18 Haziran 2017

[bisikletle]Türkiye: Hititlerin İzinde (Sarız–Afşin)

20 Mayıs 2017, Cumartesi / Sarız – Afşin, 71 km (14. gün)

Bu sabah da erken uyanıyorum. WC’nin dışarıda olması tabii pratik değil. Bereket bir kişi daha kalıyor otelde. 4 odası var, 10 yatak. Dolu olsaydı sabah trafiği sıkıcı olurdu. Neyse, biraz oyalanıyorum. Perdeyi açıp hava durumunu merak ediyorum. Bulutlu kapalı. İçime tedirginlik düşüyor. Yağar mı, ne zaman, nerede yakalar...? Fazla da bekleme, biran çık, yakalanırsan artık yolda çaresine bakmaya çalışırsın diyor ve eşyalarımı topladığım gibi (tıraş bile olmadan) alttaki lokanta bölümüne iniyorum. Ekip ayakta, 5’te başlıyorlarmış yemek hazırlığına. Dün Adnan Beyin ekibi gittikten sonra çalışan 2 genç ile sohbet ettim. Adana Seyhanlı kuzenler. Okulu bırakmasına üzüldüm, lise 1’den ayrılmış. Dışarıdan devam etmek istiyor ama çok da kolay değil çalışıp okumak. Kuaför olmak istermiş. Umarım emeline ulaşır. Temiz yüzlü çocuklar, benim katta odaları var, orada kalıyorlar.

Kahvaltıyı bal-kaymak, sıcak pide ile yapıyorum (5-). Balın tadı da nefis, petekli. Bu enerjiyle veda edip (8.15) Afşin yoluna sapıyorum. İlçe çıkışındaki çeşmeden suyumu tazeleyip önümde tırmanacağım dağa bakarak pedallamaktayım. Afşin 70 km uzakta. Hava kapalı.

Çöp işini yakarak çözüyorlar. Olacak iş mi bu şimdi. Belediye için büyük bir ayıp. Dumanı genzimi yakıyor. Dağ yoluna dökmüşler, ne var ne yoksa.

Peki kimlerdir Hititler? (12)

Anitta, Pithana’nın oğlu ve Kuşşara şehrinin kralıdır. Hatti döneminin en önemli krallarından birisi olan Anitta, MÖ 17. yüzyılda yaşamıştır.

Hitit dilinde şu ana kadar bulunan en eski yazı, Anitta Metni olarak adlandırılan yazıdır. Ayrıca, bulunan bu yazı Hint Avrupa dil ailesinin keşfedilmiş ilk yazılı metnidir. Çivi yazısında yazılmış olan bu tablette Anitta, babası olan Pithana’nın Neşa (Kültepe)’yı ele geçirmesini ve bu olayın Kuşşara için önemini anlatmıştır. Anitta hükümdarlığında, Hatti kralı Piyusti’yi yenerek, gelecekte Hititlerin başkenti olacak olan Hattuşaş’ı ele geçirmiştir, şehri tamamen yok etmiş ve lanetlemiştir.

"Hattuşa kenti açlıktan kırılınca, Tanrım Şiu, onu Taht Tanrıçası Halmaşuit'e teslim etti ve ben Hattuşa'yı fırtınalı bir gecede aldım, ne var ki burada elime geçen bir şey olmadı. Kenti yaktıktan sonra yabani otlar ektirdim. Benden sonra kral olacaklardan her kim, Hattuşa'yı yeniden canlandırırısa göklerin Fırtına Tanrısı onun belasını versin."

Anitta metninde ayrıca; Harkiuna, Ullamma ve Tenenda adlı şehirleri de hükümdarlığı süresince ülkesinin sınırları içine aldığını belirtmiştir. Anitta
ismi, Kültepe'de bulunan birçok kilden yapılmış tablette ve önemli bir keşif olan hançerde babası Pithana ile birlikte geçer.

I. Hattuşili, MÖ 1565'te tahta çıkmıştır. Öncüsü olan Anitta'nın lanetlediği Hattuşaş'ı Hititlerin başkent ilan etmiştir. İsmi olan Hattuşili "Hattuşalı Adam" anlamına gelmektedir.

I. Hattuşili'nin yazdırmış olduğu yıllıklar incelendiğinde, kısa süre içinde büyük ve güçlü bir krallık kurmuştur. Tahta çıktıktan sonra ilk seferini başkent Hattuşaş'ın kuzeydoğusunda bulunan Şanahuitta şehrine gerçekleştirmiştir. Şanahuitta şehrini ele geçirdikten sonra Kızılırmak nehrinin Karadeniz'e döküldüğü bölgede yer alan Zalpa kentine yönelmiş ve bölgeyi Hititlere bağlamıştır. I. Hattuşili, kuzey seferinden sonra başkentin güneyinde yer alan bölgeleri de güvenli bir hale getirmiştir.

Başkent ve çevresinin güvenliği sağlandıktan sonra I. Hattuşili, ülkesinin bölgedeki gücünü arttırmak için ticaret yollarının geçtiği Suriye'ye yöneldi. Bölgenin güçlü krallığı, Halpa (Halep) bu ticareti elinde tutmaktaydı. I. Hattuşili, güçlü bir orduya da sahip olan Halpa'ya direk saldırmak yerine vasal Kargamış, Warşuva, İkakali krallıklarına saldırmış ve bu şehirleri ele geçirmişti. Böylece Hititler artık Yakın Doğu ticaretinden pay almaya başlamışlardır.

İstanbul Arkeoloji Müzesi



















I. Hattuşili, Suriye seferinde Fırat Irmağını geçmiş ve bunu Akadlı Sargon'dan 700 yıl sonra gerçekleştiren ilk kral olmuştur. Hititlerin artık sınırlarını Batı Anadolu'dan, Fırat Irmağına, Karadeniz’den Akdeniz’e kadar genişletmişlerdir. Ancak I. Hattuşili bu bölgenin kontrolünü devamlı sağlayabilecek güce sahip değildi. Fethedilen bölgelerdeki şehirler vur-kaç taktiği ile ele geçiriyordu. Seferler sona erince şehirler Hitit egemenliğinden çıkıyorlardı.

I. Hattuşili, güney seferinden sonra Anadolu'nun batısında yer alan Arzawa'ya sefere çıkmıştır. Bu sefer başarı ile sonuçlanmamıştır. I. Hattuşili, güney ve batı seferlerini gerçekleştirirken, başkent çevresi zayıflamış, kuzey ve doğudaki krallıklar bu boşluktan faydalanıp bağımsızlıklarını elde etmiştir. Ancak I. Hattuşili başkente geri dönmesi ile bu bölgelerdeki karışıklıklara son vermiştir.

İç Anadolu’nun sert kış koşulları nedeniyle I. Hattuşili ve ardılları, seferlerine ilkbaharda başlayıp kış yaklaşırken sona erdiriyorlardı. Kış aylarını başkent Hattuşaş’ta geçiren I. Hattuşili hükümdarlığı süresince 6 büyük sefer düzenlemiştir.

I. Hattuşili torunu Murşili’ye tahtı emanet etmiştir.

Ve tırmanış başlıyor. %3-4-5’ler ama sonra ciddi bölümler geliyor. 11-12-15-16 bile görüyorum Garmin’de. Ama beni destekleyenler sayesinde ağır ağır yol alıyor Sarız’ı geride bırakıyorum. 1550-1600 m gibi bir noktadan 2000’lere doğru çıkıyorum. Fakat sandığımdan daha rahat. 5 km gibi sürmesi lazım bu tırmanışın. Arada düz bölümler nefeslenmenize yardımcı oluyor.

1897 m oldu rakım. %10’la geldik. Normal’le çıkıyorum. 5,2’nci km’de ilk %20 harcanıyor (8.50). 12°C sıcaklık var.

Solda çadırlarını kurma hazırlığında birileri var. Uzaktan selamlaşıyoruz. Tek tük geçen arabalar el sallıyorlar. Yağmura karşın çantaların kılıflarını geçirmiştim, kendime ait olanlar da sol ön çantanın üstünde hazır bekliyorlar. Üstümde Adidas, bacaklarım kapalı, ısıtıcılar takılı. Şansıma rüzgar arkadan esmekte. Bir destek de ondan.

Tepe noktası 1993 m, şimdi inilecek. Asfalt kaba ama delik çukur pek yok, yer yer soyulmuş ancak sıkıntı yok. Hızla iniyorum, %7 gibi bir eğimle. 73 km’yi gördüm bir ara. Fazla da dikkatimi yoldan ayırmak istemiyorum. Ağır bisiklet, çukuru kaçırır da girersem ne olur tahmin etmek size düşer.

Etraf öyle güzel ki, hava tertemiz. Kimsecikler yok. Bulutlar uzaktalar, ama benim gittiğim yön açık. Bakalım 3 gündür yağmurdan kaçıyorum, yakalanmadan. Gerçi ilkinde yakalandım. Sonra tedbirli davrandım. 1962 m’de pedallamayı sürdürüyorum. Saat 9.05 ve 10,6 km geride kaldı. Küçüksöbeçimen köyünden geçmekteyim. Sağda bir köpek, beni fark eder etmez havlamaya başlıyor. Çıldırdı, ama bağlı. Neredeyse üzerinde oturduğu saçaktan düşecekti.

Hava sıcaklığı 9,2°C’ye düştü, hızla iniyorum, 1883 metredeyim, 110 metre kadar irtifa kaybettim. Mermer ocakları var uzaklarda. Köy görünürde yok. Bu şekilde yol zaman zaman kısa tırmanışlar (%10’luk) yapıyor. Aldığım hızla yokuşun yarısını çıkıyor, bazen kısa sert %16’lık bölümler sorunsuz geçiliyor. 22,5’inci km’de %40’ını harcadım bataryanın (9.30).

Bir iki damla yüzüme indi. Geliyor mu? Hemen durup üzerime yağmurlukları geçiriyorum. Neme lazım. Sonra aniden inerse telaş içinde doğru dürüst yapamıyorsun. Bu arada Maraş il sınırına da girmiş oldum. (25,4 km/9.50)

Dağlıca köyündeyim. İnekler otlamakta, çoban keçilerini güdüyor. Duruyor laflıyoruz Mehmet Çobanla. İleride kale de bir tırmanış daha var sonrası kolay diyor. 116 keçisi varmış.

Sağımda Dağlıca Çayı akmakta, benimle aynı yönde. Yağmayacak galiba, güneş de zaman zaman çıkıyor. Üstümdekiler fazla geldi (35,8 km/10.20). Durursun çıkartırsın. Burası da Dağlıca köyünün devamı. Yanıma gelen köylüyle ayak üstü iki laf. Bizimkiler seneler önce kaçıp buralara gelmiş mekan edinmişler. Bizler de kaldık burada gibisinden konuşuyor. Espriyi seven birine benziyor.

Ve gerçekten bir kale kalıntısı çıkıyor karşıma, filmlerdeki şatolar gibi, yüksek bir dağ-kayanın üstüne kurulu. Neresi burası, hangi kale? Hurman Kalesi’ymiş. Bugün Afşin ilçesi sınırları içinde olan bu kale Afşin-Sarız yol güzergâhında olup bölgede Marabuz Kalesi olarak da bilinir. 10–15 m yüksekliğindeki surlar, sekiz burçla güçlendirilmiştir. Kalenin kapısı batıdadır. İçinde su ve yiyecek depoları, asker barınakları ve kilise vardır.
Roma, Bizans ve Selçuklar tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Ortaçağ’da Bizans, Arap, Süryani ve Ermeni kaynaklarda bu kaleden sıkça bahsedilmektedir. Hurman Kalesi, Anadolu’nun doğusundan, batısına, kuzeyinden güneyine uzanan kervan yollarının kesişme noktasında bulunmaktadır. Bu kale Elbistan’dan gelen geçen kervan yolunun üzerinde olup bu yolun güvenliğini sağlamaktaydı. Haçlılar tarafından da işgal edilen Hurman Kalesi, daha sonra Selçukların eline geçmiştir. 1277’de Memluk Sultanı Baybars bu kaleyi Elbistan Savaşı’ndan sonra almıştır.

Ve kaleden sonra çobanın sözünü ettiği rampa. Duvar gibi karşıma dikiliyor. %16-17 gibi bölümleri vardı, ama genelde %10 ile sürdü ve böylecene 1521 m’ye çıkıverdim. Hava 15°C sıcaklıkta, bulutlu, arada güneşi görüyoruz.

Bu son tırmanış sonrası yol rahatlıyor. Ama şunu söyleyeyim, yolu ters yönde yapmak istemezdim, uzunca tırmanılırdı. Hava soğudu, rüzgar karşıdan esiyor. Yönüm güneydoğu oldu. Batarya da tükenmek üzere, %40 kaldı (39,4 km/10.35). Eco yetmiyor, duruyorsun hissi veriyor, rüzgara karşı Normal’e geçtim.

Tanır’a tırmanılıyor, kısa ama sağlam. Şimdi araç trafiği de arttı. Açıktım, yanımdaki cevizli sucuktan bir parça atıyorum ağzıma. Bataryanın son %20’lik bölümdeyim (52,6 km/11.20).

Afşin’e 25 km kaldı. Solda uzakta termik santrali, Türkiye’nin en büyüğü denilmekte. 8 dev ünite, zehir saçıyor. Bölgedeki linyit kömürünün kullanılması için ilk ünite (A) 1984’de, daha sonra eklenen B termik santrali de 2004’de elektrik üretimine başlamış. Bu yıl şubat ayında bu santralde (A) çıkan yangın sonucu 3 işçi yaralanmıştı. Konuya ilişkin Tes-İş Sendikası Afşin Şube Başkanı Mustafa Kılıç’ın açıklamaları kaygı verici: “A Termik Santrali, 30 yıldır üretim yapıyor. Çok eski bir santral. Şu anda da eksik personelle elektrik üretilmeye çalışılıyor. Olması gerekenin yüzde 20-25’i kadar bir işçiyle çalıştırılmak zorunda bırakılıyor. Santrale gereken bakım yapılmıyor. Çevreye verdiği zarar da zaten gündemde. Her zaman bu tür kazalara açık bir işyerimiz var. Santrale gereken personelin en kısa zamanda alınması lazım. İşçilerimizi bu şekilde zorlamak da iş kazalarına neden olabiliyor. Bu kaza en ucuz şekliyle atlatıldı. Geçen yıl bu kazanın bir benzeri daha yaşanmıştı. Can kaybı ile sonuçlanmıştı o da. Tek tesellimiz arkadaşlarımızın şu anki durumlarının iyi olması. Arkadaşlarımız, kıl payı farkla kendilerini kurtarmışlar”. Türkiye’nin en yaşlı santrali (A) rehabilitasyon programı çerçevesinde (nihayet!) 5 yıl elektrik üretmeyecekmiş.

Bataryanın sonu geldi sayılır, yolun ortasında stop etmesin diye benzinciye giriyor, hem bir soda, hem de yedeği takıyorum. 60 km götürdü bu yolda. Benzinciyle sohbet, termik santralın bacasını gece 12’den sonra açıyorlarmış, gazı salıyorlarmış. Bunu duymuştum daha önce de, yapılmaması gereken bir şey ama “burası Türkiye” durumları. Ne kural tanırız, ne insan sağlığına önem veririz. Radyasyonlu çayı bile içen kahraman bakanlar olduktan sonra. İmam-cemaat durumları.

71. km’de Afşin’e giriyorum. Yeni bataryanın da %20’sini bitirdim bu arada.  Çarşısının olduğu caddede ÖE’yi soruyor kolayca buluyorum. Daha önceden yerimi ayırtmıştım. Ergün Beyi çay ocağında. Bana odamı gösteriyor, bisikleti girişte bir yere alıyoruz. Oda 2 yataklı, küçük değil. Banyosu da idare eder. 20-TL, O.K. Daha ne olsun?

Duş alıp biraz dinlendikten sonra çarşıya inip karnımı doyurmak istiyorum. Cumartesi nedeniyle yemek yok, var olanlar da sırf kebap. Bu insanlar ne çok et yemekten hoşlanıyorlar? Her yerde et, kuruya bile et, mercimek çorbasına kemik suyu, olmadı tablet. Bugün bana da etsiz çiğ köfte yemek düşüyor. Uzundur yememiştim. İyi de oldu. Adıyörem Lokantası’nda bir porsiyon (8 köfte) 6 lira, doymuş oldum. Dükkan sahibi ne tesadüf ÖE’nin çaycısının oğluymuş.








Roma İmparatorluğu devrinde Arabissos adıyla anılan kentin belki imparator Gordianus (234-238) devrinde Urfa'dan göçen Arap aşiretleri tarafından iskân edilmiş olması olasılığı ileri sürülmüştür. Kentin adı yazılı kaynaklarda en erken 4. yüzyılda görülür. 540 yıllarında imparator 
Justinianus tarafından oluşturulan Üçüncü Armenia eyaletinin yönetim merkezlerinden biri Arabissos'tur. 582-602 yıllarında imparator olan 
Maurikios aslen buralıdır. İmparatorun "esmeroğlu" anlamına gelen adı belki de doğduğu kentin etnik yapısına dair bir ipucu olabilir.

Arap kaynaklarında daha sık olarak görülen diğer isim el-Efsus'tur. Osmanlı kayıtlarında da bu isim kullanılmış ve kentin resmi adı 1944'e dek Efsus olagelmiştir. Bu isim, geç Bizans döneminde halk arasında kullanılan 
Ephesós adına işaret eder. Bu adın kaynağı hakkında bilgimiz yoktur. Ancak Batı Anadolu'daki Ephesos (Efes) gibi burada da Yedi Uyurlar efsanesinin hürmet görmesi, Hıristiyanlık döneminde iki kenti birleştiren ortak bir dinî pratiğe işaret edebilir.

1071 Malazgirt Savaşı'ndan kısa bir süre sonra Afşin bey adlı bir Türk komutanı eliyle kentin zapt edildiği anlatılmaktadır. Ancak hakkında başka bir bilgiye sahip olmadığımız bu Afşin'in, zapt ettiği kentin adıyla lakaplandırılmış olması kuvvetle muhtemeldir. Yunanca Ephesós adının, Anadolu'daki pek çok yer adında olduğu gibi, Yunanca ismin nesne (akkuzatif) halinden Efsun veya Afşun biçimini almış olması gerektir. Tarsus>Tersun, Adrassós>Adrasan, Momoassós>Mamasun, Termessós>Tırmısın örneklerinde de aynı evrim görülür.

Afşin sokaklarında dolaşmaktayım. Burası da E’ci, %70! Hafiften yağmur damlaları düşüyor. ÖE’nin yolunu tutuyorum. Bugün de ıslanmaktan kurtuldum, oh ne ala.









Sarız - Afşin
Tur tarihi: 20 Mayıs 2017
Kat edilen mesafe: 71,15 km.
Ortalama hız: 18,6 km/sa.
Bisiklete biniş süresi 3 sa. 50 dk., dışarıda geçen süre 4 sa. 40 dk. 
En yüksek sıcaklık 22 ˚C, en düşük 9 ˚C, ortalama 15,3 ˚C
İrtifa kazancı (çıkış) 983 m, kaybı (iniş) 1340 m.
En düşük irtifa 1212 m., en yüksek 1964 m.

Garmin yol bilgisi Sarız-Afşin

Afşin ÖE 0344-5112434/2536 / 0506-5119529 Ergün Bey

Bal-Kaymak, Hilal Lokantası 




Yağmur yağacak mı?



Ve tırmanış başlıyor


Sarız uzakta kaldı



Hava soğuyor





116 keçi



Hava açtı J



Marabuz Kalesi



Çobanın sözünü ettiği rampa duvar gibi karşıma dikiliyor






Sağımda Dağlıca Çayı akmakta, benimle aynı yönde



Hava bir açıyor bir kapıyor       



Uzakta Termik Santral

Hava soğudu, rüzgar karşıdan esiyor    


8 dev ünite zehir saçıyor






Afşin







Adıyörem Çiğ Köfte











Yazım hatası






































15. gün (devamı) Afşin–Elbistan - 13. gün (öncesi) Pınarbaşı-Sarız




[bisikletle]Türkiye: Hititlerin İzinde


Sungurlu-Alaca = 51,37 km

Alaca-Boğazkale = 49,23 km

Boğazkale-Yozgat = 45,08 km

Yozgat-Sorgun = 38,20 km

Sorgun-Sarıkaya = 49,84 km



Kayseri-Bünyan = 48,46 km


Pınarbaşı-Sarız = 38,17 km

Sarız-Afşin = 71,15 km

Afşin-Elbistan = 45,39 km

Elbistan-Nurhak = 42,64 km

Nurhak-Doğanşehir = 58,78 km


Malatya-Kale = 46,47 km

Kale-Sivrice = 66,38 km

Sivrice-Elazığ = 32,60 km

Elazığ-Tunceli = 78,63 km