25 Temmuz 2013

Hornit: Ciddi şekilde yüksek sesli bisiklet kornası

Bisikletimize bir zil arıyorduk. Mevcut olanlar fazla dikkat çekmiyor, hatta yoğurtçu mu geçiyor diye dalga konusu bile oluyordu. İnternete girip sorduk “En yüksek bağıranınız hanginiz? Çıkın ortaya”. Karşımıza 2 seçenek geldi. Biri havayla çalışıyordu. Özgündü ama çok yer kaplıyordu, sesi de daha alçaktı. Diğeri Hornit, 140 db ile şu anda mevcutların arasında en yükseği idi. Tamam dedik ve bir arkadaşımızla getirttik. Merakla sesini duymak istiyorduk. Heyecanla hemen pillerini takıp düğmesine basmamızla neredeyse yerimizden uçacaktık. Kulakları tırmalayan feci bir ses. İşte buydu aradığımız. Bununla artık rahat ederiz. Çok sevindik.


Şimdi yollarda keyifli ve emin bir şekilde sürüyoruz. Ne zaman gerek olsa düğmeye basmamızla varlığımız dikkat çekiyor, yol açılıyor.

Ancak bir şehir turunda, Balat tarafında, Firuzan pedallardan ayaklarını kurtaramayıp düştüğünde olan oldu, Hornit bozuldu. Nasıl olduysa bağlantı kablosu yerinden çıkmış, taktığımızda ise Hornit sürekli ötmekte, hiç susmamakta. Kabloyu çıkartmak fayda etmedi, tek çare pillerini sökmek oldu. Ne oldu bu alete böyle? Nazar mı değdi yoksa? Bir boncuk takmadık şuna da! Şöyle nal gibi bir nazarlık takacaktık da koruyacaktık Hornit’i.
Tamir edebilir miyiz diye sökmeye kalktım ama sökülmeyecek şekilde üretilmişti. Elimizde kala kaldı. Bir hüzün kapladı içimizi. Ne güzel yollarda giderken düt diyorduk, arabalar, insanlar kaçışıyorlardı.

Dur dedim, üreticisine yazalım, destek isteyelim, hemen pes etmeyelim. Derhal iletişime geçip beklemeye başladık. Fazla gecikmeden yanıt geldi. Üretici de olanı merak etmiş, ürününü geliştirmek içim sorular soruyordu. Yazdık, çizdik, fotolar yolladık ve üreticinin tüketiciden yana tutumu sonucu yeni bir Hornit sahibi olduk. Şirket bize yenisini yolladı.

Önce uzak muzak demeden bize ilgi gösteren, ürünün arkasında duran şirket yöneticisi Bay Tom de Pelet’e teşekkür eder, yollarda fark edilmek için bir Hornit almanızı şiddetle öneririz.

Bu ürünün Türkiye’de satılması gerek. Kim getirecekse!
Hornit 140 desibel bisiklet kornası

140 desibel ile Hornit araba, kamyon, minibüs, otobüs sürücüleri ve yayaların duyabilecekleri yükseklikte. Bu nedenle de bisikletçilerin pasif kalarak fark edilmeyi ummak yerine güvenliklerini kontrol altında tutmalarına olanak sağlıyor.


Begin forwarded message:
From: Mustafa Dorsay
Subject: Re: Order/Delivery Enquiries
Date: 20 Temmuz 2013 10:16:17 GMT+03:00
To: Tom de Pelet
Cc: Firuzan Ozogul

Merhaba Tom,
I just tried both options. The old trigger is working well on the new Hornit. The old Hornit seems to have a problem since it is constantly on, as soon as you put the batteries in. I think the problem lies within the Hornit. It has short circuit.
You really need to improve the connecting plug and the slot.
I will publish my experience with Hornit along with a short review on our blog. After that I will contact some bike shops that I think might be interested. I will keep you posted.
Please let me know if you need the old Hornit back?
Kind regards.



On 19 Tem 2013, at 17:15, Tom de Pelet wrote:
Hi Mustafa
Thanks for confirming that it has arrived.
Please can you try the old horn with the new trigger and vice versa to work out which part is faulty. When you tell me the result I can see if it's worth sending it back to me.
Turkish Distributor
As mentioned before I would be extremely grateful if you could ask your local bike shop who supplies him with his cycle accessories so that I can contact them.
Many thanks
Tom

 
On 18 Jul 2013, at 19:19, Mustafa Dorsay wrote:
Dear Tom,
We received the Hornit in the mail today. Thank you. 
Would you like to have the defective one sent back to you? May I have your delivery address?
Best regards from a proud Hornit owner :))


On 10 Tem 2013, at 08:15, Mustafa Dorsay wrote:
Thank you. I will inform you when I receive it.
I will talk about Hornit on our blog  b i s i k l e t l e . I am sure it will attract lots of interest. 
I'll keep you posted on the possible distributers in Istanbul.
Sunny regards 


On 9 Tem 2013, at 19:24, Tom de Pelet <tom@thehornit.com> wrote:
Hi Mustafa
It's no problem at all. It pains me each time one of my customers has a problem so I like to sort them out as quickly as possible.
A copy of the despatch note is below.
Thanks for your comprehensive list of answers and for your suggestion. We're actually in the process of redesigning the product and it will have a bigger, more robust, thicker connection which should make it a lot easier to connect in future.
It's good to hear other riders are interested in the product. I would like to supply a Turkish distributor - it would be a great help if you can ask your local bike shop who supplies him with his accessories (lights, bells, handle bar grips etc) then I can contact them and start the business. Many thanks in advance for any help on this.
Kind regards
Tom

 
On 9 Jul 2013, at 07:06, Mustafa Dorsay wrote:
Hi Tom,
I would like to thank you for your prompt reply. It is very nice to see that companies like yours stand behind their products. 
Please allow to start answering your questions:
1. In the first place, the connecting wire is hard to plug in the horn. Once the wire sat tight, the horn started to sound without pushing the 
trigger button. So, I disconnected the wire. However, the sound did not stop and I had to take the batteries off. 
2. No, it was never used in the rain.
3. It was not dropped. But, I fell off my bike to my left side last weekend. I unfortunately could not unclip my bike shoes on time. 
My bike has handlebar horns which caused the Hornit not to directly hit the ground. Right after the incident I saw the connecting
wire unplugged. When I tried to connect it the things I explained in number 1 above happened. 
4. I did not ever wash my bike with the Hornit on it. 
I have a suggestion though: We bought two at once. We both experienced quite frequently that it is very hard and unpractical to connect the wire to the Hornit when it mounted on the handlebar. I believe it would be easier to handle the Hornit if the connecting pin of the wire were a bit more robust. I truly hope we would have similar problem with the second Hornit. 
Please also be kindly noted that many riders in Istanbul stopped me to ask where I got the Hornit. They were amazed by the loud sound of it.
I had to tell them it's unfortunately not available in Turkey. 

Let me give you the address of my girlfriend's work for delivery:
Name: 
FIRUZAN OZOGUL
Address: 
TAYSAD ORGANIZE SANAYI BOLGESİ 
TEKIS TEKNIK EROZYON A.S. 
1. CADDE, 14. SOKAK, NO: 5
41420 CAYIROVA - KOCAELI - TURKEY
Mobile:
+ 90-532-775 7043

Please find attached dispatch note of our hornit purchase, pic of hornit on the handlebar and pic of the defective part.  
Kind regards from Istanbul,
./..
PS: Please send it as a free of charge sample so it does not get stuck in the customs. Thank you for your efforts in advance. 
I am looking into ways to send the broken Hornit back to you. For that, I need to have your address.



On 3 Tem 2013, at 23:06, Tom de Pelet wrote:
Hi Mustafa
I'm very sorry to hear you've had a problem. It sounds like a major fault. We look after all our customers worldwide so will happily send you a replacement. Please can you send me your delivery address.
Normally we ask people to return the faulty unit as faults are very rare and we always want to investigate the cause to make the factory aware and to prevent failures in future. Please can you give me more information on the failure:
1. Does it sound only when the connecting wire is plugged in or does it sound by itself without the connecting wire?
2. Has it been used in the rain?
3. Has it been dropped?
4. Did you wash your bike with the hornit on it?
Please give me as much information as possible - it's no problem what the answer is to any questions above...I just want to know so I can improve the product in future - we will send you a replacement regardless of the cause of the fault.
Kind regards
Tom

 
On 3 Jul 2013, at 15:56, The Hornit wrote:
This is a response sent by mustafa dorsay using the feedback form on the website. The details of the message follow below:
Name: mustafa dorsay
Email: mdorsay@gmail.com
Telephone: +90-532-4212210
Subject: Order/Delivery Enquiries
Message:
I have been using HORNIT with lots of fun for already 5 months. Unfortunately, the trigger's cable connection failed and now the horn is constantly on. So, I had to take the batteries off. I tried to disassemble it without luck. I live in Turkey and cannot send it to you. Do you have a technical guide or instructions manual I can make use of? Thank you for your help in advance.
You can use this link to reply: mdorsay@gmail.com





23 Temmuz 2013

Bambunun maceralı uzun yolculuğu

Bir hafta kadar önce İstanbul’a iki kadın bisikletli gezgin geldi, Lisa ve Jules. Pedal basmaya Londra’dan başlamışlar, Sidney’e kadar sürecek. Uzun, çok uzun bir yol. Zamanları bol, o nedenle rahatlar. Ama önleri bir yığın maceraya açık. Şansları bol olsun.


Ancak farklı bir özellikleri var gezgin arkadaşlarımızın. Bisikletleri bambudan, kendileri imal etmiş. O nedenle de daha anlamlı bir gezi oluyor.

Haluk bir şekilde temasa geçmiş, beni haberdar etti olaydan. Daha Türkiye’ye girmeden yazıştık ve buluşma-tanışma önerisi getirdik. Bir yığın işleri vardı halletmeleri gereken. Diğer yandan da hem İstanbul’u geziyor hem de bizim mutfağımıza alışıyorlardı. İlk gün bir mide sıkıntısı yüzünden dinlenmek zorunda kaldılar. Sonra Asya yakasında misafir olacakları ev sahibine taşındılar. Bize son gün kaldı. Ertesi gün de İstanbul’dan ayrılacaklardı.

Yazışmalar sonucu Maltepe yakınlarında kaldıklarını öğrendiğimizden buluşma noktasını herkesin kolayca bulabileceği 4 minareli caminin karşısında, sahil yolunda 9.15 gibi belirledik.

Sabah hava daha serin, ama güzel de oluyor bu serinlik. Basıyoruz pedallara Kızıltoprak’tan FB Mantarlar’a doğru. Serhan gelmiş bekliyor bile. Net yanıt vermemişti geleceği konusunda; o nedenle çok seviniyoruz gördüğümüzde. Okaliptüs şekerlerimizi, her ikimize birer kutu hediyemizi alıp Bostancı’ya doğru hızla devam ediyoruz. Haluk bizi Küçükyalı’da bekleyeceğini söylemişti.

İstanbul uyanmış, insanlar sabah etkinliklerine koşarak-yürüyerek başlamışlar bile. Sahil çok güzel bir resim vermekte. İstanbul’un Avrupai yüzü.

Bostancı sonrası sahil yoluna geçmeden güzel bir sürprizle daha karşılaşıyoruz. Kenarda tanıdık bir sima: Selçuk. Ne sevindim bilemezsiniz. Bisiklet aldığını biliyorum ama bir türlü dahil olamadı gezilere. Bugün onu görmek çok hoş oluyor. Kucaklaşmalar, tanışmalar sonrası sahil kenarından giden yola girip devam ediyoruz pedallamaya. Az sonra Haluk’un da bize doğru geldiğini görüyoruz. İkinci bir tanışma faslı ve devam. Çok çabuk 4 minareli camiye ulaşıyoruz. Saat 9 bile değil. Neyse daha iyi, bekleriz.

Güneş tepemizde, durunca daha da sıcak. Şöyle trafik işaretinin gölgesine geçelim mi? 5 kişi bir park yasağı işaretinin gölgesine nasıl sığar? Bu fil sorusuna benzedi. Hani 4 fil bir vosvosa nasıl sığarmış da, 2 öne 2 arkaya otururlarsa olurmuş gibisinden bir şey vardı ya.

Evet saat 9.15’i geçti ama görünürde bambu bisiklet yok. Acaba yanlış mı anladılar, gidip camiye kontrol edeyim diyor Haluk. Bu arada 100 m geriye 2 bisikletli yanaşıyor. Şöyle göz ucuyla bakıyorum, sanki olabilirler. Onlara doğru gittiğimde yanılmadığımı görüyorum. 
İlk iş tabii tanışma, sonra bisikletlere bir göz atma faslı. Ardından da pedal basma. Hep birlikte Tuzla yapacağız. Fazla yormayan düz bir yol. Orada bir öğle yemeği ve döneriz dedik.

40 yıllık dost gibi konuşmaya başlıyoruz yol boyunca. Ortak nokta bisiklet olunca çabuk kaynaşılıyor. Fazla uzaklaşmadan Dragos Belediye Tesisleri’nde bir çay molası için duruyoruz. Herkes bir şeyler anlatıyor; bisikletler, yolculuklar, insanlar, deneyimler, rotalar, yerel yöneticiler...

Çaylar-kahveler içildikten sonra Tuzla’ya doğru tekrar hareket ediyoruz. Bu gezileriyle bağış topladıklarını öğreniyorum. Buna çok rastlıyoruz. Pek çok bisikletçi bir hayır kurumu için pedal çeviriyor. Bu da bisikletin ne kadar sosyal ve insancıl bir yanının olduğunu gösteriyor. Bisikletçi, enerjisinin boşa gitmesini istemiyor. Tekerim bir şeyin yararına dönsün diyor.

Lisa ve Jules’un yüzleri gülüyor. Belli ki mutlular. Belki yolculuğun onda birini geride bıraktılar ama; İstanbul, özellikle sahil yolu çok keyifli. Denize bu kadar yakın olmak müthiş bir duygu. Bundan sonra daha çok karadan devam edecek yolculukları. Deniz havasını bolca içimize çekiyoruz. Rüzgar bugün kuvvetli. Yer yer de karşımızdan esiyor. 26 km/sa olacağını okumuştum sabah. Kuzeydoğu yönünden. Bizden hızlı.

Tuzla’ya geniş bir yay çizerek giriyoruz. Hatboyu Caddesi boyunca Piyade okulunun önünden geçip sahile doğru dönüyoruz. Solda yılların Marmados Sitesi. Önünü doldurmaya başlamışlar. Sahili genişletiyor, siteyi bitiriyorlar. Aynen Maltepe-Kartal'da yaptıkları gibi, yalılıktan çıkarıyorlar. Yat limanı inşaatıymış!

Öğlen yemeği için Haluk’un tanıdığı-bildiği ‘Filizler Köftecisi’ne yerleşiyoruz. Herkes açlığına göre köfte, salata, zeytinyağlı, çorba gibisinden yiyeceklerle karnını doyuruyor. Arkasından içilen çay veya kahveyle de tamamlıyor.

Bol bol buraya kadar olan yolculuklarında yaşadıklarını dinliyoruz. Hoş şeylerin yanında nahoş şeyler de var. Özellikle de bir tanesi bizim ülkemizde. Neyse ki geride bırakmışlar ve üzerinde durmuyorlar. Ama kadın olarak burada ve önlerindeki coğrafyada hareket etmek kolay değil. Ataerkil toplulukların bakışları çok farklı. Dertleri, sıkıntıları başka.

Tuzla’dan ayrılmadan önce sahilde kısa bir tur atıp, tarihi fırından çay için kurabiye alıp, birer de dondurma yedikten sonra dönüşe geçiyoruz. Yol üzerindeki Kanlıca yoğurtçusuna uğramadan edemezdik. Birer ayran ve ev için alınan tereyağı ve yumurtaları yüklenip Organik Ürün Çarşısı’nı da teftiş ettikten sonra Kartal’a kadar geliyoruz.

Bu arada Tuzla’daki organik pazar çok güzel hazırlanmış. 6 bölümden oluşuyor. Yiyecek-içeceklerin dışında temizlik-bakım, oyunca-tekstil, hafif bir yemek yiyebileceğiniz kafeteryası da var. Tavsiye olunur.

Ramazan nedeniyle sahil yolu tertemiz. Ne mangal kokusu ne manyamış bir kalabalık mevcut. Ortalık sakin, birkaç uzanıp iftarı bekleyenler dışında kimsecikler yok. Normal zamanda buradan geçmek istemiyor insan. Yanık et kokusu ve halısını getirmiş, tezgahını açmış insanların işgali altında. Bisiklet yolu onların, zil çalsan bozuk atıyor, çalmasan bebesi tekerin altına koşuyor. Bu göçebe geni çıkmayacak içimizden!

Selçuk basıp gitti. Ne oldu anlayamadık! Ulaşamadık da telefondan. Herhalde sıkıştı.

Kartal’da kurabiyeler eşliğinde verilen çay molasında muhabbetin eksikliklerini tamamlıyoruz. Bambu bisikletin incelikleri, imalatı, temini gibi konular, yolculuğun devamı, sonrası için düşünülenler... telefonlar, iletişim bilgileri karşılıklı alınıyor-veriliyor.











 











Haluk deneme sürüşünden çok etkileniyor. Neredeyse basıp kaçacak bisikletle. Çok rahat, her pozisyonda sürmek mümkün diyor. Sanırım kafasına koydu, bambu aramaya çıkacak. Ama iyi kurutulması gerekirmiş kullanım öncesi diyor Lisa. Güneş veya fırında. Zaman zaman da yağlamak. 25 yıl gibi de bir garanti veriyormuş Amerika’daki üretici ‘BambooBikeStudio’. Birleştirilmesi de gayet kolay (Vimeo). Kadronun kit olarak Amerika satış fiyatı 700 dolar. Ülkenize postalanmasını isterseniz 575 dolar + posta masrafı. O da Avrupa için, ki Türkiye Avrupa’ya dahil 200 dolar. Yani 775 dolara şahane bir kadro sahibi oluyorsunuz. Gümrük sıkıntı çıkarır mı acaba? 


Bambunun özelliğine gelince; çeliğe göre çok daha fazla çekme direnci, inanılmaz sert ama çukur ve yarıkların oluşturduğu darbe ve tıkırtılara karşı daha toleranslı. En önemli yanı ise hazır bir şekilde doğada bulunması, çabuk yetişmesi. 3 yıl gibi kısa bir sürede kullanıma uygun hale geliyor. Kesitine baktığımızda iç katmanların yumuşak ve bükülür, dışa doğru ise daha sık ve sertleşen bir doku gösterdiğini görürüz. Öyle bir malzeme ki, bükülmeyen, neredeyse kırılmayan ama buna karşılık çok hafif.
Kaynak Bambusfahrrad

Bir Afrika ülkesi olan Gana’da ülke ekonomisine önemli katkısı olan ciddi projeler yürütülmekte. Bambu bisikletler ulaşım ve yük taşımacılığı sorununa çözüm kazandırdığı gibi aynı zamanda önemli bir ihraç kalemi oluşturmakta. Küçük atölyelere iş olanağı sağlamakta.

Bu bambu olayı burada bitmiyor. Bir yıl önce ‘temiz su’ desteği için dünya turuna çıkmış bir bambu bisiklet var, elden ele dolaşan. Almanya’dan başlayıp, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Romanya, Bulgaristan üzerinden Türkiye’ye ve Fidan Kayaoğlu tarafından İran’a ulaştırılacak olan. Ancak internet sayfasına (GlobalBikeTrotting) baktığımda 5 Mart sonrası (Kırıkkale) görülmemekte. Acaba ne oldu bisiklete?


Bostancı dostlarımızdan ayrılma noktası. Güzel bir günü paylaştık. Sağlam bir dostluk kurduk. Şimdi Lisa ve Jules’a güle güle deme vakti. Yolları açık, talihleri parlak olsun. Maceralarını takip etmek isterseniz siteleri BambooOdyssey’e göz atın. Daha fazlasını bulacaksınız.



Tur tarihi: 21 Temmuz 2013
Kat edilen mesafe: 74,02 km.
Ortalama hız: 14,7 km/sa.
Bisiklete biniş süresi 5 sa. 3 dk., dışarıda geçen süre 9 sa. 53 dk.
En yüksek sıcaklık 40 ˚C, en düşük 24 ˚C, ortalama 31 ˚C
İrtifa kazancı (çıkış) 667 m, kaybı (iniş) 667 m.

Garmin bilgileri Tuzla-Bambu