9 Temmuz 2010

[bisikletle]Türkiye

Ekoturizm

Özellikle gelişmekte olan ülkelerde turizm sektörü, diğer sektörlere kıyasla daha yüksek katma değer sağlayarak, sürdürülebilir kalkınma yaklaşımını desteklemektedir. Dünya Turizm Örgütü'ne göre turizmde en hızlı büyüyen sektör, doğa turizmi ve onun bir alt bölümü olan ekoturizmdir.

Ekoturizmin çıkışı, gelişmesi ve rolü ile ilgili başlıca unsurlar:
  • Korunan alanlar ve yerel toplum için sermaye artışı.
  • Yerel halk için iş olanaklarının yaratılması.
  • Ziyaretçiler için çevresel eğitim.
  • Ekoturizmin, bozulmuş, tahrip edilmiş peyzajların restorasyonu için teşvik edici bir rol oynaması.

Ekoturizm, doğanın sürdürülebilirliği için kitle turizminin olumsuz çevresel etkilerine karşı alternatif bir turizm çeşididir. Çevre duyarlılığı ve sosyal bilinç duygusunun bir ürünü olan ekoturizm, günümüz turizm kaynaklarının gelecek kuşaklara aktarımını hedefleyen ölçülü, çevreye duyarlı ve yaşama saygılı bir turizm olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ekoturizm, çevrenin ve bozulmasının farkındalığının artmasında, davranış ve kullanım şekillerinin değiştirilmesinde ve koruma için çevreye sahip çıkma bilincinin güçlenmesinde önemli bir etkendir.


Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilir bir turizm, insan ve çevrenin birlikte varlığı ile doğal çevrenin insan üzerindeki olumlu etkisini en üst seviyeye çıkartmaya yöneliktir. Bu tür turizme bağlı olan sosyo-ekonomik kalkınmaya koşut doğal değerlerin, kültürel bütünlüğün, eko-sistemin ve biyolojik çeşitliğinin korunmasıdır. Bir koruma stratejisi olarak varlığı, doğanın ve doğayı kullanacak insanların 'bilinçli' ortak birlikteliğine bağlıdır.

İnsanların tüm yeryüzünde birbiriyle buluşması, kaynaşması ve barış içinde bir arada bulunmasını sağlayan turizm hareketleri, ancak böylesi bir anlayışla var olan değerlere zarar vermeden sürdürülebilir.


Ekoturizm ve Türkiye

Türkiye’nin ekoturizmdeki potansiyeli Avrupalı rakiplerine oranla çok somut biçimde daha fazladır. Çünkü bu ülkeler endüstriyelleşmiş ve nüfuslarının büyük bir kısmı kentleşerek otantik kültürlerini büyük oranda yitirmişlerdir. Türkiye’nin henüz gelişmekte olan bir ülke olması, doğal ve kırsal kültürel değerlerinin ve mirasının büyük bölümünün varlığını canlı biçimde sürdürüyor olması, Türkiye’nin bir çok yöresinde sürdürülebilir ekoturizm için büyük bir potansiyelin varlığını göstermektedir.


Ekoturizm Türleri

Ekoturizm çeşitli ölçütlere göre gruplandırılır. Bu ölçütler turizmde kullanılan araçlar (bisiklet, balon, at), gidilen yerin doğası (dağ, yayla, mağara), yapılan etkinliğin özelliği (akarsu, av, bilim, trekking) gibi çeşitlilik gösterir. Bunların arasında bisiklet turizmi de yer almaktadır.


Bisiklet Turizmi

Bisiklet turizmi yeni yaygınlaşmaya başlayan bir turizm türüdür. Bütün dünyada hızla yayılan doğa turizmi anlayışına paralel olarak ülkemizde de bir hayli ilgi toplamakta.

En eski ulaşım araçlarından biri olan bisiklet, performans geliştirmenin yanı sıra doğayı keşfetmenin verdiği zevkle bütünleşir. Bisikletle doğanın daha derinlerine, yol olmayan yerlerine gidebilir, her yerden rahatlıkla geçebilir, gerekirse elinize alıp taşıyabilir ve kısa sürede çok yer gezebilir, arazi koşullarıyla mücadele edebilmenin verdiği macera duygusunu yaşayabilirsiniz.

Bisikletin turizmde kullanılmasıyla:
  • Doğal ve tarihi dokunun korunması,
  • Çevreci bir şehircilik anlayışının oluşması,
  • Yerel halkın bisiklet turizmine aktif katılımıyla ekonomik kalkınmaya destek,
  • Farklı kültürlerle etkileşim ve
  • Ülkemizin tanıtımına katkı sağlanır.

Günlük yaşamda bisikletin temel ulaşım aracı olarak kullanılmasıyla da:
  • İnsan, toplum ve çevre sağlığı korunur,
  • Bilinçli bir toplum için gerekli şartlar yaratılır ve
  • Böylelikle yaşam kalitesi yükselir.

Doğa dostu bir spor ve ulaşım aracı olan bisikletle, kültür ve turizm ülkesi Türkiye’mizde doğanın ve yerel kültürlerin korunmasını sağlamak, spor ile turizmi birleştirmek ve bisiklet kullanımını toplum içinde yaygınlaştırmak düşüncesiyle [bisikletle]Türkiye projesi hazırlandı.


Bisikletle Türkiye

Flora ve fauna konusunda bir çok endemik türle dünyada eşine az rastlanır bir zenginliğe sahip olan ülkemizin ekoturizm alanındaki potansiyelini değerlendirip geliştirecek.

Bu kapsamda, Türkiye’nin farklı bölgeleri bisikletle dolaşılıp rotalar belirlenecek, ulaşım ve konaklama olanakları saptanıp, teknik bilgi, görsel malzemeler (fotoğraf / video), tarihi, doğal ve kültürel bilgilerle detaylandırılacak.

[bisikletle]Türkiye, ulusal ve uluslararası alanda tanıtım doğrultusunda derlenerek bir rehber niteliği kazanacak.


Sonuç


[bisikletle]Türkiye, yurdumuzu bisikletle keşfe çıkmak isteyen yerli ve yabancı gezginlere önemli bir rehber olacak. Farklı bölgelere yapılacak turlarda izlenecek rotalar, mesafe ve yol bilgileri, gezilip görülecek tarihi ve doğal güzellikler, kültürel unsurlar, konaklama ve yeme-içme hakkında bilgiler içerecek.

8 Temmuz 2010

Bisikletçilerde Vücut Ölçüleri ve Hız

Bir bisikletin ilerlemesine direnç teşkil eden çeşitli etmenler vardır. Lastiklerin yere sürtünmesi, yokuş çıkarken yerçekimi, düz yolda giderken hava direnci bunların başlıcalarıdır. Bu dirençler bisikletçinin vücut ölçülerine göre değişmektedir.


Düz yolda karşı kuvvetin büyük kısmını hava direnci oluşturur. Hava direnci temelde havayı yaran yüzey alanı (lineer boyutun karesi) ile orantılıyken sporcular temelde kas hacimleri (lineer boyutun kübü) ile orantılı güç üretebilmektedir. Bu nedenle iri yapılı sporcular düz yolda ufak yapılı sporculara göre avantajlıdır.

Yokuşta ise karşı kuvvetin büyük bölümü yerçekiminden kaynaklanmaktadır. Bu da sporcunun ağırlığı ile orantılıdır. Sporcuların üretebildikleri güç de vücut ağırlığı ile orantılı olduğundan iri yapılı sporcuların düz yoldaki avantajı yokuşta azalmaktadır. Bu avantaj tamamen ortadan kalkmamaktadır, çünkü yokuşta hava direnci hızın düşmesiyle azalmaktadır ama ihmal edilebilir seviyeye inmemektedir.

Bilimsel araştırmalar sonucunda vücut ağırlığı, bisiklet üzerindeki pozisyon, kullanılan lastik türü, yolun eğimi gibi faktörler de dikkate alınarak, üretilen güce göre elde edilen hızın tahmin edilmesine imkan sağlayan matematik modeller geliştirilmiştir. Buna göre 80 kg’lık bir bisikletçi ile 60 kg’lık bir bisikletçinin vücut ağırlıkları başına eşit (6 watt/kg) güç ürettikleri durumda düz yolda ve %10 eğimli yokuşta elde ettikleri hızlar aşağıdadır:

Düz yolda aerobar ile bisikletçinin ağırlığı (kg)
80
60
tahmini hız (km/h)
50,7
46,2
Yokuşta (%10) bisikletçinin ağırlığı (kg)
80
60
tahmini hız (km/h)
16,8
16

Buna karşılık, ufak yapılı sporcuların kas kütlesi başına düşen damar miktarının daha fazla olabildiği, bu nedenle vücut ağırlıklarına göre daha fazla güç üretebildikleri düşünülmektedir.


Lance Armstrong, Miguel Indurain gibi Fransa Turu’nu defalarca kazanmış sporcuların 1 saat boyunca vücut ağırlıkları başına üretebildikleri güç 6,5 watt/kg’dır. Marco Pantani’nin Alpe d’Huez’e çıkış rekoru kırdığında 7 watt/kg güç ürettiği hesaplanmıştır. Ancak, genel olarak en iyi yokuşçular olarak bilinen Pantani, Richard Virenque gibi 60 kg’ın altındaki sporcuların 75 - 80 kg’lık Armstrong ve Indurain’i yokuşta geçmeleri çok enderdir.

Bu verilerden yola çıkarak ufak yapılı sporcuların yokuşta avantajlı olmadıkları, ancak düz yolda dezavantajlı olmaları nedeniyle, taktik olarak yalnızca yokuşlarda tüm güçleri ile mücadele etmelerinden ötürü yokuşlarda başarılı oldukları düşünülebilir

Kaynak: Can Sakarcan 07.07.2006



İginizi çekebilir Peloton nedir?