5 Haziran 2022

[bisikletle]Türkiye: Göbeklitepe, Tarihin Sıfır Noktası (Dargeçit-İdil)

 

3 Haziran 2022, Cuma / Dargeçit - İdil, 42 km (39. gün)

 

Çok rahat bir uyku çektim apart otelde. Sabah gözümü açıp saate ters bakmışım. 6.16 yerine 9.19 görünce birden şaşkınlık yaşıyorum. Bu kadar uyumuş olabilir miyim yoksa? Eşyaları toplayıp asansörle indirip yüklemek ve foto çekip yola koyuluyorum, saat 07.17. Önce pastaneden simit ve zeytinli poğaça alıyor ve Keramettin Beyin dediği gibi asfaltı takip ederek Dargeçit’ten uzaklaşıyorum pedal pedal. Sabahın serinliği güzel. Hafif puslu bir hava. 3 km sonra gelen bir karakol binası, güvenlik noktası. Oldukça koruma altında, şimdilik kimseler yok. S çizerek bariyerlerin arasından geçip geldiğim kavşakta gene de karşıdan gelen taksiye Kılavuz-İdil diye soruyor, düz devam etmemi öğreniyor, önümdeki yola doğru pedallıyorum. Soldan Güçlükonak’a, oradan da Boncuklu Tarla’ya (*) -yeni bir keşif, belki de tarihi daha da geriye götürecek- gidiliyor. Bir gün buraya gitmek, oradan da Ilısu Barajı kenarından geçen yoldan Eruh’a devam etmek isterim. Anlatıldı Dargeçit’te, yolun ve çevrenin ne denli güzel olduğu.


(*) Boncuklu Tarla: Ilısu Barajı ve Hes projesi kapsamında yapılan yüzey araştırmalarında tespit edilen yerleşim yerinde 2012 yılından itibaren aralıklarla kazılar yapılmaktadır. Yerleşim yeri Ilısu Barajı ana gövdesinin yaklaşık 3 km güneybatısında, Dicle Nehri’nin yaklaşık 2 km batısında ve Nevala Maherk çayının kenarında, birkaç metre güneyinde bulunmaktadır. Deniz seviyesinden yaklaşık 550 m yükseklikte bulunan Boncuklu Tarla yerleşim yeri Yukarı Dicle Vadisi’nin içinde bulunduğu Doğu Toros dağlık hattı ile Cizre Ovasına açılan derin ve geçilmesi zor bir vadinin kuzey sınırındadır ve yerleşim yerinin çevresi volkanik veya kalkerden oluşan dağlarla çevrilidir.

AktüelArkeoloji


Saat 7 buçuk, hava 28,3 derece ve rakım 853 metre. Kaba asfalt bir yola girdim. Hiç sevmediğim bir asfalt. Hem sesi çok hem de gereksiz yoruyor. Üstelik de delikleri var. Yuh yani, böyle yol mu yapılır? Ama coğrafya muhteşem. -1’le iniyorum, yönüm güneydoğu. Rüzgar yok, ara sıra sürüsünü güden çobanlar geçiliyor. Genelde keçi sürüsü. Bazen de başı boş inekler var yol kenarında. Onlara dilleriyle sesleniyorum, şaşkınlık içinde bakıyorlar. Herhalde diksiyonumu yadırgıyor olmalılar :)) Çok ağaçtan anlamam ama bunların, çevredekilerin palamut olduğunu görebiliyorum. Solumda küçük bir derenin suyu parlıyor. Daracık eski yol sağımda kaldı. Bunu yeni yapmışlar herhalde. Ucuza kaçmışlar. Yol mu dediniz, aha işte...! Şimdi %6 ile tırmanılıyor.

 

Kılavuz köyü (artık mahalle oldular) içine girince asfalt düzeldi. Okul saati olduğundan çokça öğrenci yollarda. Bisiklet olunca hepsinin dikkati üzerimde. Bir çocuk için en güzel hediye bisiklet olsa. Ben de küçükken çok sevindiğimi hatırlıyorum. Büyüyünce bile : ))


Kılavuz Beldesi (Xelîla) Dargeçit (Kerboran)’in güneybatısında ve Dargeçit’e 8 km uzaklıkta, Dargeçit merkezden sonraki en büyük nüfusa sahip belediyesidir. Belde doğuda Şırnak’ın Güçlükonak (Basa) ilçesine kadar uzanmaktadır. Doğuda Bostanlı (Werzik) köyü, güneyde Kısmetli (Basqil) köyüne kadar giden sınırlara ve ayrıca eski yerleşim yeri olan Şatira’yı içine alan geniş bir bölgededir. Mevsime göre yazın kurak ve sıcak, kışın ise kuru soğuk şeklinde bir iklim hareketliliği yaşayan beldenin içerisinden geçen, sadece yağışların olduğu zaman akan küçük bir dere (Newal) bulunmaktadır. Ayrıca kışın biriktirdiği ve bazen yazın sonuna kadar yağmur suyu ile dolu kalan bir göleti (Bêrm) vardır. Dünyanın ünlü coğrafyacıları arasında tartışma yaratan simetrik bir yapıya sahip ‘serê kurikê’ yine beldemizdedir. Ayrıca muhteşem bir güzelliği olan Cehennem Deresi (Newala Qoriyê) beldenin 15-17 km uzaklığındadır.

KılavuzKöyü


İdil yolunu köy çıkışında oturan iki kadına soruyorum. Eliyle yön gösteriyorlar. Bildiğim iki Kürtçe cümleyle onlara hallerini soruyorum: Roj baş, tu çawa yî? Cevap veriyorlar. Demek ki doğru telaffuz etmişim. Ben de, Ez başim, spas -iyiyim teşekkür- diyerek karşılık veriyorum. Daha başka şeyler söylüyorlar ama o kadarını anlamıyorum. Şu dili bir konuşabilseydim. Zor geldi öğrenmek. Tekrar gitmek lazım kurslara. Düşünsenize Kurmançi konuştuğumu. Nasıl bir süksen olurdu? İki kelimeyle bile böylesini yaptığıma göre...

 

Kılavuz çıkışı yol gene kabalaştı. Jandarma karakolu sonrası bir iniş geliyor. İn in bitmiyor. Sürtünme çok olduğundan ses var, hız da kesiyor. Sarsılıyor bisikletin her yeri. Çok güzel bir noktaya geldim. Manzara inanılmaz. Yılan gibi kıvrılarak iniyor önümdeki yol, devamında da tırmanmaya başlıyor. Durup foto ve video çekiyorum. Ve devam inmeye. Üç büyük dönemeç geçilip başlıyorum tırmanmaya, %8 ile. Bazen yolun solundan gidiyorum ki orası daha düzgün. Yer yer dalgalı bir yol. Tak tak vuruyor teker. 2 km dik çıkıldı şimdi %2’yle devam ediyor. Bu ilk tepe. 863 m rakımdayım, saat 08.21, hava 31,7 °C. 16 km geride kalmış, yarıladım sayılır. Bir tırmanış daha gelmeli ki o biraz daha dik ve uzun olacak. Zaten sonrasında çıkılan düzlükte de İdil gelecek.

 

Şimdi ikinci yokuş, bıraktım velespiti serbest, büyük bir keyifle iniyor. Solumda yamaçların kenarlarında mağaralar görüyorum. Ahır gibi kullanmışlar. Örtmüşler bazılarının ağızlarını mavi renk naylonlarla. Etrafın güzelliği içinde pedallamaktayım. Bu gezide David Sylvian dinledim bolca. Öncesinde Atom Heart Mother dinliyordum. Şimdi Bryan Ferry’e tekrar takıldım. Kafa radyomda çalıyor. Biliyorsunuz buna “kulak düğümü” diyorlar. Bir şarkının 5-10 saniyelik bir kısmının saatlerce aklımızda çalması. 

 

591 m rakıma düştüm. Saat 08.40, 24 km geride kalmış. Hava 31,1 °C, ortalamam 21,7 km/s. Coğrafya çok güzel yol çok kötü. Bu bisikletle yapılan yolculuğun, özellikle de böyle açık havada olman, etrafı seyredebiliyor olman, havayı koklaman, yolun bozukluğuyla uğraşman, etraftaki insanları-çobanları-hayvanları, yerdeki böcekleri görebilmen. Bunlar gerçekten farklı bir duyguyu veriyor, farklı bir dünyanın içerisine giriyorsun. Tanıdığın insanlar da buna dahil. Hiç bir şekilde tanışma şansım olmayacak insanlarla karşılaşıyorum, onları dinliyor, onlara bir şeyler  aktarıyorum, onlar bana bir şeyler aktarıyor, yaşamlarının bir kısmını görebiliyor, dostluklar kuruyorum. Bunlar gerçekten heyecan verici, keyif verici, daha da önemlisi anlamlı... 


Cehennem Deresi diyorlarmış buraya. Herhalde çıkışının-ulaşımının zorluğundan olsa. Veya yıllarca süren terör olayından mı? Ama cennet gibi bir yerdeyim. Bitki örtüsü, toprağı ve havası ile çok çok güzel burası. Muhteşem doğasıyla saklı kalmış bir köşe. Yıllarca terörün gölgesinde kalan bölge, mağara, kanyon, vadi, dik yamaçlar, doğal kaynak suyu ve yeşil alanlarıyla zengin doğasını, güvenlik nedeniyle bugüne kadar yeterince yansıtamadı denildi dün. Yapılan araştırmalar, yeryüzü şekilleri ile gizli kalmış önemli bir jeopark olma özelliğine sahip buraları. 

 

Gelinen bu rampa daha uzun ve dik olacak. %8 ile tırmanıyorum. Bazı yerlerde 9 oluyor. Çık çık çık, 4,5 km tutuyor bu rampa. 787 m.ye çıktım. Saat 09.09, hava 35,1 °C, ortalamam 18,9 km/s. 30 km geride, güneydoğu yönündeyim. Geldiğim düzlükte bir iki foto alıyor, belki yılbaşı kartı olur düşüncesiyle. Karnım da açıktı. Aldığım simit ve poğaçayı yiyebilirim. Yolda ne km gösteren, ne il sınırını gösteren bir levha vardı. Öyle 40 km gelen bir yol. Asfaltın bazı bölümleri sıcaktan erimeye başlamış bile. Soldan gidiyorum, sanki daha düzgün gibi. Sağda minik bir gölet ve mesire alanı çıkıyor karşıma (*). Biraz dinlenmek üzere bir kamelyanın altına girip biraz telefona-mesajlara bakmaktayım. Girişte gölgede uyuyan amca ile sohbet. Şafii’miş (**), yakındaki minik köpeğe dokun(a)mıyor. Su veriyorum amcaya ve köpeğe. Küçük bir kangal (bana öyle gibi görünüyor), şimdiden kulaklarını kesmişler.

 

Müslümanlar arasında köpekle ilgili ne de ilginç sorular ve durumlar var-şaşarsınız. Köpeğe dokunmak abdesti bozar mı? - Evde süs köpeği beslemek günah mı? - Köpek olan yerde namaz kılınır mı? Daha da fazlası var bu soruların. Ne diyeceğimi bilemiyorum! İlginçtir, tilki bile mezhepler arasında farklı ele alınmış. Şöyle ki; Hanefi ve Hanbeli mezhebine göre tilki eti yemek haramdır. Ancak Şafii ve Maliki mezhebine göre tilki eti yemek caizdir. Hani ne desek ki, bu kadar mı?

PopülerSorular


(*) İdil Kaymakamlığı tarafından 2011 yılında 1964-67 tarihleri arasında DSİ tarafından yapılan İdil Göleti kenarına yaklaşık 80.000 m2 alan üzerine kurulmuş.

 

(**) Şafii ve Hanbelilere göre köpek, domuz ve onlardan türeyenler, bunların artığı, teri necistir (***). Şafii alimlerine göre, domuzun etini yasaklayan Allah, köpeği de necis sayar.

 

(***) İslam dinine göre pis sayılan nesne anlamına gelir.

 

20 dakika kadar parkta dinlenip, artık düz seyreden, ilçe dışından pedal pedal ilçeye yaklaşmaktayım. Ve İpek Yoluna bağlanıp İdil’e giriş yapıyorum. Kontrol noktasında  durduruyorlar ama kimlik sormuyorlar. Ben de şaka yapıyorum, “neden bana sormuyorsunuz. İlk defa durduruldum ve çok sevindim, beni de görüyorlar”diye. Bunun üzerine TC’mi girip kontrol ettiklerinde yaşım görünüyor elbette. O da haliyle biraz hayret uyandırıyor. 70’lik bir dede ve bisiklet :))



Google ile ÖE aranmakta. Ama işaretlenmiş yerde değil (orası eski yermiş). Sorarak ÖE’yi bulmak zor olmuyor. Müdür bey ile tanışıyor, bir öğretmen daha dahil oluyor sohbetimize. Az İdil’den, az Hendek Olayından, az Şırnak yolu üzerinde görülecek duvardaki rölyeften söz ediyoruz. Otoyoldan gitmek yerine eski yoldan gidersem görebilecekmişim... Ben de öyle yapacağım.

 

75 lira ödenip No 302’ye çıkılıyor. 5. katta. Bereket asansör var. Bisiklet girişe alınıyor. Hava çok sıcak. Duş alıp uzanıp, biraz da ilçenin tarihini okumaktayım: İdil (Beth Zabdai) Azech, Hezex, MÖ 500’lü yıllarda yaşamış olan, Suriye'de bulunan, Tedmur olarak bilinen Palmira Kentinin Kraliçesi Zenobya’nın eşi Zabdai bu bölgede (İdil, Kuzey Suriye ve Musul’da) hakimiyetini sürdürmüştür. Bugünkü İdil, Beth Zabdai (Zabdai’n Evi, Bereketin Evi, Mağdurun Evi) adı ile bölgenin başkenti olarak biliniyordu. Kral Zabdai’n hakimiyeti MÖ 539’a kadar sürmekle birlikte Persler ile yapılan savaşta hakimiyet Perslere geçmiştir. Milat zamanında ise Romalılar ile Yunanlılar bölgeyi birlikte yönetmeye başlıyor. MS 320 yıllarından sonra bölge Bizans İmparatorluğu hakimiyetine geçiyor. MS 700’lü yıllarından sonra İslamiyet’in yaygınlaşması ile birlikte bölgeye gelen Halifeler de bir dönem bölgede hakimiyet kuruyor. MS 1200 ile 1300 yılları arasında yapılan çeşitli savaş ve baskınlardan sonra Beth Zabdai ismi Azech olarak halk tarafından değiştiriliyor. Azech ismi halkın bir çok savaş ve baskın yaşamasından dolayı; Azech kelime anlamı ‘Direnen’ olarak biliniyor ve bu nedenle de bu ismi alıyor. Halkın geneli Süryani olup Süryanice konuşuluyordu. MS 1200 ile 1400 arasında Artuklu’ların bölgedeki hakimiyetleri nedeniyle dilleri yasaklanmış olup sadece Arapça diline müsaade edilmiştir. Halkın bugüne kadar Arapça bilmelerinin nedenlerinden bir tanesi de budur. Aynı dönemde Timur’un bölgeye gelmesi ve birçok tahribatı yapması da söz konusudur. Halkın Milat öncesi yıllarda Pagan dinlerini önemseyip bölgede çeşitli güneş tapınakları olduğu rivayet ediliyor. Görüldüğü gibi Asurlular, Persler, Yunanlılar, Romalılar, Araplar, Kürtler ve Türkler bölgenin tarihinde önemli roller oynamışlardır. 

İdilBelediyesi


Kaya ile telefonda konuşmalar sonrası, o da yarın motoruyla Hatay’ı gezeceği için hazırlık yapmakta, saat 4 gibi karnımı doyurmaya çıkıyorum. Önce yakındaki Meryem Ana Kilisesini görmeye. Kapalı, içini göremiyor, dıştan tellerin arasından fotoluyorum. Şöyle tanıtılmış: Tarihi MS 57’ye dayanan İdil Meryem Ana Kilisesinin ilk isimi Mor Yuhan olarak geçmektedir. Mor Yuhan ve Maria Magdalena gibi havarilerin bölgeye gelip Hristiyanlığı müjdelemeleri ile halk Hristiyanlığa geçtikten sonra bugünkü Meryem Ana Kilisesi, Mor Yuhan ismi ile kuruluyor. Meryem Ana Kilisesi, Antakya’da bulunan ve Hristiyanlığı kabul eden ilk kilise olarak bilinen Mor Petrus Kilisesinden sonra Hristiyanlığı kabul eden ikinci en eski kilise olarak bilinmektedir. Meryem Ana Kilisesi ismini ise 1710’da almıştır. Üç bölüm olarak yapılmasına karşın bugün iki bölümü mevcut olup, bir bölümü gerek yıkımlar, gerek tarihte yapılan savaşlardan veya doğa olaylarından dolayı yıkılmıştır. 

İdilKaymakamlığı


Bir minik kilise daha var öncesinde. O da kapalı ama. Sonra sıradaki Timur Çeşmesi geliyor. Çok yakınlar kilise ile. Ama bu çeşme de kapalı. Gerçi Hendek Olayları sırasında tahrip edildiği ve taşlarından restore edilerek yenilendiği anlatılmış. Aslına ne kadar benziyor bilemiyorum. Burayla ilgili yazılanlar ise: XV. yüzyıldan kalma, Timurlenk tarafından yapılan tarihi çeşme Anadolu’da Timur adı ile anılan tek eserdir. 2016 yılında hendek ve barikat döneminde tahrip olmuştur.

İdilKaymakamlığı


Yakında kale gibi bir ev ve konaklar var. Siyah bir taştan yapılmış, aynı çeşmeninki gibi. Yazın serin kışın sıcak tutarmış denildi. Bunların Süryanilere ait evler olduğunu öğrendim sonradan. Mideyi rahatlatacak yer arayışına geçtim. Çok sıcak, yürümek bile ıstırap burada. Pideci yok Pasaport Pizza var. Hazır bir menü seçiyorum listeden, 79,90 ama sahibi 70 alıyor. Yanında ayran ve kızarmış patates dahil. Ödeme sırasında konuşuyoruz. İzmir’i aradım, fiyatları indirsinler istedim diyor. İstanbul’da 80 lira öderler ama burada kimse pizzaya bu parayı ödemek istemiyor. Yemek zaten ucuz burada, 80 liraya ziyafet çekerler. Haklı bence de. Dargeçit’te pideye 37 ödedim ve pizzadan hiç bir eksiği yoktu. Belki zeytin mısır eksikti ama domates biber koydurdum. Çok da lezzetliydi. Yani yarı fiyatı.

 

Caddesinde sokak aralarında dolanıyorum. Bazı binalar, mesela Hükümet Konağı ‘Mardin Style’ olarak yapılmış. Malzeme ve görünüşü itibariyle. Sanat Sokağında biraz oturuyor, sonra çaycıda iki çay yudumluyor (2-) ve ÖE’ye geri yürürken gördüğüm bir kahve büfesinde doppio espresso (13-) içiyorum. Merak, burada kim espresso içer? Çalışan-kalan öğretmenler ve polisler diyor. Kendisi İdil’li değil, Karadenizliymiş. Burada çalışıyormuş galiba. Daha sonra su alıp ÖE’ye gidiyor ve mecburen klimayı açıyorum odada. Önümüzdeki günlerde göreceklerime dair bilgiler okumaktayım.

 

 

- İdil ÖE 0486 5512194

 

















 

Dargeçit - İdil 

Tur tarihi: 3 Haziran 2022

Alınan yol: 41,97 km
Ortalama hız: 18,4 km/s

En yüksek hız: 49,5 km/s
Bisiklete biniş süresi 2 s 16 dk, dışarıda geçen süre 3 s 18 dk

En yüksek sıcaklık 41 ˚C, en düşük 28 ˚C, ortalama 33,2 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 633,2 m, kaybı (iniş) 771,7 m
En düşük yükselti 535,6 m, en yüksek 901,6 m

 

Garmin yol bilgileri Dargeçit-İdil

 

Relive yol bilgileri Dargeçit-İdil


Dargeçit’ten ayrılışım 07.13.


Asfaltı takip ederek Dargeçit’ten uzaklaşıyorum pedal pedal. 


Kaba asfalt bir yola girdim. Hiç sevmediğim bir 

asfalt. Hem sesi çok hem de gereksiz yoruyor. 



Coğrafya muhteşem. -1’le iniyorum, yönüm güneydoğu. 




Kürtçe olsa, bir karşılama. Bari Türkçesini 

de yazsaydılar da anlasaydık!


Kılavuz Köyü 


Jandarma karakolu sonrası bir iniş geliyor. İn in bitmiyor.



Çok güzel bir noktaya geldim. Manzara inanılmaz. Yılan

 gibi kıvrılarak iniyor önümdeki yol…



Yer yer dalgalı bir yol. Tak tak vuruyor teker. 



Bıraktım velespiti serbest, büyük bir keyifle iniyor. 



Solumda yamaçların kenarlarında mağaralar

 görüyorum. Ahır gibi kullanmışlar.


Örtmüşler bazılarının ağızlarını mavi renk naylonlarla.





Etrafın güzelliği içinde pedallamaktayım.




Geldiğim düzlükte çekilen bir iki 

foto, belki yılbaşı kartı olur düşüncesiyle.




10.08, İdil’e giriş yapıyorum.




İdil ÖE




Mor Gorgis: “Mor” Süryanice’de “Aziz” demektir.

 “Gorgis”, Doğu Hristiyan geleneğinde çok saygı

 gören Aziz Georgios (St. George)’un

 Süryanice adıdır.


İdil (Süryanice Azakh) ilçesinde bulunan Meryem Ana 

Kilisesi, Tur Abdin’in güneydoğu uzantısındaki önemli 

Süryani Ortodoks ibadet yapılarından biridir.


MS 57'ye dayanan kökeniyle Antakya Mor Petrus

 Kilisesi'nden sonra Hıristiyanlığı kabul eden 2. en

 eski kilise olarak bilinir; ilk adı Mor Yuhan 

Kilisesi'ydi (1710'da Meryem Ana olarak değişti).

 Havari Mor Yuhan ve Maria Magdalena'nın

 misyonerlik çalışmalarıyla inşa edildi.


Timur Çeşmesi, 15. yüzyıla tarihlenir ve Timurlenk'e atfedilir;

 Anadolu'da Timur adına anılan tek eser olarak bilinir, ancak yerel 

kaynaklar Süryani ahali tarafından inşa edildiğini ve ismin sonradan

 verildiğini savunur. Mahalleler su ihtiyacını buradan karşılardı.


Siyah bazalt taşlı, kitabeli yapı; kültürel

 buluşma noktasıydı, kadınların su taşıdığı

 sohbet mekânı olarak hatırlanır.



Meryem Ana Kilisesi ile turistik rotada yer alır.


İdil Süryani Mahallesi (Azdene'nin eski Hristiyan semti), İdil'in tarihi

 çekirdeğinde Süryani Ortodoks cemaatinin yaşadığı yerdir. 4. yy.dan

 beri Süryani yerleşimi; MS 57 Meryem Ana Kilisesi ile başlayan 

Hristiyanlık merkezi, Timur Çeşmesi (15. yy) ve Mor Gorgis gibi 

yapılarla zenginleşti. 1915 Sayfo'da katliamlar yaşandı, 1960'lar 

ekonomik göçle azaldı, 1990'lar çatışmalarla terk edildi.


Caddesinde sokak aralarında dolanıyor, Sanat

 Sokağında biraz oturuyorum.


Pasaport Pizza 


Gördüğüm bir kahve büfesinde doppio espresso 

içiyorum. Merak, burada kim espresso içer? 








































































































40. gün (devamı) İdil-Cizre / 38. gün (öncesi) Midyat-Dargeçit






[bisikletle]Türkiye: Göbeklitepe, Tarihin Sıfır Noktası


İstanbul-Tarsus


Tarsus II


Tarsus-Karataş, 96 km


Karataş-Yumurtalık, 55 km


Yumurtalık-Payas, 77 km


Payas-Arsuz, 60 km


Arsuz-Çevlik, 50 km


Arsuz II


Çevlik-Antakya, 37 km


Antakya II


Antakya III


Antakya-Reyhanlı, 63 km


Reyhanlı-Kırıkhan, 46 km


Kırıkhan-İslâhiye, 67 km


İslâhiye-Kilis, 81 km


Kilis II


Kilis-Gaziantep, 55 km


Gaziantep II


Gaziantep III


Gaziantep-Nizip, 59 km


Nizip-Birecik, 37 km


Birecik II


Birecik-Suruç, 51 km


Suruç-Harran, 71 km


Harran-Şanlıurfa, 46 km


Şanlıurfa II


Şanlıurfa III


Şanlıurfa-Viranşehir, 90 km


Viranşehir-Ceylanpınar, 53 km


Ceylanpınar-Kızıltepe, 75 km


Kızıltepe II


Kızıltepe III


Kızıltepe-Mardin, 23 km


Mardin-Nusaybin, 62 km


Nusaybin-Midyat, 51 km


Midyat II


Midyat III


Midyat-Dargeçit, 43 km


Dargeçit-İdil, 42 km


İdil-Cizre, 32 km


Cizre II


Cizre-Şırnak, 48 km


Şırnak-Eruh, 50 km


Eruh-Siirt, 56 km


Siirt II


Siirt III


Siirt-İstanbul