1 Haziran 2022, Çarşamba / Midyat III (37. gün)
3’üncü günüm. Bu gün daha erken hareket ediyorum. Saat 9 buçukta Nusaybin aracına binip 20 km uzaktaki Sivrice-Dalîn köyüne gidip Mikail Beyle tanışacak, Filiz için kütüphanenin fotosunu çekeceğim.
ÖE ile yandaki bina arasında bulunan bir horoz sabah 4 buçukta başlıyor ötmeye, her 30 sn.de bir. Uyutmuyor adamı. Burası köy mü de horoz besliyorsun bre adam. ÖE müdür yardımcısına durumu aktarmıştım da bir şey yapamayız diyor. Nasıl yapamazsın, belediyeye durumu bildir! Anlaşılan kötü olmak istemiyorlar ama daha önce de başkaları durumdan şikayetçi olmuşlar. Yani? 8 buçuğa doğru kahvaltı salonuna iniyorum. Gene aynı zayıf ikram. Hani domates hıyar alacaktınız diyorum müdür yardımcısına. Aldık ama yarına diyor. Yarın yarın, ötele bakalım.
Estel Meydandaki durakta bekleyen midibüse biniyor ve Şelale Parkta iniyorum. Şansıma oradan geçene rastlamışım. Araçların kalktığı minibüs parkına gidiyor ve Nusaybin aracının hareket etmesini beklemekteyim. Ancak 10’a doğru kalkıyor. 10 lira ödeniyor yolculuk için. Şehir içinden kağnı hızıyla gitmekte. Ördek topluyor. Mikail Beyi arıyor, durumu açıklıyor, Yemişli köyüne geldiğimde aramamı istiyor. Beni Sivrice köy girişinde alacak. Köye ilişkin okuduklarım kısaca şöyle: Dalîn'in tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Yaşayan nüfusun çoğu Dalîn'e bağlı Ferat Mezrasından gelen Bozo aşiretidir. Köyün çok eski bir geleneği devam ettirdiği; Kara Çarşamba denilen günde herkes kapısını kilitler, o günü dışarıda geçirir. Bunun nedeni olarak da o günün Dalîn tarihinde kötü bir gün olduğu söylenir...
Minibüs doluyor. Domatesiyle karpuzuyla binenler, bebeleri 3-4 tane olanlar, yaşlı adam ve kadınlar... Gerek burada gerekse sabahki midibüste sanki Türkiye’de değil başka ülkedesin, hiç Türkçe dinlemiyor-duymuyorsun.
Sivrice-Dalîn girişinde Mikail Bey beklemekte. Köy 3 km içerde. İlk ve ortaokul yan yana. Önce Rotary’nin bağışladığı kütüphaneyi görüyorum. Güzel bir mekan olmuş. Kitaplar tamamlanmamış gibi ama. Oldukça fazla boş göz var halen. Herhalde zaman içinde dolacaktır. Hemen yanında bir de laboratuvar oluşturulmuş. Oranın da eksikleri varmış gibi duruyor.
Mikail Bey okul müdürü. Odasına gidiyor ve sohbet ediyoruz. Ben biraz kendimden o biraz kendisinden bahsediyor. Ara sıra giren öğrenciler su almak istiyorlar. 3 TL, kumbara var, oraya atıyorlar. Su Munzur Suyu. Tunceli’nin muhteşem suyu. 8 yaşındaki sınıf birincisi Elif geliyor. Ona da başarısı üzerine çalışma masası hediye edilmiş Rotary tarafından. Sandalyesi eksikmiş, onu da tamamlayacaklarmış. Keyifli bir sohbet sonrası Mikail Bey beni yakındaki Kafro’s Pizzeria denilen yere götürüyor. Çok popülermiş. Diyarbakır’dan bile yemeğe geliyorlarmış. Elbeğendi Köyü, Süryaniler tarafından Kafro adıyla biliniyor. Burada yaşayan Süryani aileler zaman içinde, 80’li 90’lı yıllardaki terör baskısı nedeniyle Avrupa’ya göç etmişler. Yıllar sonra bir kısmı kazandığı paralar ve edindiği deneyimlerle doğduğu memleketine geri dönmek istemiş. Eski ve metruk evleri yıkıp yerine muhteşem villalar yaptırmışlar ki görmeyin, Midyat tarzı mimari ve malzemeyle. Köyün en meşhur yerlerinin başında ise, bölgenin pizza köyü olarak anılmasını sağlayan Kafro’s Pizzeria çıkmış ortaya (benim Midyat’a gelirken gördüğüm). Pizzalar 110 TL’den başlıyor. Çok aç olmadığımızdan bir taneyi paylaşıyoruz. Vejetaryen + 2 ayran ve yeşillik, roka nane gibi = 145 lira tutuyor. Çok lezzetli, taş fırında pişen bu pizzaları tatmak için rezervasyonsuz (0531 2983224) gelinemiyor. Cumartesi pazar da kapalılar, ancak hafta içi. Yaaa...
Mikail Bey beni Midyat’a bıraktı. Öğleden sonra saat 1’de bir eğitim seminerine katılacağından daha uzun kalmadım yanında. Saat kulesinde iniyor ve yürüyerek ÖE’ye gidiyorum. Buralarda herkesin ağzında sigara. Tüttürmeyen yok neredeyse. Tütünün tarihçesi 4000 yıl öncesine gittiği, Amerika kıtasını keşfeden Kristof Kolomb’un yerlilerin çiğnediği tütünü Avrupa’ya taşıdığı, Kırım Savaşı, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları tütün alışkanlığının yayılmasında büyük rol oynadığı, Osmanlılar döneminde tütünün kağıda sarılıp yakılarak içilmesi (tüttürülmesi), sigara sarma makinesinin icadı (1880) sigara içme alışkanlığının şekillenmesine de yol açtığı anlatılıyor. Dünyada ve ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunu. Yüksek oranda nikotin içeren bir tüketim aracı olarak eroin ve kokain kadar şiddetli bağımlılık yapma potansiyeline sahip, bu bağımlılık gelişmiş ülkelerde azalmakta iken, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde sigara tüketimi her yıl artış göstermekte olduğu açıklanmakta. Günümüzde erişkinlerin yaklaşık üçte birinin sigara içtiği ve kadın nüfusunda sigara içme oranının giderek arttığı biliniyor. 2025 yılında sigara kullanan kişi sayısının 1,6 milyara ulaşması ve bunun %85’inin de düşük-orta gelir düzeyine sahip ülkelerde olması beklenmekte : ((
Hava çok sıcak, dayanılır gibi değil. Estel meydandaki kahvede iki çayla harareti bastırmaya çalışıyorum (çay 2-). Sonra biraz dinleniyorum odada; müzik dinliyor, tablette geziniyor ve hafif kestiriyorum. Lamia Hanımın telefonuyla uyanıyor, Mor Gabriel’e de gideceksek daha erken buluşmamız gerektiği, 3 buçuk gibi beni meydandan alacaklarını duymamla hazırlanıyorum. Yaklaşık 25 km uzaktaki, Şırnak yolu üzerinde, Güngören Köyü sınırları içerisinde, Süryanilerin anayurdu olarak bilinen Tur Abdin (*) platosunda bulunan manastıra gidiyoruz. Ana yoldan 3 km içeride. Giriş 15 TL. Lamia Hanım ile birlikte giriyoruz. Araç sahibi Ramazan Bey ve Kadir Bey (Lamia’nın kardeşi) arabada kalıyorlar. Rehber eşliğinde manastır geziliyor ve dinleniyor.
(*) Tur Abdin, Mardin’in doğusuyla Dicle Nehri’nin batısında kalan Şırnak topraklarını Suriye sınırına kadar kaplayan bölgedir. “Tur Abdin” isminin kökeni Süryaniceden geliyor. “Tanrı Hizmetkarlarının Dağı” anlamında kullanılan Tur Abdin bölgesinde Süryanilerin yüzlerce yıldır süregelen kültürel yapıları yer alır. Bölge aynı zamanda Süryani Ortodokslar için inanç merkezi. Bölgede çok sayıda kilise ve manastır bulunuyor. Süryani halkı kökeni Aramiceye dayanan Turoyo dilini kullanıyor. Mezopotamya’nın kadim halklarından olan Süryaniler ilk Hristiyan halklarındandır. 1900’lü yıllardan sonra Güney Doğu Anadolu bölgesinden çok sayıda Süryani, Lübnan, Ürdün, İran, Irak ve Avrupa’ya göç etti. Tur Abdin’in kutsal topraklarında yalnızca yaklaşık dört bin, Türkiye genelinde ise toplamda on beş bin Süryani kalmış durumda.
Ortodoks Süryanilerin inşa ettikleri en eski yapılardan biri Mor Gabriel Manastırı. Rahiplerin Meskeni-Deyrulumur ismiyle de anılıyor. 397 yılında Mor Şmuel (Samuel) ve öğrencisi Mor Şemun (Simon) tarafından kurulmuş. Şimdiki adını ise 7. yüzyılda "Turabbin Metropoliti" unvanını taşıyan Mor Gabriel'den almakta. Yapı, dikkat çekici mimari detayları barındırmasına ek olarak tarih içinde pek çok kez saldırıya uğramış, yağmalanmış ve yaşayanlar katledilmiş : (( Manastır içinde Meryem Ana Kilisesi ve Kırk Şehitler Kilisesi adlarıyla anılan ibadethaneler, rahiplerin yaşam alanları, lahit ve mezarlık bölümü, Theodora Kubbesi gibi yerler gezilip görülebiliyor.
Dönüş yolu üzerinde Eğlence Köyü-Zinole, ki Lamia Hanım ve Kadir Beyin doğduğu büyüdüğü köye uğruyor, Lamia Hanımın lavanta ektiği 15 dönüm araziyi geziyor, tarlanın bakımıyla meşgul sağır dilsiz Orhan Beyin evine konuk oluyor, çay içiyor, ağaçtan dut yiyor, oğlu ve eşiyle de tanışıyorum. Üçü de sağır dilsiz. Köyde aynı durumda olan başkaları da varmış. Herhalde genetik olmalı, akraba evliliği varsa o nedenle geçiyordur.
Lamia Hanımın morali biraz bozuk, canı sıkkın. Kuyu olmadığından taşıma su ile sulamak zor oluyor, mazot parasının yükselmesi nedeniyle tankerle su taşımak da pahalılandı diye dert yanıyor. Dönüşte beni Gümüşçüler Çarşısının orada bırakıyorlar. Yol için 150, Orhan Beye de 50 lira bırakıyorum.
Sokak içlerinde yürüyor, Helvacı Yakup Efendi’de dondurmalı irmik helvasından yiyor (16-), çok nefis tadı, eski evleri, restore edilmiş konakları büyük beğeni ile inceliyorum. Burada yaşam yüksek duvarların arkasına yerleşmiş. Dışa kapalı bir dünya, içeride yaşanıyor. Büyük konaklar ailenin kalabalık olduğunun göstergesi. Mahalle içi sokaklar sakin, öyle fazla insan yok. Evlerin damlarında avlularında varlar.
Midibüsle Estel’e dönüyor, Hacı Amar Özel Meydanındaki abone olduğum kahvede içilen çay ve Ceylan ile yapılan uzun telefon konuşması. Çok zaman geçti görüşmeyeli, anlatılacak çok şey varmış.
![]() |
Sivrice İÖ Okulu |
![]() |
Sivrice İHO Okulu |
![]() |
Rotary’nin bağışladığı kütüphane. |
![]() |
Mikail Bey ile. |
![]() |
Mikail Bey ve sınıf birincisi Elif. |
![]() |
Elbeğendi (Kafro) köyündeki dini/kültürel bir niş. |
![]() |
Kafro’s Pizzeria |
![]() |
Geleneksel pizzanın yanı sıra, yöresel tatları harmanlayan özel menü seçenekleri bulunur. |
![]() |
Bölgeye "Midyat’ın içindeki küçük İtalya” denilmekte : )) |
![]() |
Marco Botti, at yarışı dünyasında tanınan, İtalyan asıllı ancak kariyerini Birleşik Krallık'ta (Newmarket) sürdüren başarılı bir at antrenörüdür... Bizde ayakkabı markası olmuş! : )) |
![]() |
Mor Gabriel Manastırı (Deyrulumur), binlerce yıllık tarihi… |
![]() |
… boyunca pek çok yıkım, restorasyon ve genişletme çalışmasına ev sahipliği yapmıştır. |
![]() |
Meşe ormanlarıyla çevrili taş yapıda Meryem Ana, Resuller, Kırk Şehit kiliseleri, Theodora Kubbesi ve… |
![]() |
… 6. yy mozaikleri öne çıkar; çan kuleleri ve işlemeli girişler Süryani taş işçiliğini yansıtr. |
![]() |
Manastırın kalbi, iç avluda yer alan ana kilisedir. |
![]() |
Kilise, taş duvarlı ve kubbeli yapısıyla klasik Süryani Ortodoks mimarisine sahiptir. İç mekânda ikonalar ve freskler bulunur; özellikle Mor Gabriel ve diğer azizlerin tasvirleri dikkat çeker. |
![]() |
Kilise, cemaatin ibadetleri, ayinleri ve dini törenleri için aktif olarak kullanılmaktadır. |
![]() |
Mor Gabriel Manastırı bünyesinde yer alan azizlerin mezarları,… |
![]() |
… Süryani Ortodoks inancı için büyük bir kutsallığa sahip olup Beth Kadişe (Azizler Evi) olarak adlandırılan bölümde bulunmaktadır. |
![]() |
Manastır bugün hala aktif bir ibadethane, dini eğitim… |
![]() |
… merkezi ve piskoposluk rezidansı olarak kullanılmaktadır. |
![]() |
Lamia Hanım'ın... |
![]() |
... lavanta tarlası. |
![]() |
Helvacı Yakup Efendi |
38. gün (devamı) Midyat-Dargeçit / 36. gün (öncesi) Midyat II
[bisikletle]Türkiye: Göbeklitepe, Tarihin Sıfır Noktası
Tarsus-Karataş, 96 km
Karataş-Yumurtalık, 55 km
Yumurtalık-Payas, 77 km
Payas-Arsuz, 60 km
Arsuz-Çevlik, 50 km
Çevlik-Antakya, 37 km
Antakya-Reyhanlı, 63 km
Reyhanlı-Kırıkhan, 46 km
Kırıkhan-İslâhiye, 67 km
İslâhiye-Kilis, 81 km
Kilis-Gaziantep, 55 km
Gaziantep-Nizip, 59 km
Nizip-Birecik, 37 km
Birecik-Suruç, 51 km
Suruç-Harran, 71 km
Harran-Şanlıurfa, 46 km
Şanlıurfa-Viranşehir, 90 km
Viranşehir-Ceylanpınar, 53 km
Ceylanpınar-Kızıltepe, 75 km
Kızıltepe-Mardin, 23 km
Mardin-Nusaybin, 62 km
Nusaybin-Midyat, 51 km
Midyat-Dargeçit, 43 km
Dargeçit-İdil, 42 km
İdil-Cizre, 32 km
Cizre-Şırnak, 48 km
Şırnak-Eruh, 50 km
Eruh-Siirt, 56 km



























































