15 Mayıs 2022, Pazar / Gaziantep - Nizip, 59 km (20. gün)
Sabah erken hazırlandım. Gazeteye kısa bakış atıp eşyaları toplayıp bisikleti alt odadan çıkartmak ve kahvaltıya inmem 8’e az kala. Hava kapalı. Umarım yolda yağmaz. Kahvaltı tam hazır değil. Ekmek gelmemiş. Olsun fazla yemeyeceğim. Biraz peynir zeytin ve yumurta. Dünkü bayat ekmekle. Bir bardak da çay yanına. Bu sırada otelde kalan siyahi, Afrikalı olsalar, sporcular geliyor. Hepsi tek bacaklı, kiminde sağ kiminde sol eksik. Yaşam her haliyle devam ediyor ve etmeli. Bunu burada açık bir şekilde görüyorum.
İnce damlalar düşmekte. Kesilince yola çıkıyorum, saat 08.07. Yerlerin bazı bölümleri ıslak. Dikkatlice sürmekteyim. U dönüşü atıp kavşağa kadar hafif bir yokuşla indim. Kavşaktan sağ ve ikinci ışıklardan çevre yoluna sap demişti taksici. Aynen yapıyor ve bisikletin yasak olduğu yoldayım. Gişelerden önce çıkış olacakmış. Payas gidişime benzemesin burası da. Orada da gişeler öncesi çıkış demişleri, bir türlü gelmeyip köy yollarına girmek zorunda kalmıştım.
Bugün Nizip, 45 km falan gibi bir yol. Ama Belkis Harabeleri Zeugma’ya gidersen 65 olacak. Yağmur bastırmazsa giderim, ama bilemiyorum. Güvenlik şeridinde hızla ilerlemekteyim. Hava kapadı. İnceden dökülüyor gene yağmur. Fazla olmadığından sürmeye devam ediyorum. Git git çıkış gelmedi. Nereye kadar gidilecek? Sağda bir çalışma ekibi işbaşı yapmış. Soruyorum. 3’üncüden çık diyorlar. Olmasalardı ne yapardım? Yanlış çıkıp yolu şaşırır-kaçırır-uzatırdın...
Bazen her şey nasıl da birbiriyle ilginç bir bağlantı kuruyor. Şimdi dün, cumartesi günü otobüs çalışsaydı otobüse binecektim ve taksiye binmemiş olacaktım. Ve bugün de bu çevre yolunu öğrenmemiş olacak, merkeze girerek gidecek, uzatacaktım yolu. O olay beni taksiye bindirdi, taksi şoförü bana bu yolu tarif etti ve ben de, şu anda 23 km oldu otelden çıkalı, D-400 Nizip-Urfa yoluna bağlanıyorum, sağdan çıkış var. Düz devam etsem paralı yola gidiliyor. Bu yol yapımcılarına da geride rastlamamış olsaydım, kafamdan, herhalde havaalanı çıkışı olmalı diye geçiriyordum, oradan çıkmayı düşünecektim, o da beni yanlış yere yönlendirecekti. Onların bana yol söylemeleri ile de doğruya bağlandık. Her şey güzel oldu/olacak... : ))
Yağmur hızlandı, ıslanmaya başladım. Böyle devam edemeyeceğim. İlk gelen üst geçidin altında üstüme yağmurluk ve ayakkabıların kılıflarını geçiriyor ve tekrar yola çıkıyorum. 3’üncüden çıktım. Duble yol, kaymak asfalt, güvenlik şeridi geniş, hafif de bir inişi var. Hızla yağmur altında -ama sert yağmayan- ilerliyorum. Hava açar gibi oluyor sonra kapanıyor tekrar başlıyor yağış. Bereket ilerisi açık, gittiğim yön. Arkam karanlık. Meteo öğleden sonra için gösteriyordu yağmuru. Gerçi bugün başka bölgeler için de yağış uyarısı gelmişti.
Saat 10.34, 50 km gelmişim. Hava 25,5 °C, ortalamam 26,1 km/s ve 554 m rakımdayım, yönüm doğu. Yol mülayim, hafif iniyor -1’le. Yani düz genelde, bazen çok ince çıkıyor. Havada yağış kalmadı, üstümdekileri değiştirdim.
Çıkardım yağmurlukları, Adidas’ı giydim gene. Fazla bir şey kalmadı, 10 km kadar Nizip’e.
Benzincide üstümü değiştirirken bir çay ikram ettiler. Burada adet, hemen içer misin diye soruluyor. Önceki benzincide de otururken çalışan ile sohbette hayat hikayesini dinledim. Uyuşturucu satışından hapse girmiş, geçici olarak dışarıda, Covid önlemleri kapsamında salınmış, tekrar girecekmiş süresi dolunca. İstanbul Kumkapı’da takılıyormuş. Pudra şekeri durumları : ))
55 km.de Nizip yazısı geliyor. Bir foto ve devam. Google ile ÖE’yi bulmaya çalışıyorum. Dış mahallesinden geçerek vardım. Erken gelmiş oldum, 11.00. Oda daha temizlenmemiş. 120- O.K. şeklinde karttan çekiliyor, bisiklet de sorunsuzca içeride bir odaya alınıyor. Bayılıyorum böyle anlayışlı olanlara. (...) Biraz dinlenirken kanepede odanın hazır olduğu söyleniyor, No 302. Asansörü de var buranın. Büyükçe ve düzgün bir ÖE. Oda kapısı kartla açılıyor. Odası tertemiz, banyosu, yatakları ve mobilyaları. Bu turun en iyileri arasına girecek nitelikte. Açılıp saçılıp yayılıyor, duş alıyor biraz tablet mablet derken hafif de kestiriyorum.
Nizip; bölgenin kültür ve tarih devirlerini Kalkolitik, Paleolitik, Demir, Hitit (Eti), Mitani, Asur, Iran, İskender, Roma, Bizans, İslam-Arap ve Türk-İslam olarak sıralayabiliriz. Nizip ve yöresi Eski Hitit zamanında (MÖ XVIII. yy) I. Mursil, imparatorluk Hititleri zamanında (MÖ XIII. yy) Suppilulluima tarafından Hitit devletine bağlanmıştır. Son Hititler zamanında (MÖ XII. yy) bölge Hititlerin merkezi haline gelmiştir. Nizip ve çevresi Hititlerden sonra Asurlara, Metlerin, Büyük İskender’in, Roma imparatorluğunun ve Bizansların idaresinde kalmıştır. Hititler devrinde dini bir önemi bulunan bölge, Bizanslar zamanında askeri yönden de önem kazanmıştır. Nizip'in kuzey doğusunda ve Nizip'e 8 km uzaklıkta bulunan Belkıs Harabeleri (Zeugma ve daha sonra Seleucia ad Euphrates) Bizanslardan kalmıştır. İlçe merkezinde ise yine Bizanslardan kalma bir kilise binası mevcuttur. Ayrıca Orul (Sekili), Mızar (Uluyatır) ve Çardak köylerinde Bizans döneminden kalma eserlere rastlamakta. 639 yılında bölge Arap devletine bağlanmıştır. Dört Halife devrinden sonra Emevî idaresine geçmiş ve İslam devleti içinde başlayan ayaklanma ve iç savaşlar karsısında Bizanslar geri almışlardır. Abbasiler 780 yılında bölgeyi tekrar almışlar ve bir dönem (925-1013) Handanilerin eline geçmiş fakat Bizanslar tarafından geri alınmıştır. Abbasiler devrinde Nizip çok gelişmiştir. Bu devirde Gaziantep dahi Nizip'e bağlı idi. MS I. yy.dan itibaren bu civara Türk oymakları yerleşmeye başlamıştır. Mısır Memluk idaresini Dülkadiroğulları hakimiyeti takip etmiştir. Türklerin bölgede görülmesi XI. yüzyılın yarısındadır. 1098’de Edez Kontluğu çevreyi egemenliği altına almıştır. 1150 yılında Selçuklulara, bir dönem Fatimilere, son Haçlı seferleri sırasında Hristiyanlara, 1187 yılında Eyyubi topraklarına katılmıştır. Bölgeye Memluklular hakim olunca XII. yüzyılın ortaları, bölge için bir kalkınma çağı olmuştur. Memluklular devri zaman zaman bazı istila ve işgallerle kesintiye uğramıştır. 1515 yılına kadar Dulkadiroğullarına ve sonraları Mısırlılar almışlarsa da 1516 yılında Osmanlı İmparatorluğu'na katılmıştır. Nizip'te 29 Haziran 1839 'da Osmanlı ordusu ile Mısır valisi Mehmet Ali Paşa arasında Nizip Savaşı gerçekleşmiştir.
3 gibi midenin ses vermesiyle çıkıyor, yakındaki Osmanlı Parkından geçip yürümekteyim. Burada betondan havuzlar (su yok ama içinde), kayalar, hayvan heykelleri (öküz, ceylan) yapmışlar, serpiştirilmiş çimlere, çocuk oyun parkı da var. Güzelce bir yeşil alan, içindeki kamelyalarda oturanlar da görüyorum. Resepsiyoncu hanımın tarifini bulmaya çalışırken rastladığım Suriye şarküteri-lokanta karışımı yerden (Öz Recep Oğlu/Ebu El Heyir) falafel dürüm (12-) alıyor ve yiyerek Fevkani Kilisesini görmeye gidiyorum. Nizip’te görülecek başka bir şey yok. Bir de Belkıs köyünde Zeugma Ören Yeri var ki ona yarın Birecik’e giderken uğrayacağım. Pazartesi kapalı sanmıştım ama değilmiş. Buradan da araç-dolmuş gidiyor diye okumuştum ancak yokmuş dolmuş falan.
Bildiğimiz giyim kuşam markalarının satıldığı dükkanlar, baklavacılar önünden geçerek geldiğim bölge daha yerel görünümde. Ekonomik gösterge bir basamak altta. Kahvede içilen çay (2,5) sonrası, ki artık kaçak buralarda, tadı bana daha iyi geliyor. Bizimkine göre daha doygun. Evde de kaçak kullanıyoruz zaten, harmanlıyoruz daha doğrusu. Sokak aralarından geçerken bazı fotolar alıyor. Google yardımıyla, haritada işaretlediğim bir ikinci yeri arıyor, ama yok öyle bir yer, tek eski kilise varmış, onu buluyor, ne var ki kilise kapalı ve ne yazık ki değerlendirilmemiş. Öyle atıl beklemekte. Kilise önünde beni merak ve hevesle karşılayan, avlusunda dolaşan Suriyeli minik çocuk Tarık ile anlaşmaya çalışıyorum, el işaretleriyle. Ne çok varlar. Türkiye'de yaklaşık 750 bin bebek doğduğu belirtiliyor. Maşallah... Aklıma bir karikatürü getirdi bu kelime : ))
Kilisenin tarihçesine baktığımızda: hangi tarihte inşa edildiği kesin olarak bilinmeyen Fevkani Kilisesi’nin, mimarisi ve iç kısmında izleri kalan fresklere bakılarak VI. yüzyılda inşa edildiği tahmin edilmektedir. Vakıf kayıtlarında ise inşa tarihi XII. yüzyıl olarak geçmektedir. 1800’lü yıllarda camiye çevrilen yapı, bir asır boyunca cami olarak kullanılmış, 1888 tarihinde yaptırılan Şıhlar Camii ve 1904 yılında yaptırılan Mollla Ahmet Camii’nin hizmete açılmasıyla terkedilmiştir. 1960 yılına kadar taştan bir avlu ile çevrili olan kilisenin çevresi bu tarihten sonra briketten bir duvar ile çevrilmiştir. Yapı, 1970-71 yıllarında belediye ambarı olarak kullanılmış, 1971 yılında tabanı betonla sıvanarak tekel idaresine kiraya verilmiştir. Kilise, kapalı Yunan haçı plan şemasındadır. Yapının tamamında düzgün kesme taş malzeme kullanılmıştır. Dış mimaride kapalı Yunan haçı çok belirgindir. Haçın kolları dışarıya üçgen alınlık şeklinde yansıtılmıştır... denilmekte. Kaderine baksanıza. Akıllarına ambardan başka bir şey gelmemiş.
Dönüş yoluna hazırlanırken kilisenin önünden geçen, at arabası ile dolanan fırlamanın teki atlayıp karşımda poz veriyor, fotosunu çekmemi istiyor. Bu adamlara da dikkatli yanaşmalı. Niyetlerini anlamak zor. Kötü de olabilir! Bakayım fotoya diye telefonu elinden alıp vın... Hadi sonra atın peşinden yetiş yetişebilirsen. Turun başında yaşadığımı unutmuyorum.
Yürürken cephesinde Bedesten yazan bir yer çıkıyor karşıma. Merak ediyor, giriyorum. Ortada bir avlusu olan, Kitap Kafe olarak hizmet veren mekanın çalışanından bilgi almaktayım: üç ay önce açılmış, bir dönemin konağı, Gaziantep Belediyesince onarılıp kullanıma kazandırılmış. Nizip’in kültür dairesi olmadığından Gazikültür’e bağlıymış. Temiz bir mekan çıkmış ortaya, ama neden Bedesten denildiğini anlayamadım.
Türkçede bedesten olarak yerleşmiş bulunan kelimenin bezzâzistan’dan veya bezistan’dan geldiği ileri sürülmüştür. Ahmed Vefik Paşa bedesteni “bez satılan bezzâz mahalli, akmişe-i nefîse satılan çarşı” olarak tarif eder. Bezzâz Arapça’da “bez satan” demektir. Bez Kāmus Tercümesi’ne göre “elbise, bez veya silâh, kılıç” anlamına gelmektedir (II, 776). Bedestenler başta mücevher ve değerli taşlar olmak üzere silâhlar, müzeyyen koşum takımları ile değerli kumaşların da satıldığı yerlerdi.
Derken yağmur fena bastırıyor, mecburen kalıyorum. (Maalesef karton bardakta servis edilen) bir sadeyle (12-) yağmuru izlemekte, sesini dinlemekteyim. Öylesine güçlü yağıyor ki, avlu bir anda göle dönüşüyor. Sanki gök delindi derler ya... Son zamanlarda pluviofil kelimesine denk gelmiş olabilirsiniz. Söylenişi zaman zaman kafa karıştırıcı olan bu kelimenin psikolojik anlamı da karmaşık gibi. Pluviofil veya pluviophile sözcüğü Latince yağmur anlamına gelen pluvia ve bir şeyin sevgisini tanımlamak için kullanılan philes özcüklerinden türemiş ve yağmur yağdığı zamanlarda neşe ve huzur bulan kişileri tanımlamakta. Yani pluviofiller, yağmurda ıslanırken dans eden, dillerini dışarı çıkaran ve birkaç yağmur damlası yakalamaya çalışan kişilerdir.
Yağmurun gösterisi bittiğinde güneş açıyor ve geri dönüşe devam ediyorum. Hava bir açıyor bir kapıyor. Sarı ceketi bir giyiyor bir çıkartıyorum. Şaşkına döndürdü beni. Sokak aralarından yürüyor, ana caddeye çıkıyor, biraz daha devam ediyor sonra dönüp çay bahçesinde bir çay içiyor (3-), tekrar başlayan yağmurun dinmesiyle harekete geçip baklavacıda 2 dilim dondurmalı şöbiyet (32-) yiyor ve yeniden başlayan yağmurun altında hızla ÖE’ye ulaşmaya çalışıyorum. Odanın penceresini açık bırakmıştım. İçeriye su dolmuş. Tüh... : (( İyi ki cam dibine bir şey koymamışım.
- Nizip ÖE 0342 5180272 / 0342 5182411 Adnan bey Md. Yrd.
Gaziantep - Nizip
Tur tarihi: 15 Mayıs 2022
Alınan yol: 59,04 km
Ortalama hız: 24,8 km/s
En yüksek hız: 52,3 km/s
Bisiklete biniş süresi 2 s 22 dk, dışarıda geçen süre 3 s 01 dk
En yüksek sıcaklık 26 ˚C, en düşük 16 ˚C, ortalama 21 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 618,4 m, kaybı (iniş) 1046,6 m
En düşük yükselti 466 m, en yüksek 965,9 m
Garmin yol bilgileri Gaziantep-Nizip
Relive yol bilgileri Gaziantep-Nizip
![]() |
Gaziantep’ten ayrılışım 08.03. |
![]() |
Yerlerin bazı bölümleri ıslak. Dikkatlice sürmekteyim. Kavşağa kadar hafif bir yokuşla indim. |
![]() |
Kavşaktan sağ ve ikinci ışıklardan çevre yoluna sap demişti taksici. |
![]() |
Aynen yapıyor ve bisikletin yasak olduğu yoldayım. |
![]() |
Gişelerden önce çıkış olacakmış. Hava kapadı. İnceden dökülüyor gene yağmur. Fazla olmadığından sürmeye devam ediyorum. |
![]() |
Yol mülayim, hafif iniyor. Yani düz genelde, bazen çok ince çıkıyor. Havada yağış kalmadı, üstümdekileri değiştirdim. Çıkardım yağmurlukları. |
![]() |
Fıstık ağaçları. Bölgenin hem ekonomik hem kültürel simgesi; Antep’in yeşil altını. |
![]() |
10.43, Nizip’e giriş yapıyorum. |
![]() |
Google ile ÖE’yi bulmaya çalışıyorum. |
![]() |
Dış mahallesinden geçerek vardım. |
![]() |
Nizip ÖE |
![]() |
Osmanlı Parkı |
![]() |
Burada betondan havuzlar (su yok ama içinde), kayalar, hayvan heykelleri (öküz, ceylan) yapmışlar, serpiştirilmiş çimlere, çocuk oyun parkı da var. |
![]() |
Güzelce bir yeşil alan, içindeki kamelyalarda oturanlar da görüyorum. |
![]() |
15 Temmuz Şehitleri Anıtı |
![]() |
Geldiğim bölge daha yerel görünümde. Ekonomik gösterge bir basamak altta. |
![]() |
Google yardımıyla eski kiliseyi buluyor, ne var ki kilise kapalı ve ne yazık ki değerlendirilmemiş. |
![]() |
Fevkani Kilisesi |
![]() |
Osmanlı döneminde Ermeni cemaatinin ibadet mekanı olarak kullanılmıştır. |
![]() |
Fevkani, genellikle “yukarıda olan, yüksek” anlamına gelir; kilise ismi muhtemelen bulunduğu yerin konumuyla ilişkilidir. |
![]() |
Gazikültür Bedesten |
![]() |
Kitap Kafe olarak hizmet veren ve... |
![]() |
… 200 yıllık taş konak dokusunu koruyan bir mekan. |
![]() |
İstanbul'daki arkadaşım berber dükkanı açmış : )) |
![]() |
Yağmurun gösterisi bittiğinde güneş açıyor ve geri dönüşe devam ediyorum. Hava bir açıyor bir kapıyor. |
![]() |
Silaha Hayır! |
![]() |
Salon Arzum; girişteki külahlar neyi temsil ediyor acaba? |
![]() |
Bir başka arkadaşım da lokanta : )) |
![]() |
Dondurmalı şöbiyet, Akaroğlu Baklava. |
21. gün (devamı) Nizip-Birecik / 19. gün (öncesi) Gaziantep III
[bisikletle]Türkiye: Göbeklitepe, Tarihin Sıfır Noktası
Tarsus-Karataş, 96 km
Karataş-Yumurtalık, 55 km
Yumurtalık-Payas, 77 km
Payas-Arsuz, 60 km
Arsuz-Çevlik, 50 km
Çevlik-Antakya, 37 km
Antakya-Reyhanlı, 63 km
Reyhanlı-Kırıkhan, 46 km
Kırıkhan-İslâhiye, 67 km
İslâhiye-Kilis, 81 km
Kilis-Gaziantep, 55 km
Gaziantep-Nizip, 59 km
Nizip-Birecik, 37 km
Birecik-Suruç, 51 km
Suruç-Harran, 71 km
Harran-Şanlıurfa, 46 km
Şanlıurfa-Viranşehir, 90 km
Viranşehir-Ceylanpınar, 53 km
Ceylanpınar-Kızıltepe, 75 km
Kızıltepe-Mardin, 23 km
Mardin-Nusaybin, 62 km
Nusaybin-Midyat, 51 km
Midyat-Dargeçit, 43 km
Dargeçit-İdil, 42 km
İdil-Cizre, 32 km
Cizre-Şırnak, 48 km
Şırnak-Eruh, 50 km
Eruh-Siirt, 56 km





































































