11 Eylül 2021

[bisikletle]Türkiye: Misya’dan Karya’ya (Orjan/Burhaniye-Bergama)

 

9 Eylül 2021, Perşembe / Orjan (Burhaniye) - Bergama, 84 km (5. gün)

 

9 Eylül sadece İzmir’in kurtuluşu değil, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş günüdür. Türk ordusunun kazandığı bu zafer, Mudanya Ateşkes Antlaşması'na giden süreci başlattı. Türkiye, Mudanya Ateşkes Antlaşması'ndan sonra 24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması'nı imzalayarak bağımsızlığını kazandı.

Haberler


Sabah erken uyandım. Ev ahalisi daha kalkmamış. Biraz yatakta oyalanıp 7 buçuğa doğru eşyalarımı odadan dışarıya çıkartıyorum. Müjdat da uyanmış, birlikte çantaları verandaya çıkarttık. Gürültümüz karşısında Süleyman ve Merve de uyanıyorlar. Bisikletin yüklenmesi, fotoğrafların çekilmesi sonrasında saat 8’de yanlarından ayrılıyorum.

 

Hava güzel, rüzgar var ama daha şiddetli değil. Bulutlu bir gökyüzü ancak yağmur yok. Orjan’dan çıkıp asfaltı izleyerek Ören’e ve oradan da düz devamla 7-8 km sonra anayola bağlanıyorum. Ören tarafı da çok güzelmiş. Buradan hiç geçmemiştim. Hem oteller, hem yazlıklar, hem de dükkanlar, yiyecek içecek yerler dolu.

 

Otoyolda trafik var. Çift şerit. Güvenlik şeridi tırtıllı cinsten. Bana ya yoldan ya da en dıştan gitmek kalıyor. Yolu seçiyorum. En dışta cam kırıkları da olabiliyor. Bugün hedefim Bergama, 85 km gibi, Kozak Yaylası’ndan geçeceğim. Hep istemiştim bu yolu pedallamak. 

 

Rüzgar zaman zaman arkamdan estikçe güzelce itiyor. Araçlar genelde açılarak geçiyorlar ama bir TIR korna çalarak yoldan çekilmemi söylüyor. Yanından geçen var, açılamayacak -görüyorum aynadan- o nedenle beni kovuyor. Yani yavaşlamak ona zahmet verecek, mecburen güvenlik şeridine kaçıyorum.

 

Karaağaç geçilip Gömeç (*) geliyor. ToNe oteli de görüyorum, yol kenarında. Telefondan fiyat almıştım, 350 denilmişti. Otele bakıyorum da 350’lik bir hali yok. Uçmuşlar, herkes kendini dev aynasında görüyor. [e] 25. km/09.10/%20 harcandı/R: 68 m/22,7 °C/22,9 km/sa. ort.

 

(*) Önceki gelişimde merak edip Gömeç’e girmiştim. Anımsadığım çok güzel bir belediye binası vardı. Gömeç adının bal peteği anlamın geldiğini okumuştum. Antik dönemde adı ‘Kisthene’. Geçmişi MÖ 1200’lere gitmekte. İlçe merkezi 400-500 yıl önce 1 kilometre batıda, Balıbahçe mevkiinde ‘Ağaköy’ adı ile kurulmuş; daha sonra bugünkü yerine taşınarak, Emrutabat adı zamanla Armutova’ya dönüşmüş. Genel anlamda hoşuma gitmişti ilçe. Gerçi kısa bir turdu attığım. Tek sıkıntısı merkezde kalacak yerin olmaması. Ne ÖE, ne de başka bir kamu misafirhanesi. Tek yer olarak ToNe’yi işaret ediyorlar. Orası da uçmuş!

Vikipedi


28’inci kilometrede, Gömeç sonrası soldan Bergama-Kozak diye yolum ayılıyor ve de gürültülü yol trafiğinden kurtuluyorum. Tek şerit 2’nci sınıf asfalt bir yol. Ara sıra geleni geçeni var. Coğrafya güzel. 82 m rakımdayım, şimdilik düz ama dikleşecek ve beni 700 m’ye çıkaracak. Sonra Bergama’ya kadar iniş. Hava sıcaklığı 22,8 derece. Saatler 9.15’i gösteriyor. Buraya kadar 22,8 km ortalamayla gelmişim. Süper.

 

Ve tırmanış hafiften başlayıp dikleşmekte yolum, %8’le çıkıyorum. [e] 36. km/09.40/%40 harcandı/R: 123 m/22,7 °C/22,4 km/sa. ort. Yeniköy geçildi. [e] 42. km/10.11/%60 harcandı/R: 236 m/22,2 °C/21,2 km/sa. ort. Karnım acıkıyor, cevizli sucuktan iki büyük lokma ısırıyorum. 

 

Burası acayip güzel bir yer, muhteşem keyifli. Orman, çam. Zaten çam fıstığının deryası burası. Çam fıstığı, kozalakların içerisindeki sert kabuklar kırılarak meydana çıkmaktadır. İçeriğinde bulundurduğu yüksek kalori sayesinde protein ve mineral bakımından oldukça zengin bir besin maddesidir. Oldukça besleyici ve yarayışlıdır. Ülkemizde başta Bergama Kozak olmak üzere Aydın, Muğla, Manavgat, Kahramanmaraş, Trabzon ve Çoruh çevresinde yetişmektedir. Genel olarak çoğunlukla Akdeniz ikliminin yaşandığı yerlerde görülmektedir. Ülkemizin koşulları ve şartları Çam fıstığının bol miktarlarda yetişmesi için oldukça uygundur. Fıstık ağacından çıkan yaklaşık 100 kg’lık kozalaktan 5 ile 6 kilo arası Çam fıstığı elde edilebilmektedir... denilmekte. Bu nedenle çok pahalı. En son aldığımda kilosu 800 liraya geliyordu.

Kozakkoop


44’üncü kilometrede İzmir İl Sınırına giriyorum, bir çayın üzerinden geçerek. [e] 46. km/10.23/%80 harcandı/R: 299 m/24,2 °C/20,7 km/sa. ort. Doğu yönüne doğru pedallamakta, %7 ile Kozak Yaylası’nı tırmanıyorum. Yolumun üzerinden keçi sürüleri geçiyor. Dur! Çek videolarını. O da duruyor ve bana bakıyor. Hayretle. Belki de ilk görüyor bisikleti. Ağzındakileri çiğnerken çenesinin altındaki sakalı sallanıyor. Simsiyah. Bir kara keçi. Ormanın içinden, ağaçların arasından sürünün devamı çıkmakta. Aralarında kahverengi ve beyaz olanlar da var. Boynuzlar müthiş ama. Boyunlarındaki çanın sesi ormanın içinde yankılanıyor. Kalabalık bir sürü. Çobanı nerede acaba?


Sağımda solumda biçilmiş istiflenmiş odunlar. Orman köylüsünün istihkakı, yani hak edişi. 48’inci kilometrede ikinci bataryaya sıra geliyor. Saat 10.35 ve daha 374 metredeyim. Ortalamam 20,2 km, hava 23,8 °C. Etrafın güzelliğini nasıl anlatsam? Üzüm bağları var, inekler otluyor, arazilerin ortasında kocaman büyük dev kayalar. Yol boyunca tezgahlar, yemek yenilecek yerler, içerilere doğru yön gösteren lokanta levhaları. 


Suyumu tazelemek için durduğum çeşmenin suyu ip gibi akmakta. Daha iyisini bulana kadar bununla idare edeyim. Soldan Atatürk Anıtı’na gidilir denilmiş, 2 km uzaklıkta. Girmiyor devam ediyorum. Gelen çeşmede, bu sefer su daha bol akmakta, matarayı tazeliyorum soğuk suyla. 55’inci kilometreye geldim, 451 m rakım gösteriyor Garmin. Saat 11.20, hava 25,5 °C, ortalamam 19,6 km. İkinci bataryanın ilk çentiği de (%20) gidiyor. Yönüm doğuya.

 

Madra Çayı üzerinden geçmekteyim, ama suyu akmıyor, kurumuş. Bu mevsimde mi böyle, yoksa? 

 

Madra Çayı, Madra Dağı eteklerinden doğup, Kuzey Ege sularına dökülen akarsu. Balıkesir ile İzmir sınırlarında, Madra Dağı kütlesi üzerinde bulunur. Dağın GB eteklerinden doğduktan kuş uçumu 45 km sonra Altınova sınırlarında Ege Denizi'ne dökülür. Çay üzerinde 79 m yüksekliğinde, içme ve kullanma suyu temin edilen Madra Barajı bulunur.... denilmiş ama bu barajın Altınova’yı bitirdiği de söyleniyor: Bilim insanları (Ayvalık) Altınova’da bundan 8000 yıl önce tarım yapıldığını belirlemişlerdi. Asıl adı Ayazment’tir Altınova’nın. Ova, Madra Çayı’nın alüvyonları tarafından oluşturulmuştur. 1998’de bitirilen ve yirmi yıldır da su tutulan Madra Barajı artık çay yatağına su salmıyor. Böyle olunca Altınova’nın yeraltı suları hızla tuzlanıyor. Denizin hareketleriyle de sahil aşınıyor. Yeni alüvyonlar gelmeyince toprak kendini yenileyemiyor. Sarımsaklı plajındaki kumlarda bile belirgin bir azalma var. Madra Barajı hangi akla hizmetle yapıldı bilinmez. Civarda daha çok zeytin tarımı var ve zeytin su istemez. Yörede pamuk/pancar da yetiştirilmediğine göre bu barajın amacı ne?

Vikipedi Karasaban


Burası böyle 430-440 metrelerde seyreden düz bir yol. Çok keyifli bir yer. Ama gel gör ki bu güzelim bölgede altın madeni için siyanürle (*) çalışma yapılıyor, Bergama köylülerinin yıllarca süren direnişine karşın. Kesilen on binlerce çam ağacı yanı sıra bölge insanının sağlığını da tehdit edercesine.

 

(*) Doğadaki madenlerin bir kısmı toprak ve kayalarla kaynaşmış durumda bulunur. Bu yüzden altın cevherleri, “metalik altın ihtiva eden cevherler” ve “bileşikleri halinde altın ihtiva eden cevherler” olarak sınıflandırılır. Cevherler bu sınıflandırmaya göre farklı çıktıları olacak şekilde bir dizi işleme tabi tutulur. Nihayetinde sodyum siyanür altın ile reaksiyona sokularak kompleks bir bileşik meydana getirilir. Altın madenciliği, arama işlemlerinden çıkarılıp taşınmasına kadar toprak, hava, gürültü, yeraltı ve yüzeysel su kirlilikleri ve flora-fauna tahribatı ile atık yönetimi, yersiz-yurtsuzlaştırılma gibi hem çevresel hem toplumsal konularda olumsuz etkilere sebep olur. 

Polenekoloji


TIR’lar geçiyor, iki yönlü. Üzerlerinde kocaman iki dev kaya taşıyorlar. Merak, bunlar nereye gidiyor? Taş ocağına mı yoksa dekoratif amaçlı mı? Böyle 2’şer 2’şer taşıyarak ne yaparsın ki?! İnekler keçiler yol kenarlarında. Sağımda kocaman bir mısır tarlası. Bir ağaç görüyorum ki heykel, abide. Muhteşem bir şey. Durup fotoğrafını çekeyim. Altında böğürtlenler var ama sert, suyu çekilmiş, yenilecek gibi değil. İdeal Granit diye bir ocak sağda geçiliyor. Rampa çıkarken yeleğin fermuarını indiriyor, inerken çekiyorum. Ve 60’ıncı kilometrede yolun durumu bozuluyor. Üstü küçük taşlarla kaplı. Haliyle gelen geçenin çıkarttığı tozlar havayı kirletiyor. Yandık! Tam keyif sürüyorduk şimdi işler değişti. Daha dikkatli pedallamak gerek. Bu minik taşlar bilye gibi tekeri kaydırır. Ağır yükle düşersin güzelce! [e] 62. km/11.52/%40 harcandı-II/R: 594 m.


5 km kadar süren bozuk yol sonrası geldim Zirve Kafe’ye, adından da anlaşılıyor nerede olduğum. 711 m’deyim. Mola vermenin, buranın tadını çıkarmanın tam zamanı ve yeri. Giriyorum içeriye, dayıyorum velespiti köşeye, gelen gence bir patatesli gözleme ve büyük çay ısmarlıyorum. Beklerken de bir küçük çay götürüyorum. Biraz telefonun çektiği kadar mesajlara bakmak, yan masadaki beylerden gelen Kozak Üzümünü tatmak, bu arada onlar da Nişantaşı Kodaman Sokakta, zamanında tekstil işi yapmışlar, üniversite öğrencisi olduğu besbelli olan gence 21 lira ödeyip 12.35’de ayrılıyorum zirveden.

 

Çıkıştaki bozuk satıh devam ediyor. Ağır ağır inmekteyim. İnmek çıkmaktan daha zor. Hızlanıyorsun, sürekli frenlemen gerek. Toplam 8 km bozuk satıh sonrası yolun düzelmesiyle normale döndük. Bazen süratleniyor üzerine kapanıyorum, hızım yavaşladıkça da dik vaziyette etrafı izleyerek pedallamaktayım. Hava ısındı, kollukları çıkartayım artık.

 

Pergamon kalesi tepede göründü. Geldim demektir. Daha önce buraya (*) yaptığım turda tepelere çıkmış dolaşmıştım. Akıllıca düşünmüşler, teleferik koymuşlar, izleye izleye etrafı çıkıyorsun.

 

(*) bkz. [bisikletle]Türkiye: Pergamon ve Sagalassos (Ayvalık–Bergama)


Ara sokaklardan geçerek, ters yönde ilerleyerek Gobi Pension’a varıyorum. Saat 13.45 ve 86,4 km tutmuş yol. Burada da ikinci bataryanın %60’ı bitiyor. Pansiyon sahibi Mustafa Bey odamı gösteriyor, kayıt, 70 TL ve odada yayılmaca saçılmaca. Duş sonrası dinlenirken hafif kestirmece.

 

Buralı bisikletçi, yeni bir arkadaşım var, İbrahim. Kendine bir e-bisi aldı geçenlerde. Yazışarak haberleşiyorduk. Hem yüz yüze tanışmak, hem bisiklet konusunda görüşmek, Bergama’ya tekrar gelmenin sebeplerinden biri oldu. Onu arıyor ve pansiyonda buluşmak üzere sözleşiyoruz. Bu arada belirteyim, Bergama ÖE kapanmış. Deprem riski nedeniyle bina yıkılmış veya benzeri bir durum. Gobi’yi bana İbrahim buldu. Merkezi, fiyatı da uygun.


Pansiyon önündeki sahada -yeni aldığı bisiklet dahil- tüm konumuz bisiklet etrafında dönerek, sanki 40 yıllık dostlar gibi hemencecik kaynaşıyoruz. İki gün sonra oğlunun düğünü de sohbetimizin arasına giriyor. Daha sonra gidon çantasının kopan tutacağı için çantacı-kunduracı bulmak üzere pansiyondan ayrılıp Bergama’nın çarşısına doğru yürümekteyiz. Çınarlı Kahvesinde içilen soda ve çaylar, çekilen foto sonrası Arasta’da bulduğumuz ilk kunduracının tamir önerisi kafamıza yatmıyor, ikincisi yatıyor, 5 liraya işi hallediyoruz. Sonra helvacıya uğramak üzere biraz daha derinlere giriyor ancak kapalı olduğunu görünce yarınki yolculuk için gerekli cevizli sucuk almak üzere beni Can Kardeşler Kuruyemiş’cisine götürüyor. Hava da kararmaya başladı bile. Saatler ne de çabuk geçti. İbrahim’le vedalaşıyor, ben de karımı doyurmak üzere Bergama Sofrasına geri yürüyorum. Daha önceki gelişim(iz)de de burada yemiş(tik), lezzetliydi her şey, özellikle Çığırtma. Ama kapatmış. Bu kadar mı geç oldu saat? Bu durumda market önünde sigara içen çalışanından aldığım bilgiyle yan sokaktaki Burak Lokantası’nda az az nohut+pilav+ayran ve tahin soslu kaymaklı kadayıf (22-) ile akşam yemeğini halletmiş oluyorum. Yoldan alınan su, Kültür Merkezi’nde içilen espresso (8-), Güli ile telefonda görüşme ve pansiyona dönüp odada dataları girme şeklinde günün sonu geliyor.

 

Gobi Pension 0532-2051536 Mustafa Bey




 


















Orjan-Bergama

Tur tarihi: 9 Eylül 2021

Alınan yol: 83,99 km
Ortalama hız: 19,5 km/sa

En yüksek hız: 59,9 km/sa
Bisiklete biniş süresi 4 sa 18 dk, dışarıda geçen süre 5 sa 41 dk
En yüksek sıcaklık 32 ˚C, en düşük 18 ˚C, ortalama 23,6 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 1412,4 m, kaybı (iniş) 1359,3 m
En düşük yükselti 1,1 m, en yüksek 718,6 m

 

Garmin yol bilgileri Orjan-Bergama 

 

Relive yol bilgileri Orjan-Bergama


08.03, Orjan’dan yola çıkış.




Ören tarafı da çok güzelmiş. Buradan hiç geçmemiştim.



Otoyolda trafik var. Güvenlik şeridi kısmen tırtıllı cinsten.


Karaağaç geçilip Gömeç geliyor. 


ToNe oteli de görüyorum, yol kenarında.



28. km’de, Gömeç sonrası soldan 

Bergama-Kozak diye yolum ayılıyor.



Kozak diye sapmamla gürültülü yol trafiğinden kurtuluyorum. 



Tek şerit 2. sınıf asfalt bir yol.



Tırmanış hafiften başlıyor.









Burası acayip güzel bir yer, muhteşem keyifli. Orman, çam...



Zirve Cafe’de verilen mola. Açıkmışım... 




12.34, Kozak Yaylası.





Pergamon kalesi tepede göründü.


13.25, geldim.


Gobi Pension, Bergama.





İbrahim ile, Bergama.



Bergama’nın sokaklarında kunduracı arıyoruz.



Burak Lokantası, Bergama.



Kültür Merkezi’nde içilen bir espresso.




























6. gün (devamı) Bergama-Kırkağaç - 3. gün (öncesi) Akbaş II

 


 

 

[bisikletle]Türkiye: Misya’dan Karya’ya 

 

İstanbul-Bandırma-Gönen = 61 km

 

Gönen-Akbaş = 66 km

 

Akbaş-Orjan = 69 km

 

Orjan-Bergama = 84 km

 

Bergama-Kırkağaç = 59 km

 

Kırkağaç-Gölmarmara = 57 km

 

Gölmarmara-Salihli = 40 km

 

Salihli-Ödemiş = 66 km

 

Ödemiş-Tire = 36 km

 

Tire-Selçuk = 41 km

 

Selçuk-Söke = 43 km

 

Söke-Ekindere = 62 km

 

Ekindere-Yalıkavak = 84 km

 

Yalıkavak-Torba-İstanbul = 23 km

 

 



 

 

İlginizi çekebilir [bisikletle]Türkiye: Urartuların İzinde (Bahçesaray-Çatak)