30 Eylül 2026

BMC 32"


BMC’nin 32 inçlik prototipi, büyük boyutlu tekerleklerin performans sınırlarını test etmek amacıyla şirketin Impec Lab tarafından üretilen bir Ar-Ge amaçlı cross-country dağ bisikletidir.



Genel Bakış ve Tasarım


  • Köken: BMC’nin Impec Lab tarafından geliştirilmiş ve ilk kez Andorra XC Dünya Kupası’nda görülmüştür.


  • Çerçeve: Standart orta boy karbon BMC Fourstroke çift bağlantı platformundan modifiye edilmiş, özel CNC ile işlenmiş alüminyum bağlantı parçaları ve yapıştırılmış karbon borular kullanılarak kesilip yeniden birleştirilmiştir.


  • Bileşenler: Özel 32 inç Maxxis Aspen lastikler, dropout uzantıları ile modifiye edilmiş DT Swiss/Öhlins tabanlı 29 inç ön çatallar ve gidon yüksekliğini standart bir 29er ile benzer seviyede tutmak için destekli özel alçaltılmış drop-stem.


Performans ve Teknik Özellikler


  • Ağırlık: Her tekerleğe yaklaşık 250 gram ekler; bu da 29er’e kıyasla bisikletin toplam ağırlığında yaklaşık 600–700 gramlık bir artışa neden olur.


  • Yol Tutuşu: Sık virajlarda biraz çeviklikten ödün verse de, %10 daha uzun ve daha dar bir temas alanı ile üstün geçme kabiliyeti ve yüksek hızda stabilite sunar.


  • UCI Durumu: UCI, dağ bisikletini teknik yenilikler için açık bir test alanı olarak görerek, Cross-Country Dünya Kupası yarışlarında 32 inçlik tekerleklerin kullanımına izin vermektedir.


  • Üretim: 32 inçlik lastikler, jantlar ve süspansiyon çatalları için mevcut bileşen teminindeki kısıtlamalar nedeniyle seri üretimin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği henüz kesinleşmemiştir.

pinkbike








İlginizi çekebilir 32 inç: Bir Sonraki Jant Boyutu Geliyor, Arc Bicycle/3D-Printing, Kafadan Bisikletler 

Daha Büyük Tekerlek, Daha Fazla Pedal Çevirme? 29 ve 32 inçlik Tekerleklerin Kör Noktası


RideMTB’de yayınlanan yazı, dağ bisikletlerinde (MTB) daha büyük tekerlek boyutlarına (29 inç ve yeni çıkan 32 inç) geçiş yapılırken gözden kaçırılan titreşim ve konfor unsurunu ele almakta.



Öne çıkan ana noktalar:


  • Daha Hızlı Olması Daha Konforlu Olduğu Anlamına Gelmez: Sektörde genel kabul gören "büyük tekerlek engelleri daha kolay aşar ve dolayısıyla sürüşü daha konforlu kılar" algısının aksine, yapılan bilimsel araştırmalar farklı bir tablo çizmekte.
  • Titreşim Verileri (26" vs 29"):
    • 2021 ve 2026 yıllarında yapılan üniversite araştırmalarına göre, 29 inç tekerlekler parkurda daha hızlı olsa da inişlerde sürücünün el ve el bileklerine 26 inç tekerleklere kıyasla daha fazla titreşim ve darbe iletmektedir.
    • Yokuş tırmanışlarında ise küçük tekerleklerin kuyruk sokumuna daha fazla titreşim ilettiği tespit edilmiştir.
  • Sektörün "Kör Noktası" – 32 İnç Tekerlekler:
    • UCI'ın Cross-Country yarışlarında 32 inç tekerleklere izin vermesi ve markaların (örneğin BMC) 32 inç prototipler test etmesiyle sektör bu boyuta yönelmekte.
    • Ancak tıpkı 29 inçe geçilirken yapıldığı gibi, odak noktası sadece "hız" olmuş; bisikletin sürücüye ne kadar titreşim ilettiği (konfor/yorgunluk faktörü) ölçülmemiş.
  • Belirsizlikler ve Çözüm Arayışı:
    • Titreşimdeki bu artışın doğrudan tekerlek çapından mı, yoksa kullanılan lastik basıncı, süspansiyon ve kadro geometrisi gibi diğer bileşenlerden mi kaynaklandığı henüz tam olarak ayrıştırılabilmiş değil.
    • Henüz 32 inç tekerleklerin titreşim seviyelerine dair yayımlanmış bir test verisi bulunmamakta.

Özetle: Büyük tekerlekler engellerin üzerinden daha kolay yuvarlanıp hızı artırsa da, gidon üzerinden ellerinize iletilen darbeleri azaltmaz; aksine artırabilir. Sektör 32 inç trendine girerken sadece hıza değil, sürücü yorgunluğunu etkileyen titreşim verilerine de odaklanmalı.




















32 inç: Daha Hızlı — Ama Devrim Niteliğinde Değil


RideMTB’de yayınlanan yazı, 32 inç tekerleklerin sunduğu ölçülebilir hız avantajları ile getirdiği teknik/finansal olumsuzlukları karşılaştırarak bu boyutun pazardaki gerçek konumunu değerlendirmekte.



Öne çıkan ana noktalar:


  • Verilerle Kanıtlanan Hız Farkı: Fotosel sensörler, güç metreler ve ivmeölçerler kullanılarak yapılan testlerde (örneğin Ludwig Döhl'ün 29" vs 32" hardtail karşılaştırması), 32 inç tekerleklerin engebeli arazide engelleri daha rahat aştığı ve %3'e varan oranlarda daha hızlı olduğu tespit edilmiş. Saliselerin önemli olduğu XC yarışçılar için bu ciddi bir avantaj.
  • Göz Ardı Edilemeyecek Dezavantajlar: Kadro üreticisi Falkenjagd'dan Andreas Kirschner gibi isimlerin eleştirilerine göre daha büyük tekerlekler;
    • Toplam ağırlığın ve dönme eylemsizliğinin (rotational inertia) artmasına,
    • Bisikletin kıvraklığının/ataklığının azalmasına,
    • Bütün kadro geometrisi ve bileşenlerde pahalı ve karmaşık değişikliklerin yapılması zorunluluğuna yol açmaktadır.
  • Kısıtlı Hedef Kitle: 32 inç tekerlek çapı, fiziksel ölçüleri nedeniyle özellikle kısa boylu sürücüler için uygun değildir. Bu durum, pazarın tamamına yayılmasını zorlaştıran önemli bir faktör.
  • Sonuç (Pazarlama Aldatmacası mı, Devrim mi?): 32 inç tekerlek boyutu kesinlikle boş bir pazarlama söylemi değildir; ancak dağ bisikleti dünyasında 26'dan 29'a geçişteki gibi devrimsel bir "game-changer" (oyun değiştirici) da değildir.

Özetle: Saliselerle yarışan profesyoneller ve hırslı XC sporcuları için %3'e varan hız artışı anlamlı bir kazançtır. Ancak ortalama bir MTB sürücüsü için sunduğu küçük avantajlar; yüksek maliyet, azalan kıvraklık ve artan ağırlık gibi olumsuzlukların gölgesinde kalmakta.

















32 inç: Bir Sonraki Jant Boyutu Geliyor


RideMTB’de yayınlanan yazı, dağ bisikleti dünyasında 29 inçten sonra yükselen 32 inç tekerlek boyutu trendini ve bu yöndeki ilk somut gelişmeleri ele almakta.




Öne çıkan ana noktalar:


  • Şakadan Gerçeğe Geçiş: 2016 yılında Focus markasının 1 Nisan şakası olarak sunduğu dev tekerlekli bisiklet fikri, günümüzde gerçek bir mühendislik çalışmasına dönüştü.
  • BMC’nin 32 İnç Prototipleri: İsviçreli bisiklet üreticisi BMC, "Impec Lab" bünyesinde geliştirdiği 32 inçlik XC prototipini Dünya Kupası antrenmanlarında (Fransız sporcu Titouan Carod ile) test ettirerek dikkatleri üzerine çekti.
  • Beklenenden Hızlı Gelişim: Sektörde 32 inç tekerleklerin yarışlara dahil olması daha ileri bir tarih olarak beklenirken, test süreçlerinin hızlanmasıyla bu boyuttaki prototiplerin çok daha erken parkurlara ineceği öngörülüyor.
  • Mühendislik Zorlukları ve Soru İşaretleri: BMC yetkilileri, 32 inçlik tekerleklerin kadro geometrisi, süspansiyon kinematiği ve esneklik gibi konularda henüz netleşmemiş birçok teknik soru işaretini beraberinde getirdiğini belirtiyor.
  • Sürücü Boyu ve Performans İlişkisi: 29 inç tekerleklere geçişte olduğu gibi, 32 inç boyutunun da özellikle kısa boylu sporcular için uygun olup olmadığı tartışılıyor. Ancak yazı, hislerden ziyade kronometre verilerinin belirleyici olacağını ve veriler daha hızlı olduğunu kanıtlarsa kısa boylu yarışçıların da bu boyuta geçeceğini vurguluyor.
  • 32 İnç Tekerleğin Sunduğu Avantajlar ve Dezavantajlar:
    • Avantajlar: Engelleri (taş, kök vb.) çok daha kolay aşma, yüksek hızda momentumu koruma, daha iyi yol tutuşu (yol izi/grip) ve dengeli sürüş.
    • Dezavantajlar: İvmelenmenin (hızlanmanın) biraz daha ağır olması, teknik/virajlı dar bölümlerde manevra zorluğu ve kadro tasarımındaki teknik kısıtlamalar.


Özetle: 32 inç boyutu, dağ bisikleti sektöründe bir sonraki performans adımı olarak test ediliyor. Başta ivmelenme ve viraj kabiliyeti olmak üzere bazı dezavantajları bulunsa da roll-over (engel aşma) kapasitesi sayesinde gelecekte Cross-Country (XC) yarışlarının yeni standardı haline gelebilir.

RideMTB






İlginizi çekebilir 32 inç: Daha Hızlı—Ama Devrim Niteliğinde Değil, Daha Büyük Tekerlek, Daha Fazla Pedal Çevirme? 29 ve 32 inçlik Tekerleklerin Kör Noktası, Pedersen Bisikleti


24 Eylül 2026

Yaş Sadece Bir Sayı: 92 Yaşındaki Arthur Plummer’ın Bisiklet Tutkusu


Kanada’nın Waterloo kentinde yaşayan 92 yaşındaki Arthur Plummer, emekliliğin ardından başladığı bisiklet tutkusuyla yaşlanmaya ve fiziksel engellere adeta meydan okuyor. 65 yaşında emekli olduğunda ikinci el bir bisiklet alarak kıdemliler bisiklet kulübüne katılan Plummer, o dönem kulübün en yeni üyelerinden biriydi. Bugün ise 92 yaşında kulübün en yaşlı üyesi olarak her yıl binlerce kilometre pedal çevirmeye devam ediyor.


Zorlu Bir Geçmişten Aktif Bir Yaşlılığa


1934 doğumlu olan ve dar gelirli bir ailede büyüyen Plummer, gençlik yıllarında sporla ilgilenmeye zaman bulamadı. İnşaat sektöründe sürdürdüğü stresli kariyeri ve 50 yaşında yaşadığı iş değişikliğinin ardından 65 yaşında emekli olarak hayatında yeni bir sayfa açtı.


İlerleyen yaşlarında eklemlerde ağrı ve sertliğe yol açan polymyalgia rheumatica (romatizmal bir kas-eklem hastalığı) teşhisi konulan Plummer, yürüme yetisini büyük oranda kaybetti ve tekerlekli sandalyeye mahkûm oldu. Ancak bu engel onu durdurmadı; yürüyüp hareket edemese de bisiklete binebileceğine inandı ve tekrar pedalların başına geçti. Bugün hâlen yürümekte zorlansa da bisiklet sürerken tam bir özgürlük hissettiğini belirtiyor.


Kazalara ve Yıllara Rağmen Durmayan Bir Enerji


Plummer, kaza ve sakatlanma risklerine rağmen bisiklet aşkından vazgeçmiş değil. Geçmişte kırmızı ışıkta geçen bir aracın çarpması sonucu kaskı parçalanıp baygınlık geçirdiği ağır bir kaza da dâhil olmak üzere birkaç tehlike atlatmış. Ancak uyandığında ilk yaptığı şey bisikletine koşmak olmuş. Bisikletini en yakın dostu ve ekip arkadaşı olarak tanımlayan Plummer, karbon fiber bisikletini yatak odasında saklıyor ve gece uyandığında bile ona selam veriyor.


"Sonsuzluğa Pedal Çeviriyorum”


Yıllık ortalama 5.000 kilometre mesafe katetmeyi hedefleyen ve bu yıl şimdiden 4.200 kilometreyi geride bırakan 92 yaşındaki Plummer, bisiklet sürmenin kendisine inanılmaz bir enerji verdiğini ve onu zinde tuttuğunu vurguluyor. Hayatının son gününü de bisiklet üstünde geçirmeyi umduğunu belirten Plummer, durumu şu sözlerle özetliyor: "Sonsuzluğa doğru pedal çeviriyorum ve bu yolculuk düşündüğümden de uzun sürüyor."

The Guardian












23 Eylül 2026

Kadıköy’de “Şehir Senin, Pedal Çevir” Etkinliği


Avrupa Hareketlilik Haftası kapsamında düzenlenecek “Şehir Senin, Pedal Çevir” etkinliğinde bisikletliler 28 Eylül’de Kadıköy’de buluşacak.


Kadıköy Belediyesi ile Almanya Federal Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle düzenlenecek bisiklet turu, 28 Eylül Pazar günü yapılacak. Kalamış Atatürk Parkı’ndan saat 10.00’da başlayacak tur, aynı noktada sona erecek. Etkinliğin startını Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı ile Almanya Başkonsolosu Dr. Regine Grienberger birlikte verecek.


Şehir Senin, Pedal Çevir


Her yaştan katılımcıya açık olan etkinlik, “Şehir Senin, Pedal Çevir” sloganıyla 10 kilometrelik parkurda gerçekleştirilecek. Bisikletliler, sahil şeridinden ilerleyerek Ahmet Mithat Efendi Caddesi’ne çıkacak; Çetin Emeç Bulvarı üzerinden devam ederek Bostancı’ya gelmeden Oramiral Celal Eyicioğlu Sokak’tan Bağdat Caddesi’ne ulaşacak. Tur, başlangıç noktası olan Kalamış Atatürk Parkı’nda sona erecek.


Tarih: 28 Eylül Pazar

Başlangıç Saati: 10.00

Başlangıç Noktası: Kalamış Atatürk Parkı

KadıköyBelediyesi




Katkıları için Müjdat’a teşekkürler.









İlginizi çekebilir Türkiye Bisiklet Turu, turizm başta olmak üzere pek çok alanda ülkemize katkı sunuyor: Bir spordan daha fazlası…, Türk bisikleti nereye?, Türkiye'nin ilk 'Bisiklet Mahallesi': Tulumtaş

22 Eylül 2026

bisikletle Büyükçekmece / MÇ


Havalar müsaitken, hiç olmazsa pazar günleri pedallama fırsatını kaçırmamak lazım. Bir oraya, bir buraya, deli danalar gibi İstanbul’un çevresini dolaşıyorum. Bu hafta rotayı Avrupa yakasına çevireyim dedim. Cuma günü Mehmet de arayınca ona da teklif ettim. Pazar günü tren istasyonunda buluşmak üzere sözleştik. Bu kez Halkalı’ya gideceğimiz için ben Bostancı’dan, Mehmet de Feneryolu’ndan katılacak.


Evden çıkışım 08.28. Hava hafif serin, 20,1 °C. Artık aşırı sıcaklardan eser yok. Meteoroloji en yüksek sıcaklığı 26 derece tahmin etmişti. Erken hazırlandığımdan Mehmet’e buluşma saatini biraz öne çekmeyi önerdim. 09.15 gibi Feneryolu’nda olabilirim.


Pazar sabahı bu saatlerde trafik de nispeten rahat. Sıkıntısız biçimde Bostancı’ya ulaşıyorum. Peronda başka bisikletçiler de var. Selamlaşıyoruz. Halkalı treninin gelmesiyle Mehmet’i arayıp bindiğimi haber ediyorum.


Trende bir saat


Son vagonda iki bisiklet var.  Artık bisikleti oraya koymuyorum. Tren sürücüsü veya başkaları, o bölüme girip çıkanlar oluyor. Bisiklet kapıyı engelleyebiliyor ya da insanlar inerken bisiklete çarpabiliyor.


Bir saatlik yolculuk sohbetle çabucak geçiyor. Mustafa Kemal istasyonuna vardığımızda saat 10.05. İstasyondan çıkıp Küçükçekmece sahiline iniyoruz. Yazın bu saatlerinde bile oldukça kalabalık olan sahil bugün sakin. Yine de kıyıda piknik yapanlar görülüyor. Hava 23,5 °C burada.


Taş Köprü sonrası yan yoldayız. Ben önde, Mehmet arkada. Bir anlamda rehberlik görevini üstlenmiş durumdayım. Rotayı daha önce çok anlattığım için ayrıntılarına fazla girmeyeyim. Bölgeyle ilgili önceki gezi notlarımda daha detaylı bilgiler var (altta). Genel güzergâhımız şöyle: Küçükçekmece – Avcılar – Ambarlı – Beylikdüzü – Gürpınar – Büyükçekmece – Alkent 2000 – Esenkent – Altınşehir – Halkalı.


West İstanbul Marina


Son gelişimde yeni bir yol keşfetmiştim. Avcılar sahilinden sonra dümdüz devam edip Öğretmenevi önlerinden, çeşitli düğün salonlarının yanından geçerek Ambarlı tarafına inen yola bağlanmak mümkün. Böylece üst yoldaki trafik karmaşasına fazla bulaşmadan ilerleniyor. Bu kez West İstanbul Marina’ya da inmek, görmek istiyordum. Sahilin devamında bir çıkışın olduğunu öğrenmiştim.


Saldık kendimizi marinaya doğru. Dik bir yokuş. Velespit hızlanıyor. Arada fren yapmak gerekiyor. Yolda hız kesici kasisler var. Dikkat etmezseniz üzerinden uçmanız işten bile değil.


Etraf şaşırtıcı derecede yoğun yapılaşmış. Villalar, beş katlı apartmanlar… Bu kadar büyük bir yerleşim alanı olduğunu doğrusu bilmiyordum. Yapay zekâya sorunca karşıma çıkan bilgi de hayli ilginç: Denizistanbul projesi içinde Yakamoz Villaları, Kalyon Evleri ve Marina Evleri gibi farklı bölümler bulunuyor. Yakamoz etabında 121 bağımsız bölümden söz ediliyor. Projenin tamamı ise binlerce konut ve yüzlerce villadan oluşan devasa bir yerleşim. Marina, kumsal ve sahil şeridinin yanı sıra okul, hastane, alışveriş alanları, spor tesisleri ve restoranlar gibi sosyal donatılar da düşünülmüş. 


Sonunda marinaya ulaşıyoruz.


Marina dediğimiz yer, küçük teknelerin ve yatların barınabileceği; bakım, onarım, su, elektrik ve yakıt gibi ihtiyaçlarının karşılandığı özel yat limanı. Fakat sadece tekneler yok. Kıyıda lokantalar, kafeler, barlar, meyhaneler ve publar sıralanmış. Pazar sabahı kahvaltıya gelenler de oldukça fazla.


Navigasyonu açıp çıkış yolunu buluyor, güvenlik bariyerlerinden geçip marinadan uzaklaşıyoruz. Tabii geldiğimiz yolun tersine, bu kez çıkıyoruz.


Çevredeki yapılaşmanın boyutu burada daha da belirginleşiyor. Liv Marin, Palm Marin, Vilia Marin gibi isimler verilmiş siteler, katlı binalar, özenli dış cepheler… Ama Mehmet’in de dikkatini çekiyor: Ağaç yok! Villa yapmışlar ama ağaç dikmeyi pek düşün(e)memişler.


“Bundan sonra Allah’ı göreceksin!”


Tekrar rotamıza döndük. Hızla inen bir yokuş, ardından kısa bir bağlantı yolu… Burası rotanın ilginç bölümlerinden biri. Bir anda kendinizi farklı bir yerde hissediyorsunuz. Yol daralıyor, sağlı sollu çalılıklar beliriyor. Ev yok, bina yok. Az önceki yoğun yapılaşmadan başka bir dünyaya geçmiş gibiyiz.


Ardından kısa ama dik bir yokuş geliyor. Tepede durup Mehmet’e: “Bundan sonra Allah’ı göreceksin.” diyorum. Yüzünde bir hayret ifadesi. Ne demek istediğimi tabii ki anlamıyor. Ama biraz sonra Galibi Vakfı Külliyesi'nin tepesindeki kocaman “Allah” yazısı ortaya çıkınca mesele anlaşılıyor… Gülüşüyoruz… Elbette Allah’ın önünde bir fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmiyoruz. Ve sonra Su Ürünleri Hali'ne doğru inişe geçiyoruz.


Gürpınar’dan Büyükçekmece’ye


Gürpınar’ı geçiyoruz. Sahil düzenlemesi hâlâ tamamlanmış değil. Geçen zamana rağmen pek ilerleme kaydedilmediği görülüyor. Belki de belediyelere yapılan operasyondan burası da payını aldı! (12.23 / 38. km)


Büyükçekmece kıyısına geldiğimizde ise manzara değişiyor. Mahşer kalabalığı değil belki ama oldukça hareketli. Kafeler, restoranlar, pastaneler dolu. Plajda ve parklarda oturanlar var. Büyükçekmece sahili belli ki bölge insanı için önemli bir buluşma noktası. Her kesime, her yaşa hitap eden bir tarafı var.


Belediyenin parkında, dev üç tekerlekli bisikletin önünde çekilen fotoğraf ve artık çay zamanı.


İki çay, biraz sohbet


Çay içebileceğimiz bir yer ararken bir kahve buluyor, ikişer çay (20- ad.) eşliğinde yanımızdaki atıştırmalıklarla karnımızı da doyuruyoruz. Yan masada oturan bir beyefendiyle kısa bir sohbet, çaycı da başlı başına bir karakter. Böyle küçük molalar, bisiklet gezilerinin ayrılmaz parçalarından biri zaten.


Büyükçekmece bizim için dönüş noktası. Ama her zamanki gibi bir sorun var: Rüzgâr. Üstelik hafif de değil. Tam karşımızdan esiyor ve hızımızı hissedilir biçimde kesiyor. Desteği bir kademe yükseltiyorum. Mehmet ise bataryayı tüketmemek için sanırım minimum destekle devam ediyor. Dolayısıyla zaman zaman biraz geride kalıyor.


Kafa radyosu: Bad Bunny


Benim ise başka bir problemim var; “Kafa radyosu” dediğim şey. Bir şarkının çok kısa bir bölümünün, özellikle nakaratının, kafanızın içinde dönüp durması… Bilimsel adıyla “earworm”, yani “kulak kurdu”; daha teknik ifadeyle “istemsiz müziksel imgeleme”.


Bugünkü kafa radyosunun parçası Bad Bunny’den: Baile Inolvidable (1). Parçanın küçücük bir bölümü kafamın içinde dönüp duruyordu. Çalmazsam kurtulamayacağım.



(1) “Baile Inolvidable”nin Türkçesi “Unutulmaz Dans.” Bugünkü pedalın fon müziği de bu.


Bad Bunny, Porto Rikolu renkli bir sanatçı. Müziğiyle Porto Riko'nun kültürel kimliğini dünyaya taşımasının yanı sıra, ülkesindeki toplumsal ve siyasal tartışmalarda da görünür bir figür.


Gölün kıyısından sitelere


Bir göbekten sola dönüp göle doğru ilerliyoruz. Yol önce aşağı iniyor, sonra tekrar yükseliyor. Sağa döndüğümüzde solumuzda göl, sağımızda tarlalar var. Tarlaların ilerisinde ise villalar.


Ve ne villalar! Yan yana dizilmiş, birbirine yapışık gibi duran koca koca siteler… İnsan bakarken ister istemez düşünüyor: “Buralarda böyle yaşamayı neden isterler?”


Sonra tekrar tepelere doğru tırmanmaya başlıyoruz. Karşımıza çıkan sitelerin neredeyse tamamında aynı kelime var: “Mahal.” “Bu kelime nereden girmiş dilimize ki?”. Aslında kökeni Arapçadaki ḥll (hulûl) köküne dayanıyor. Maḥall kelimesi; konaklama yeri, durak, mekân, yer, mevki gibi anlamlarda. Bugün ise İstanbul çevresindeki yeni yerleşimlerin isimlerinde bol bol karşımıza çıkmakta.


İkinci mola: Kahve Dünyası


Uzun bir çıkıştan sonra Büyükçekmece molasının ardından bir başka mola daha veriyoruz; Kahve Dünyası. Mehmet sütlü kahve, ben sade filtre kahve söylüyorum. Çikolatalar ikramları.


Rüzgâr oldukça kuvvetli ve üşütüyor. Güneş gören tarafa oturduk. Yanımızdaki genç bir motorcuyla kısa bir sohbet, ama fazla rehavete kapılmamak gerek. Kafein takviyesini de aldıktan sonra tekrar selenin üzerindeyiz. Bundan sonrası Halkalı’ya kadar trafik mücadelesi.


Trafikle mücadele


Mehmet sıkı trafikte oldukça iyi. Duran araçların arasında kontrollü ilerliyor, sorunsuz devam ediyor. Bir saatlik bir mücadele sonrası Halkalı’da trenin ön vagonunda yerlerimizi almış, hareket saatini bekliyoruz.


Saat dörde çeyrek kala düdük sesi geliyor ve Marmaray hareket ediyor. Her istasyonda trene yeni yolcular biniyor. Vagon giderek doluyor. Bugün herhalde Fenerbahçe'nin maçı var. Küçükten büyüğe, üzerinde forma olan pek çok yolcu görüyorum.


Mehmet Feneryolu'nda iniyor, ben Bostancı’da. Oradan tekrar metroya geçiyor, İMES’te inip bisikletle eve devam ediyorum.



Son söz


Sabah serinliğinde başlayan, trenle Avrupa yakasına geçip Küçükçekmece’den Büyükçekmece’ye uzanan, marina, sahil, göl, siteler, yokuşlar, rüzgâr, çay ve kahve molalarıyla devam eden keyifli bir pazar gezisi oldu.


İstanbul’un çevresini bisikletle dolaşmanın güzel tarafı da bu galiba. Aynı şehir içinde birkaç saatte bambaşka manzaralar görebiliyorsunuz. Üstelik bütün bunları görmek için fazla uzağa gitmeye de gerek yok. Pedal çevirmek yeterli : ))























bisikletle Büyükçekmece/MÇ: Dudullu-Bostancı-(tren) Mustafa Kemal-Avcılar-Beylikdüzü-WestİstanbulMarina-Gürpınar-Büyükçekmece-Alkent2000-Esenyurt-Altınşehir-Halkalı-(tren) Bostancı-(metro) İMES-Dudullu


Tur tarihi: 20 Eylül 2026

Alınan yol: 74,89 km
Ortalama hız: 16,8 km/s

En yüksek hız: 50,4 km/s
Bisiklete biniş süresi 4 s 27 dk, dışarıda geçen süre 8 s 53 dk

En yüksek sıcaklık 34 ˚C, en düşük 20 ˚C, ortalama 26,2 ˚C
Yükselti kazancı 
(çıkış) 808 m, kaybı (iniş) 953 m
En düşük yükselti 0 m, en yüksek 187 m

 

Garmin yol bilgileri bisikletle Büyükçekmece/MÇ


Relive yol bilgileri bisikletle Büyükçekmece/MÇ











































Bölgeye yapılmış geziler bisikletle Büyükçekmece, bisikletle Büyükçekmece IV, Büyükçekmece Beşlisi, Büyükçekmece Dokuzlusu
















İlginizi çekebilir bisikletle Kemerburgaz-İhsaniye, Keşif Turları; Çatalca, bisikletle ÇiftAllan