14 Kasım 2023

Son Dakika Tuzla III


Nedense Ballıkayalar bir türlü olmuyor. Daha önce de niyetlenmiş, olamamıştı. Bu sefer de hava muhalefet etti. Gebze bölgesini yağışlı gösterince Yerli ve Milli Meteo, biz de rotayı yakına, Tuzla’ya döndürdük. En mülayim rotalardan biridir. Dümdüz dersem yanılmam. Hani 3L durumları. Ama gene de git-gel sahil 70 km tutar.

 

Sabah 9’da İhsan’la Bostancı’da buluşup Haluk’un da gelmesiyle yola çıktık. Öyle bir hava var ki, bir yer normalken başka bir bölgede sağanak iniyor. Evden çıkmadan öyle bir yağdı ki, İhsan sahildeyim damla yok diyordu. Aynı şekilde Haluk, burada Küçükyalı’da yağıyor, bense Ataşehir’deydim yağmıyordu. Ama geceden başlayan yağmur iyi yağmıştı. Herhalde kalan yükünü bugün bölge bölge dağıtıyor olmalı.

 

Varujan’dan gelen mesajla Pendik’te beklediğini öğreniyoruz. Biz de yer yer kurumuş olan yollardan pedallayarak, İhsan önde biz peşinde Pendik Beltur’a vardık. Burada bile çaylar 15 lira olmuş, karton bardak biraz normal bardaktan büyük olsa da eskisine göre 3 kat artmış.

 

Havalar serinledi. Artık uzun kollu t-shirt ve rüzgar geçirmeyen yelekleyim. Şort gene duruyor. Ama haftaya önce yağışlar sonra da soğuklar gelecek gibi. Biz de üstümüzdekileri kalınlaştıracağız ve yağmurun olmadığı günler pedallayacağız. Tuzla’ya sıkça gidildiğinden, yola ilişkin bilgiyi defalarca verdiğimden tekrarlamıyorum, buradan okuyabilirsiniz > Son Dakika Tuzla II, Son Dakika Tuzla/Americano, Son Dakika Tuzla


Varujan süper bir e-bisi ile geldi, 1000 w arka motor. Uçuyor adeta... Kuartet olarak, İhsan önde biz peşinde yola çıktık gene. Tersanelerin yakınındaki Kamil Abduş Lagün Parkı (*) çok güzel düzenlenmiş. Hatta karşı kıyısını da dahil etseler, boğaz üzerine bir köprü kurup birleştirseler muhteşem olur. Okuduklarıma göre; zamanla gölün kurumasıyla ortaya çıkan durumu düzeltmek amacıyla göl tabanı derinleştirilmiş, denizden bağlantı açılarak giren deniz suyu ile bugünkü görünüm ortaya çıkmış. Oluşturulan yapay adacıklarla da kuşların üreme ve konaklamasına yer sağlanmış. Süper bir durum değil mi? Hemen kıyısında güzel de bir Beltur var. Ama nedense arkadaşlar tarafından hizmeti sevilmediğinden hiç oturamadık.

 

(*) Adının kökeni: Göl 1929 yılına değin İstanbul'un tuz gereksiniminin karşılandığı bir tuzla olarak kullanılıyordu. Göl çevresindeki araziler nüfus mübadelesiyle Yunanistan'dan gelen bir çiftçi olan Kâmil Abduş'a verildi. Kişinin burada bir çiftlik kurmasıyla bölge ve buradaki göl, çiftlik sahibinin adıyla anılmaya başlandı.

 

Bölgeyi en iyi bilen İhsan olduğundan, bizi çok keyifli yollardan, bölgenin içinden geçirerek merkeze ulaştırıyor. Gerçekten çok güzel bir yer Tuzla’nın Mercan kısmı. İnanılmaz da evler var, malikaneler. Tuzla Belediyesinin Palmiye Tesisleri civarında virane halde, boş duran hiç oturulmamış villaların bazılarına yerleşilmiş, düzenlenip kullanılmakta. Çok da şık olmuş. Herhalde iflas durumları olsa ama çok değerli bir bölgedeki bu villaları neden kimse alıp tamamlamadı acaba?


Tuzla’daki menemenci ful. Hava da açınca herkes üşüşmüş buralara. Yer bakınırken, bir taraftan da olmadı köfte-piyaz mı yapalım-ı düşünürken, boşalan bir masaya konuşlanıyoruz. Önden birer çay, arkadan menemen, adam başı 110 lira. Bir de Koko’nun yarısı (+22,50) = 132,50’ye kalkıyor ve dönüşe başlıyoruz. Tuzla Piyale Okulu tarafından, içlerden dönerek, demiryoluna paralel sürerek sahile ulaşıp, burada İhsan’la yaşanan güzergah kopukluğu nedeniyle, ben ve Varujan sahilden bisiklet yolundan, İhsan ve Haluk araç yolundan devam ederek dağılıyoruz. Sonunda Haluk’la buluşup, İhsan’ın eve gitmesi gibi nedenlerle devam etmiş olması, Küçükyalı’da Haluk, Bostancı’da da Varujan’ın Tchibo’da ısmarladığı kahve sonrası bizler de ayrılıyoruz. Geri pedallamak yerine metroyla dönüyorum. Bu yeni metro, Bostancı-Ümraniye iyi oldu : ))


Bangladeş; hep merak ederim bu ülkenin tarihini-geçmişini... Nereden mi geldim şimdi Bangladeş’e? 1970 yılının 12 Kasım’ında bu bölgede gerçekleşen Bhola Kasırgası 500 binden fazla insanın ölümüne neden olmuş. Bu afet ayrıca Bangladeş'in Pakistan'dan ayrılmasının nedenlerinden biri de. Şöyle ki; 1947'de Hindistan'dan bağımsız Pakistan devletinin kuruluşu ilan edildi. Bangladeş de, Doğu Pakistan adıyla bu devlete bağlandı. Hindistan'ın elinde kalan topraklar bu iki Pakistan'ı birbirinden ayırıyor ve bağlantıyı kesiyordu. Ayrıca Doğu Pakistan'ın elinde kalan toprakların, işgalci İngilizlerin özellikle ihmal ettiği topraklar olması zaman içinde çeşitli problemlere yol açtı. Devletin resmi dili konusunda da bir anlaşmazlık çıktı. Çünkü Doğu Pakistan halkı çoğunlukla Bengalce, Batı Pakistan halkı ise Urduca konuşuyordu. Bu ve benzeri problemler 1971'de iki Pakistan'ı bir iç savaşa götürdü. Savaşa çok sayıda Hindu’nun ülkesine geçmesini bahane eden Hindistan da müdahale etti. Hindistan'ın müdahalesi Pakistan yönetimini zor durumda bıraktı. Dolayısıyla Pakistan kuvvetleri daha fazla direnemedi ve 16 Kasım 1971'de Doğu Pakistan'ı kendi haline bıraktı. Bu tarihten sonra iki Pakistan arasındaki savaşa müdahale etmiş olan Hindistan kuvvetleri, Batı Pakistan'dan ayrılan Bangladeş'i Mart 1973'e kadar işgal altında tuttular. Hindistan işgal kuvvetlerinin çekilmesinden sonra yeni kurulan Bangladeş'in cumhurbaşkanlığına Mucibur Rahman getirildi... denilmiş.

 





















 

Son Dakika Tuzla III: Dudullu-Bostancı-Pendik-Tuzla-Pendik-Bostancı-(metro) İMES-Dudullu

 

Tur tarihi: 12 Kasım 2023

Alınan yol: 80,69 km
Ortalama hız: 18,3 km/s

En yüksek hız: 45,6 km/s
Bisiklete biniş süresi 4 s 24 dk, dışarıda geçen süre 8 s 55 dk

En yüksek sıcaklık 28 ˚C, en düşük 14 ˚C, ortalama 19,6 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 703,9 m, kaybı (iniş) 717,8 m
En düşük yükselti 0 m, en yüksek 160,9 m

 

Garmin yol bilgileri Son Dakika Tuzla III

 

Relive yol bilgileri Son Dakika Tuzla III


























Foto katkıları için Varujan’a teşekkürler.

 








İlginizi çekebilir Tepeören, Keşf-i Seyir, Yalova Keşif Turları: Armutlu, O Halde Göçbeyli



7 Kasım 2023

bisikletle Balaban’a İnci’li bir Tur...

İstanbul’un 39 ilçesi vardır. Bunun 14’ü Anadolu Yakası’nda, 25’i Avrupa Yakası’ndadır. 2009 yılında ilçe statüsü kazanan Arnavutköy sınırları içinde bulunan Tayakadın, Durusu, Yeniköy, Karaburun ve Balaban köy olmaktan çıkıp mahalle konumuna geçtiler. Bölgenin yapılaşmasından da paylarını aldılar, almaktalar. İyi mi oldu? Olmadığına dair çokça eleştiri var... Mayıs ayında bir keşif turu yapmıştık bu bölgeye Firuzan’la. Gezi notlarında bu konuya ilişkin bilgiler vermiş, bölgeyi de tanıtmıştım. Turu da okumak isterseniz, bkz. Keşif Turları; BalabanÇok güzel bir coğrafyadır buraları. Daha önce gitmek zor olsa da şimdi yeni metroyla daha az zor. Biz de arkadaşlarla bu bölgeyi pedallayalım dedik. Sabah 9’da İnci ve İhsan’la Kadıköy’de buluşup, Balaban Kuartet olarak Haliç gemisiyle 50 dk.da Eyüp’e ulaştık, kürekçileri ve sürmekte olan inşaatları izleyerek. Gerçi zaman açısından çok bir değişiklik olmasa da, dinlenme konusunda bir katkısı oldu-elbette! Hani, bir başka çözümse tramvaya binip Eminönü’nden Alibeyköy’e girmek olurdu. Belki bir gün de öyle yaparız.

 

Haliç’i dönüp Kağıthane’den kalkan Y. Havaalanı metrosu 30 dk.da ulaştırdı bizi başlangıç noktasına. Gece yağan yağmurdan pek iz kalmamış, ama sözü edilen kuvvetli rüzgarı hissediyoruz. Bazı zamanlar sarsıyor, karşımıza geçince yavaşlatıyor, durma noktasına getirebiliyor.


Tayakadın sonrası ilk köyümüz Durusu, veya diğer adıyla Terkos. Buradan her geçişimizde uğradığımız, bizlerin piyaz, arkadaşların köfte yedikleri Terkoz Köftecisi Veysel Bey’in ne yazık ki 15 gün önce vefat ettiğini, aradığımızda eşinden öğrendik. Fikret Albay’ın çok sevgili dostu da olan Veysel Bey, mayıs turumuzda Kovid’le ilgili yaşadığı sağlık sorunlarından söz etmişti. Aileye başsağlığı dilemek için evlerine uğruyor ve üzüntümüzü iletiyoruz. Ne yapacaksınız şimdi dükkanı? Bilemiyoruz, belki aramızdan ilgilenen olursa yeniden işletiriz diyor oğlu Muzaffer Bey. 

 

İlk molamız için, köyün karşılıklı duran iki kahvesinden güneşli olanı seçiyor İnci ve masada yerimizi alıyoruz. Ancak anlaşılan burası oyuncuların kahvesi olsa ki, masayı bile vermek istemiyorlar. Zaten kalkmamızla yerleşmeleri bir oluyor. Çaylar (4-) eşliğinde karnımızı hafif doyurup tekrar yola koyuluyoruz.


Hava güzel, halen bisikletlik. Ama rüzgar gerçekten ben de varım bugün diyor. Bölgedeki havaalanı nedeniyle sürekli inen ve de kalkan uçaklar görüyoruz. İnenler önümüzden geçmekteler... Tırmanıyoruz... Yeniköy girişinde haşlanmış mısır Durusu’ya göre 5 lira daha ucuzdu. Hatta 3’ünü 50’ye verdi. Durusu 25 demişti tanesine. Bu pahalılığa halen alışamadım. Hele ev fiyatlarını duyunca! İsteyenin bir yüzü belki ama kim ödeyebilir ki böyle paraları? Herkes mi yoksa Engin ve Dilan mı? Malumunuzdur; haklarında "Kara para aklama" soruşturması başlatılan sosyal medya fenomeni, güzellik merkezleri sahibesi Dilan Polat ile eşi Engin Polat Türkiye'nin önemli gündem maddeleri arasına girmişti. Pahalı arabaları, saçlarına yaptırdığı avro bigudileri gibi gösterişli yaşamlarıyla dikkat çeken çift, tutuklanarak cezaevine gönderildi sonunda. Anlamadığım; bir tezgah kurmuşun, öyle veya böyle sistemde bir boşluk bulup sızmışın, neden sosyal medya paylaşımları ile dikkati üzerine çekersin ki? Ye iç yat, keyfini çıkar... Ama anlaşılan insanoğlu zaaflarına yeniliyor. Tabii madalyonun arka yüzünde bu konunun zamanlaması da var. Ülkede enflasyon almış başını giderken dikkati başka bir noktaya çekmek için bulunmaz bir fırsat.

 

Yeniköy’den hızla inerken sanki deniz kollarını açmış sizi kucaklayacak gibi bekler karşınızda. Öyle ki frenlemeseniz dümdüz suya atlamak mümkün bu hızda. Sahil, Yeniköy ve Karaburun köyleri arasında paylaşılmış. Yeniköy kısmı daha çok kumsala sahip. Karaburun kısmı ise daha fazla işletmeye. Mayıstan bu yana değişiklikler gözümüze çarpıyor. Özellikle Karaburun’da kıyıya döşenmiş yürüme yolu, maviye boyalı bir bisiklet yolu, herhalde bebeler için olsa, brandaları olmayan dev şemsiyelerin taşıyıcıları... Bu arada gelen uçakların ardı arkası kesilmiyor. İniş pistleri de çok olunca paralel inenler bile var.

 

Sabah gemiye binerken üniversiteden Arif Hoca’ya rastlamıştık, gemide birlikte sohbet ederken Kemal Bey’in veda ettiğini öğreniyoruz. Hani ihtimal vermiyordum ama “Değişim” ağır bastı anlaşılan. 13 yıllık KK döneminde olmadık şeyler denedi CHP, sağa yanaştıkça yanaştı, ama tutmadı. Belki şimdi kuruluş değerlerine döner.


Karaburun’u çıkıp kıvrılarak göl kenarından, manda sürüleri önünden dolanarak tekrar Durusu ve rotanın en keyifli bölümlerinden olan Çınardere yoluna girdik. Kimsenin olmadığı, doğa sesinden başka bir şeyin duyulmadığı muhteşem bir yer. Yol da asfalt, kaba da olsa sıkıntısız gidiliyor. Ama tırmanış, otoyola kadar çıkarsınız böyle. Yer yer düzelse de sağlam bölümleri vardır.

 

Geçenlerde arkadaşım Ahmet’le konuşurken, o da matematikçi olduğundan, Pisagor’a geldi lafımız. Ortaokulda işlenen matematik dersinde karşımıza çıkan Pisagor Teoremi ile bildiğimiz; a kare ile b kare'nin toplamının c kare'ye eşit olması formülü. Yani dik üçgende hipotenüs karesinin diğer iki kenar karelerinin toplamına eşit olduğu. Ama esas ilgimi çekense, MÖ 570-495 yılları arasında yaşamış olan İyonyalı filozofun beslenme konusundaki teoremleri. Şöyle ki; Pisagor, dünyada tanınan ilk vejetaryen. Hatta 1847’de İngiltere’de kurulan İngiliz Vejetaryen Derneği’nin kuruluşuna kadar vejetaryenlere “Pisagorcular” denildiği, Pisagor’un “İnsanoğlu acımasızca kendinden zayıf olan canlıları öldürmeye devam ettikçe, hiçbir zaman sağlık ve barış nedir bilmeyecek. Hayvanları öldürdüğü sürece birbirini de öldürecek” dediğini öğreniyorum.

 

Dur-kalk-bekle-devam et şeklinde geldiğimiz otoyolda az ilerleyip Balaban’a doğru hızla inmekteyiz. Köyün tek kahvesinde ikinci molamızı verip gene çaylar (4-) ve atıştırmalıklar eşliğinde dinlenmedeyiz. Çünkü buradan sonra gene bir tırmanış olacak.


Balaban nedir, ne demektir? TDK’ya göre: 1- İri, büyük olan. 2- Şişman, gürbüz iri cüsseli (kimse, çocuk). 3- Atmaca, doğan vb. yırtıcı bir kuş (Falco peregrinus). 4- Büyük davul tokmağı. 5- Sokakta gezdirilerek oynatılan ayı... Bir de çalgı olarak balaban var; Güney Kafkasya ve Orta Asya ülkelerinin bir çoğunda kullanılan nefesli çalgılar grubuna ait... denilmiş Vikipedi’de. Bunun dışında Eskişehir’in yöresel tadı olarak Balaban Kebap var. Diğer kebaplardan ayıran önemli özelliği, 5 gün önceden özel sosta dinlendirilmesi deniliyor. Bu yetmiyormuş gibi Balaban %2 Pomad diye, cilt yüzeyindeki enfeksiyonlardan sivilcelere, tırnak batmasından saç kökü iltihaplarına kadar iyi gelen bir de krem var. Daha o kadar çok ki. İnternette aradığınızda; köy isimleri, Trabzon’da fi tarihinde yaşamış Hristiyan aile, bir Alevi aşireti, soyadı gibi bilgilerle karşılaştım.


Balaban artık dönüş noktamız. Köyün yanından inen eski yoldan tırmanarak, gene güzel bir coğrafyanın içinden, kimsenin olmadığı, doğa sesinden başka bir şeyin duyulmadığı muhteşem bir yerden giderek otoyola bağlandık. Ve az ters sürerek (1 km kadar) karşı şeride geçip Tayakadın’a ulaşıp havalimanına varıyoruz. Dönüş geldiğimiz gibi Kağıthane’ye, tünelinden Beşiktaş, karşıya Üsküdar, burada köylü köyüne evli evine durumları, metroyla Dudullu ve eve vardığımızda üzerimizdeki yorgunluğu ancak hissediyoruz. Kocaman bir 8 çizmiş olduk...




 


















bisikletle Balaban’a İnci’li bir Tur...: Dudullu-Kadıköy-(gemi) Eyüp-Kağıthane-(metro) Yeni Havalimanı-Tayakadın-Durusu-Yeniköy-Karaburun-Balaban-Tayakadın-Yeni Havalimanı-(metro) Kağıthane-(tünel) Dolmabahçe-Beşiktaş-(gemi) Üsküdar-(metro) Dudullu

 

Tur tarihi: 5 Kasım 2023

Alınan yol: 82,93 km
Ortalama hız: 17,4 km/s

En yüksek hız: 61,1 km/s
Bisiklete biniş süresi 4 s 46 dk, dışarıda geçen süre 11 s 09 dk

En yüksek sıcaklık 26 ˚C, en düşük 17 ˚C, ortalama 21,4 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 1543,8 m, kaybı (iniş) 1545 m
En düşük yükselti 0 m, en yüksek 163,2 m

 

Garmin yol bilgileri bisikletle Balaban’a İnci’li bir Tur...


Relive yol bilgileri bisikletle Balaban’a İnci’li bir Tur...