10 Haziran 2017

[bisikletle]Türkiye: Hititlerin İzinde (Yozgat–Sorgun)

12 Mayıs 2017, Cuma / Yozgat – Sorgun, 38 km (6. gün)

Bugün yolum kısa, 40 km bile değil. Tembellik yapmak için fırsat. Toparlanıp kahvaltıya inmem 8 buçuğu geçiyor. Açık büfe kahvaltı. En azından istediğin kadar alıyorsun, çeşit neredeyse standart. Domates-hıyar-zeytin-yumurta-bal-tereyağı... bir değişiklik helva vardı.

Firuzan’la telefonda konuşuyorum. Elimdeki broşürleri taşımayayım, bir de parmak çörek yollamak için PTT kargoya vereceğim diyorum. Parmak çöreğin meşhuru Star Fırını’ymış. ÖE’den Ramazan Bey bana yolu tarif ediyor. Eşyaları yükleyip alt yoldan fırını buluyorum. Önüne park ederken fırıncılardan bir genç, sonra adının Mustafa olduğunu öğrendiğim, beni Boğazkale’den gelirken görmüş. Nasılsın, nasıl geldin diye soruyor.  Bana dört çörek paketliyor, beheri 1 lira. Yeni çıkmış. Burasını bilseydim dün kendime buradan alırdım. Sonra saat kulesinin yakınındaki PTT Kargo’dan güzel bir kutuya yerleştirip 9,90’a İstanbul’a yolluyorum.

Bugün artık hava sıcak, rüzgar yok. Ne bacak ısıtıcıları var ne de başka bir şey. Yozgat’tan ayrılışım 10 gibi. 1200 metrelerde olan şehrin çıkışında 1440 metrede Muslubelen Geçidi geçilecek. Yani bir tırmanışla başlıyorsun. Böyle hafif başlayıp %7-8’leri gösteren bir yol. Biraz fazla araba var, üstelik de hızlılar. Yolun kenarı da bozuk olunca az içeriden gitmek gerekiyor. Bu arada güneş adamı yakıyor. Burnum da kızardı domatese döndü. Durup koruyucu sürüyorum. Geçen günlerde de sürseydim keşke. Nedense aklıma gelmedi.

Bu yol çok keyifli. Tepeyi çıktıktan sonra Sorgun’a kadar iniş diyebilirim. Yolun profilini Mapmyride’da çıkartmıştım. Güvenlik şeridinden sürüyorum.  Baharın yeşilliği her tarafta. En güzel zaman.

Peki kimlerdir Hititler? (6)

Hititler’de Ekonomi ve Ticaret. Bütün eskiçağ toplumlarında olduğu gibi, Hitit toplum yapısında da iktisadi hayatın temel dayanağı topraktır. Kralın başarısı, refahı ve devamlılığı büyük oranda toprağın verimine bağlıdır. Hititlerde toprağın verimliliği, aynı zamanda tanrıları memnun etmenin de bir gereğidir, çünkü kendisine zengin adaklar sunularak memnun edilmiş bir tanrının, Hitit toplumu için faydalı olacağına inanılırdı. Hitit Anadolu’sunda da iktisadi hayatın ziraattan sonra en temel dayanağı hayvancılıktı.

Hitit krallarının yapmış oldukları başarılı askeri fetihler sonucunda ülkelerine taşıdıkları ganimetler arasında, sığır ve koyunlardan bahsedilmekte ve övgüler bu ganimetlerin, zaferin önemli neticelerinden biri olduğu kabul edilmektedir.

Hititler'de Törenler ve Bayramlar. Hitit Devlet Arşivi’nde bulunan tabletlerin çoğu, Hitit dünyasında belirli bir takvim çerçevesinde kutlanan bayram törenlerini içermektedir. Bu belgelerde bayram törenleri en ince ayrıntılarına kadar anlatılmıştır. Bu bakımdan söz konusu metinleri törenlerin nasıl yapılması gerektiğini gösteren uygulama yönergesi olarak kabul etmek gerekir. Bu törenlerin amacı, tanrıları memnun etmek ve bu suretle de onlardan gerekli tanrısal korumayı temin ederek kral e kraliçenin, ülkenin, ordunun ve halkın huzurunu, birliğini ve gücünü güvence altına almaktı. Bayramların zamanında ve doğru bir şekilde uygulaması devletin sürekliliği açısından zorunlu olduğu için, her törenin yeri ve uygulama zamanını kesin olarak saptamak ve buna uymak şarttı. Bayramlar genellikle kral ve kraliçe, ya da kral ailesinden birinin başkanlığında kutlanmaktaydı. Ancak kralın her zaman her yerde bulunması mümkün olmayacağı yerlerde başkent dışındaki dinsel merkezlerde kutlanan bayramların yönetimi tapınak görevlilerine bırakılmıştı.










19. km’de yol çalışması başlıyor (10.45). 4,5 km süreceği belirtilmiş. Karşı şeridi bize vermişler yanımdan geçenler daha yakınlar. Ancak esas kabus güvenlik şeridinin bitmesi ile başlıyor. Banket feci durumda, gidil(e)mez. Aynadan kolluyorum arkayı, kamyon gelince mecburen taşlı topraklı bankete kaçıyorum. Bu iş böyle gitmez, ezileceğim. Solda bitmiş ama daha açılmamış yeni yol var. Ancak iki yol arası hendek, geçmek zor. Bir bağlantı noktası gelirse kaçacağım oraya.

Ohh be, dünya varmış. Keşke daha önce, başından geçseydim bu yola. Sanki benim için döşenmiş. Yepyeni asfalt. Ne gelen, ne giden var. Oh ne ala Mualla durumları. Yolda aracıyla dolanan bir yapım ekibi turuncu kukaları düzenliyorlar. Ben de şu zincire biraz yağ süreyim diye durduğumda yanıma gelip seyahatimin amacını soruyorlar. Bu arada yolun da bugün açılacağını öğreniyorum.

11.15, Sorgun’a 10 km kaldı. Hava güzel, güneşli bir gün. Yol kenarında tarla fareleri koşuşuyor. Durup resimleri çekmek istiyorum ama hemen deliklerine kaçıyorlar. Artık Sorgun çok yakın. Trafik ekibi radarla hız kontrolü yapmakta. Birini çevirdiler. Kaç oldu cezası şimdi? 200 var mıdır? Bugün bataryanın %20’si 30 km getiriyor (11.25).

Sorgun’a bir bulvarla giriliyor (%81 E demişler). İlçe girişinde önce sanayisi geldi, bolca traktör satıcıları var, yol boyunca dizili. Otogar sağımda. Sağlı sollu Tandır ve Desti kebapçıları. ÖE’yi soruyorum, geride kalmış, 2 ışık (trafik). Bu anayolmuş, merkeze dönülen noktada da işaret mişaret yok. Neyse dönersin geri ve saparsın denilen yola. İtfaiyenin orada, ÖE de karşına gelir. Bayağı erken geldim. Daha öğlen yeni oluyor.

Sorgun ilçesi toponimi açısından incelendiğinde Osmanlı ve o dönemdeki Türk Dünyası kaynaklarında açıklamalar yazılmıştır. Sorgun kelimesinin Osmanlı devrinde asıl yazılışı Sorkun şeklindedir. Sorgun, rivayetlere göre Ertuğrul Gazi Bey’in yiğit alplerinden olan Sordago’dan ismini aldığı bilinir. Bazı kaynaklarda Sorgun, Sorhun şeklinde de görülebilmektedir. Farsçada çiçek ve söğüt ağacı anlamına gelir. Türkiye’de Sorgun ve Sorkun adlı çok sayıda yerleşim yeri bulunmaktadır.

Sorgun ilçesinin, Eti’lere kadar uzanan oldukça eski bir geçmişi vardır. Bölge, 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Türk Toprağı olmuş ve pek çok sayıda Türk Boylarını buralarda barındırmıştır. 1905 yılında Belediyelik hüviyetini kazanan Sorgun, Köhne-i Kebir (Büyük Köhne) ismiyle İlçe olmuş, 1928 yılında ise ismi “Sorgun” olarak değiştirilmiştir.

Resepsiyonda (ÖE) kaydımı yaptırıyorum. 35- TL, kahvaltısız. Md. Yrd. bey nazik ve ilgili. 118 nolu oda da kocaman, 2+1. Buzdolabı da var. Yanımdaki peyniri hemen atıyorum içine. Eşyaları iki partide çıkartıyorum 1. kata. Sonra velespiti de merdiven yanına alıyorlar. Bu da iyi.

Duş sonrası biraz uzanma, tabletten dünya ve ülke olaylarına göz atma. Bu arada kat temizliğiyle uğraşan hanım çamaşırlarımı kısa programda yıkıyor. Ohh be, daha ne olsun. 20 dk içinde tertemiz çamaşırlarımı odada kurduğum askıya asıyorum. İki taraftan da camları açıp kurumaya bıraktım.

Biraz dolanmak ve sonunda karın doyurmak üzere çıkıyorum. Güneş yakıyor. Sorgun’un uzunca bir ana cadde etrafına dizili çarşısı var. Tarihi eser yok. Tamamı çevresinde, höyükler, mezarlar bolca. Kerkenez Harabeleri çok ünlü.

Fıskiyeli, akan sulu bir çay bahçesinde soda içerek etrafı kesiyorum. Sonra uzunca bir yürüyüş. Marketlerde Danone Activia aramaktayım. Nedense sadece BİM’de buluyorum. Bulmuşken alayım bari. Sulu yemek için Ankara Kebap tavsiye olunuyor. Ancak etsiz sulu olarak hiç bir şey yok. Kuruya bile et koymuşlar. Zaten ortalık tandır/desti durumlarında. Ankara Kebap beni hanımların işlettiği bir lokantaya yönlendiriyor. Eski PTT’yi sor-bulursun orada. Sora sora Bağdat nasıl bulunursa ben de “Hanımeli Restaurant Ev Yemekleri”ni buluyorum. Ne var ki onlarda da kuruda et var. Bana mercimek ç.+az pilav+çoban s.+(ikramları yoğurtlu mantı makarna, soğuk olarak)=10 lirayla doyuyorum.












Ve ÖE’ye dönüp biraz kestiriyorum. Ne de iyi geldi bu şekerleme. 5 gibi tekrar çıkıp farklı yönlere, dere kenarına, kurbağaların öttüğü, ineklerin suya girdiği yoldan arka yolları deneyerek... Sonunda ana caddeye gene çıkıp kahve içebileceğim yer aramaktayım. Esnaf Kahvesi’nde bir sadeyi (2-) içerken karşıdaki sarrafın yanıma gelmesi ve başlayan sohbet, Senih Bey ile. Burada Suriyelilerin olduğunu öğreniyorum. Zaten yollarda çocukları görmüştüm. Bir de bir adam iki kere karşıma çıktı. Uzun entari giysisi ve  bastonu ile. Önümüzden üç simsiyaha bürünmüş kadın geçince, bunlar da Suriyeli diyor. Vay be, karşıdan da bizimkiler geçmekte. Bizimkilerin yüzü görünüyor ama bunlarda hiç bir şey. Sorgun’da türbanlı ve yere kadar pardösülü giyim tarzını benimsemiş çok fazla kadın var. Basmakalıp diyebileceğimiz giyim tarzı bu. Genelde renkleri de aynı oluyor. Tesettür giyim bu olsa.

Yemek yediğim yerden kart al(a)mamıştım, onu da alayım diye tekrar uğruyorum. İşletmecisi hanımla sohbette bu işe girerken yaşadığı sıkıntıları, esnaf odasından kullanmak istediği krediyi ne zorlukla alabildiğini (başındaki yönetici kişinin olmaz tavrı yüzünden), sonra milletvekili, vali, bakan ile gelişen görüşmeleri dinliyorum. Bravo dedim, bu azim herkeste olmalı. Bir kadın olarak bu işe soyunmuş olmasını takdir ediyorum. Konuşmasından dini değerlere fazlasıyla önem verdiği anlaşılmakta. Giyimi de bunu yansıtıyor zaten, ama öyle veya böyle akıllı ve azimle hareket etmekte. Umarım başarılı olur ve amaçlarına ulaşır.

Artık hava da kararmakta, ÖE’nin yolunu tutayım ve daha tüm dataları aktarmam lazım. Yani işim var.









Yozgat - Sorgun
Tur tarihi: 12 Mayıs 2017
Kat edilen mesafe: 38,20 km.
Ortalama hız: 20,06 km/sa.
Bisiklete biniş süresi 1 sa. 51 dk., dışarıda geçen süre 2 sa. 25 dk. 
En yüksek sıcaklık 28 ˚C, en düşük 17 ˚C, ortalama 23,8 ˚C
İrtifa kazancı (çıkış) 190 m, kaybı (iniş) 408 m.
En düşük irtifa 1434 m., en yüksek 1078 m.

Garmin yol bilgisi Yozgat-Sorgun

Sorgun ÖE 0354-4152146


Adaşım Mustafa Bey ile


Neredeyse Sorgun’a kadar iniş başlıyor








Sorgun







Hanımeli Restaurant






Yazım hatası


Yazım hatası II


Kuşun kanadında haberin var


Sorgun by Night
















































7. gün (devamı) Sorgun–Sarıkaya - 5. gün (öncesi) Boğazkale-Yozgat


İlginizi çekebilir Muğla-Akyaka