19 Mayıs 2022, Perşembe / Suruç - Harran, 71 km (24. gün)
Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Kutlu Olsun
Gene 4 gibi uyandım. Sağa sola dönüp dalmışım. 6 gibi kalkıyorum. Biraz tabletten gazeteyi okumak şeklinde başlıyorum güne. Odada internet olması çok işime yarıyor. Cumaya kadar eldekini bitirmemem lazım. Özellikle yolda lazım oluyor. Yön bulmak için. Dün meyveli yoğurt almıştım. İki minik kap. Onları kahvaltı niyetine götürüyorum. Bir piknik çatal+kaşık aletim vardı, kırılmış. Üzüldüm, çok işime yarıyordu. Şimdi kırık kısa boyuyla derin kaplara dalmam mümkün olamayacak.
Eşyaları iki postada indirmekteyim. Akşam personeli lobide kanepede uyuyor. Sessizce bisikleti saklandığı yerden çıkartıp yüklüyorum. Alınan bir foto ve 8’i 1 geçe pedallar dönmeye başlıyor. Hava açık, bulut yok. Artık ince yelekle başlıyorum. Sıcak bölgeye geldim. Mayısın da 3. haftasındayız. Yolum Harran, 65 km gibi. Öğrendiğime göre Akçakale’ye girmeden de kısaltan bir yol var. Onu kullanacağım.
Suruç’tan çıkıp köy içlerinden gidiyor yol. Yamalı, delil deşik, çizgisi olmayan bir köy yolu. Ama sakin. Bugün resmi tatil, resmi yerler kapalı ancak işyerleri açık. Araba geçiyor, tek tük de olsa. Ara sıra rastladıklarıma “rojbaş” diye sesleniyorum. Öğrendim ya üç kelime Kürtçe. Cevap veriyorlar çok seviniyorum. Demek anlaşılıyor. Bölge insanı çok fakir görünüyor, evlerin durumuna bakarsak. Bebeler ev önlerinde veya yol kenarlarında. Beni merak ve ilgiyle izliyorlar. Bisiklet, belki de böylesi nadiren geçiyordur.
Saat 08.30, hava 23,7 °C, 475 m rakımda 17,4 km/s ortalamayla doğu yönünde pedallamaktayım. 8 km geride kalmış. Yolun bozukluğu şaşırtıcı. Sırasıyla köyler geçiliyor; Büyükziyaret, Sağlar, Gölcük... Birinde “Suruç Çekim Platosu” diye sağdan gidildiğini gördüm. Film seti sanmıştım ama sonradan öğrendiğime göre düğün-nişan vs. durumlar içinmiş. Anlaşılan yöre insanı damat-gelin fotosu/videosu çektirmeye çok meraklı.
Karayoluna çıktım ancak gidiş yönüm gene kapalı, köy içlerinden sürmeye devam. Yol haliyle bozuk, yer yer dalgalı çukurlu. Araçlar da burayı kullanmak zorundalar. Bu yol Akçakale yolu, levhalarla gösterilmiş. Böyle mi olmalıydı? Sınır da var orada, gümrük kapısı. Belki demin geçtiğim kavşakta, kapalı alanda yapılan yeni yol olabilir-mi? Bisikletle geçilir miydi acaba? Kim bilir? Saat 08.48, hava 25,5 °C oldu, 477 m rakımda sıfır eğimle doğu yönünde devam ediyorum. 12’nci km.yi geçmişim. Ses kayıt cihazının bataryası bitti, onu yeniledim bu arada. (...) Uzunca bir müddet sonra tekrar kara yolundayım. Herhalde sağdan gidilecek ama insan bir yazı koymaz mı? Gelene soruyorum doğruluyor. Şimdi sıcak asfalt gene, güvenlik şeritli bir yol. Minik taşlar olduğundan çizgi üzerinde sürüyorum. Sağ altımda eski yol gitmekte. Bunu demek yeni yapmışlar. Böyle nasıl yükseltebiliyorlar? Bunun gibi bir yükselti yok buralarda. Bu kadar çok malzeme mi dolduruyorlar yükseltmek için? Karayolları bazen çok iyi iş çıkartıyor, yol konusunda. Bölgede iki yanım ekili biçili. Geniş bir ovada dümdüz çekilmiş bir yol. Uzaklarda tek tük evler, köpekler beni fark edince havlayarak selamlamaktalar. Herhalde Firu’yu soruyorlardır. Niye gelmedi diye. Değişik bir koku var havada. Böyle sanki yemek gibi. Yemek kokusunun burada işi ne diyeceksiniz. Veya sarımsak. Ama bunların hepsi sarımsak değil, başak, sağım solum.
Arazi yapısı genellikle engebeli olmayan, denizden en çok beş yüz metre yüksekliğe sahip ova Suruç Tüneli aracılığıyla Atatürk Barajı’ndan gelen suyla sulanıyor. Buraları, Suriye sınırı boyunca uzanan Birecik, Suruç, Harran ve Ceylanpınar Ovaları, yan yana dev tarım alanları.
Yeni yapılmış yoldan ayrılıp kaba asfalt tek şeritli yola girdik gene. Az önce Harran ÖE’yi aradım, yer için. Sorup öğrenip bildirecekler. Ve geldiğim İncidere köyünden, bendeki bilgiye göre buradan Harran diye ayrılmam lazım. Ok sağ Akçakale diyor ama Harran da yazacağı söylenmişti ancak yok. Gelen araca soruyorum. Uzman çavuş düz devam etmemi söylüyor. Bir yerde, 5 km kadar da stabilize bölüm olacakmış. Acaba Akçakale olarak uzatıp stabilize yola girmesem mi diyor kafamdaki ses? Neyse düz devam ediyorum, ama sonra nereden? Sağ mı? Köylü kadın düz diyor. Yolun durumu kaba olsa da çevre güzel, ağır trafik yok, telaş yok, lay lay lom pedallıyorum. Ara sıra geçen arabalar, yol kenarlarında çocuklar, selam verenler, eve davet edenler, yön danıştığım, frensiz bir e-motosiklet kullanan çocuk, ayaklarındaki terliklerle durmaya çalışarak yanıma gelip yardımcı olması, Harran yolunu sorduğum kişinin cevap vereceğine bana neredensin diye sorup fırça yemesi, arabadakinin bisikleti seven, aslında böyle gezmek isteyen olması... Ve daha fazlası ile sürdürüyorum pedallamayı. Dikkatimi çeken; VW Passat nedense buranın tercih arabası olmuş. Çoğunun altında görüyorum.
5 km.lik bozuk satıh ki tam bozuk, normal yol bile bozukken burası feci bir durumda. Belki de askerin stabilize dediği bölüm burası. Dalga dalga, hop hop zıplamaca durumları... Saat 11, hava 33,8 derece oldu ve 55’inci kilometrede Akçakale-Urfa yoluna çıktım (R 382 m, 20,5 km/s ortalamam). Amanım, bu ne hız, bunlar kendini yarışta sanıyor olmalılar. Uçuyorlar! Yolun sağı da çatlamış bir asfalt, küçük parçalara ayrılmış, yamalı falan. Hiç gidilecek gibi değil. Yolun ortasına girmen lazım. Çok berbat bir yol. Yarın ben bunu mu geri sürece’m. Yuh! Yok, içerden köy yolundan gitmeyi denerim.
Geldiğim Uğraklı köyü, soldaki Gross Markette biraz dinleneyim. Durmadan geldim, 55 km.dir yoldayım. Soda ve su alıyorum. Tuvaleti kullanıyorum. Biraz gölgede olmak iyi geliyor. Ve Harran sapağına kadar bu berbat yoldan sürüp sola döndüm. 9 km kaldı Harran’a. Benim tarafımda güvenlik şeridi var ama karşı yönde yok. Yarın bu yolu geri pedallamam gerekecek, nasıl olacak? Yok gerçekten iç yollardan gitmeye çalışacağım. Marketteki kişi kaybolursun diyordu ama Google ile bulurum sanırım.
Havanın da ısındığı, araç trafiğinin de yoğun olduğu yolu tamamlayıp, 4 saat sonra adı 4000 yıldan beri değişmeden günümüze kadar gelen Harran’dayım, nihayet. Tarihi belgelerden anlaşıldığına göre adı Sümerce ve Akatça “Seyahat-Kervan” anlamında “Harran-u”dan gelmekte olup, diğer bir görüşe göre de “Kesişen yollar” demekmiş. ÖE’yi sorduğum kişi, neden Harran Kültür Merkezinde kalmıyorsun diyor. Pahalı diyorum (başkasıyla karıştırmışım, sonra anlıyorum). 80 TL, Airbnb’den incele diyor. Sahibiymiş. Telefonunu veriyor ve “git bak otantik bir yer, ÖE kokuyor, burası daha iyidir” demeye getiriyor lafı. Saat öğlen oldu, bir bakayım neyin nesi diye antik kale duvarının bir boşluğundan dalıyorum. Etrafta Harran’ın tanıtım fotoğraflarında gördüğümüz kubbeli, yan yana dizili bir kaç -huniyi andıran- kümbet evlerinden var. “Bölgede binlerce yıldan beri kullanıldığı tahmin edilen, ancak mevcut örnekleri 150-200 yıldan eski olmayan konik kubbeli Harran Evleri, kare ya da kareye yakın prizmatik bir temel üzerine indirme tekniğinde, ören yerinden toplanan tuğlalarla yapılmıştır. En çok 5 metre yüksekliğindeki kubbeler 30-40 tuğla dizisiyle örülmüştür. Her kubbe kemerlerle diğer bir kubbeye bağlanarak içeride geniş mekanlar oluşturulmuştur. Harran Evleri bölge iklimine uygun olup, yazın serin, kışın sıcaktır” şeklinde ve dünyada bir benzeri daha olmadığı anlatılmakta.
Toprak bir yolda ilerlemekteyim. Salaş ama büyülü bir bölge. Bir tarif alıp, sonra Google yardımına baş vurup devam ederken etraftan bebeler, adamlar, herkes seni kapma peşinde. Biri burasıdır diyor ama değil. Sonra gittiğim yer Harran Evleri, o da burasıdır diyor ama değil. Geliyorum Kültür Evine, ama kalabalık var önünde. Otobüslerle tur taşımışlar. Çok fazla turistik bir yer. İçerisi dolu. Kimine poşu takıyorlar kimine bir şeyler giydiriyorlar. Kapalıçarşı olmuş buraları. Geleni kapmaca, öpmece. Uymaz bana ayrılıyorum.
Geldiğimden daha düzgün bir yoldan kalenin etrafını dolanarak asfalt yola inip ÖE’ye ulaşıyorum. Gelirken aramıştım yer için, ayrılmış. Bunlar gününden önce ayırmıyorlar. Halil Bey ile çay muhabbetinde tanışıyoruz. Yolculuk nereden nereye vs., yaş durumları vs… Oda kapatmaca olarak 75 TL alınıyor. Oda giriş katında, bisiklet de odanın yakınına kadar girebiliyor. Eşyaları taşımak zorunda olmamak kadar sevindirici bir şey yok bu turlarda.
Yaklaşık 4300 yıllık yazılı tarihi ile, Bereketli Hilal’in kuzey sınırında Mezopotamya’yı Küçük Asya’ya ve Akdeniz’i Pers topraklarına bağlayan ana ticaret yollarının kavşağındaki konumuyla, gizemli ay tanrısı Sin’in kutsal tapınağının memleketi ve Tevrat’a göre tek tanrılı dinlerin atası Hz. İbrahim’in uzun yıllar yaşadığı şehir olmasıyla insanlık tarihinin birçok açıdan önemli bir yeridir Harran.
Erken İslami dönemin öne çıkan bilim ve ilim merkezi, eski Yunan filozoflarının geleneklerini devam ettiren Harran felsefe ekolü, Yunanca ve Süryanice eserlerinin Arapçaya çevrildiği yer, bir dönem dünyanın en ünlü astronomi, tıp, matematik ve mantık merkezi – Harran’ın meşhur akademisi bilimsel üretim ve kültürler arası bilim transfer merkezi olarak Antik Çağ’dan İslam’ın altın çağına geçiş döneminde kilit rol oynadı.
Tamamen tarihin sahnesinden silinmeden Harran’ı başkent yapan son Asur kralı II. Asur-Uballit, Sin tapınağını yeniden inşa ederek kendi düşüşünü hazırlayan son Babil kralı Nabonid, Harran’ı başkent olarak seçen son Emevî Halifesi II. Mervan, Harran’da Roma tarihinin en ezici yenilgisine uğrayan general Crassus ve Harran civarında katledilen Roma imparatoru Caracalla gibi örneklerde görüldüğü üzere Harran zaman içinde birçok liderin felaketine de tanıklık etmiştir.
Son olarak en büyük yenilgiyi Harran’ın kendisi gördü: XIII’üncü yüzyılda Moğol orduları Harran’ı ellerinde tutamayacağını anlayınca şehri yıkıp yaktıktan sonra terk etti...
Biraz uzanıyor, internetine bağlanıyor, duş alıp hafif dinleniyor ve 3’ü geçe yemek aramaya çıkıyorum. Yakında bir restoran kafe var. Orada pizza durumları varmış. İki gündür pizza yiyorum, gene mi yesem? Yok ya. Kümbet Otel’e (0414 4412181) yürüyor, lokantasında yiyebilirim düşüncesiyle. Ancak orada yemek yok. 19 Mayıs diye mutfağı kapatmışlar. Nasıl yani, müşteriler ne yapıyor? Anlaşılmaz bir yer ki burası! Oda fiyatı 200, tek de kalsan çift de kalsan aynıymış. Bunu da hiç anlamıyorum!
Dönüyorum ilk baktığım yere (Harran Cafe Restaurant). Pizza dışında da yiyecekler var. Menemen, makarna, salatalar vs. Penne Arabiata ve çoban salata ısmarlıyorum. Ardından bir Türk kahvesi, sonra bir çay. Açıkta gölgede bir masada 6’ya kadar oyalanıyorum. Buranın da internetini kullanarak sörf yapmaktayım. 52 TL tutuyor yediklerim. Kahveyi yazmamışlar, ben de üstelemiyorum : ))
Antik şehrin etrafını saran Ortaçağ surları, erken İslam dönemine ait kalesi ile Ulucami Harran’ın görkemli geçmişinin ayakta kalan son tanıkları. Ne var ki görünen kalıntıların arkasındaki görünmeyen tarihi Harran’a hala gizemli bir hava katmakta. Gezmeye merakımın başladığı 1975 yılında, o zaman arabayla yaptığım Türkiye turunda da gelmiş-görmüştüm burasını ve büyülenmiştim. Şimdi, aradan geçen çok uzun zaman sonra tekrar, farklı yaş ve koşullarda geziyorum. Önce Ulucami’ye gideyim, ama biraz uzakta. Yani gene Kümbet Evlerine kadar gitmem gerekecek. İhsan pazar günkü kültür turuna Harran’ı da eklemiş. Bu demek ki camiye geleceğiz. O zaman görürüm diyor ve Şeyh Hayati Harrani Camii ve Türbesi’ne doğru yürüyor, bahçesinden bir kaç foto alıyorum. Yapının restorasyon geçirdiği duvar ve payelerdeki izlerden açık bir şekilde anlaşılmakta. Cami ve türbe, 12. yüzyılda Harran’da yaşamış İslam alimi ve mutasavvıfı Şeyh Yahya Hayat el-Harrânî adına yapılmış.
Her yerde arabalarda patlıcan-sarımsak-hıyar-kabak satılmakta. Herhalde tarladan tüketiciye durumları. Sebze hali gibi bir yer de var, orada çeşit daha bol. Muz da görüyorum. Ama genelde sebzeler baygın vaziyette. Hıyar 4 kg 10 liraydı. Kabak ise 5 kg 10 lira. Harran çok sıcak. Bir de şehir ayağa kalkmış gibi böyle her tarafta taşlar topraklar falan, öbek öbek tepe tepe, bitmemiş inşaatlar, garip bir yer. Burası ilçe. Bugün Harran'da yaşayanlar, Osmanlının 18. yüzyılda buraya getirip yerleştirdiği Arap aşiretlerine dayanmakta. Arap geleneği ve kültürünü net gözlemleyebiliyorsunuz. Arap ülkelerindeki giysilerle dolaşanlar çok. Uzun entari, kafalarında poşu (kırmızı-beyaz ve siyah-beyaz minik kare desenli), ayaklarında terlik. Rengarenk kadife elbisesi ve gümüş işlemeli poşusuyla kadınlar. Sanki Suriye’desin. Orada görmüştük böylelerini. Burası başka bir Türkiye. Batısına hiç benzemeyen. Giysileri, duruşları, evleri, yaşamları vs. Buraları görmeden fikir sahibi olunamaz, eksik kalınır diyorum hep.
Bakkaldan alınan su ve içilen soda ile geri yürüyüşüne geçiyor, A101’den meyveli yoğurt, çikolata, meyve suyu vb. şeyleri toplayıp ÖE’ye dönüyorum. Bahçede personel İbrahim Beyle sohbetteyim. Burası %90 Arap’mış. Kürt değilmiş. Halil Beyden öğrenmiştim, içki satılmazmış. Biri dükkan açmaya kalkmış, akşam camını çerçevesini indirmişler... Bak sen şu Arapların yaptıklarına!!!
- Harran ÖE 0414 4412426
Suruç - Harran
Tur tarihi: 19 Mayıs 2022
Alınan yol: 71,33 km
Ortalama hız: 19,5 km/s
En yüksek hız: 41,8 km/s
Bisiklete biniş süresi 3 s 39 dk, dışarıda geçen süre 4 s 40 dk
En yüksek sıcaklık 42 ˚C, en düşük 23 ˚C, ortalama 29,7 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 332,6 m, kaybı (iniş) 462 m
En düşük yükselti 357 m, en yüksek 542,7 m
Garmin yol bilgileri Suruç-Harran
Relive yol bilgileri Suruç-Harran
![]() |
Suruç’tan ayrılışım 07.59. |
![]() |
Hava açık, bulut yok. Kilitli parke taşı bir yoldan başladım pedallamaya. |
![]() |
İlkin Büyükziyaret köyü geliyor. |
![]() |
Yamalı, delil deşik, çizgisi olmayan bir köy yolundayım. Ama ortalık sakin. |
![]() |
Sağlar ve ardından… |
![]() |
… Gölcük köyü geçiliyor. Yan yana dev tarım alanları. |
![]() |
Uzunca bir müddet sonra tekrar kara yolundayım. Şimdi sıcak asfalt gene, güvenlik şeritli bir yol. Minik taşlar olduğundan çizgi üzerinde sürüyorum. |
![]() |
Sağ altımda eski yol gitmekte. Bunu demek yeni yapmışlar. |
![]() |
Yeni yapılmış yoldan ayrılıp kaba asfalt tek şeritli yola girdik gene. |
![]() |
Geldiğim İncidere köyünden, bendeki bilgiye göre buradan Harran diye ayrılmam lazım. |
![]() |
Sonunda Akçakale-Urfa yoluna çıktım. |
![]() |
Geldiğim Uğraklı köyü, soldaki Gross Markette biraz dinleneyim. Durmadan geldim. |
![]() |
Nihayet Harran sapağına geliyorum ve bu berbat yoldan ayrılacağım. |
![]() |
11.52, Harran’a giriş yapıyorum. |
![]() |
ÖE’ye geçmeden önce Harran evlerinin, kalesinin, Ulu Cami’nin de bulunduğu ören yerini, koruma altında olan bölgeyi bir gezeyim. |
![]() |
Antik kale duvarının bir boşluğundan dalıyorum. |
![]() |
Toprak bir yolda ilerlemekteyim. Salaş ama büyülü bir bölge. |
![]() |
MÖ 3000’e geri giden toprakların üzerinde pedallıyorum. |
![]() |
Harran ÖE |
![]() |
Havada Bulut Sen Bunu Unut |
![]() |
Harran Cafe Restaurant |
![]() |
"Düğün gibi bir kalabalık var, evleniyorsun." |
![]() |
Harran surları ve konik kubbeli Harran evleri. |
![]() |
Şeyh Hayati Harrani Camii ve Türbesi |
![]() |
Şeyh Hayati Harrani, 12. yüzyılda yaşamış bir İslam âlimi ve mutasavvıftır. Camii ve türbesi, onun adına Eyyubiler döneminde yapılmıştır. Yapı, sade taş mimarisiyle dikkat çeker. |
![]() |
Bugün Harran'da yaşayanlar, Osmanlının 18. yüzyılda buraya getirip yerleştirdiği Arap aşiretlerine dayanmakta. |
![]() |
Her yerde arabalarda patlıcan-sarımsak-hıyar-kabak satılmakta. Herhalde tarladan tüketiciye durumları. |
![]() |
El Ruha; Arap kaynaklarında Urfa için kullanılan isimdir. Anlamı, “ruhlar şehri” ya da “ruhânî şehir” olarak yorumlanır. |
25. gün (devamı) Harran-Şanlıurfa / 23. gün (öncesi) Birecik-Suruç
[bisikletle]Türkiye: Göbeklitepe, Tarihin Sıfır Noktası
Tarsus-Karataş, 96 km
Karataş-Yumurtalık, 55 km
Yumurtalık-Payas, 77 km
Payas-Arsuz, 60 km
Arsuz-Çevlik, 50 km
Çevlik-Antakya, 37 km
Antakya-Reyhanlı, 63 km
Reyhanlı-Kırıkhan, 46 km
Kırıkhan-İslâhiye, 67 km
İslâhiye-Kilis, 81 km
Kilis-Gaziantep, 55 km
Gaziantep-Nizip, 59 km
Nizip-Birecik, 37 km
Birecik-Suruç, 51 km
Suruç-Harran, 71 km
Harran-Şanlıurfa, 46 km
Şanlıurfa-Viranşehir, 90 km
Viranşehir-Ceylanpınar, 53 km
Ceylanpınar-Kızıltepe, 75 km
Kızıltepe-Mardin, 23 km
Mardin-Nusaybin, 62 km
Nusaybin-Midyat, 51 km
Midyat-Dargeçit, 43 km
Dargeçit-İdil, 42 km
İdil-Cizre, 32 km
Cizre-Şırnak, 48 km
Şırnak-Eruh, 50 km
Eruh-Siirt, 56 km
İlginizi çekebilir [bisikletle]Türkiye: Marmara (Lapseki–Şarköy)






































































