2 Ağustos 2022

bisikletle Sazlıbosna


Keyifli bir rotadır. İster Eyüp-Alibeyköy şeklinde başlar veya yolu biraz kısaltmak isterseniz Mescid-i Selam’a kadar tramvayla gider devamını pedallarsınız. Biz de öyle yaptık. İnci ve İhsan ile Kazlıçeşme’de (*) buluşarak Topkapı’ya pedalladık. Kazlıçeşme’ye de Bostancı’dan Marmaray’la geldik. Zaman kazandık.

 

(*) Kazlıçeşme hakkında rivayetlerden birini meşhur tarihçi Kömürciyan, İstanbul Tarihi isimli eserinde şöyle aktarır: “Kazlıçeşme’ye verilmiş olan bu adın sebebi şudur. Bir kaz, otladığı sırada yeri eşeler ve eşelediği yerde bir su çıkar. Halk da burasını kazarak bir memba bulur ve suyu getirip bir çeşme yapar.” Ama 2002 yılında çalınan kazın yerine kopyası konulmuş :((

İstanbulunSırları


Bugün gene bir sınav olsa ki okulların önü kalabalık. Ne zaman Merkezefendi taraflarından geçsek denk geliyoruz. 1453 Parkı içinden geçerek ulaşılan istasyonda bekleyen tramvaya (T4) atladığımız gibi trafik içinden geçmeden 45 dakikada son durağa ulaşıyoruz. Bundan sonraki kısmı Şamlar’a gitmek üzere defalarca geçtik. Eski Edirne Asfaltı denilen, Sultangazi ilçesinden geçen yol üzerinde et lokantaları, kurbanlık satışlar gibi yazılar gözüne ilişecektir. Kasaplar ilçesi 2008 tarihli, yani çok yeni. Arnavutköy gibi, İstanbul’a göç edip çevresine kapak atmış olanlar çoğunlukta. AKP zihniyeti hakim bir ilçemiz. Aynen Anadolu yakasındaki Sultanbeyli gibi. İşin içine sultan lafı girince öyle mi oluyor, yoksa rastlantı mı dersiniz? Eyüpsultan da öyle ama! Her neyse, Şamlar’a sapmıyor Arnavutköy olarak devam ediyoruz. Yoğun bir damperli trafiği var. Gürültülü. Kavşaklarda çok dikkatli olunmalı. Burada dikiz aynasının faydasını çok iyi anlarsınız. Arkanızdan gelen sinyal verip sapmak mı istiyor yoksa niyeti sizi tedirgin etmek mi?

 

Otoyolun kenarında uzunca gittik. Bazı yerlerde güvenlik şeridi var, bazı şeritler sonradan yamanmış, dalga dalga, hoplaya zıplaya gitmektense çizgi üzerini yeğliyoruz. Geldiğiniz göbekte Sazlıbosna solu gösterir, düz Çilingir’e ve devamı Terkos’a gider. Sapmakla otoyoldan kurtulur ve Harraççı’ya girer, yol tek şerittir artık burada ve hafif iner-çıkar. Bir süre sonra soldan Hacımaşlı sapağı gelir. Buradan da Şamlar’a giden bir yol var. Fi tarihinde Hacımaşlı’ya girmiş manda yoğurdu yemiştik, hatırladığım çok lezzetliydi. Ama Şamlar’a inen yolu şimdi anımsamıyorum, ne durumdaydı. Notlarıma bakınca toprak olduğunu okuyorum. Bilemiyorum bugün asfaltlandı mı?

 

Uzatmadan, çok güzel ayçiçeği tarlarının kenarında sürerek geldiğimiz ayrımdan sola dönüp Sazlıbosna’ya inmekteyiz. Karşımıza çıkan düğün konvoyu yolu kapamış, damatla gelin göbek atmakta. Biraz izleyip aralarından sıyrılıp Sazlıbosna’da kahvede çaylar eşliğinde (2,5) kahvaltımızı ediyoruz. Birazdan İhsan koca bir kavunu (**) dilimliyor, Firuzan da lokmalara ayırıyor. Bal gibi tatlı, süper fikir. Sağ ol.

 

(**) Nişanyan Sözlük’te kavun kelimesin kökeni için: Eski Türkçe kaġun 

“kavun” sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Eski Türkçe yazılı örneği bulunmayan *kaġ- veya *koġ “içi boşalmak, boş olmak” biçiminden Eski Türkçe +I(g) ekiyle türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir... denilmekte.

 

Çarlık Rusya’sının 18. yüzyıl sonlarına doğru başlattığı işgallerden sonra kaçarak İstanbul'a gelen Tatarlar, Osmanlı yönetimindeki bu bölgeye 1862 yılında yerleşirler ve bir daha ayrılmazlar. Sazlıbosna, Kanuni Sultan Süleyman'ın ordusunun "Sultanlar Yürüyüş Yolu" ve son konaklama yeri olarak da tescil edilmiş bir köydür. Yakınında Sazlıdere Barajı bulunur. Ancak bölge, Çılgın Proje olarak adlandırılan akıl almaz, ekolojik bir felaket olacağı her seferinde dile getirilen bir Kanal İstanbul saçmalığı ile yıkıma uğrayacak, buraları kalmayacak! Bereket finans kaynağı bulun(a)mayıp, dibe çakılan ekonomimiz bunun gerçekleş(e)meyeceğini belli etti. Yarabbi şükür... Fiyatları Allah belirlediğine göre...

 

Yalanı bile becerememişler...



Sazlıdere Barajı üzerinden geçen köprüyle karşı yakaya ulaşıyoruz. Soldan kıyıya doğru sapıp toprak yoldan, piknikçilerin ve balık tutanların yakınından geçerek, az tırmanıp az inip, koyun ve inek sürüleri ve de çöplerin arasından -sanırım 10 km’ye yakın- baraj duvarına varıp, demir kapının kenarındaki boşluktan İSKİ sahasına sızıp, yapılmakta olan viyadüğün şantiyesi üstünden aşarak bölgeden ayrılıyoruz. (Fotoğraflar daha fazlasını anlatıyor.)


Yazarın notu: Baraj kıyısından giden yol çok güzel. İster dibinden ister üstünden. Piknikçilerin bıraktığı, rüzgarın dağıttığı, ortalıkta rahatsız edici şekilde rengarenk naylon torbalar çalılara çırpılara takılmış vaziyette. İçler acısı bir durum. Bence her tarafa “çöpünü bırakma” şeklinde uyarı yazıları asılmalı! İnsanımızın kafası az çalıştığından bir hatırlatma yapmak faydalı olabilir. Baraja Girmek Tehlikeli yazılmış, adam, yasak deseydiniz girmezdim diyor. Hani yazılana son derece uymaktan yana bir ahalimiz var ya!

 

Altınşehir-Halkalı-Küçükçekmece-Florya derken (trafik içinde verilen mücadele sonucu) Yeşilyurt Roma Dondurmacısı (***) hem ağzımızı tatlandırdığımız hem de bir mola verdiğimiz nokta oluyor. Dondurması lezzetli buranın, topu 10 lira olmuş. Limon ve sade yiyorum. Yiyorum diyorum çünkü yalamıyorum. Tarihçilere göre, bugün bildiğimize benzeyen, yani sütle yapılan ‘ilk dondurma’nın kökeni tam 2 bin 200 yıl önceye, Asya’ya dayanıyor. Zira Çinlilerin MÖ 200’lerde bir tür süt-pirinç karışımını karda dondurarak elde ettiği yiyecek, ilk sütlü ‘dondurma’ olarak kabul ediliyor. Peki Çinlilerin sütlü dondurma ‘icadı’, bugün anavatanı sanılan İtalya’ya nasıl geldi? Burada iş, yaklaşık 600 sene sonra, Marco Polo’ya düşer. Venedikli seyyah, 13. yüzyılda meşhur Çin gezisinden Avrupa’ya döndüğünde cebinde dondurma tarifleri de varmış. İşte o tarifler, aşçılar tarafından sürekli geliştirilerek 16. yüzyıla gelindiğinde dondurmaya dönüşmüş.

 

(***) 1970 yılında Veysel Ayar ve Ramadan Vardar tarafından kurulan Yeşilköy Roma Dondurmacısı, kurulduğu tarihte Yeşilköy'ün ilk dükkanlarından biri olarak faaliyetine başlamıştır. Aynı cadde üzerinde, lezzetinden ve kalitesinden ödün vermeden 40 yıldır sürdürdüğü bu hizmeti şu anda ikinci nesil işletmecileri olan Asaf Ayar, Abdül Ayar, Feyzullah Vardar ve Zekeriya Vardar birlikte sürdürmektedirler.

YeşilköyRoma


Dondurmanın ardından yakındaki istasyona gidip (Yeşilyurt), İnci ve İhsan -bizi bırakarak- aceleyle atlayıp (!), biz de bir sonraki trenle dönüyoruz. Bostancı’da Yaşar Usta’da da (****) dondurma tattıktan sonra (gene aynısını seçiyorum: limon+sade. Bu da çok lezzetli, topu 8 lira) evin yolunu tutmaktayız.

 

(****) Dondurmacı Yaşar Usta yarım yüzyıl önce 1962 yılında başladığı dondurma zanaatını, kendisi gibi Arnavut göçmeni ustası Hıfzı Yorgun’un yanında öğrenip, ilke ve prensiplere sıkıca bağlı kalmıştır. Her zaman üreteceği dondurmalarda kullanacağı meyve ve sütlerin en saf ve kalitelisini bulmak için Türkiye'yi karış karış gezerek yılmadan, üşenmeden, aşkla, sevgiyle bulup getirdiği meyveler ile "Taze" ve "Doğal" dondurma üretmenin verdiği heyecanla ilk gibi yoluna devam etmektedir.

Yusdo


Şimdi acaba Tarihte Bugün ne olmuştu diye merak edersek: 1950’lerde kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) 1968’de Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) adını aldı ve 1992’de Avrupa Birliği (AB) doğdu. 

 

31 Temmuz 1959, Türkiye, Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) adaylığı için resmen başvurdu. Yani 63 yıl önce bugün!

 

1963 yılında Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu ile ortaklık antlaşması imzalamasıyla başlayan ve 1987 yılında tam üyeliğe başvurmasıyla ivme kazanan süreçte AB üyeleri tarafından 1999 yılında aday olarak kabul edilen Türkiye, 2005 yılında tam üyelik müzakerelerine başladı. Ne var ki... 15 Aralık 2021 tarihinde AB Konseyi, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin dondurulmuş olarak kalmasına karar verdi :(( Yeşeee...

 

 



 













bisikletle Sazlıbosna: Dudullu-Bostancı-(tren) Kazlıçeşme-Topkapı-(tramvay) Mescid-i Selam-Arnavutköy-Sazlıbosna-Sazlıdere Barajı-Altınşehir-Halkalı-Florya-Yeşilyurt-(tren) Bostancı-Dudullu

 

Tur tarihi: 31 Temmuz 2022
Alınan yol: 77,39 km
Ortalama hız: 17,3 km/sa
Bisiklete biniş süresi 4 sa. 26 dk, dışarıda geçen süre 7 sa. 56 dk 
En yüksek sıcaklık 37 ˚C, en düşük 22 ˚C, ortalama 30,7 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 1120,4 m, kaybı (iniş) 1124 m
En düşük yükselti 0 m, en yüksek 238 m

 

Garmin yol bilgiler bisikletle Sazlıbosna

 

Relive yol bilgiler bisikletle Sazlıbosna