8 Mayıs 2022, Pazar / Reyhanlı - Kırıkhan, 46 km (13. gün)
Gece biraz üşüdüm ve ikinci pikeyi aldım üzerime. Pikeler de öyle ince değil ama ona rağmen. Pencereyi hafif aralık bırakmıştım, hava girsin diye. Erken uyandım. Biraz oyalanıp 6’ya doğru tabletten az okumaca, hazırlanıp toparlanıp bisikleti bodrumdaki depodan alıp yüklemek ve saat 08.08’de pedalların dönmesi. Çaycı Adnan Beyden alınan tarif üzerine; saat kulesine doğru, oradan sağdan dümdüz, Cilvegözü’nden gelen yola bağlanıp soldan Kırıkhan, 42 km gibi, dünkü yolun çok benzeri uzunlukta. Gerçi ben Kumlu’dan gideceğim, biraz uzatacağım.
Hava güzel, bulutsuz, berrak, keyifli bir serinlik var. Yol boyunca sağda solda sürülerini güden çobanlar, koyun keçi karışık. Kiminin sürüsü çok kalabalık, kimi eşek üzerinde, kimi yürüyor, kiminde çoban köpeği var ama bereket bana ilişmiyorlar. Keyifle ilerliyorum ancak Garmin bir türlü uyduya bağlan(a)mıyor. O nedenle de hesaplamıyor verileri. Duruyorum, kapa aç yapıyorum, fayda etmiyor. Sinir tepemde. Ne yapmam lazım bu aleti hareket ettirmek için? İnternetten araştırıyorum, okuduklarımla bir şeyler deniyorum. EPO data kontrolü yapın diyor ve ‘expired’ olduğunu görüyorum. Eeee ne olacak şimdi? Bir güncelleme gelip duruyordu günlerdir, erteliyordum. Ondan olabilir mi? Yapıyor ve durumun düzeldiğini görmek içimi rahatlatıyor. Ama buraya kadar 6-7 km yol kayıt olamadı : ((
Devam pedallamaya. Hava 24,4 °C, rakım 104 m. Kuzey yönündeyim. Yol düz, asfalt kaymak, 2 gidiş 2 geliş, güvenlik şeridi var, araç trafiği de var. Sağ sol ekili alanlar. Pamuk vardı şimdi mısır geldi. Amik Ovası buraları. 72’de kurutulmuş bir bataklık. Dün anlatmıştım hikayesini. Pek doğru olmadığı söyleniyor!
15’inci km.de Kumlu sapağı geldi. Düz devam etsem daha kısa ama gelmişken Kumlu içinden geçeyim-göreyim, yol zaten fazla uzun değil, 5 km daha eklenir herhalde. Sapmamla tek şeride düşüyor, evsafı bozuluyor, kabalaşıyor, dalgalanıyor asfalt. Ama daha sakin bir bölüm. Yolda Mustafa Bey arıyor. Sağ olsun bugün beni Kırıkhan’da bekliyor olacak. Dün oraya gitmiş, kalmıştı. Bu arada kaskın ayna ayarını düzeltiyor ve en kullanışlı konuma getiriyorum. Olabildiğince solumda, görüş alanı dışında. Çok iyi oldu bu ayar. Fazla önümdeydi.
Kaktüsler öyle güzel yaprak açmış ki. Açık yeşil, küçücük avuç içi kadar. 10-15 kırlangıçtan oluşan bir sürü önümde uçuyor, asfaltın kenarına konup kaçışıyorlar. Çok seri hareket edip, ani dönüşler-yükseliş-inişler yapabilen bir kuş türü. Yavru bunlar, minik. Dümdüz bir ovada ilerliyorum. Amik Ovası’nın tam ortasındayım. Yolun her iki tarafı da ekili alan. Bazılarında sulama yapılıyor, damlama yöntemiyle. Kontrol edenler var, gelmişler tarlalarında dolanıyorlar.
Saat 09.39, hava 20,3 °C, 22,5 km.de 92 m rakımlı Kumlu geliyor. Küçük bir ilçeye benziyor. Giriyorum belki simitçi bulur bir çayla karnımı doyururum diye ama boş yere bakınıyorum. Herhalde çarşısına girmeliydim bunun için (Keşke de girseydim. Niye dışından dolandım ki?!). Neyse diyor devam ediyorum. Gerçi bir çaycı tost yapıyordu ama tost falan yemek istemedim şimdi. (Bazen sucuklunun piştiği ızgarada yapıldığından tadını sevmiyorum.)
Kumlu’nun ismiyle ilgili üç rivayet okudum. Aklıma en uyanını paylaşayım: Kilis dağlarından doğan Afrin Çayının önce Suriye Afrin ilçesine geçip, daha sonra tekrar Reyhanlı’dan Türkiye’ye girip -yağışlara bağlantılı olarak tehlikeli seller oluşturan Afrin Çayı- eski Amik Gölüne dağılmasının son noktasının şimdiki Kumlu olması. Sellerin getirdiği kumlar nedeniyle belli kumul tepelerinin oluşup, eski Camuzlar (hayvancılık ile uğrasan kişiler) ve avcılar buraya Kumul dediğinden daha sonraları Kumlu denmesi. Belediyenin sitesinde yazılanlar da bunu doğrulamakta: Amik ovasının merkezinde bulunan ilçemiz Amik Gölünün istilası altında çeşitli sazlıklarla kaplı bataklık bir yer iken, 1945 yılında iskân yeri olarak tahsis edilmiştir. Camuzlar olarak adlandırılan dört beş ailenin bu topraklara gelip yerleşmesi ile Reyhanlı ilçesine bağlı Killik köyü kurulmuştur. O dönemde nüfus başına 14 dönüm verilmesi üzerine çevre köylerden buraya göçler olmuş, 1947 yılında bataklıkların kurutulması ile göç hızlanmış, zamanla Killik köyü bölgenin en büyük köyü haline gelmiştir. 1956 yılında Hamam köyünde bulunan nahiye ve jandarma teşkilatı Killik köyüne nakledilmiştir. 1965 yılında nüfusu 2000’in üzerine çıkmasıyla kasaba olan Killik köyünde 1968 yılında belediye teşkilatı kurulmuştur. 1945 yılından bu yana halk arasında Kumul olarak anılan yerleşim yerinin adı ise belediye teşkilatının kurulmasıyla Kumlu olarak değiştirilmiştir.
Ve Kumlu’dan çıkıp bu sefer Antakya tarafından gelen yola bağlanıyorum. Asfalt kabalaşıyor, tek şerit. Trafiği var yolun. Güvenlik şeridi gidilecek gibi değil. Mecburen çizgi üzerindeyim. Rüzgar soldan esmekte. 19 km dedi Kırıkhan’a. Yol üzerinde benzinci falan da yok. Bir tane geliyor ama onda da market boştu. Sonrakinde bir soda ile kısa bir mola veriyorum. Tepelerde rüzgar gülleri görünüyor. Dün de Reyhanlı’ya gelirken bir hayli fazla görmüştüm. Buradakiler dünkü kadar çok değiller. Görüş alanım içinde 20 kadar sayabiliyorum. Yolda -herhalde arabaların çarptığı- kuşlar yatıyor. Kırlangıçtı bir tanesi. Hava 27,4 °C, 86 m rakımda sıfır eğimle sürüyor yolum, yönüm kuzey, ortalamam 20,2 km/s. 38 km geride kalmış, Kırıkhan uzaklarda gözüktü bile. Ama daha 8-9 kilometrem var oraya ulaşmak için.
Ve Kırıkhan’a varışım 11 gibi oluyor. Mustafa Bey ile telefonlaşıyor, göbekten düz devam edip solda gelen benzincide beklememi istiyor. Shell’e girip bir soda eşliğinde hem dinleniyor, hem Firu ile konuşuyor, hem de WA’dan bazı mesajlar yolluyorum. Bu arada 10 dakikadır buradayım gelen giden yok. Acaba diğer benzinciyi mi kast etti diyerek Lukoil’e gidiyorum. Neyse sonunda buluşup biraz ilçe içinde turlayıp ardından bir yerde çay içip, humusçuyu göstermesi, ÖE’ye gidip kayıt kuyut işleri (170- O.K.), müdür Ali Beyin arkadaşı çıkması ve İskenderun yoluna doğru pedallayıp oradaki Park Kafede birer sade ile oyalanıp, onun Antakya’ya devam etmesi, benim de ÖE’ye dönmemle ayrılıyoruz. İyi bir dost-arkadaş edindim. Beş gündür beraberdik. Salimen evine varmasını isterim.
ÖE’de bisiklet kazan dairesine konuluyor. Bereket asansörü var, ama kazan dairesine de indiğini sonradan öğreniyorum. Neyse burada çok üst katta değilim. 101 nolu oda sigara kokuyor. Camları açıp biraz da temizlikçiden alınan kokuyu sıkarak çözüm arıyorum. Bu sigara işi içmeyen için mide bulandırıcı bir durum! Biraz uzanıp ayakları dinlendirmek, tablette gazete okumak ve 3’ü az geçe humusçuya gitmek üzere sahne alıyorum. Burada bulunduğum beş gündür nohut-bakla yiyorum. Humusu çok lezzetli yapıyorlar ama. Söylemesi.
Humusçu, Suriyeli mültecilere yapılanların yerliye yapılmamasından yakınıyor. Bana da konut yap diyor. Haklı elbette. Sosyal sorun oldu bu mülteci işi. Hükümetin yanlış politikası sonucu iki taraf karşı karşıya geldi. Canını kurtarmak için kaçıp gelenler ve ekmek derdinde olan yerliler.
Humusa 17,5 TL ödüyor, bir bardak şalgam suyu da ikramı. Yandaki dükkandan taze kavrulmuş yer fıstığından -sıcak sıcak da- 5 liralık alıp yürümeye devam ediyorum. Mustafa Bey Antakya’da almıştı. Ondan gördüm. Boyları biraz küçük ama tatları nefis.
Kırıkhan’ın iniş ve çıkış olan iki ana caddesi var. İnişten yukarı doğru yürüyor, bahçe içinde bir kahvehanede sade (10-) içiyor, sonra belediyenin bulunduğu tören meydanına yürüyor -yolun bir bölümünde asfalt yamama işi yapılmakta- bir iki değişik binanın fotosunu çekiyor ve bu sefer de çıkış yolundan aşağıya doğru ilerliyorum. Dibe kadar gidip sağa sapıp, alınan bir soda ve tekrar belediyeye doğru dönmekteyim. Araçlardan oluşan bir gelin konvoyu klakson çalarak ilçe içinde tur atmakta. Ne yaygara koparıyorlar bilemezsiniz. Hani diyorlar ya burası özgür bir ülke değil diye. Nerede bu kadar ferdi davranabilirsiniz ki? İsteyen istediği yere park ediyor, istediği gibi arabasıyla şehir içinde turluyor, ters git düz git-aldırış eden yok... ve de daha ne numaralar!
Meydana bakan bahçeli bir başka kahvehanede çay (2,5) ile geleni geçeni kesmekteyim. Kırıkhan rahatsız edici değil. Bir müddet oyalanıp, Şok’dan alınan kefir, Seç’den alınan soda sonrası ÖE’ye dönüyorum.
Batarya şarj olmuş, yarına kolaylık olsun diye bisiklete inip takıyorum. Kırıkhan’ı anlatmanın sırası şimdi: En günceli, ilçeyi tüm Türkiye’nin diş teknisyenleri ile tanıması. Sadece yurtiçi değil, İngiltere, Kıbrıs ve Arap ülkelerinden gelmekteler(-miş). Tarihçesine bakacak olursak: Hz. İsa’nın doğumundan 3 bin yıl öncesine kadar uzandığı, bağlı bulunduğu Hatay merkezi ile tarihi bir uyumluluk gösterdiği, ilçe merkezinde Orta Paleolitik döneme ait kalıntı bulunmamakla birlikte sırasıyla Akat, Hurr, Hitit, Asur ve Pers akınları ile kısa süreli yerleşimlerin yöre için söz konusu olduğu, özellikle Milattan 33 yıl öncesine kadar Makedonyalı Büyük İskender’in Pers İmparatorluğunu yıkması ile birlikte kurulan yeni düzenin Kırıkhan'da yoğun yerleşimlere sahne olduğu, gerek bu yıllarda, gerekse daha sonraki dönemlerde, şimdiki Alaybeyli bölgesinin iskan edildiği tespit edilmiş.
Helenistik dönemin izlerini taşıyan Darb-ı Sak kalesi ile ova boyunca bir dizi halinde yer alan höyükler, Kırıkhan'ın bir güvenlik ve haber alma merkezi olarak düşünüldüğünü ortaya koymakta. Halen tescilli 34 höyük mevcuttur.
Kırıkhan, Akdeniz’den doğuya açılan ticaret yollarının kesiştiği yer olması özelliğini taşıyan İskenderun'dan Halep'e, Antakya'dan Kahramanmaraş'a ve Gaziantep'e giden yolların buradan geçtiği için Osmanlı İmparatorluğu döneminde de yerleşim bölgesi olarak gelişimine devam etmekte olup, Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde Belen kazasına bağlı bir nahiye iken, 1924 yılında ilçe merkezi olan Kırıkhan, l939 yılında Türkiye Cumhuriyeti yönetimine girmiştir.
Kırıkhan adının nereden geldiği konusunda iki ayrı görüş bulunmakta olup, bunlardan birincisi ticaretin yoğun olduğu yıllarda kervanların konaklaması için yapılan Kırıkhan’ın bulunduğu, diğeri ise geçmişte bir hanın varlığı ve bunun oldukça bakımsız ve kırık dökük olmasıdır.
- Kırıkhan ÖE 0326 3441898 Ali bey Md. > kirikhanogretmenevi.com.tr
Reyhanlı - Kırıkhan
Tur tarihi: 8 Mayıs 2022
Alınan yol: 45,97 km
Ortalama hız: 17,9 km/s
En yüksek hız: 49 km/s
Bisiklete biniş süresi 2 s 34 dk, dışarıda geçen süre 4 s 41 dk
En yüksek sıcaklık 33 ˚C, en düşük 20 ˚C, ortalama 26 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 232 m, kaybı (iniş) 163,8 m
En düşük yükselti 79,5 m, en yüksek 224,2 m
Garmin yol bilgileri Reyhanlı-Kırıkhan
Relive yol bilgileri Reyhanlı-Kırıkhan
![]() |
Reyhanlı’dan ayrılışım 08.06. |
![]() |
Hava güzel, bulutsuz, berrak, keyifli bir serinlik var. |
![]() |
Yol boyunca sağda solda sürülerini güden çobanlar, koyun keçi karışık. |
![]() |
Kuzey yönündeyim. Yol düz, asfalt kaymak, 2 gidiş 2 geliş, güvenlik şeridi var. |
![]() |
Sağ sol ekili alanlar. Amik Ovası buraları. |
![]() |
Bir otel, termal denmiş. Yapılmakta mı yoksa terk mi? |
![]() |
Kumlu sapağı geldi. Düz devam etsem daha kısa ama gelmişken Kumlu içinden geçeyim-göreyim, yol zaten fazla uzun değil. |
![]() |
Saptıktan sonra yol tek şeride düştü, evsafı bozuldu, kabalaştı, dalgalı bir asfalt oldu. Ama daha sakin bir bölüm. |
![]() |
Kumlu |
![]() |
Kumlu’dan çıkıp bu sefer… |
![]() |
… Antakya tarafından gelen yola bağlanıyorum. |
![]() |
Asfalt kabalaşıyor, tek şerit. Güvenlik şeridi gidilecek gibi değil. Mecburen çizgi üzerindeyim. Rüzgar soldan esmekte. |
![]() |
10.56, Kırıkhan’a giriş yapıyorum. |
![]() |
Kırıkhan ÖE |
![]() |
Humusçu Ahmet Usta |
![]() |
"Çok göz var sende, nazar değmiş, kurşun dökelim." |
![]() |
Fransız Binası |
![]() |
Kaymakamlık |
![]() |
Cumhuriyet Meydanı |
![]() |
İnönü Bulvarı |
![]() |
Kırıkhan N.U. Civelek İlçe Halk Kütüphanesi |
![]() |
Cumhuriyet Mahallesi |
![]() |
Binanın balkonlarındaki duvar süslemeleri dikkat çekiyor (altta). |

14. gün (devamı) Kırıkhan-İslâhiye / 12. gün (öncesi) Antakya-Reyhanlı
[bisikletle]Türkiye: Göbeklitepe, Tarihin Sıfır Noktası
Tarsus-Karataş, 96 km
Karataş-Yumurtalık, 55 km
Yumurtalık-Payas, 77 km
Payas-Arsuz, 60 km
Arsuz-Çevlik, 50 km
Çevlik-Antakya, 37 km
Antakya-Reyhanlı, 63 km
Reyhanlı-Kırıkhan, 46 km
Kırıkhan-İslâhiye, 67 km
İslâhiye-Kilis, 81 km
Kilis-Gaziantep, 55 km
Gaziantep-Nizip, 59 km
Nizip-Birecik, 37 km
Birecik-Suruç, 51 km
Suruç-Harran, 71 km
Harran-Şanlıurfa, 46 km
Şanlıurfa-Viranşehir, 90 km
Viranşehir-Ceylanpınar, 53 km
Ceylanpınar-Kızıltepe, 75 km
Kızıltepe-Mardin, 23 km
Mardin-Nusaybin, 62 km
Nusaybin-Midyat, 51 km
Midyat-Dargeçit, 43 km
Dargeçit-İdil, 42 km
İdil-Cizre, 32 km
Cizre-Şırnak, 48 km
Şırnak-Eruh, 50 km
Eruh-Siirt, 56 km













































