9 Eylül 2022

[bisikletle]Türkiye: İç Anadolu, Türkiye’nin Tahıl Ambarı (Karapınar-Eskil)

 

7 Eylül 2022, Çarşamba / Karapınar - Eskil, 94 km (15. gün)

 

Sabah kalkışları aynı olmakta. 4 gibi bir uyanıyor sonra dalıyor, 6 gibi gözlerimi açıyor, 6 buçuk gibi de ayaklanıp hazırlanıyorum, hep aynı işer: eşyaların çantalara yerleştirilmesi, tıraş ve WC işleri, çantaların bisiklete yüklenmesi, varsa kahvaltı salona gidilmesi…

 

Otelin odası dandikti ama kahvaltı ikramı gayet zengindi. Her şeyden koymuşlar; börekler, peynir çeşitleri, tatlılar... Kendime güzel bir tabak hazırlayıp karnımı abartmadan doyuruyorum.


Dışarısı buz. Böyle soğuk görmedim. 7.51 Karapınar Koçaklar Otelden ayrılış saati. 12,5 derece sıcaklık var. Üstümde yelek ve kolluklar yetmiyor. 995 m rakımdayım. Ara sokaklardan dün tarif aldığım caddeye çıkıp dümdüz gidiyorum. Bugün Eskil, 85 km. Yol düz ama uzun. Şu ilçenin adını da bir türlü hatırlayamıyorum. Elbis diyorum Elvis oluyor, adamlar anlamıyor, yoldakine sordum, böm böm baktı, ne diyor bu diye. Her neyse, yolun sonundan sağ demişlerdi. Aynen yapıyor ve inşaat halinde yolun altındaki tali yoldan devam ediyorum. Bozuk bir yol, bazı bölümleri toprak, mıcır çıkmış ortaya. Araçlar oraya girdimi feci toz kalkıyor, sis bombası düşmüş gibi, ortalık gözükmüyor. 


4,5 km.dir devam ediyorum bozuk yoldan. Şüpheye düştüm, yanlış yolda olabilir miyim? Eskil meskil diye hiçbir yazı göremediğim gibi başka yere gittiği de gösterilmemiş bu yolun. Hava bayağı soğuk. Kafama buff’ı geçirdim. Yol çalışmasına gelen kamyonlar fena toz kaldırıyorlar, arabalar da hızlılar. Gıcık bir durum. 6 buçuk kilometre oldu, halen devam ediyor bozuk yol. Sağımda bir güneş santralı yapılmakta. Ama öyle böyle değil. Uzunca devam ediyor. Böyle büyüğünü hiç görmedim. Tamamlandığında Türkiye'nin en büyük güneş enerjisi santrali olacağı ve böylece elektrik üretiminde güneş enerjisinin payı yüzde 20'ye çıkacağı söyleniyor 2 bin 600 futbol sahası büyüklüğündeymiş. Düşünün nasıl bir dev. Peki kiminmiş bu santral? Kalyon Holding. Yani nam-ı diğer Beşli Çete.

 

Şimdi şu konu; tura tek çıkıyorum. Hep söylüyorlar, bir arkadaş olsa yanında. Güzel olur ama sürekli ortak hareket etmek gerekir ki o da 1-2 günden sonra zahmete dönüşür. İnsanın beklentileri, iç dünyası, hava gibi her gün değişebiliyor, aynı olamıyor. Bazen durmak bazen gitmek, bazen gezmek bazen uyumak... öylesine farklı ki. İki kişinin senkronize olabilmesi uzun soluklu turlarda benim için çok zor. O nedenle tek olmak son derece rahat. Ayriyeten yalnız olmak, kendinle kalmak, düşünecek zamanın olması, birlikteliği anlamak, bir arada olmanın insan için önemini kavramak açısından çok da eğitici. Ama bu turlar sadece iç dünyama bakış atmamı sağlamıyor, kırsal kesimdeki yaşama bakabiliyor; standartları, evleri, beklentileri... Her şeyiyle çok farklı buraları. Şehirden çok gerideler, bambaşka yerdeler. Buna da tanık oluyorsun.

  

13 km sonra bitti bu yan yol. Toz içinde kaldım. Ardından gelen 2’nci sınıf asfalt bir yolda ilerlemekteyim. Dünkü yolun benzeri. Dümdüz çekilmiş, kırsaldan gidiyor. Eskil diye de hiç bir levha gelmiyor. Çelişkiye düşüyorum. Geleni durdurup soruyorum. Tamam doğru yol, düz devam deniliyor. Aynen devam ediyorum. Solum yemyeşil bir tarla. Kocaman yaprakları var. Acaba bunlar şeker pancarı mı? Pek de tanımam bitkileri ama herhalde. Hani Konya şeker pancarının üretim üssü ya...

 

Çok kuvvetli karşı rüzgar var. Ortalamam 18 km’ye düştü. Saat 9.29 ve hava 16,3 derece. Karapınar ovasında, 1045 m rakımda pedallıyorum. 26,58 km gelmişim. Daha çok yolum var. Havada bir yırtıcı kuş uçuyor. Küçük bir şey. Herhalde atmaca veya şahin yavrusu. Bir tarafım sarı bir tarafım yeşil, kırsalın ortasında giden dümdüz bir yol, tek şerit asfalt. Ara sıra karşı yönden gelenler oluyor. 30’uncu kilometre, saat 9.33, ikinci bataryaya geçiyorum. Ortalamam 18,4 km/s, hava 18,7 °C ve 1070 m rakımdayım. Köyler geçiliyor, arada bağlı olan köpekler agresif havlamalarla kıyameti koparıyorlar. Bazıları bağlı değil. Çaktırmadan, orayla ilgilenmeden geçiyorum yanlarından. Boğazlarında çivili tasmaları var. Kurtla döğüşürken avantaj sağlıyor olmalı. Koyun keçi karışık sürülerin kaldırdığı toz yerlerini belli ediyor.

 

Genelde köylerin dışından geçiliyor. Ortalıkta kimsecikler görünmüyor. Bazı evler kötü durumda. Seyrek aralıklarla dizililer. Genelde büyük baş hayvan ahırları var. Telefon da çekmiyor her yerde. Yön bulmak için kullanamıyorum. Durdurduğum araçlar yabancı sanıyorlar. Durmakta kararsızlık gösterip geçtikten sonra anlayıp geri basıyorlar.

 

Besci köyünden alınan tarifle güneybatı yönüne dönünce rüzgar da sağ arkamdan esmeye başladı. Off be, 40 kilometredir nerdeyse sürekli esen karşı rüzgardan kurtuldum. Hızım da artıyor böylece. Şu an hava sıcaklığı 21,8 °C, saat 10.36 ve 1076 m rakımda devam ediyorum. Ortalama hızım 18,8 km/s ile bir çıkıldı bir inildi ve Başaran köyüne geliniyor. Öğreniyorum ki yolu 8 km uzatmışım. Hiç Besci’ye doğru sapmayıp direkt Yazamca’dan Başaran’a gelinirmiş. Ama bu memlekette yön levhası hiç konulmamış. Sadece Aksaray yazıyordu, ama Eskil unutulmuş. Bu da acaba yanlış yolda mıyım diye düşündürüp durdu. Haritada böyle gözükmüyordu yol. Şaşılası bir durum!

 

Sevinmiştim rüzgar arkamda diye ama Başaran’dan dönülünce tekrar karşıma geçiyor. Çaresiz, rüzgarla mücadele yeniden başlıyor. Dümdüz bir yol, sıfır eğim. Çevirme pedalı durduruyor rüzgar adamı. Gelinen Güneşli köyünde ısmarlanan bir çay içip devam (kebapçı salonuydu, fazla durmak istemedim). Saat 11.49. Hava 22,5 °C, ortalamam 19,6 km/sa, 988 m rakım ve 63 km geride kalmış. Bir 27 km daha yolum var, yaklaşık 1,5 saat. Karayolu uzaktan gözükmeye başladı, araçlar vızır vızır geçiyorlar. 77’nci kilometrede Eşmekaya köyünde Konya-Aksaray otoyoluna çıkıyorum. Burada bile Eskil yön levhası konulmamış. Hayret bir durum, unutulmuş bir ilçe. Köyde içilen bir soda, yenilen iki ısırık cevizli sucuk ve elma, 79,2 km.de değiştirilen batarya (3.) Saat 12.44, hava 26,7 °C, ortalama 19,8 km/s, rakım 979 m.


Şimdiki yolum sıcak asfalt, tek şerit ama geniş güvenlik şeridi var. Sabahtan beri kuvvetli rüzgar dinmedi. Sıkıntı veriyor. Bas bas gitmiyor bisiklet. 3’üncü bataryaya bile gerek oldu. Havada gene bir yırtıcı kuş uçuyor, daire çizerek. Solumda bir hortum görüyorum, döne döne ilerlemekte. Akgöl geliyor. Ne yazık ki burayla ilgili de çok üzücü bir haber var: 210 bin metrekare büyüklüğündeki tatlı su gölü tamamen kurudu. Akgöl, göçmen kuşlar ve özellikle flamingolar için önemli besin ve yumurtlama alanı olarak öne çıkmakta. Ancak yeterli yağışın düşmemesi, yeraltı sularının çekilmesi ve yanlış kullanım Türkiye’nin kuruyan gölleri arasında

yer almasının nedeni. Su Politikaları Derneği'nin hazırladığı rapora göre göllerimizin yüzde 60'ı kurumuş : ((


93 km.de Eskil nihayet geliyor. Nasıl olmuşsa girişe adını yazmışlar. ÖE nerede derken solda levhasını görüyorum. Halbuki Google daha ileride gösteriyordu. U dönüşü atıp kapısından giriyorum. Park edip içeri girerken gelen beyden burası değil merkezde konaklamanın olduğunu, buranın idare merkezi olduğunu öğreniyorum. Google haklıymış. Merkeze gidiyor, sorarak ÖE’yi buluyor -dış görünüm zavallılığını belli ediyor- bisikleti kapı girişindeki boşluğa bırakıp 3 kat merdiveni çıkıyorum. Yandık durumları! Kimse yok ÖE’de. Cama yazılmış görevlinin telefonunu arıyor geldiğimi duyuruyorum. Aynı binada, 2. katta belediye de bulunuyor. Yetkili ararken, hemen girişte sağdaki oda Fen İşleri. Soruyorum: “Neden yol boyunca Eskil yazısı yok?” Sorunun cevabı da yok.

 

Görevli geliyor. Kendimi tanıtıyor, “müdür beyle konuşmuştum, bana yer ayrılmıştı” diyorum. Sizi birinin yanına koyacağız demez mi. Nasıl yani, pandemide tanımadığım adamla oda paylaşacağım! Olur mu, kafayı mı yediniz? Şiddetle itiraz ediyorum. Müdürü arıyorum ama telefonu sürekli meşgul. Otel yok mu ilçede? Yok. Tek kalacak yer burası, ne misafirhane, ne kamu, ne özel. İlçe gerçekten unutulmuş. Garip bir durum.

 

Belediyeye gidiyor, başkanın odasına giriyor -kendisi yok, Ankara’daymış- Özel Kalemiyle konuşuyorum. Derdimi anlatırken ÖE görevlisi arıyor ve boş bir oda bulunduğunu, avukatın bu gece kalmayacağını söylüyor. İçim biraz rahatlıyor.

 

Özel Kalem, 8 km uzakta Oba Kamping diye Korelinin işlettiği, tur otobüslerinin konakladığı bir çadırlı konaklamadan söz etti. Turistik bir yer, kıl çadırlar vs. Kazıktır burası. Bir de 8 km git yarın 8 km dön, işime gelmedi. Neyse ÖE’de yer açıldı. Oda idare eder, 50 TL, 102 No. Eşyaların taşınmasına görevli Cevdet Bey yardımcı oluyor. Bisikleti de belediyenin girişine götürüyorum. Sabah 7’de açılıyormuş, alırım.


Duş alıp, aletleri şarja takıp, hafif ayakları uzatıp sonra ilkin belediyeye, Özel Kalem Lokman Beye uğrayıp teşekkür ediyorum ilgisine. Sulu yemek nerede yerim? Park içinde önerilen yerde kalmamış, belediye karşısındakinde et suyu katılmış, bana da pide yemek düşüyor. Arkadaşlar Etli Ekmek ve Kebap Salonu’nda, yanına ikram ettikleri çoban salata ve ezme ile, bir de ayran = 40-.


İlçe çok küçük. Ulucami’si var ama restorasyona başlamışlar, yarıda kalmış, girilemiyor. Dıştan fotoluyorum. İçini çok görmek isterdim, çünkü ahşap sütunları ve kalem işlemelerinin güzelliğini okumuştum. İlk inşa tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte cami üzerindeki bir kitabeden 1634 ya da 1734 yıllarında inşa edildiği sanılıyor. Farklı zamanlarda üç büyük onarım geçirmiş. Bugünkü kesme taş minaresi Kemalpaşalı Mehmet Yüzüak tarafından 1963 yılında yaptırıldığı yazılı.


Bir park, kazada ölen iki kardeşin ismi verilmiş; Yunus Furkan Parkı. İçinde havuz ve gösteri alanı gibi kocaman, basamaklı dairesel amfi tiyatro, terk edilmiş bir saha olarak duruyor. Diğer tarafında, Kırmızı Beyaz Belediye Sosyal Tesisi yazılmış (girişine) ama çalışmıyor. Halbuki açılışta burayı işleten oldukça cömert kampanyalar sıralamış; 100 öğrenciye ücretsiz yemek, yeni evlenenlere ücretsiz salon, kamu çalışanlarına %50 indirimli yemek, şehit ailelerine tesisten tamamen ücretsiz yararlanma gibi bir yığın vaatler. Dayanamayıp kapattı mı dersiniz?

 

A101’den çikolata alıp bir kaç sokağa giriyor, ilçede dolaşıyorum. Okuduğuma göre, parkın çarşı tarafında bulunan, belediyenin yapımını sürdürdüğü, dükkan ve iş merkezi inşaatının bulunduğu sahadaki ağaçların sökülmesine duyarlı vatandaşlar şiddetle karşı çıkmış. Hatta o bölgeye bu projenin yapılması da ilçe halkını ikiye bölmüş. 

 

Hava serin, sarı mont yanımda, onu geçiriyorum üstüme. Çaycıya oturup kahve olmadığından çay ısmarlıyorum. Çayın ödemesini yaparken Lokman Beyi görüyorum içeride. Kuzenininmiş burası. O nedenle parasını almıyorlar çayın. Sohbet ediyoruz. Eskil’e ilişkin, tanıtım yapılmadığından yakınıyor. Sultanhanı diye yeni bir ilçe geçenlerde handa konserler düzenlemiş, iyi bir tanıtım olmuş. Burada da etkinlikler yapılmalı deniliyor. Halbuki Eskil’in ilçe olması 30 yılı aşkın bir zaman. Hatta belediyesi çok daha eskilere, 1929’a gitmekte. Bölge Eski Tunç, Demir Çağı, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde yoğun bir şekilde iskan görmüş. Bu durum bölgede bulunan çeşitli yerleşmeler ve höyüklerden anlaşılmakta. Adının eski kaynaklarda daha çok “Eski İl veya Eskiil” olarak geçtiği, sonradan bugünkü halini aldığı, Eskil’in ilk kurulduğu alan, bugünkü yerleşim biriminin kuzeyinde, Tuz Gölü yakınındaki Gavurören olarak bilinen bölge olduğu, Anadolu Selçuklu hakimiyeti ile birlikte Sultan II. Kılıçarslan tarafından Eskil ve çevresine Türk boyları yerleştirilerek bölge Türkleştirildiği yazılmakta. 

Vikipedi


Bir başka ilginç bilgi ise; Eskil’in İskandinav dilinde bir isim olduğu. Şöyle ki: Bu ad, iki öğeden oluşan Eski İskandinav adı "Ásketill / Áskæll"den türemiştir: "áss" (pagan tanrı) + "ketill / kætill" (kazan şapkası, kurban kazanı, miğfer). Modern anlamı "Tanrı tarafından korunan tanrıların kazanı"dır. Eskil, Danimarka'nın Skåne kentinde (şimdi İsveç'te) 12. yüzyıldan kalma bir Lund Başpiskoposuydu. İskandinavya'daki Kilise'nin en yetenekli ve önde gelen prenslerinden biriydi. Derin dindar bir adam olarak, kilisenin refahı için her zaman gayretliydi ve sivil iktidara ve ruhban gaspçılarına karşı mücadelesinde hiyerarşinin haklarının cesur ve bencil olmayan bir savunucusuydu... denilmekte.

Names


Biraz daha caddelerde yürüyor, Bim’den alınan meyveli yoğurt ile odaya dönüyorum. Hava kararmakta ve serinlemekte. Neyse ki ÖE’de internet var, odada çekiyor. Instagram’da “bisikletleturkiye” sayfası açıyorum. Foto koyacağım. Hep soruluyor, neden yok diye. Belki tanıtıma katkı sağlar.

 

Eskil ÖE 0382 4114923 / 0382 4114246 / 0505 8394357 Yaşar bey Md. / 0536 5967671 Hacı Ahmet bey Md. Yrd. / 0532 3597130 Cafer bey

 




 











Karapınar - Eskil 

Tur tarihi: 7 Eylül 2022

Alınan yol: 93,86 km
Ortalama hız: 19,7 km/s

En yüksek hız: 44,4 km/s
Bisiklete biniş süresi 4 s 46 dk, dışarıda geçen süre 6 s 08 dk

En yüksek sıcaklık 28 ˚C, en düşük 13 ˚C, ortalama 19,8 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 274,5 m, kaybı (iniş) 331,4 m
En düşük yükselti 938,5 m, en yüksek 1080,6 m

 

Garmin yol bilgileri Karapınar-Eskil

 

Relive yol bilgileri Karapınar-Eskil


07.51 Karapınar Koçaklar Otelden ayrılış saatim.


Hava buz. Ara sokaklardan dün tarif aldığım
 caddeye çıkıp dümdüz gidiyorum.


Yolum düz ama uzun bugün, 85 km.



İnşaat halinde yolun altındaki tali yoldan devam ediyorum. 


Bozuk bir yol, bazı bölümleri toprak, mıcır çıkmış
ortaya. Araçlar oraya girdimi feci toz kalkıyor, sis
 bombası düşmüş gibi, ortalık gözükmüyor.
 


4,5 km.dir devam ediyorum bozuk yoldan. Şüpheye
düştüm, yanlış yolda olabilir miyim? Eskil meskil diye
 hiçbir yazı göremediğim gibi başka yere
 gittiği de gösterilmemiş bu yolun. 

Hava bayağı soğuk. Kafama buff’ı geçirdim. Yol çalışmasına
 gelen kamyonlar fena toz kaldırıyorlar, arabalar
 da hızlılar. Gıcık bir durum. 

13 km sonra bitti yan yol. Toz içinde kaldım. Ardından
 gelen 2. sınıf asfalt bir yolda ilerlemekteyim. Dünkü yolun
 benzeri. Dümdüz çekilmiş, kırsaldan gidiyor.



Geçilen köylerin ismi çok ilginç. Mesela
burası; Yazamca. Nereden akıllarına gelir ki?



Çok kuvvetli karşı rüzgar var. Karapınar
 ovasında, 1045 m rakımda pedallıyorum.


Koyun sürüleri çıkıyor karşıma...

 ... ve ilginç köy isimleri; Kokarkuyu!




Besci. Yolun başında tek yön gösterilen köy.


Aksaray İl Sınırına girmiş bulunuyoruz Sayın İzleyiciler.

Başaran köyüne geliniyor. Sonradan öğreniyorum ki yolu 
8 km uzatmışım. Hiç Besci’ye doğru sapmayıp direkt
Yazamca’dan Başaran’a gelinirmiş. Ama bu
memlekette yön levhası hiç konulmamış. 

Dikkat Obruk Bçlgesi



Kalabalık bir sürü geçti önümden.


Kaz herhalde bunlar.


Rüzgar tekrar karşımda. Çaresiz, rüzgarla mücadele devam ediyor. 



Dümdüz bir yol, sıfır eğim. Çevirme pedalı
 durduruyor rüzgar adamı.
 


Gelinen Güneşli köyünde ısmarlanan bir çay içip devam.




Karayolu uzaktan gözükmeye başladı, araçlar vızır vızır geçiyorlar.

Soldan Akgöl'e gidiliyor. Ne yazık ki burayla ilgili çok
 üzücü bir haber var:
 210 bin metrekare büyüklüğündeki
 tatlı su gölü tamamen kurudu!



Akgöl, göçmen kuşlar ve özellikle flamingolar için önemli
 besin ve yumurtlama alanı olarak öne çıkmakta.



Bunlar da bana Hindistan görüntülerini hatırlatıyor : ))

Tuz gölünün güneyinde, düz bir ova üzerinde
 kurulu, denizden 980 m yükseklikteki Eskil’e vardım.




Eskil ÖE



Eskil ÖE dıştan.

Arkadaşlar Etli Ekmek ve Kebap Salonu



İlçe çok küçük. Ulucami’si var ama restorasyona başlamışlar,... 

... yarıda kalmış, girilemiyor. 


Yunus Furkan Parkı. İçinde havuz ve gösteri alanı
 gibi kocaman, basamaklı dairesel amfi tiyatro, terk
 edilmiş bir saha olarak duruyor.



Bunlar ördek mi kaz mı şimdi?





































16. gün (devamı) Eskil-Cihanbeyli - 14. gün (öncesi) Karaman-Karapınar






[bisikletle]Türkiye: İç Anadolu, Türkiye’nin Tahıl Ambarı

 

İstanbul-Isparta 

 

Isparta–Eğirdir, 42 km 

 

Eğirdir-Yalvaç, 77 km 

 

Yalvaç-Hüyük, 66 km 

 

Hüyük-Seydişehir, 73 km 

 

Seydişehir-Bozkır, 56 km 

 

Bozkır-Hadim, 50 km 

 

Hadim-Başyayla, 49 km 

 

Başyayla-Ermenek, 28 km 

 

Ermenek-Gülnar, 83 km 

 

Gülnar-Mut, 58 km 

 

Mut-Karaman, 78 km 

 

Karaman II

 

Karaman-Karapınar, 82 km 

 

Karapınar-Eskil, 94 km 

 

Eskil-Cihanbeyli, 76 km 

 

Cihanbeyli-Kulu, 56 km 

 

Kulu-Haymana, 85 km 

 

Haymana–Ankara Gölbaşı, 59 km 

 

Ankara Gölbaşı-Çubuk, 80 km 

 

Çubuk-Şabanözü, 50 km 

 

Şabanözü-Atkaracalar, 59 km 

 

Atkaracalar-Boyalı, 47 km 

 

Boyalı-Araç, 42 km 

 

Araç-Kastamonu, 48 km 

 

Kastamonu II

 

Kastamonu III

 

Kastamonu-İstanbul