10 Mayıs 2022, Salı / İslâhiye - Kilis, 81 km (15. gün)
ÖE’de rahat ettim. Tek sıkıntı yan sokaktaki bankanın çalışan aleti. Mecburen pencereyi kapattım. Eşyaların bazılarını geceden çantalarına koymuştum. Bu arada gece tren (TCDD) için aradım ve 13’ünde bilet satışı olacağını öğrendim. Yani seferden 1 ay önce. Ama her sefere yataklı vagon da koymuyorlarmış : (( Toparlanıp eşyaları indirmek, bisiklete yüklemek ve kahvaltıya geçiş. Ancak kahvaltı pek bir cılız. Uymadı buranın güzelliğine. Domates hıyar yok. Peynir çeşidi zayıf. Sadece paketlenmiş küçüklerden var. Fazla oyalanmadan mideye indirip, çekilen foto sonrası 08.31 pedalların döndüğü saat oluyor. Hemen yakındaki Denizbank’tan sağ, ters yönde biraz gidiş ve battı-çıktıdan geçip kara yoluna gelip, onu da aşıp düz karşıya devam. Şimdi köy yolundayım. Gelip geçenler var. Asfalt kaba, yamalı-dalgalı ama çevre ilerledikçe güzelleşiyor.
Bugün Kilis, 82 km, oldukça uzun bir yol. Açık Hava Müzesi Yesemek’i göreceğim. Sırf bunun için İslâhiye’ye geldim. Yoksa Kilis’e Hassa’dan da gidebilirdim. Soldan Tilmen Höyük için 2 km denmiş. Hattuşa’dan sonra en ihtişamlı Hitit şehirlerinden biri olduğu söyleniyor. Nedense fazladan 4 km yapmak istemiyor, pas geçiyorum. Yolum uzun, Yesemek de var arada. Herhalde 25-30 km vardır oraya. Hava açık, bulut yok. 20 °C sıcaklık. 509 m rakımdan iniyorum ince ince. Doğu yönündeyim.
Yol yamalı, yer yer çukurlar, çökmüş yerler var. Dalgalı dalgalı, zıp zıp gidiyorsun. Eğim yok. Etraf yemyeşil. Başaklar sulanıyor. Su bol bölgede anlaşılan. Tahtaköprü Barajı bu amaç için inşa edilmiş. Solumda tepeler çam ormanı ile kaplı. Sağımda ise küçük bir su akıyor. Çevre çok güzel, muhteşem. Kuşların sesi cıvıl cıvıl. Sessizliğin içinde bir melodi gibi. Tellerin üzerine konmuş sesleniyorlar etrafa. Bunun pek çok gerekçesi olduğu, bazen yardım, bazen de eş aramalar için yapıldığı biliniyor. İletişim yolları cıvıltılar çıkarmak. Bisikletin en keyifli yanlarından biri, böyle bir yolda gitmek. Doğanın müziği içinde.
Ara sıra motorlar gelip geçmekte. Bir tanesi yanaşıyor. Motorculardan artık tedirgin oluyorum. Neyse baktım tek, konuşuyor; yurt dışında bulunmuş, ABD-NY, İsveç-Göteburg, İngiltere... sayıyor. Her yerde çocukları varmış. Adı Mustafa, yabancı dil de biliyor. Hatta bana önce İngilizceyle hitap etti. İlerdeki köydenmiş. Ancak yolumun üzerinde olmadığından davetini kabul edemiyorum. Gir-çık zaman kaybettirecek.
Tarlalarda çalışanlar var, topluyorlar bir şeyler. Uzakta küçük bir su birikintisi görüyorum. Gölet herhalde. Her tarafta sulama yapılıyor, fıskiye şeklinde. Borular döşenmiş. Bu gölet gibi gördüğüm şey aslında Tahtaköprü Barajı’nın uzantısı. Su birikintisi diyorum ama baraj göleti var burada. Kenarından geçeceğim. Saat 09.28 ve hava 21,3 °C. 421 m rakımdayım. 16,63 km gelmişim 19,7 km/s ortalama ile. Her tarafta mevsimlik işçilerin çadırları görülüyor. Bebeleri yol kenarında oynuyorlar. Asfalt yer yer kaba oluyor, yer yer düzeliyor. Hayli motorlu var tabii burada, en kolay ulaşım aracı. Çok güzel aslında coğrafya, gerçekten. Esasen mevsim çok güzel, yeşil her yer, ormanlık, tepelerin üstü, dağların üzeri ağaç-çam... Soldan gidilen köyün adı güldürüyor beni. Hangi köy mü? Burunsuzlar. Olur mu? Olmuş işte! Sağ sol başak, sulanan araziler buğday. İşçiler çapalıyorlar toprağı. Yesemek için de 1 km yazılmış. Geldim demek ki.
Güzel bir coğrafyada sürerek 22 km sonra Yesemek köyüne vardım. Açık Hava Müzesi’ne geçmeden buranın bugünkü bilgisini paylaşayım: 1923’den başlamak üzere köy 4 sefer iskana uğramış. Göçlerin sebebi ise bölgenin sıcak ve sıtma hastalığının yaygın olması. Hane sayısı 110 olan köyün en büyük geçim kaynağı tarım ve hayvancılık, küçük çaplı ticaret de yapılmakta.
Soldan müzeye gidildiği işaret edilmiş. UNESCO Dünya Kültürü Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Açık Hava Müzesi önündeki tel örgüye bisikleti dayayıp dalıyorum. Bir kaç basamakla inilip sonra karşıdaki tepeye çıkan toprak yolda, karşıdan müze bekçisi ve iki ziyaretçi gelmekte. Biraz hangi yönden gitmem ve neler görmem gerektiğini öğreniyor ve yokuşu çıkıyorum. Taşlardan oyulmuş sfenks ve aslan heykelleri ile rölyefler gibi birçok eserin bulunduğu alanı gezmekte ve fotoğraflamaktayım. Bu kalıntılardan hareketle burası, MÖ 2000’in son çeyreği ile MS 800 arasında faaliyet göstermiş çok büyük bir taş ocağı ve heykel atölyesi olduğu anlatılıyor, çevrede bulunan panolarda. Hitit Savaş Arabası Heykeli var ki 2 ton olduğu yazılı. Düşünün, asırlar önce Hititli taş ustaları, hemen arkasında bazalt ocaklarının bulunduğu bu tepeye yerleşmiş ve başlamışlar taşları yontup güzelim heykeller yapmaya, dünyanın her yanına da gönderilmiş, Şam’da da, Roma’da da atölyenin heykellerine rastlanıyor.
Dönüşte, müzenin 15 yıllık bekçisi Ali Bey ile sohbetteyim, taze demlediği, burada kaçak denilen çay eşliğinde. Hem ülke durumu, hem buranın durumu, emekliliği, bisikletçiler, hırsızlıklar... Bisikleti park ederken gözüme ilişen, az ileride görünen beton su kanalına benzer işin ne olduğunu sorduğumda şok edici bir durumu anlatıyor: buraya, birinci derece arkeolojik sit alanına bir sulama göleti yapılmak isteniyormuş. Neee? UNESCO’yu da unutun, turizmi de unutun yaparsanız. Benzer bir katliam Assos’un antik limanı bölgesinde süren kaya ıslahı çalışmalarıyla da yapılmakta! Bu insanların hiç bir değerleri kalmamış anlaşılan.
1 saat kaldım yanında, 4 bardak çay içtim ve veda vakti geldi, 11.43. Köy içinden geçerek, baraj göleti kenarından süren yoldayım. Solum çamlık, sağım başak. Hava mis, bölge daha mis bir güzellikte. Tam bisikletin keyfini yaşatıyor. Turum şimdilik en güzel rotası. Tarlalarda çalışan işçiler, selamlaşmalar. Su bol burada, buğday ekili görüyorum her yerde. Bolca çekim yapıyorum. Gölet kenarından kıvrılarak giden yol baraj duvarında bitiyor. Bu biraz şaşırtıcı oluyor. Devamı yok mu, nasıl aşılacak bu duvar? Aşılamayacak, geride gördüğüm toprak çıkış bu iş için olmalı. Dönüp, yeni açılmış toprak yoldan devam ediyorum. Bir müddet sonra geldiğim noktada sağ mı-sol mu şimdi? İleride uzakta kara yolunu görüyorum ama nereden çıkılacak? Google’a danışıp soldan devam ediyorum. Tırmanıyorum. Askeri bir birim geçiliyor, çevresi dev beton bariyerlerle sarılmış. Bu anlaşılan eski yol. Bir süre sonra, 33’üncü kilometrede yeni açılmış yola bağlanıyoruz. Kaba asfalt çekilmiş. Tek şerit, güvenlik şeridi olan ama dalga dalga bir yol, hop hop zıp zıp..., sürtünme de var. Yani 2’nci sınıf bir yol. Sağ tarafım sınır, duvar örmüşler. Öbür taraf Suriye, gözüküyor buradan. %3’le çıkıyoruz. Hava 30,3 °C. Saat 12.38, doğu yönündeyim. Rakım 487 m. Ortalamam 18 km/s. Kilis İl Sınırına girdim, Deliosman köyünden geçtim ve burada yol düzeldi. Çeşmede suyumu tazeliyor –hava çok ısındı-, Adidas’ı çıkartıyor yeleği giyiyorum. Cevizli sucuktan da alınan iki ısırık. Birden arkamda bir motosiklet beliriyor, sessizce gelmiş. Bu adamlar tedirgin ediyor beni, son hadiseden sonra. Benzin almış Deliosman’a dönüyormuş. Neyse bana, 3 km sonra Şevket Ustanın yeri geliyor, marketçi Mehmet’ten selam söyle, çay falan içersin diye tavsiyede bulunuyor.
37. km.deyim, 40 km daha yolum var. Yarısına bile gelememişim. Saat 1’e 10 var. Bu durumda 4 gibi varaca’m Kilis’e. Araçlar geçmekte. Bazıları damperli. Demek buralarda bunların gerektiği işler var. Gene ne halt ediyorlar acaba? Çok güzel bir çevre içindeyim. Ağaçlık, çamlık her taraf. Yol da kaymak olsaydı iyi olurdu. Tırmanıyorum %6-7 ile. Hava artık sıcak. Tepeye yakın sağda motorcunun sözünü ettiği yer geliyor. Kapıdan da çağıran var. Biraz dinlenmiş olurum. Zahter çayı eşliğinde Şevket Ustayla tanışıyor, Firu’yla telefonda konuşuyor, göl kenarında çektiğim videoyu eşe dosta yolluyor ve ayrılıyorum. Saat 13.30, hava 27,6 °C. 40 km bırakmışım geride. 17,1 km/s ortalamayla geldiğim tepe 732 m rakımda. Şöyle biraz durup etrafıma bakınıyorum. Yeni açılmış bu yol diye anlatmıştı Şevket Usta. Dağları yarmışlar gerçekten. Eski yol yukarıdan gidiyormuş. Ben de barajdan gelirken eski yoldan gelip bu yola bağlandım anlaşılan.
Tepe noktası sonrası gelen iniş, kaskın açıklıkları arasından esen rüzgar terimi kurutuyor. Asfalt kaba, sürtünme çok olunca fazla hızlı da değilim. Gülbaba Devlet Avlağı diye bir yer. İzinsiz Avlanmak Yasak denilmiş. Devletin demek böyle bir avlağı var. Şey gibi, erkeklerin ihtiyacını karşılamak için devletin açtığı genelevler. Devletimiz vatandaşın hizmetinde!
10 km boyunca indim, %3-4-5’le. Şimdi 473 m rakımdayım. Ortalamam 19 km/s, saat 14, hava 26,5 °C. Ve bataryayı değiştiriyorum, 56,8 km.de. Kocabeyli köyünde jandarma çevirmesine denk geldim. Beni de durduruyorlar. Genelde pek durdurmazlar. Ama Ali Komutan ile tanışıp sohbet edince meraktan durdurduklarını öğreniyorum. Anlatıyorum ben de; bisikleti vs., biraz da memleket hali... Neşeli insanlar. Komutan da askerler de. Devam, gelen benzincide içilen soda, daha sonra gelen başka benzincide mola, çalışanlarla sohbet. Burada da memleket hali durumları... Kimse hayatından memnun değil.
Damperlilerin nereye gittiği belli oldu. Çimento fabrikası var burada, Limak’ın. Nâm-ı diğer 5li Çete. Bilmeyen için: "Beşli Çete" olarak adlandırılan Cengiz Holding, Limak Holding, Kalyon Grup, Kolin Holding ve Makyol Grubu Erdoğan'ın Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığında, kamu ihalelerinin hemen hepsini "açık eksiltme" yöntemi uygulanmaksızın alarak kısa zamanda büyük bir servete ulaşmıştı. Kemal Kılıçdaroğlu bu şirketleri de içeren özel bir sermaye grubuna AKP döneminde kamudan 418 milyar dolar büyüklüğünde bir gelir transfer edildiğini gösteren bir rapor hazırlatmış ve iktidara geldiklerinde "Beşli Çete"nin yatırımlarını kamulaştırmayı hedeflediklerini açıklamıştı.
Geri sayım başladı, Kilis’e 10 km kaldı. İl yazısı önünde çekilen foto sonrası girişteki yüksek binaları geride bırakıp, kalabalık caddeler geçilip, ters yöne girmemek için çizilen daire, Google yardımıyla ve de sorarak ÖE’nin bulunması. Yerim ayrılmıştı ama 4. kat. Yuh çıkılır mı şimdi? İki gece için 270- TL (O.K.) Neşe Hanım’a ödeniyor, bisiklet yandaki konferans salonu girişine alınıyor, 4 kat eşyalar parça parça taşınıyor. Öldüm bittim ama. Merdiven çıkmak rampa çıkmaktan daha zor geliyor.
Kilis adı nereden gelir? Merak ettim ve belediyenin sayfasında şunları buldum: İlk kez bir Asuri tabletinde, Ki-li-zi adında bir yerden söz edilmesine göre, Kilis’in Asurlular döneminden beri var olduğu anlaşılıyor. Ayrıca, Kilis’in antik yerinin, bugün bulunduğu noktadan 12 km kadar batıda olduğu, Büyük İskender zamanında, şimdi Suriye sınırları içinde kalan Ürya Nebi denilen bir kent kurulduğu veya var olan bir kente, Chrrhus adı verildiği tahmin edilmektedir. Bu sözcük Kiris olarak okunur ve “efendi” anlamındadır. Burası, bir zamanlar İskenderun Körfezin’den, Fırat Nehri’ne kadar uzanan Christik eyaletinin merkezi idi. Bazı haritalarda bu yere de Kilis denmektedir. Bizans’ın doğu sınırlarını gösteren, bazı haritalarda şimdiki Kilis’in bulunduğu yerde Ciliza diye bir mekan görülmektedir. Romalılar döneminde, Ciliza siv ürmajijant denirdi. 8. yy.da buraya gelen Türkmenler tarafından, kendi lehçelerinde düz, dümdüz anlamına gelen Kilis sözcüğünü, Kiris yerine kullanarak hazır buldukları şimdiki yerleşim merkezine verdikleri anlaşılmaktadır. Şor Türkleri de bal dalağına, Kilis derlermiş.
Biraz uzanmaca ve yemek için 5 buçuğa doğru çıkmaca. Varışım zaten 4 buçukta oldu. Öcce (bir çeşit mücver) yemek istiyorum ama tarif edilen Yaren Restoranda yok. Mevsimi değil diyor adam. Yaza girdik, bu kışlık yemek mi? Olmadı Suriyeliler lokantası arıyorum. Burada da ful öğlene kadar ancak oluyormuş. Başkasını ararken fazla da oyalanmadan geri dönüp ElTayeb lokantasında falafel, tabbule ve ayran ısmarlıyorum = 30- TL.
Kilis’te nüfusun %40’ını Suriyelilerin oluşturduğu söyleniyor, resmi ağızlarca. Muhtemel gerçek sayı çok daha fazla. Pek çok dükkan açmışlar; lokanta, tatlıcı, büfe, meyve suyu sıkıcıları...
Basından: Türkiye'de bulunan yabancılar ve vatandaşlık verilenler üzerinden başlayan "göçmen" tartışması, "demografik dönüşüm" uyarılarının gündeme gelmesiyle başka bir boyuta taşındı. Muhalefet, kontrolsüz göçmen akınının demografik dönüşüme neden olacağını savunurken, İçişleri Bakanı Soylu, "Burası bir çadır devleti değil" sözleri ile eleştirilere karşı çıktı.
Hava hafiften kararmakta. Çevremi tanımak üzere yürümekteyim. 2010 yılında Firuzan’la Suriye’ye Kilis’ten girmiş, burada iki gün kalmıştık. Yürüdükçe hafızam tazeleniyor ve o günleri hatırlamaya başlıyorum. Suriye’de görmeye alışık olduğumuz espresso büfeleri burada da var. İşletenler de Suriyeli. Beraberlerinde getirmişler herhalde makinalarını. Bardağı 2,5 lira (İstanbul’da 7-). Kaçar mı, hızımı alamayıp iki ayrı yerde tadıyorum. Nefis. Kıvamı ve lezzeti. Sokak aralarında yürüyor. Dolaşıp yönümü bulmaya çalışıyorum. Firuzan’ın babasının restore edilen konağını, amca beyin manifatura dükkanını buluyor, dolanırken iki de soda içiyor ve karanlık iyicene artınca ÖE’nin yolunu tutuyorum.
Günü sonlandırmadan, gene belediyenin sayfasında Kilis’in tarihçesini okumaktayım: MÖ 1700 yıllarında Kilis, Hitit Devletinin önemli kentlerinden biriydi. Kilis’in kuzeybatısındaki Yesemek, Hititlerin heykel atölyesinin bulunduğu önemli bir merkezidir ki, dünyada bu türden tek örnektir. Kilis MÖ 700 ile 550 yılları arasında Asur, Med, Pers İmparatorlukları yönetiminde kalmıştır. Büyük İskender’in Pers Devletini yıkmasından sonra, Roma İmparatorluğuna bağlanmıştır. Bu imparatorluğun bölünmesinden MS 636 yılına kadar Bizans İmparatorluğu’nun bir kenti olmuştur. Hz. Ömer zamanında İslam topluluğuna katılmış, 639 yılında önemli bir Roma (Bizans) kalesi olan Ravanda Kalesi ile birlikte savaşsız alınmıştır. Bölgede yaşayan Türkler Oğuzlar soyundandır. Yöresel olarak bunlara Türkmen denilir. 1071 Malazgirt savaşından sonra bölgede Selçuklu İmparatorluğuna bağlı bir Türk Devleti kurulmuştur. 1084’ten sonra Kilis ve yöresine Türk Bey ve Oymakları yerleştirilmiştir. Kilis 1818 yılında büyük bir kuraklık, 1820’lerde bir deprem, 1826’da veba salgını geçirmiş, 1831’de Mısırlı İbrahim Paşa tarafından işgal edilmiştir. Bu arada kıtlık, bulaşıcı hastalıklar, çekirge saldırısı gibi afetlerden son derece etkilenmiştir. 1915 yılında Osmanlı Devletinin yenik düşmesine karşın, önce İngilizlerin, sonra Fransızların istilasına uğramıştır. 7 Aralık 1921 yılında düşman işgalinden kurtulmuştur.
- Kilis ÖE 0348 8131178
İslâhiye - Kilis
Tur tarihi: 10 Mayıs 2022
Alınan yol: 81,13 km
Ortalama hız: 18,9 km/s
En yüksek hız: 61,2 km/s
Bisiklete biniş süresi 4 s 17 dk, dışarıda geçen süre 8 s 02 dk
En yüksek sıcaklık 39 ˚C, en düşük 19 ˚C, ortalama 26,7 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 1375,7 m, kaybı (iniş) 1242,2 m
En düşük yükselti 380,7 m, en yüksek 747,3 m
Garmin yol bilgileri İslâhiye-Kilis
Relive yol bilgileri İslâhiye-Kilis
![]() |
İslâhiye’den ayrılışım 08.27. |
![]() |
Şimdi köy yolundayım. Asfalt kaba, yamalı-dalgalı ama çevre ilerledikçe güzelleşiyor. |
![]() |
Karasu Çayı |
![]() |
Karasu Çayı |
![]() |
Soldan Tilmen Höyük için 2 km denmiş. Hattuşa’dan sonra en ihtişamlı Hitit şehirlerinden biri olduğu söyleniyor. |
![]() |
Açık Hava Müzesi Yesemek için sağdan devam. |
![]() |
Solumda tepeler çam ormanı ile kaplı. Sağımda ise küçük bir su akıyor. Çevre çok güzel, muhteşem. |
![]() |
Etraf yemyeşil. Başaklar sulanıyor. Su bol bölgede anlaşılan. |
![]() |
Esasen mevsim çok güzel, yeşil her yer, ormanlık, tepelerin üstü, dağların üzeri ağaç-çam... |
![]() |
09.45, geldim Yesemek’e. |
![]() |
Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi Açık Hava Müzesi |
![]() |
Hitit İmparatoru I. Şuppiluliuma (MÖ 1344-1322) tarafından kurulduğu düşünülür… |
![]() |
… Hurri ustaları yönetmiş ve Geç Hitit döneminde Sam'al Krallığı'na (Zincirli) hizmet etmiştir. |
![]() |
MÖ 8. yüzyılda Asurlular tarafından terk edilerek donmuştur. |
![]() |
1890'ta Felix von Luschan tarafından keşfedilmiş, 1957-1961'de Uluğ Bahadır Alkım ve 1988-1991'de İlhan Temizsoy kazılarıyla açığa çıkarılmıştır. |
![]() |
Yesemek'te üretilen eserlerde Hitit, Hurri, Suriye, Arami ve Asur sanatının etkileri bir arada görülür. |
![]() |
Bu karma üslup, daha sonra Ege kültürlerini de etkileyerek Yunan sanatının temellerinden birini oluşturmuştur. |
![]() |
300'den fazla yarı işlenmiş bazalt heykel (sfenks, aslan, tanrı figürleri, savaş arabaları) korunur… |
![]() |
… kapı süsleri için tasarlanmış olup Hattuşaş örneklerine benzer. |
![]() |
Taşlar çekiç-keski ve suyla genişletilen tahta takozlarla işlenmiştir. |
![]() |
UNESCO Geçici Miras Listesi'ndedir (2012). |
![]() |
Yesemek’te canlı heykeller de görmekteyiz : )) |
![]() |
Baraj göleti kenarından süren yoldayım. Solum çamlık, sağım başak. |
![]() |
Hava mis, bölge daha mis bir güzellikte. Tam bisikletin keyfini yaşatıyor. Turum şimdilik en güzel rotası. |
![]() |
Temel olarak sulama ve taşkın kontrolü amacıyla inşa edilmiştir. Amik Ovası'nın can damarıdır. |
![]() |
Barajın gövdesi 9 m yükseltilerek (2020) depolama hacmi yaklaşık 2 katına çıkarılmıştır. Bu sayede sulanan alan miktarı muazzam bir artış göstererek 450 bin dekara ulaşmıştır. |
![]() |
Bir süre sonra yeni açılmış yola bağlanıyoruz. Kaba asfalt çekilmiş. Tek şerit, güvenlik şeridi olan ama dalga dalga bir yol, hop hop zıp zıp..., sürtünme de var. |
![]() |
Sağ tarafım sınır, duvar örmüşler. Öbür taraf Suriye, gözüküyor buradan. |
![]() |
Zahter çayı eşliğinde Şevket Ustayla tanışıyorum. Nerede miyim? Kozalak Kebap burası. |
![]() |
Deliosman’a geldik. Köyün yerel halk arasındaki bilinen diğer adı Koçanlı'dır. |
![]() |
Kocabeyli; köyün adı 1928 nüfus kayıtlarında Merdanlı olarak geçmekte olup sonradan Kocabeyli'ye dönüştürülmüştür. |
![]() |
Kocabeyli köyünde jandarma çevirmesine denk geldim. Beni de durduruyorlar. Komutan ile tanışıp sohbet edince meraktan durdurduklarını öğreniyorum. |
![]() |
Damperlilerin nereye gittiği belli oldu. Çimento fabrikası var burada, Limak’ın. Nâm-ı diğer 5li Çete. |
![]() |
16.06, Kilis’e giriş yapıyorum. |
![]() |
| İl yazısı önünde çekilen foto sonrası... |
![]() |
... girişteki yüksek binaları geride bırakıp, kalabalık caddeler geçilip… |
![]() |
… ters yöne girmemek için çizilen daire… |
![]() |
… Google yardımıyla ve de sorarak ÖE’nin bulunması. |
![]() |
Kilis ÖE |
![]() |
Cüneyne Camii; 16. yüzyıl (Osmanlı dönemi) yapısı olduğu kabul edilir (kimi kaynak 17.yy demekte). |
![]() |
Kilis’in Ulu Cami’den sonra en eski camisidir. |
![]() |
"Cüneyne", Arapça'da "Küçük Bahçe" veya "Küçük Cennet" anlamına gelir. |
![]() |
Tabakhane Camii, 1611 |
![]() |
ElTayeb Lokantası (Falafel) |
![]() |
Kilis’te sokaklar ve yapılar yerel açık renkli kalker taşı ile yapılmış. Bu taş gündüz serin tutar. Gecede ise ısıyı yavaş salar. Bu da sokakların termal konforunu artırır. |
![]() |
Cumhuriyet Meydanı ve Kilis Valilliği |
![]() |
Kilis’te nüfusun %40’ını Suriyelilerin oluşturduğu söyleniyor, resmi ağızlarca. Muhtemel gerçek sayı çok daha fazla. Pek çok dükkan açmışlar; lokanta, tatlıcı, büfe, meyve suyu sıkıcıları... |
![]() |
| el-Mustafâ → seçilmiş olan |
16. gün (devamı) Kilis II / 14. gün (öncesi) Kırıkhan-İslâhiye
[bisikletle]Türkiye: Göbeklitepe, Tarihin Sıfır Noktası
Tarsus-Karataş, 96 km
Karataş-Yumurtalık, 55 km
Yumurtalık-Payas, 77 km
Payas-Arsuz, 60 km
Arsuz-Çevlik, 50 km
Çevlik-Antakya, 37 km
Antakya-Reyhanlı, 63 km
Reyhanlı-Kırıkhan, 46 km
Kırıkhan-İslâhiye, 67 km
İslâhiye-Kilis, 81 km
Kilis-Gaziantep, 55 km
Gaziantep-Nizip, 59 km
Nizip-Birecik, 37 km
Birecik-Suruç, 51 km
Suruç-Harran, 71 km
Harran-Şanlıurfa, 46 km
Şanlıurfa-Viranşehir, 90 km
Viranşehir-Ceylanpınar, 53 km
Ceylanpınar-Kızıltepe, 75 km
Kızıltepe-Mardin, 23 km
Mardin-Nusaybin, 62 km
Nusaybin-Midyat, 51 km
Midyat-Dargeçit, 43 km
Dargeçit-İdil, 42 km
İdil-Cizre, 32 km
Cizre-Şırnak, 48 km
Şırnak-Eruh, 50 km
Eruh-Siirt, 56 km



























































































