15 Kasım 2021

bisikletle 70 x 3,14 = 219,8

 


28 inç tekerin çapı 70 cm. Bunu pi sayısı ile çarparsak 219,8 cm, yani kısaca 2 metre 20 cm yol alırız bir turda. 70 tur attığında 154 m, 700 tur attığında 1,54 km, 7000 turda 15,4 km ve sabırla döndürerek kilometrelerce yol gideriz bisikletle. Bunu, tasavvufa meraklı bir arkadaşıma anlattığımda aynen zikir çekmek gibi demişti. Nasıl yani? Aynı hareketi sürekli tekrarlıyorsun. 

 

Tasavvuf ıstılahı olarak Zikir; tasavvuf ehlinin belli kelime ve ibareleri, belli zamanlarda belli sayıda, belli bir edep dahilinde her gün düzenli sesli veya sessiz, fakat düzenli olarak tekrar etmeleri anlamına gelir. Bu ise ya unutulan bir şeyi hatırlama ya da hatırda olanı muhafaza etme şeklinde olur… denilmiş. Biz de devamlı pedal döndürerek acaba bunu mu yapıyoruz? Unutulanı hatırlıyor, hatırda olanı koruyoruz. Bence pek de uyuyor yaptığımız bu tanıma. Uzun soluklu turlarda, 4-5 saat yolda olurken insan kafasından pek çok şeyi geçiriyor, sorguluyor, yorumluyor…

Açıkders


Bugün 14 Kasım, 7’leri saymaya başladım. Bakalım kaça kadar geleceğim? Sabah iki nefis Martini bardağına sahip oldum. Hep istemiş-aramıştım. Paşabahçe bu ölçekte kalitelisini yapmıyor. Yaptığı soğuk kesme değil. Bunlar Riedel, Alman markası. Geçmişleri 1678’e gidiyor. Bugün 11’inci kuşak işin başında. Bizde bu anlamda eski kaç marka var? Hacı Bekir ve Kurukahveci Mehmet ilk akla gelenler. Bunlara Vefa Bozacısı, Hacı Şakir vb. eklenebilir. Ama bazıları bugün el değiştirmiş durumda.

 

Firuzan’la Büyükçekmece tarafına pedallayacağız. Sabah 9’u 10 geçe gibi Bostancı’dan trene biniyoruz. 1 saat sonra Mustafa Kemal istasyonunda inip Küçükçekmece gölü kenarında pedallamaktayız. Sabahın serinliği daha geçmemiş olsa da güzel bir gün olacak gibi. Taş köprüden geçip Avcılar parkına varmak için biraz otoyolun kenarındaki alt yoldan gitmen gerekiyor. Neyse ki bugün fazla trafik yok. Avcılar Parkı dolgu alanına yapıldı. Buraları, Maltepe Parkı da, deprem durumunda ne olacağı merak konusu. Denizin dolguları geri alacağı söyleniyor :((

 

Her zamanki kahvede, Hacı Osman Ağa Cami karşısında, kahvaltımızı edip -bu arada hatırlayan arkadaşlardan da tebrikleri kabul buyurup- Ambarlı tesisleri kenarından, artık çift gidiş geliş olmuş yoldan kayarak inmekteyiz. Güneş yüzünü göstermeye başladı. Hava ısınıp güzel bir kıvam almakta. Beylikdüzü’ne çıkmak için araç yolunu kullanırsan inanılmaz uzar, kocaman bir yay çizmek zorunda kalırsın. O nedenle bir kısım yolu tersten pedallıyoruz. Biraz terso iş ama başka çare yok. Ne var ki bu sefer yolun kenarını süpüren belediyenin kocaman aracı karşımızdan bize doğru ürkütücü bir şekilde gelmekte. Bu ters oldu işte. Hafif bir panik durumu ortaya çıkıyor ama dikkatlice çevresinden dönerek, karşıdan bereket fazla gelen olmadığından, hızla aşıyoruz. Burada [e] desteğinin katkısını gördük. Yokuş yukarı olan yolda hızımızı artırarak çabucak uzaklaşabildik araçtan. Zaten bu anlamda [e] Destek müthiş. Eskiden yokuş çıkarken kavşağa geldin mi araçların ortasında asılı kalırdık. Hızın yok, adamlar sabırsız. Kimi korna çalar, kimi önünden dalar falan filan... Bilirsiniz bu durumları, nasıl bir duygudur?

 

Ambarlar sonrası  bir sıkı tırmanış var, onu ikiye bölerek çıkıyoruz. Buralara ilk gelişimizde bilemedik, tek rampadan çıkardık. Gerçi o zaman da gençtik desem ne kadar doğru olur? Olur ya. 5’lerdeydik. Vay be...

 

Beylikdüzü sonrası Gürbulak’a kadar yoğun değildir araç trafiği. Son gelişimizde daha inşa halinde olan bazı bölümlerde çalışmalar sona yaklaşmış. Acaba denize inen yol balıkçı haline kadar devam ediyor mu merakı içinde ilerliyoruz, ancak kıyıya vardığımızda ara kısmın kapalı olduğu ortaya çıkıyor ve tekrar geri dönüp bildiğimiz yoldan devam pedallamaya.

 

Şu sıralar gene Bohren & der Club of Gore dinliyorum. Kuruluşu 1988’e kadar geri gidiyor. Ama bu süre içinde değişen elemanlar olduğu gibi tarzları da Metal ve Hardcore yerine Dark Jazz ve Ambient karışımı olmuş. Grubun adı başta sadece Bohren, ama kendilerini enstrümantal müziğe özendiren Hollandalı gruba saygı nedeniyle Gore’yi isimlerine eklemişler. Karanlık bir havayı yansıtabiliyor müzikleri, tehditkar ve ıssız. Dinleyin ve siz karar verin: Prowler




Gürbulak kıyısı havanın da güzel olması nedeniyle kalabalık. Yapılan düzenleme halen sürmekte. Bu nedenle ortalık karışık durumda. Bazı yerlerin bisikletle geçilmesi zorlaşmış. Yazdan beri süren bu durum biraz fazla uzamış gibi!

 

Starbucks dolu, az ileride Yemen Kahvesi var. Hem kahve hem birer pasta ile nefeslenip memleketimden insan manzaralarını izliyoruz.

 

Bugün yeni yollar bulabilir miyiz diye farklı yerlere saptık. Bazıları sonuç vermedi geri döndük. Büyükçekmece Belediye binası önünde geniş bir alan var. Köşesine de dev, metalden bir 3teker heykeli konulmuş. Hoş duruyor. Hemen önünde fotoğrafımızı çektik sonra otoyolun altından geçip ilçenin içinden, burasını sayfiye şehrine benzetiyor Firu, sonra da Çakmaklı yönüne, yeni açılmış çift şerit yoldan hafif hafif tırmanarak Alkent 2000’e doğru, Büyükçekmece Gölünün kuzeyinden devam ederek yavaş yavaş trafiğin arttığı bölgelere geldik. Mercedes Benz’in kenarından, BİM deposunun önünden, otoyolun üstünden geçip Esenkent’e...

 

İllaki birileri çıkıp sizi rahatsız edecek. Ya beklemiyor-önüne çıkıyor, ya yakın geçiyor, ya da hemen önünden sağına dönüyor... Biz de bu deyyusların arasında pedallamaya devam ediyoruz. Bisiklet yolu bulduk mu oradan, bulamadık mı aralardan Halkalı’ya varışımız 16.15. Ön vagonda yerimizi alıp 1 saatlik yolculuk sonrası Bostancı ve yarım saat sonra da eve varmış oluyoruz.

 

Güzel bir günde güzel bir kutlama oldu. Devamını evde 2 Martini ile sürdürüyoruz... :)) :)) :))

 












 

bisikletle 70 x 3,14 = 219,8: Dudullu-Bostancı-(tren) Mustafa Kemal-Küçükçekmece-Avcılar-Ambarlı-Beylikdüzü-Gürpınar-Büyükçekmece-Çakmaklı-Esenkent-Altınşehir-Halkalı-(tren) Bostancı-Dudullu

 

Tur tarihi: 14 Kasım 2021

Alınan yol: 81 km
Ortalama hız: 17,3 km/sa

En yüksek hız: 48,7 km/sa
Bisiklete biniş süresi 4 sa 40 dk, dışarıda geçen süre 9 sa 33 dk
En yüksek sıcaklık 22 ˚C, en düşük 8 ˚C, ortalama 14,8 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 995,1 m, kaybı (iniş) 997,1 m
En düşük yükselti 0 m, en yüksek 189,4 m

 

Garmin yol bilgileri bisikletle 70 x 3,14 = 219,8 

 

Relive yol bilgileri bisikletle 70 x 3,14 = 219,8 































8 Kasım 2021

bir ‘Dinozorlar’ klasiği: “Ey Edip Adanada Pide Ye”


Havalar şu sıralar hafta içi süper güneşli, tam bir pastırma durumları, ama nedense pazar olunca kapatıyor, hatta bazen de yağıyor. Neyse ki bu pazar yağmadı ama kapattı. Gene de bisiklet için güzel bir gün oldu. Zaman zaman serin olsa da.

 

Uzaklara gitmeyelim, İstanbul içini pedallayım dedik. Bir arkadaşımız vardı, bir zamanlar aramızdaydı, o bizi gezdirirdi bu yollarda. Onun turunu hatırlamaya çalışarak, güne bir kahvaltı ile başlamak üzere sabah Karaköy’de buluştuk. Bugün 6’lı olacağız; İhsan, Çiğdem, Nurhan, Mehmet ve biz.

 

1979’dan beri sürdürülen İstanbul Maratonu’nun koşulduğu bir gündeyiz. Galata Köprüsü trafiğe kapalı, bize değil. Tekerlekli sandalye ve patenli yarışmacılarla birlikte geçiyoruz. Köprü üzerinde foto muhabirleri yerlerini almış sandalyeli yarışmacıları bekliyorlar. Biz de bizi sanmıştık :)) Yok yaaaa...

 

Siirt Pazarı’nda her zamanki kahvedeyiz (Dostlar Çayevi). Bakkaldan alınan malzemeleri (peynir+domates+biber) fırına verir 10 dk. sonra mis gibi pidelerini alırsın. Bugün pide başı 9 TL (yarın ne olacağı bilinmez!). Böylecene de Türkiye’nin ne kadar pahalılaştığını bir kere daha görürsün. Son gelişimizde 7 liraydı ki 3 ile başlamıştık. Ama “Ekonomimiz çok iyi durumda, her evde otomobil, iki ya da üç telefon var” deniliyorsa da bir yerde yanlış var ama bulabilmiş değilim!

 

Biz buraya Siirt Pazarı diyoruz ama bilinen adı Fatih Kadınlar Pazarıdır. Bozdoğan Kemeri’nden Zeyrek’e doğru uzanan bölge, 1908 yılında 1500 evin yandığı Zeyrek-Çırçır Yangını sonrasında yapılan çalışmalarda bir meydancık olacak şekilde düzenlenmiş. Bugün özellikle Siirtli esnafın bulunduğu çarşının büyük bir kısmını lokantalar oluşturmakta ve Güneydoğu Anadolu mutfağının yemekleri servis edilmekte. Yanı sıra kuruyemiş, bal, bakliyat, peynir, et ve pek çok başka şeyleri bulmak mümkün. Tabii en önemli soru “adı nereden geliyor?” Bu konuda üç ayrı iddia var:

 

  • Kadınlar Pazarı’nın adı bölgenin İstanbul’daki kadın kölelerin satıldığı yer olmasından gelmektedir. Kadınlar Pazarı’nın ismine dair anlatılan rivayetlerden ilki; bu yerin adını Osmanlı döneminde yasal bir meslek olan esircilikten aldığıdır. Esirciliğin başkenti İstanbul’daki bugün Kadınlar Pazarı’nın olduğu bölgede kadın esirler satılırdı. Bölgenin adının bu olaydan dolayı Kadınlar Pazarı olduğu düşünülmektedir.

 

  • Eskiden bu bölgeden sadece kadınlar alışveriş yaptığı için çarşıya bu isim verilmiştir. Çarşının adıyla ilgili anlatılan hikayelerden biri de; bu çarşının Kadınlar Pazarı adını zamanında buradan sadece kadınların alışveriş yapmasından dolayı aldığıdır. Şöyle ki İstanbullu kadınlar Kadınlar Pazarı’nı alışverişlerini yapabilecekleri güvenilir bir yer olarak görmüş ve tüm alışverişlerini buradaki dükkanlardan yapmışlardır. Bu da çarşının adının Kadınlar Pazarı olarak anılmasını beraberinde getirmiştir.

 

  • Kadınlar Pazarı adını eski zamanlarda bölgede satış yapan kadınlardan almıştır. Eskiden Eminönü’nde bir hal varmış ve bu halde zenginlere satılamayacak durumdaki sebze ve meyveler şehrin yoksul kadınları tarafından toplanıp başka bir yerde satılırmış. Kadınlar topladıkları sebze ve meyveleri İstanbul’un çeşitli noktalarında açtıkları tezgahlarda satmışlar ve bu yerlerden sonuncusu da Kadınlar Pazarı’nın bugünkü yeri olmuş. Çarşı da ismini bu olaydan almış.

Sofos


Pideleri yedikten sonra kah ben kah İhsan önde; At Pazar-Karagümrük-Sulukule-1453-Merkezefendi-Zeytinburnu-Veliefendi-Bakırköy-Ataköy-Yeşilköy-Florya-Atatürk Deniz Köşkü-Yeşilyurt-Yenikapı-Sirkeci-Karaköy şeklinde pedalladık..., güzel bir daire çizdik.

 

Atatürk Deniz Köşkü, hem mekanı hem de içindeki mobilya ve Atamıza ait giysilerle insanı bir duygu durumuna sokuyor, hüzün ile mutluluk karışımı.

 

1935 tarihli, karadan 70 metre uzaklıkta deniz tabanına dikilen kazıklar üstüne inşa edilmiş olan köşke ahşap bir iskeleden geçerek ulaşılıyor. Bünyesinde kabul salonu, yatak odaları, banyo ve kütüphanesi var. Bize köşkü gezdiren rehber Tuba Bey de bisiklet sevdalısı olunca turumuz bisiklet konularıyla geçiyor.

 

Yeşilköy’de Firuzan’ın arkadaşı Yeşim ile buluşup Roma Dondurmacısında salep ve dondurma eşliğinde nefeslenip Yeşim’in ralli macerasını dinlemek pek bir keyifli oluyor.

 

Dönüş ise trafiğe kapalı yolu sürüp, polisin “bisiklet yolunu kullan” uyarısıyla kaldırıma çıkarak ve de muhterem halkımızın arasından geçip sonrasında tekrar yola inip Sirkeci’ye yaklaşıyoruz. İhsan almış başının gitmiş bile (ben de hep öyle olmak istemişimdir!)


Nurhan Üsküdar’a geçiyor, İhsan Kadıköy’den, Çiğdem ve Mehmet Fenerbahçe’den ayrılıyorlar. Biz ise FB maçı nedeniyle Hasanpaşa tarafından kaçarak eve ulaşmış oluyoruz.


Pedallarken insanın aklına ne de ilginç şeyler gelir. Bir İspanyolca parçada söylen söz “Pare Cochero” (anlamı koçu durdur) bana bizim Koçero’yu anımsattı. Esas ismi Mehmet İhsan Kilit olan, 1950 yılında işlediği bir suçtan dolayı (adam öldürme) teslim olmadan kanun kaçağı durumuna düşen, silahını eline alarak eşkıya olmayı ve dağlarda, ıssızlıklarda yaşamayı seçmiş kahramanımız şiirlere, filmlere, türkülere konu olmuştur. Yaşamı genel olarak Batman il sınırları içindeki Garzan, Dicle ve Botan Vadileri ile bu çevrelerde geçmiştir. Adı Kürtçe göçer anlamındaki koçer sözcüğünden gelir. Kurulu düzene, baskı ve haksızlıklara karşı yaptığı eylemler zamanla halk arasında efsanevi şekilde anlatılır, adı ülkenin her yanına yayılır. 1964 yılında, Dodan Petrol Kampı çevresinde başlayan silahlı çatışma sonucu 5 Temmuz’da öldürülür. 31 yaşında hayatını kaybeden Koçero, gözü yaşlı bir eş, beş çocuk ve bize bitmeyen bir hikaye bırakır.

 

Gezimizi Hasan Hüseyin Korkmazgil’in Koçero şiirinden bir alıntıyla bitirelim:

 

gocunmayın güzel beyler
hanımlar 

alınıp incinmeyin! 
koçero bir vatandır
yaşanılır boydan boya
koçero bir vatansızlık
bir dağlaşmış yalnızlıktır koçero
mavzerleşmiş bir haksızlık
yanıtsız bir dilekçe!
ben Türkçe anlatamam
o Kürtçe anlatamaz
Farsça çıkmaz doruklara!
gocunmayın güzel beyler
hanımlar
kan bulaşır ellerime

ben anlatamam!

 

Hertelden













bir Dinozorlar klasiği: Ey Edip Adanada Pide Ye: Dudullu-Kadıköy-(gemi) Karaköy-Unkapanı-Edirnekapı-Topkapı-Zeytinburnu-Bakırköy-Yeşilköy-Florya-Yenikapı-Sirkeci-Karaköy-(gemi) Kadıköy-Dudullu

 

Tur tarihi: 7 Kasım 2021

Alınan yol: 90 km
Ortalama hız: 16,2 km/sa

En yüksek hız: 45,8 km/sa
Bisiklete biniş süresi 5 sa 34 dk, dışarıda geçen süre 9 sa 51 dk
En yüksek sıcaklık 22 ˚C, en düşük 13 ˚C, ortalama 15,5 ˚C
Yükselti kazancı (çıkış) 928,5 m, kaybı (iniş) 930,9 m
En düşük yükselti 0 m, en yüksek 128 m


Garmin yol bilgileri bir ‘Dinozorlar’ klasiği: “Ey Edip Adanada Pide Ye”

Relive yol bilgileri bir ‘Dinozorlar’ klasiği: “Ey Edip Adanada Pide Ye”