik, Gözyaşı Şişesi (Pişmiş T.) Helenistik D. |
![]() |
Genç Kadın Yüzü Kabartmalı Parfüm Şişesi (Cam) Roma D. |
![]() |
Silindirik Şişe (Cam) Roma D. |
![]() |
Okeanus ve Bellerofon Mozaiği MS 2.-3.yy, Antakya Harbiye |
![]() |
Dionysos, Menad ve Satir MS 3.yy, Antakya |
![]() |
Öküz heykelciği (Tunç) Roma D. / Boğa heykelciği (Tunç) Erken Tunç Ç. |
![]() |
İskelet Mozaiği |
![]() |
Apolausis Hamamı Soteria Mozaiği MS 400, Antakya Narlıca |
![]() |
İmparator Lucius Verus MS 161-169 |
![]() |
Tetis Mozaiği MS 3.yy, Antakya Samandağ |
![]() |
Roma İmparatoru Macrimus (Mermer) MS 217-218 / Roma İmparatoru Trebonianus Gallus (Mermer) MS 251-253 |
![]() |
Yaşlı Satyr Başı (Mermer) Roma D. |
![]() |
Çelenkli Lahit (Mermer) Roma D. (MS 2.-3. yy) |
![]() |
Antakya Lakti |
![]() |
Gerdanlık (Altın) Roma D. |
![]() |
Yüzük (Altın) Roma D. |
![]() |
Takvim Evi Mozaiği MS 2.yy, Antakya Haç Dağı |
![]() |
Defne Çelenkli Çerçeve Motifi MS 3.yy, Antakya |
![]() |
Broş (Altın) MÖ 1. Bin |
![]() |
Bilezik (Gümüş) İslami D. |
![]() |
Çanak (Pişmiş T.) Orta Ç. |
![]() |
Müze dükkanında satılık renk renk Suppiluliuma'lar. |
![]() |
Mezem |
11. gün (devamı) Antakya III / 9. gün (öncesi) Çevlik-Antakya
[bisikletle]Türkiye: Göbeklitepe, Tarihin Sıfır Noktası
Tarsus-Karataş, 96 km
Karataş-Yumurtalık, 55 km
Yumurtalık-Payas, 77 km
Payas-Arsuz, 60 km
Arsuz-Çevlik, 50 km
Çevlik-Antakya, 37 km
Antakya-Reyhanlı, 63 km
Reyhanlı-Kırıkhan, 46 km
Kırıkhan-İslâhiye, 67 km
İslâhiye-Kilis, 81 km
Kilis-Gaziantep, 55 km
Gaziantep-Nizip, 59 km
Nizip-Birecik, 37 km
Birecik-Suruç, 51 km
Suruç-Harran, 71 km
Harran-Şanlıurfa, 46 km
Şanlıurfa-Viranşehir, 90 km
Viranşehir-Ceylanpınar, 53 km
Ceylanpınar-Kızıltepe, 75 km
Kızıltepe-Mardin, 23 km
Mardin-Nusaybin, 62 km
Nusaybin-Midyat, 51 km
Midyat-Dargeçit, 43 km
Dargeçit-İdil, 42 km
İdil-Cizre, 32 km
Cizre-Şırnak, 48 km
Şırnak-Eruh, 50 km
Eruh-Siirt, 56 km
































































