6 Mayıs 2018

[bisikletle]Türkiye: Lidyalıların İzinde (Sındırgı–Akhisar)

5 Mayıs 2018, Cumartesi / Sındırgı – Akhisar, 57 km (7. gün)

Sabah 6 uyanış, 7 hazırlanış, 8.15 yola çıkış. Oda ana caddeye baktığından yolun gürültüsü içerdeydi. Pencereleri açık yattığımdan gelen geçen arabaları saydım J Bir ara uyandım, rüyalar görmekteyim son zamanlarda. Daha doğrusu gördüğümü izleyerek geçiyor. Ama sabah anlatmasam hatırlamıyorum. Erken hareket edip Akhisar’a varmak niyetindeyim. Orada müze ve görülecek yerler var. Hava sabah kapalı, puslu gibi. Ama tam da değil. Fırından simit ve poğaça, bakkaldan da alınan su ve devam.

Sındırgı’nın girişi de çıkışı da berbat. Yol bozulmuş-dağılmış, toprak. Dün yağan yağmur yer yer çamur bırakmış. Kuru yerleri kollayarak, kalmış olan asfaltın üzerinden sürüyorum. Gelen giden var. Bugün cumartesi. Buranın pazarı var. 57 kilometrelik bir yol önümde. Bir tırmanışım olacak. 700 metrelere çıkmam lazım, yani 450-500 metre irtifa kazanacağım. Sonra iniş, gene bir çıkış ama ilki kadar değil, sonra Akhisar’a kadar iniş ve düz giden bir yol gösteriyor harita.

Ve başladık 250 metreden çıkmaya. Yol inşaat halinde. Haliyle araçlardan toz kalkıyor. Pek nahoş bir durum. Ama yükseldikçe hava soğuyor, sis basıyor ve etraf çam ormanına dönüşüyor. Tek şerit giden bir yol. Asfalt kaba. Araç trafiği daha çok bana doğru. Yol yapımı var, dev makineler çalışıyor. Kamyonlar toprak taşımaktalar. Yola dökülenler de ufak tümsekler oluşturmuş, üzerinden geçersen hopluyorsun. Ancak manzara bir harika. Araç maraç olmadığında sessizliğin içinde kayboluyorsun. Hafif sis de dekoru tamamlıyor. Büyülü bir sahne. Uzakları göremiyorum, beyaz bir perde ile örtülü. Fotolar videolar çekip eşe dosta yolluyorum.

Yolda çalışanlarla selamlaşmalar, şakalaşmalarla sürüyor. Desteği Normal’e aldım. Aheste aheste çıkınca uykum geliyor. Madem taşıyorum o halde keyfini çıkart desteğin, değil mi Arkadaşı[e] 9 km/09.12/%20 harcandı. Saat 9 buçuk odu, 11,7 kilometre gelmişim. 5-6 kilometrelik bir tırmanışla 636 metreye çıktım.

Kertil Orman İçi Mesire Yeri geçiliyor. Biraz açıktım. Sındırgı’dan aldığım poğaçadan iki büyük ısırıkla bastırmaya çalışıyorum. Ve devam. Geldim Sındırgıbeli Geçidi’ne, levha 725 m diyor, Garmin 680 gibi. Güzel bir köy var, hafif içerlek. Uçsuz bucaksız yemyeşil çimlerin ortasında otlayan inekler, kimi yerde sisin içinde kaybolmuşlar. Bir çeşme yol kenarında, şırıl şırıl suyu akmakta, cins cins kuşların cıvıltıları… bir film karesi sanki. Keyifle izliyorum. Biraz nefeslenip, foto alıp önümdeki inişe bırakıyorum velespiti serbest. 50-60 gidiyoruz. %6 gibi. Keyf hali[e] 16,5 km/09.51/%40 harcandı. İndikçe hava ısınıyor, sis de kalktı haliyle. Manisa İl Sınırı yazısı Akhisar’a 39 km kaldığını söylüyor. Muhtemel 12.30 gibi varacağım. İyi bir saat.

Yolda ara sıra trafik çıkıyor. Dikkatli girmek gerek virajlara. Karşı yönden gelen biri hafif geniş alarak neredeyse..., ucuz sıyırdık! Bu güzel inişin arkasından ikinci tırmanış başlıyor. Çevre çok güzel ama, yemyeşil. Bir keçi sürüsü, iki çoban köpeği tarafından dikkatlice izleniyorum. Bereket ki sahipleri yakında, çağırıyorlar da ilişmiyorlar bana.

Tek tük çay may yerleri, bir alabalık tesisi gibi yer geçiliyor. Sağda kurulu çadırdan gelen çay daveti üzerine hemen yanaşıyorum. Tam da ihtiyacım vardı. 3-4 masa serpilmiş çimlere, bir semaver, tezgahta zeytinler, minik bir işletme. Üç kişiler, Ramazan Bey, eşi ve komşuları, daha yaşlıca bir bey. Yakındaki köydenler. İki çay eşliğinde bisikletten, insanların attıkları çöpten, işten güçten sohbet ediyoruz.

Ve gene inişteyim. Ve gene yol çalışması. Köylerin sapakları geçiliyor ve yol düzeldiğinde sıfır eğimle hızla Akhisar’a yaklaşmaktayım. [e] 40,4 km/11.32/%60 harcandı. Cevizli sucuktan iki büyük lokmayı götürüyorum bu arada. Şu soldaki tamircinin (lastik) orada durayım da nefesleneyim. Yanaşmamla masadan gelen daveti geri çevirmek olamaz, oturuyorum yanlarına. Nerden nereye, kimsin, in misin cin misinle başlıyoruz Recep ayı bitiyor Muharrrem ayı başlıyorla siyasete giriyoruz. 1 akepeli, 2 cehepeli, 1 mehepeli ileyim. Birbirlerini kızdırıyorlar. Ama eğleniyorlar da. Kimi 24’ünde biter diyor, kimi yetti artık... Bakalım kim haklı çıkacak göreceğiz. Bıyıkların kesilmesine iddiaya giriliyor.

Akhisar girişinde bir büyükçe lokanta, dolmuş taşmış. Tam öğle vakti, cumartesi de, tatil günü yemeğe gelinmiş. Bebeler etrafta koşuşturmakta. Anlaşılan buranın tercih edilen bir yeri. 

Akhisar, artan trafiğin gürültüsü ve insanların çoğalması ile hareketli halde. Otel Yüncüoğlu tarifini alıp önüne yanaşıyorum. ÖE’de yer bulamadım. Bu otel 50 dedi. 105’e de vardı ama kıyamadım bir gece için idare ederim düşüncesindeyim. Ama gene de bir göreyim ne durumda diye odaya çıkıyorum. Mümkün, kalınır. Çarşaflar temiz. Oda sigara kokmuyor. Eşyaları havalandıracak balkonu da var. 

Bisiklet girişte bir yere, eşyalar ikinci yatağın üzerine, ben de duşa. Yani şu  su olmasa ne yapardık? Tüm yorgunluğu alıp akıtıyor. Saat 14, biraz ayakları uzatırken tabletten olaylara göz atmaca ve 15 gibi Akhisar’ın keşfine başlamaca. İlkin tavsiye üzerine Çarşı Köfte ve Yemek Salonu lokantasında pilav+taze fasulye+kızartma (az az)+ikram salat=13 TL ile doyuyorum. Sonra müzeye.

Bugün müze olan yapı 1933 yılında Ali Şefik Hastanesi olarak inşa edilmiş. Aynı yıl MEB’na devredilerek 1992 yılına kadar Ali Şefik Orta Okulu olarak hizmet verip, 1994-2007 yılları arasında Öğretmenevi olarak kullanılıyor. Akhisar Müzesi olmasına karar verilince 2007 yılında başlayan onarım 2011’de bitip 2012 yılında da müze olmuş.

65 yaş hakkıyla beleş gezmekteyim. Yaşıma inanmamaları da ayrı bir keyif. Hele de velespiti duyunca daha da şaşırtıcı oluyor. Müze tek kat, güzel düzenlenmiş, üç bölümden oluşmakta. İlkin Arkeoloji, eserler kronolojik sırada. Sonra Osmanlı Dönemi ve Etnografya kısmı gelmekte.

Sırada Thyateira var. Akhisar ilçesinin antik çağdaki ismi. Kent, Lidya devletinin ve Pergamon Krallığı'nın en önemli yerleşimlerinden. Roma İmparatorluğu boyunca, Bizans dönemine kadar kent bu isimle anılır. Aziz Pavlus tarafından Batı Anadolu'da kurulan Hristiyanlığın ilk yedi kilisesinden biri de Thyateira kentindedir. Kalıntıların bir bölümü bugün Tepe Mezarı mevkiinde görülebilmekte. Büyük kısmı bugünkü yerleşimin altında kalmış alanı dolaşmaktayım; Apsisli Yapı, yüksek duvarlar, sütün başları, kaideler, mermer bloklar etrafa yayılmış vaziyette.
Thyateira

Thyateira Roma İmparatorluğu döneminde bir savaşa da sahne olmuş. MS 366'da Roma tahtı için ayaklanan ve emrine giren lejyonlarla saldırıya geçen Kilikya'lı komutan Procopius ile Roma tahtı varisi I. Valentinianus'un kardeşi Valens'e bağlı birlikler Thyateira kentinde karşılaşmışlar. "Thyateira Savaşı" olarak tarihe geçen savaşın sonunda Valens kuvvetleri üstün gelir, yakalanan Procopius idam edilir.
Vikizero

Alınan tarifle kiliseden devşirme Ulucami’ye gidiyorum. Güney tarafı antik yapının duvar ve kemerli kısımlarından ibaret. Doğu ve batı duvarları Türk stiline göre kısmen onarım, kısmen de ilave görmüş. 700 yıldır cami olarak kullanılmakta. Bu arada hava dönüyor. Güneş kayboldu, gök karardı. Geliyor beklenen yağmur ve camiden ayrılırken indirmeye başlıyor. Kapı önünde serili, saçakların altındaki halılara ben de iki bey gibi yayılıyorum. Yağmur önümde tüm hünerini göstermekte. Bir çoğalıyor, tam geçti diyorsun gene iniyor. Ama insin de yükünü boşaltsın. Yarın ve sonraki günler de yağmurlu gözüküyor. Manisa’yı bir bulayım yakalanmadan.

Ve dolanmaya devam. Şerifoğulları’nın Evi, Florya Otel, çarşılar, sokaklar... Adres sorarken ki sohbetlerde samimiler, koluma girip yolu gösteriyorlar. Döndükçe dolandıkça ben de iyicene öğreniyorum etrafı. Aslında büyükçe bir daire içinde dolaşıyorum.

Akhisar’ın zengin tarihi ve bereketli toprağı ile buluşan Tarihi Kasap Hali yaşan bir zeytinyağı müzesi olarak şehrin 300 yıllık bu eşsiz lezzetini marka kent kimliği ile sergilemektedir. Akhisar’ın en eski ticaret bölgelerinden biri olan ve çeşitli meslek gruplarını içinde barındıran bu yapı 1928 yılında Bulgar Ustalar tarafından inşa edilmiştir. Zamanla özelliğini kaybeden yapı Anıtlar Kurulu ile yürütülen ortak proje kapsamında Manisa Valiliği ve Akhisar Belediyesinin finansal destekleri ile 2012 yılında restore edilmiştir. Restorasyon çalışmalarının ardından zeytin ve zeytincilik müzesi olarak kimlik kazanan bina aynı zamanda Akhisar Mutfağının damak tadını yansıtan kafe-restoran’ı ile yaşayan bir eser haline getirilmiştir denilmekte belediyenin sitesinde.
AkhisarBelediyesi

Ben de merak içinde bir göreyim istiyorum mekanı. Kasap Hali bir işletmeye dönüştürülmüş; Egea Cafe-Museum-Shop. Gelmişken bir kahvelerini içeyim bari. “Var mı espresso?  “Var.”  “Makinenizi görebilir miyim?” Doğru ya, neyle yapıyorlar bakalım. Gözüme yatıyor. “Bir duble lütfen.” Yerleşiyorum, birazdan geliyor önüme. Büyükçe bir fincanın yarısı dolu (anlaşılan espresso fincanları bulunmuyor). Üzerinde köpük möpük yok. Tadı; maalesef bu espresso sınıfta kaldı. Filtre kahvenin biraz sertini getirmişler. Americanomsu bir durum. Fazla durmadan kasaya yanaşıyorum. “Kaç para?”  “14-”  “Neee? (!)”  “Tek 7, duble 14” “Ya nerede duble espresso tekin çift katı ki?” ... Konuştuğum adam anlaşılan cahilin teki, ne desem kafası almayacak. Uğraşmaya değmez. Dışardan bir haltmış gibi görünen müessese gözümden düşüyor. İşte, açmakla olmuyor, biraz da görgü bilgi gerek.

Eski Florya Otel Seybils Otel olmuş. Tek 110-, çift 160- (O.K) olarak fiyat çekiyor. Ama benimkinden kat kat iyidir eminim, yeni bir otel besbelli. ÖE’de bir soda (1-) sonrası bir de Tütün Otel’e bakayım (orası da 105- demişti tek kişiye) ve Yemen Kahvesi’nde nihayet doğru bir doppio espresso (8-) ve ballı cevizli pasta (12-) ile ağzımın tadını düzeltiyorum. 

İlçenin parkı (Şehit Yzb. Necdi Şentürk Parkı) bakımsız kalmış, halbuki temiz olsa daha güzel görünecek. Bolca bisikleti ulaşım aracı olarak kullananlara rastlıyorum. e-Scooter kullanan kadınlar, ortada gördüğüm gençler, kahvelerde oturanlar, festivalleri (Çağlak Festivali) ve şenlikleri (Zeytin Hasat Şenlikleri), gastronomisi ve coğrafyası, futbol takımının başarısı ve ekonomisi ile Akhisar güzele benziyor. Ve yarın GS’yi ağırlamaya hazırlanıyor. Fanatikler gelmiş bile, ÖE bu nedenle dolu.

* Yüncüoğlu Otel 0236-4142553
* Akhisar ÖE 0236-4142411 (60- O.K)
* Palmcity Otel 0236-4121220
* Tütün Otel 0236-4145067 (105- O.K)














Sındırgı - Akhisar
Tur tarihi: 5 Mayıs 2018
Kat edilen mesafe: 57,17 km
Ortalama hız: 15,7 km/sa
Bisiklete biniş süresi 3 sa. 38 dk., dışarıda geçen süre 4 sa. 27 dk.
En yüksek sıcaklık 38 ˚C, en düşük 18 ˚C, ortalama 26 ˚C 
İrtifa kazancı (çıkış) 784 m, kaybı (iniş) 905 m
En düşük irtifa 100 m, en yüksek irtifa 632 m

Garmin yol bilgileri Sındırgı-Akhisar

Relive yol bilgileri Sındırgı-Akhisar



Sındırgı ÖE’den 8.15 yola çıkış


Sındırgı’nın girişi de çıkışı da berbat. Yol bozulmuş-dağılmış,
 toprak. Dün yağan yağmur yer yer çamur bırakmış. 

Bir tırmanışım olacak bugün. 700 m’lere çıkmam
 lazım, yani 450-500 m irtifa kazanacağım.

Ve başladık 250 m’den çıkmaya. 

Yol inşaat halinde. Haliyle araçlardan toz
 kalkıyor. Pek nahoş bir durum.

Yükseldikçe hava soğuyor, sis basıyor ve
 etraf çam ormanına dönüşüyor. 

Tek şerit giden bir yol. Asfalt kaba. Araç
 trafiği daha çok bana doğru. 

Yol yapımı var, dev makineler çalışıyor. Kamyonlar toprak
 taşımaktalar. Yola dökülenler de ufak tümsekler
 oluşturmuş, üzerinden geçersen hopluyorsun. 

Manzara bir harika. Araç maraç olmadığında sessizliğin içinde
 kayboluyorsun. Hafif sis de dekoru tamamlıyor. Büyülü bir
 sahne. Uzakları göremiyorum, beyaz bir perde ile örtülü. 


Sındırgıbeli Geçidi, 725 m


Güzel bir köy var, hafif içerlek. 

Uçsuz bucaksız yemyeşil çimlerin ortasında otlayan
 inekler, kimi yerde sisin içinde kaybolmuşlar. 


Geçitten sonra önümdeki inişe bırakıyorum velespiti
 serbest. 50-60 gidiyoruz. İndikçe hava ısınıyor, sis de kalktı haliyle.

Yolda ara sıra trafik çıkıyor. Dikkatli girmek gerek
 virajlara. Karşı yönden gelen biri hafif geniş
alarak neredeyse..., ucuz sıyırdık! 


Çevre çok güzel ama, yemyeşil. Bir keçi sürüsü, iki çoban
 köpeği tarafından dikkatlice izleniyorum. Bereket ki sahipleri
yakında, çağırıyorlar da ilişmiyorlar bana.


Köylerin sapakları geçiliyor ve yol düzeldiğinde sıfır
 eğimle hızla Akhisar’a yaklaşmaktayım. 


Saat 12.49

Akhisar girişinde bir büyükçe lokanta, dolmuş taşmış. Tam
 öğle vakti, cumartesi de, tatil günü yemeğe
 gelinmiş. Bebeler etrafta koşuşturmakta. 


Akhisar, artan trafiğin gürültüsü ve insanların
 çoğalması ile hareketli halde. 



Çarşı Köfte ve Yemek Salonu

Akhisar’ın keşfine başlamaca.

Egea Cafe-Museum-Shop

Akhisar Müzesi, Prehistorik Dönem

Çizgi desenli vazolar.
 Gaga ağızlı sunu kabı.
 Sepet kulplu kase.
 Ördek gövdeli gaga
 ağızlı testi /
 MÖ 3000-2000.

Sandal biçimli sunu kabı, MÖ 6. yy ilk yarısı

Megara kaseleri, MÖ 3.-2. yy. Matara, MS 2.-3.-4. yy.

Tanrıca Aphrodite, MÖ 3.-2. yy. Çift kandil, MS 2. yy.

Sürahiler, MS 2.-4. yy. 
Kozmetik şişeleri, MS 1.-4. yy.

Kahve değirmeni/ahşap-demir, 19. yy.

Erkek kıyafetleri, 19. yy. Fes, cepken ve kısa
 şalvar, saat ve para kesesi, yüzük, sigara tabakası.


Sırada Thyateira var. Akhisar ilçesinin antik çağdaki ismi.

Thyateira, Lidya devletinin ve Pergamon Krallığı'nın en önemli
 yerleşimlerinden. Roma İmparatorluğu boyunca, Bizans
 dönemine kadar kent bu isimle anılır. 

Aziz Pavlus tarafından Batı Anadolu'da kurulan Hristiyanlığın
 ilk yedi kilisesinden biri de Thyateira kentindedir. Kalıntıların 
bir bölümü bugün Tepe Mezarı mevkiinde görülebilmekte. 

Büyük kısmı bugünkü yerleşimin altında kalmış alanı
 dolaşmaktayım; Apsisli Yapı, yüksek duvarlar, sütün başları,
 kaideler, mermer bloklar etrafa yayılmış vaziyette.


Alınan tarifle kiliseden devşirme Ulucami’ye gidiyorum... 

... sokak aralarından Akhisar’in içlerine doğru.




Ulucami; güney tarafı antik yapının duvar ve kemerli
 kısımlarından ibaret. Doğu ve batı duvarları Türk stiline göre
 kısmen onarım, kısmen de ilave görmüş. 

700 yıldır cami olarak kullanılmakta. 


Ve dolanmaya devam... 

... çarşılar, sokaklar... 

... hanlar, hamamlar...


İnsanlar samimiler, adres sorarken ki sohbetlerde,
 koluma girip yolu gösteriyorlar.


Döndükçe dolandıkça ben de iyicene öğreniyorum
 etrafı. Aslında büyükçe bir daire içinde dolaşıyorum.



Eski Florya Otel Seybils Otel olmuş.

Kasap Hali bir işletmeye dönüştürülmüş; Egea Cafe-Museum-Shop. 

Gelmişken bir kahvelerini içeyim bari.

Maalesef bu espresso sınıfta kaldı. Filtre kahvenin biraz serti.

Yemen Kahvesi’nde nihayet doğru bir doppio espresso...

... ve ballı cevizli pasta ile ağzımın tadını düzeltiyorum. 

Yazım hatası

İlçenin parkı (Şehit Yzb. Necdi Şentürk Parkı) bakımsız
 kalmış, halbuki temiz olsa daha güzel görünecek. 




Bolca bisikleti ulaşım aracı olarak kullananlara rastlıyorum. e-Scooter
 kullanan kadınlar, ortada gördüğüm gençler, kahvelerde oturanlar...

... festivalleri ve şenlikleri, gastronomisi ve coğrafyası, futbol
 takımının başarısı ve ekonomisi ile Akhisar güzele benziyor... 

... ve yarın GS’yi ağırlamaya hazırlanıyor.

































































(devamı) 8. gün Akhisar–Manisa - (öncesi) 5. gün Balıkesir II



[bisikletle]Türkiye: Lidyalıların İzinde

Mudanya–Görükle = 43,09 km






Akhisar–Manisa = 51,81 km

Manisa–Salihli = 76,51 km

Salihli–Kula = 48,22 km

Kula–Uşak = 76,59 km

Uşak–Eşme = 67,73 km

Eşme–Buldan = 75,10 km

Buldan–Nazilli = 84,89 km

Nazilli–Aydın = 47,20 km

Aydın–Bozdoğan = 72,83 km

Bozdoğan-Yatağan = 57,03 km

Yatağan–Muğla = 32,63 km


Çıtlık–Dalyan = 59,50 km

Dalyan–Fethiye = 63,62 km

Fethiye–Gelemiş = 81,12 km

Gelemiş–Kaş = 52,43 km

Kaş–Demre = 67,61 km

Demre–Karaöz = 59,64 km

Karaöz–Tekirova = 47,55 km

Tekirova–Antalya = 53,37 km