3 Mayıs 2022, Salı / Arsuz - Çevlik, 50 km (8. gün)
Toparlanıp Arsuz’dan ayrılmam 08.08’de. Otelden merkeze giden yola çıkmak zor değil. Hemen önünden geçiyordu. Sabahın serinliğinde pedallıyorum, Rosa Lokantası yanından askeriyeye doğru sapıp Konacık diye gideceğim. Buradaki otellerinin çoğu butik otel. Bence butiklikle ilişkili hiç bir görünümleri yok ama. Ne anlamda kullanıyorlar butiği anlayamıyorum? ‘Butik Otel’ kelimesi Türkçede "Seçkin müşterileri için kendilerini evlerinde hissedebilecekleri konforu sağlayan, oda sayısı az, şık bir otel türü." anlamına gelir... deniliyor. Ama gördüklerim hiç de böyle değiller. Keza benim kaldığım.
TCDD’nin Dinlenme Tesisleri de var burada. Acaba orada da kalınır mıydı? Arsuz’un iç kısmı bittikten sonra şehirler arası yol geliyor. Tek şerit ama asfaltın durumu iyi. Bugünkü yolum Çevlik, Samandağ’ın mahallesi. Yaklaşık 55 km gibi. 250 m rakıma çıkaca’m, 10 km gibi bir dağ yolu olacak. Ama bu bölümün en önemli yanı çok sözü edilen 25 km.lik bisiklet yolu. Dünyanın en uzunuymuş diyorlar. Ne büyük iddia değil mi?
Güney yönündeyim. Hava önceki günlere göre daha açık. Güneş var, çok ince puslu, 21,9 °C. Ama perşembe için yağış gösterilmekte. Ben o zaman Antakya’da olaca’m. Güzel bir coğrafyadan-çevreden geçmekteyim. Sağımda çilekler görüyorum. Olmuş, siyah naylonun üzerinde kırmızı kırmızı sırıtıyorlar. Solum buğday tarlası. Sonrasında meyve ağaçları geliyor ama ne olduğunu tahmin edemiyorum. Yol boyunca pansiyonlar ve dönerciler gelmekte-geçilmekte. Sağda 4-5 karavan park etmiş, denize nazır kahvaltı ediliyor. Yolum kıyıya paralel sürmekte. Dün kaldığım otelin bir de Konacık’ta yeri varmış. Burasının daha lüks olduğu söylenmişti Arsuz’da.
10 kilometre sonra Konacık geliyor. Köy içinden pedallıyorum, güzele benziyor. Gerçi sahiline inmiyorum ama Arsuz’dan daha sakin gibi görünmekte. Burada kamping olduğunu görmüştüm araştırmalarımda. Otel ve pansiyonlar da var. Belki başka bir zaman burada konaklamalı. Saat 08.45 oldu; hava 22,1 °C, rakım 10 m ve ortalamam 16,8 km/s, özetle.
Konacık sonrası beklenen tırmanış başlıyor. 250 m rakımı aşmam gerek. Sıkı eğimler var, %13. Dönemeçleri dıştan alıyorum. High gerekiyor bazı noktalarda. Yükseldikçe deniz altlarda kalmakta. Kahvaltılık yerler geçiliyor. Güzel konumdalar. Denize kuş bakışı. Karşı yönden gelen bir bisikletçi. Kısa selamlaşmalar ve sohbet. Antakyalı, Arsuz’dan gelmiş, tek dolaşıyor. Dönüş yolundaymış. Kısa bir müddet beraber pedallıyoruz sonra ben ilerliyorum o kalıyor.
Çok keyifli bir bölge. Çamlık her yer. Ara sıra geçen araçlar olsa da onun dışında boş ortalık. Nereden aklıma geldi şimdi bu uçak olayı? Havada da yok. Herhalde Tarihte Bugün sayfasında okuduğum; 3 Mayıs 1934 – Kayseri Uçak Fabrikası'nda yapılan ilk parti altı avcı uçağından biri, 50 dakikalık bir uçuşla Kayseri'den Ankara'ya geldi... haberi olmalı. Düşünün, 1920’li yıllar... Kayseri’de elektrik bile yok. Cumhuriyetimiz yeni kurulmuş. Daha sonrasında Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatları ile Kayseri gibi bir şehirde Tayyare Fabrikası kurulmasına karar verilmiş. Almanya ile yapılan anlaşma sonrası malzemeler gemiyle İskenderun limanına, oradan Niğde Ulukışla’ya trenle, sonrasında develerle, kağnılarla askeri açıdan stratejik şehir olan Kayseri’ye getirilmiş ve ülkemizde uçak üretimi başlanmış. Şu işe bakın hele: Tayyare Fabrikası 200 uçak üretmekle kalmaz, ihraç edilen uçaklarla da anılır. Genç Cumhuriyet’in kıt kaynakları ve büyük özveriyle kurduğu bu önemli eser, Türkiye’nin bu hamlesini, girişimini içine sindiremeyen devletler ve kuruluşlar tarafından, “Sizlere daha ucuzunu veririz, üretmeyin” denilerek 1940’lı yılların sonuna doğru Marshall Yardımı’yla önce üretim durur, sonra da kapısına kilit vurulur... Fuk-yu durumları!
Tırmanış sürmekte. Geldiğim köy Işıklı. Artık köyler mahalle statüsüne girdiğinden burası da Arsuz’un bir mahallesi oluyor. Kahvesinde oturanlar görüyor ama devam ediyorum. Burası 185 m.lerde. Daha çıkılacak. Mola ile hızımı-tempomu kesmeyeyim. Köyün yollarında sular akmakta. Yerler ıslak. Dikkatli olmam lazım. Işıklı sonrası yol iniyor ve durumu bozuluyor. Stabilize bölümler, delik deşik asfalt şeklinde sürmekte. Ama yemyeşil bir doğa içinde, sarı kantaronlar, kırmızı gelincikler arasında 149 m.ye inip tekrar başladım tırmanmaya. Geride 17 km bırakmışım. Saat 09.17, hava 22,9 °C, ortalamam 15,2 km/s (pek bir yavaş). Tepede 4 yırtıcı kuş, 2’si yüksekte, 2’si daha altında dönüyorlar. Küçükler, göremiyorum ne olduklarını. Devam yükselmeye. 226 m.deyim, sanırım zirve olmalı, 20’nci kilometreye geldim. Burası kaçırılmaz, durup bir iki foto alıyorum. Muhteşem bir manzara var. Yeşille mavinin buluşması, deniz-gök ve orman. Hava tertemiz, derin derin içime çekiyorum. İnsanın gidesi gelmiyor, burada yaşanır. Saat 09.39 oldu, hava 25 °C. Buralarada, tepelere tek tük bina kondurmuşlar. Şöyle etrafa baktığınızda gözünüze çarpıyor. Adamlar işlerini biliyorlar. Gemisini yüzdüren kaptan durumları...
Bundan sonrası iniş. Dikkat et hocam! Ortadan gidince aniden araba çıkabiliyor dönemeçlerde... Frenleyerek inmekteyim. Ağırlık da olduğundan balataların eridiğini hissediyorum. Aslında bazı sistemler var; frenlerken bataryayı dolduran. Hem de motor freni gibi bir şey. Maalesef bizim bisilerde bu yok... Ve yokuşun son kısmında, 23’üncü kilometrede asfalt kaymak oluyor, iniş çok daha keyifli hale geliyor. Hatay Valiliği logosunu basmış yolun ortasına. O mu yapmış ki? Nedir bu belediye-valilik çatışması? Hepsi TC.ye hizmet etmesi gerekirken böylesine bir saçmalık!
24. km.de geldik meşhur bisiklet yoluna. Maviye boyalı ve karayolundan bariyerlerle ayrılmış. Sağım deniz, solum dik kayalar. Bazı yerlerden sular akmakta. Bolca foto ve video çekmekteyim. Tek bir bisikletlinin karşı yönden geldiğini görüyorum. Selamlaşıyoruz. Başka kimsecikler yok. Motorcular asfaltta akrobatik hareketlere çalışıyorlar. Hani şu ön tekeri kaldırarak gitmek gibi işler var ya...
Yol bazı yerlerde tırmanıp iniyor. Bu da hareket kazandırıyor. Araçların kıyıya girebilmeleri için açık bırakılan geçişler küçük çakıl taşlarıyla kaplı. Temizlenmiyordur sanırım bisiklet yolu. Ancak yağmur yağacak da taşlar gidecek. Kırık cam parçaları da var yollarda/kenarlarında. İçilen-kırılan şişelere ait olmalı. Adettendir, içtiğinde şişeyi mutlaka kırarsın! Belki depozito alınsa şişelerden (öyle 25 krş. değil 1-2 lira), insanlar paralarını geri almak için kırmayabilirler. Yol kenarına dikili trafik levhaları öylesine yakın konulmuş ki, uçları yola girmekte. Tam kafa hizasında. Biraz yakın geç(er)sen sürtebilir-yaralanabilirsin. Bunları koyan herhalde bisiklete binmiyor olmalı.
16 m rakımdayım, deniz kenarında. Saat 11.18, 25,8 °C, ortalamam 16,8 km/s. 43 km.dir pedallıyorum. Yolun sonuna doğru gelen -burada her yerde olan- balık ekmek büfesinde -güzel bir yere tezgah açmış, denize nazır, tepeden bakan, masmavi sular, dalgalar ayağının altında derler ya- bir çay eşliğinde (5-) nefesleniyor, çektiğim videoyu eşe dosta yolluyorum.
Çevlik’e geldim. Sahilin sonuna kadar gidiyorum. Sağ upuzun kumsal-plaj. Sol taraf ise genelde gırtlak ağırlıklı işletmeler. Çoğu kebap ve balık. Bağdat Otel biraz içerlek. Biraz da salaş bir görünümde. Resepsiyonda Hüseyin Bey. Telefonda konuşmuştuk. Yerimi ayırmış. Kahve eşliğinde tanışıyor, TR’nin durumu, artan pahalılık, hırsız siyasetçiler gibi konuları konuşuyoruz. Aslen Sarızlılı. 2017 haziranında oraya gittiğimi anlatıyorum. Sevmiştim. Küçük bir ilçemiz. Bkz. > [bisikletle]Türkiye: Hititlerin İzinde (Pınarbaşı–Sarız)
Bisiklet altta bir odaya, bense 309 No.ya. Küçük bir oda, çift kişilik yataklı. 100 lira konaklama ücretini nakit veriyorum. Hep aynı durum. Telefonda 75, gelince artıyor. Hele bir gelsin durumları... Vay benim uyanık milletim! Odaya yerleşiyor. Çamaşırları kısa programda yıkıyor, terasa asıyorum. Arkadaşım Kaya arıyor. 20 gün sonra o da buralara gelecekmiş. Bilgi paylaşıyoruz. Daha sonra otelin sahibi Yusuf Bey ile tanışıyorum. Irak kökenliymiş (Bağdat soyadı da oradan gelmekte), Osmanlı döneminde gelmişler.
4 gibi yemeğe ve Titus Tüneli ve Beşikli Mağara’yı görmeye çıkıyorum. Her şey etli burada. Doğuda bile pilav bulurdum, burada o da yok. Sırf et durumları! Pizzacıda vejetaryen (45-) ve soda = 53 TL ile bu işi aradan çıkartıp tünele doğru yürümekteyim. Çok sıcak var. Bayram nedeniyle de kalabalık ortalık. Aslında böyle yerlere bayramda gelmemek lazım. Gereğinden fazla (fuzuli) insan dolanıyor.
Tünel MS 1’inci yüzyılda yapılmış. Dağlardan inerek yaşamı tehdit eden sel ve taşkınlardan korunmak amacıyla Roma İmparatoru Vespasianus şehrin etrafını dolanacak, böylece akıntıların yönünü değiştirecek bir tünelin yapımını emretmiş. İnşaat MS 69 yılında başlamış, MS 81 yılında halefi ve oğlu Titus tarafından bitirilmiş. Şehri selden korumak için yapılan tünel 1380 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğinde ve 7 metre yüksekliğinde. 2 bin yıl öncesinin mega projesi yani. Düşünsenize, adamlar o zamanlar sele karşı çözüm düşünmüşler. Neydi o geçen sene Karadeniz kıyı şeridindeki il/ilçelerde yaşananlar. Dere yatağına verilen inşaat izinleri... (Ya hep soruyorum: neden TC bu kadar ahmak bir devlet -oldu. Bu insanların arasından Atatürk nasıl çıkabildi? Bugün başımızdakini düşünürsek!)
Tünele ve mağaraya hafif tırmanılıyor. 65’le girip güruh halinde yürüyoruz. Bebeler gürültülü. Ebeveynler ‘selfie’ peşinde. Herkes birbirini çekiyor. Tarihi kemerlerin üzerindeler, kayalara tırmanıyorlar. Hele bir de pozlarını görseniz. Sanırsınız güzellik yarışmasına yollayacaklar. Süzüm süzüm durumları...
İlkin Beşikli Mağarası geliyor; kaya mezarlarının en geniş ve en ünlülerinden olup, içerisinde bölümler halinde on iki mezar vardır. Mezarlar birbirlerinden duvarlar ile ayrılmıştır. Bu taş mezarlar, taş sütunlar ve kemerlerin birbirine bağladığı bölümler halinde olup, yukarıdan aşağıya yine taş merdivenlerle inilmektedir. Kayaların oyulması ile meydana getirilen, yer yer kapıların açıldığı bölümlerdeki sütunlar, sütun başlıkları, kademeler ve üst örtüyü kısmen süsleyen motifler orijinallerine uygun biçimde yapılmıştır... denilmekte. Kalabalık işin keyfini kaçırdı. Boşluklardan fırsat bulup bir iki foto alıp ayrılıyorum. Yürüyüş yolu üzerinde portakal sıkan, sabun-dondurma satan tezgahlar var. Birinde içilen iki bardak taze sıkılmış portakal suyu çok iyi geliyor (bardağı 10 TL), biraz da kalabalıktan uzaklaşmış oldum.
Titus Tüneli’nde mahşer günü. Sürüler halinde insanlar yürümekte, foto çekmekte/çektirmekte. Durulacak gibi değil. Gürültüden ve kalabalıktan yoruldum. Zaten seneler önce gelip gördüğümden fazla oyalanmıyor ve çıkışa yöneliyorum. Sahil tarafına gelerek limana varıyor, mendirek boyunca yürüyerek fenere ulaşıyorum. Burada yaygın olan bir saç tıraşı dikkat çekici; kulak üzeri kazılmış, tepede ada gibi bırakılmış saçlar : ))
Liman öncesi ÖE’de soda ve sade (17-) ile biraz dinlenip etrafı kestim. Başarılı mı başarısız mı karar veremedim ama bu kadar az kahveyle nasıl kahve yapılır’ı bulmuş bu adamlar! Fal bakacak telvesi bile yoktu : (( A101’den alınan dondurma ve su ile otele dönüyor, Hüseyin Beyle muhabbete devam ediyorum (kaldığım yerden), üç çay eşliğinde. Hüseyin Bey bilinçli, olanın bitenin farkında. Bayılıyorum böylelerine.
Çevlik’te son derece uzun bir plaj var. Bugün bile çadır kuranları gördüm ki daha deniz sezonu başlamadı. Çevlik = Seleucia Pieria, MÖ 310’da Seleukosların kurduğu muazzam bir antik liman kenti. Önemli tarihi yerleri var ve UNESCO Kültür Miras Listesi’ne de eklenmiş. İlçenin adı nereden/ne anlama geliyor? Tek bulduğum kaynak şöyle diyor: çevlek/çevlik "çevre, etraf" [TDK, Tarama Sözlüğü (1400 yılından önce)] çevlik "girdap, burgaç" [TDK, Tarama Sözlüğü (1500-1800 yılından önce)] çevlik/çevrik "etrafı çitle çevrili bahçe veya tarla" [Türkiye'de Halk Ağızlarından Derleme Sözlüğü (1960 yılından önce)].
- Bağdat Otel 0326 5949494 / 0536 9480802 / 0531 0348445 Yusuf bey
- Çevlik ÖE 0326 5122411
Arsuz - Çevlik
Tur tarihi: 3 Mayıs 2022
Alınan yol: 49,50 km
Ortalama hız: 16,7 km/s
En yüksek hız: 49,8 km/s
Bisiklete biniş süresi 2 s 57 dk, dışarıda geçen süre 4 s 15 dk
En yüksek sıcaklık 32 ˚C, en düşük 22 ˚C, ortalama 25,7 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 1194,8 m, kaybı (iniş) 1182,9 m
En düşük yükselti 0 m, en yüksek 238 m
Garmin yol bilgileri Arsuz-Çevlik
Relive yol bilgileri Arsuz-Çevlik
![]() |
Arsuz’dan ayrılışım 08.04’de. |
![]() |
Otelden merkeze giden yola çıkmak zor değil. Hemen önünden geçiyordu. Sabahın serinliğinde pedallıyorum. |
![]() |
Güney yönündeyim. Hava önceki günlere göre daha açık. Güneş var, çok ince puslu. |
![]() |
Güzel bir coğrafyadan-çevreden geçmekteyim. |
![]() |
Yolum kıyıya paralel sürmekte. |
![]() |
Konacık sonrası beklenen tırmanış başlıyor. |
![]() |
Çok keyifli bir bölge. Çamlık her yer. Ara sıra geçen araçlar olsa da onun dışında boş ortalık. |
![]() |
226 m.deyim, sanırım zirve olmalı. Burası kaçırılmaz, durup bir iki foto alıyorum. Muhteşem bir manzara var. Yeşille mavinin buluşması, deniz-gök ve orman. |
![]() |
Hava tertemiz, derin derin içime çekiyorum. İnsanın gidesi gelmiyor, burada yaşanır. |
![]() |
24. km.de geldik meşhur bisiklet yoluna. Maviye boyalı ve karayolundan bariyerlerle ayrılmış. |
![]() |
Sağım deniz, solum dik kayalar. Bazı yerlerden sular akmakta. |
![]() |
Çevlik’e geldim. |
![]() |
| Sahilin sonuna kadar gidiyorum. |
![]() |
Bağdat Otel |
![]() |
Mayor Pizza |
![]() |
Beşikli Mağara |
![]() |
Kaya mezarlarının en geniş ve en ünlülerinden olup, içerisinde bölümler halinde on iki mezar vardır. |
![]() |
Mezarlar birbirlerinden duvarlar ile ayrılmıştır. |
![]() |
Yürüyüş yolu üzerinde portakal sıkan, sabun-dondurma satan tezgahlar var. Birinde içilen iki bardak taze sıkılmış portakal suyu çok iyi geliyor. |
![]() |
Titus Tüneli |
![]() |
Tünel MS 1’inci yüzyılda yapılmış. |
![]() |
Şehri selden korumak için yapılan tünel 1380 m uzunluğunda, 6 m genişliğinde ve 7 m yüksekliğinde. |
![]() |
Sahil tarafına gelerek limana doğru yürüyorum. Uzunca bir kumsalı var. |
![]() |
Liman öncesi ÖE’de soda ve sade ile biraz dinlenip etrafı kestim. |
![]() |
Çevlik Limanı aktif olarak balıkçı barınağı olarak kullanılmakta. |
9. gün (devamı) Çevlik-Antakya / 7. gün (öncesi) Arsuz II
[bisikletle]Türkiye: Göbeklitepe, Tarihin Sıfır Noktası
Tarsus-Karataş, 96 km
Karataş-Yumurtalık, 55 km
Yumurtalık-Payas, 77 km
Payas-Arsuz, 60 km
Arsuz-Çevlik, 50 km
Çevlik-Antakya, 37 km
Antakya-Reyhanlı, 63 km
Reyhanlı-Kırıkhan, 46 km
Kırıkhan-İslâhiye, 67 km
İslâhiye-Kilis, 81 km
Kilis-Gaziantep, 55 km
Gaziantep-Nizip, 59 km
Nizip-Birecik, 37 km
Birecik-Suruç, 51 km
Suruç-Harran, 71 km
Harran-Şanlıurfa, 46 km
Şanlıurfa-Viranşehir, 90 km
Viranşehir-Ceylanpınar, 53 km
Ceylanpınar-Kızıltepe, 75 km
Kızıltepe-Mardin, 23 km
Mardin-Nusaybin, 62 km
Nusaybin-Midyat, 51 km
Midyat-Dargeçit, 43 km
Dargeçit-İdil, 42 km
İdil-Cizre, 32 km
Cizre-Şırnak, 48 km
Şırnak-Eruh, 50 km
Eruh-Siirt, 56 km
İlginizi çekebilir [bisikletle]Türkiye: Lidyalıların İzinde (Karaöz–Tekirova)























































